'İstanbul'da yıkıcı deprem uzak değil'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Yapılan tüm bilimsel tahlil ve tahminler, değerlendirmeler, eldeki veriler, İstanbul veya civarında büyük ve yıkıcı bir depremin uzak olmadığını gösteriyor" dedi.

'İstanbul'da yıkıcı deprem uzak değil'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) Hazırlık Toplantısı'na katıldı.

Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıya Bakan Soylu'nun yanı sıra İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, AFAD Başkanvekili Hamza Taşdelen, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, AFAD İl Müdürü Gökhan Yılmaz, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki de katıldı.

Bakan Soylu, Vali Yerlikaya ve Ekrem İmamoğlu ile birlikte toplantı öncesi kongre merkezinde kurulan afet durumunda kullanılan ürünlerin sergilendiği alanı ziyaret etti, incelemelerde bulundu. Bakan Soylu toplantıda yaptığı konuşmasında, Türkiye'nin 1999'u, afet yönetiminde bir milat kabul ettiğini ancak 1900-2000 yılları arasında Türkiye'de 70 adet büyük ve yıkıcı deprem yaşandığını belirterek "1939 Erzincan depremindeki can kaybı 33 bin kişi, 1943 Tosya Ladik depreminde can kaybı 4 bin kişi, 1976 Van Çaldıran depreminde can kaybı 3 bin 840 kişidir. Bunların haricinde 1914 Burdur, 1944 Bolu,1975 Lice, 1983 Erzurum, 1992 Erzincan depremleride bu yıkıcı depremlerden birkaçıdır" dedi.

'YAPILAN TÜM BİLİMSEL TAHLİL VE TAHMİNLER...'

Soylu, "Milattan önce 200 ile milattan sonra 1900 yılları arasında Türkiye ve çevresinde ciddi hasara sebebiyet vermiş 1175 deprem tarihçilerin kayıtlarında yer alıyor. Bu depremlerden en fazla etkilenen il ise 214 sarsıntı ile İstanbul. Yapılan tüm bilimsel tahlil ve tahminler, değerlendirmeler, eldeki veriler, İstanbul veya civarında büyük ve yıkıcı bir depremin uzak olmadığını gösteriyor. Elbette ki zamanı belli değil ama herkes bilmelidir ki önümüzde 50 veya 100 yıllık bir zaman, ne yazık ki yoktur. Türkiye'de 1999 tarihinden sonra, deprem konusunda hem strateji hem de fiili sonuç üretme anlamında, çok ciddi adımlar atıldı. 1999 depremi elbette ki bizim için bir milat. Ondan sonra Türkiye birçok adımı peşi sıra atmasını bildi. Türkiye kapasitesini geliştirdi. Hırvatistan'da deprem oldu ilk müdahale ekiplerini biz gönderdik. Çünkü depremin sıkıntısını ve acısını biliyoruz" diye konuştu.

'BİRÇOK GECE BU BENİM UYKUMU, BENDEN ALAN BİR KORKUDUR'

Soylu şöyle devam etti:

"Türkiye Afet Müdahale Planı'nda kurumlar arası koordinasyonu başarılı şekilde gerçekleştirdik ve planı 2020 tecrübelerine göre güncelledik. İstanbul'u bu konuda biz mastır olarak kabul ettik. Sadece 600'e yakın toplantı İstanbul'da gerçekleşti. Bir tek derdimiz var, bir büyük depremde ve bir büyük İstanbul depreminde ayazda kalmamak, milletimize mahcup olmamak. Birçok gece bu benim uykumu, benden alan bir korkudur. Eğer bu millete, böyle bir şeyle karşı karşıya kalırsak ki kalabileceğimiz hepimizin malumudur, zaman açısından ne zaman olduğunu bilmiyoruz, burada devlet olmanın gerekliliğini yerine getirememe korkusu bu ülkenin bir evladı olarak hakikaten beni zorlamaktadır. Beklenen İstanbul depreminde iletişim konusuda, mobil operatörlerden, telsiz sistemine kadar 1,5 yıldan bu yana çok ciddi bir çalışma yapıldı.

DEPREMDE İLETİŞİM UYGULAMALARI

Soylu, "AFAD uygulaması hazırlandık. Yaklaşık şu anda 150 bin kapasiteyle, 3 milyon kapasiteye kadar konuşabiliriz. WhatsApp'tan daha kıymetli olduğunu düşündüğümüz, kendi açımızdan daha kripto, yazılımı ve kodlamasını kendi arkadaşlarımızın yazdığı, başka bir program üzerinden nitelendirmediğimiz bir yazılımımızla beraber gidiyoruz. Orada elde ettiğimiz kapasiteyi şimdi AFAD uygulamasında da aynı şekilde kullanma kabiliyetini ve yeterliliğini elde ettik. Toplanma alanları konusunda Jandarma Komutanlığı'nın, bu konuda çalışma grubu başında ciddi bir çalışma ortaya koyarak, 1,29 metrekareden, 3,36 metrekareye, yaklaşık 5 bin 599 toplanma alanı sayısına kadar çıkıldı. O AFAD uygulamasında, onu toplanma alanına en yakın toplanma alanına götürecek. Ondan sonra uyaracak böyle yapmalısınız. Eğitim programları olacak, konuşma programları olacak. Enkazın altından iletişim imkanına sahip olacak. Aynı zamanda bir başka cep telefonunu santral olarak kullanıp onun üzerinden iletişim kurabilme imkanına sahip olacak" diye konuştu. 

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Soylu şöyle devam etti:

"Türkiye'nin ilk risk azaltma projesi olan İSMEP kapsamında bugüne kadar bin 135 okul binası, 115 sağlık binası, 38 yurt binası ve 77 diğer idari bina depreme karşı hazırlandı. 1999 sonrası yapılan okulların geçici barınma alanı olarak kullanılması, afet anında mahalle irtibat ofislerinin kurulması, ilçelerde afet acil durum yönetim merkezlerinin kurulması çalışmaları devam etmektedir. Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında İstanbul'da azımsanmayacak bir faaliyet ortaya konuldu. 2012 - 2020 arasında İstanbul'da 366 bin 837 bağımsız birime sahip toplam 73 bin 323 bina riskli yapı olarak tespit edilmiştir. Tespiti yapılan 73 bin 323 binadan 62 bin 719'u yıkılmıştır.

Bu tespitler dış gözlem yoluyla değil, daha ziyade karot alma şeklinde yapılan tespitlerdir. İstanbul ilinde bugüne kadar kentsel dönüşüm çalışmalarına verilen desteğin parasal büyüklüğü ise 5,6 milyar Türk Lirası'dır. Türkiye'nin bugün afet yönetiminde ulaştığı kapasite, devletinin gücü, milletinin feraseti, her türlü afetle ve sıkıntıyla baş etmeyi mümkün kılacak seviyededir. Burada mesele, toplumun tüm bireyleriyle, tüm kurumlarıyla birlikte işe ciddiyetle sarılmaktır. Deprem tehdidi, şu an ülkemizin ne yazık ki her köşesinde mevcuttur. Ne karamsarlığa, ne paniğe ne de gereksiz iyimserliğe kapılmamak lazımdır" ifadelerini kullandı.