‘İyi hali’ gözlenmiş… Hrant Dink’in katili Ogün Samast tahliye edildi

AGOS Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de gazete binasının önünde düzenlediği silahlı saldırıda öldüren Ogün Samast, şubat ayında nakledildiği Bolu F Tipi cezaevinden koşullu salıverilme kapsamında akşam saatlerinde tahliye edildi.

featured

Agos Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de gazete binası önünde o dönem 17 yaşında olan Ogün Samast tarafından düzenlenen suikast sonucu yaşamını yitirdi. Cinayetin faili olduğu belirlenen Ogün Samast, 20 Ocak 2007’de Samsun otogarında yakalandı. 24 Ocak 2007’de tutuklanan Ogün Samast, geçen şubat ayında cezasını çektiği Kandıra F Tipi cezaevinden Bolu F Tipi cezaevine nakledildi.

16 yıl 10 aydır cezaevinde bulunan Samast’ın 1 yıl önce iyi halinden dolayı koşullu salıverme kapsamında cezasının dolduğu ve cezaevi yönetimi tarafından bu süreçte deneme aşamasında olduğu öğrenildi. DHA’nın aktardığına göre, kişisel gelişimi için yapılan gözlemlerde iyi hali olduğu gözlenen Samast, koşullu salıverme şartlarını taşıdığına kanaat getirilerek tahliyesine karar verildi.

Samast, şubat ayından bu yana cezasını çektiği Bolu F Tipi cezaevinden saat 19.50’de tahliye edildi. Samast’ın cezaevi çıkışında ailesi tarafından karşılandığı öğrenildi.

DHA’nın aktardığına göre, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in ise Samast’ın tahliyesine ilişkin konuşmak istemediği öğrenildi. Dink ailesi avukatlarından Bahri Bayram Belen tahliyeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘YASİN HAYAL’İN, ERHAN TUNCEL’İN ÇIKMA İMKANLARI YOK’

Avukat Bahri Bayram Belen, şunları kaydetti:

“Hrant’ın öldürülmesiyle ilgili iki grup dava var. Birincisi tetikçiler diyeceğimiz, doğrudan suçu işleyen Ogün. Bunu organize eden Yasin Hayal ve geniş çaplı organize eden de Erhan Tuncel. Bir de onların 10-15 kişilik mahalle arkadaşları. Bunlarla ilgili dosya ayrıldı ve kesinleşti. Ondan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararla kamu görevlileriyle ilgili de dava açıldı. Mesela, Trabzon Emniyeti Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi ve İstanbul’daki polislerle ilgili… İkinci olarak yine bu karardan sonra Trabzon Jandarması, İstanbul Jandarması ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan bazı değişik rütbeli subay ve ast subaylar… Kamu görevlileriyle ilgili dava devam ediyor. Ogün Samast ve diğerleriyle ilgili dava bitti. Ogün Samast, cinayet zamanında, 2007 yılında 18 yaşını doldurmamıştı ve bu nedenle aslında tahammüden öldürmenin cezası olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onda indirime gitti. Ogün Samast bu indirimli cezayla ceza evinde kaldı. Cezaevindeki kaldığı süre içerisinde başka suçlar işledi. Hem onların infazı hem de bu süre içerisinde suç işlediği için verilen ana cezadaki infaz yandı. Sonradan birçok af yasası çıktı. İnfaz yasası adında af yasaları çıktı. Son olarak da sanıyorum ki denetimli serbestlik, son infaz yasası nedeniyle denetimli serbestlikle bırakıldı. Yasin Hayal’in, Erhan Tuncel’in çıkma imkanları yok. Bunlarla ilgili karar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları. Erhan Tuncel’in örgüt üyeliğinden de var. Ogün Samast’ın daha evvel çıkması gerekiyordu bu nedenle biraz erken çıktı. Hem Türkiye’de hem de dünyada hiçbir kişinin tutukluluğu, suçu ne olursa olsun ve kim olursa olsun, kime karşı olursa olsun, ebedi tutukluluğa dönüşemez. Cezası kesinleşmiş olsa bile, cezası ebedi mahkumiyet ve ebedi infaza dönüşemez” dedi.

‘OGÜN SAMAST’IN ÇIKMASINDA ÇOK ŞAŞILACAK BİR ŞEY OLMADIĞI KANISINDAYIM’

Belen, “Hrant’ın ölümü bir düşünür, bir yazar, bir gazeteci olarak hem ailesini hem de Türkiye’yi çok üzmüştür. Türkiye için çok büyük bir kayıptır. Mevcut yasal sistem içerisinde Ogün Samast’ın bırakılması, ayrıntısını bilmiyorum, cezaevi müdürlüğü ve infaz savcılığı bilir. Müddetname vardır, oradaki cezası ne kadar süre sonra çıkacağı, hangi disiplin suçunu işlediği için infazının yandığı ve bu nedenle süresinin ne kadar uzadığı, sonradan hangi suçu işlediği ve bu nedenle infazın ne kadar olduğu konuları, müddetnamede görülür. Bunları şu anda biz bilemiyoruz. Şu anda Ogün Samast’ın çıkmasında çok şaşılacak bir şey olmadığı kanısındayım” diye konuştu.

AİLE ÜZÜNTÜSÜNÜ YENİLEDİ; OGÜN’ÜN DAHA EVVEL ÇIKMA DURUMU OLDUĞUNU BİLİYORLAR

Dink ailesinin tahliyeyle ilgili alacağı kararlarla ilgili de Belen, “Adım atılacak bir şey yok. Kesinleşmiş bir karar. İnfazın uygulanması, artık kararı veren mahkemenin dışında infaz savcılığının ve yanlışlar olması halinde infaz hakimliğinin bakacağı işler. Kamu görevlileriyle ilgili dava devam ediyor. Aileden haberim var. Elbette üzülüyorlar ama onlar da yasal koşulları, tahliyenin daha evvel, Ogün’ün yaşı küçük olduğu için daha evvel çıkma durumunun olduğunu onlar da biliyor. Üzüntülerini yenilediler, tazelendi acıları. Hepimizin de öyle. Hrant gibi bir insanın kaybı, onu yeniden, Ogün’ün dışarı çıkmasıyla yeniden yaşamış olduk o acıyı” dedi.

CEZASI NASIL HESAPLANDI?

AA’nın aktardığına göre, Ogün Samast hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 16 Haziran 2021 tarihli müddetnamede, şartla tahliye tarihi 19 Şubat 2023, bihakkın tahliye tarihi ise 7 Aralık 2034 olarak hesaplandı.

Müddetnameye göre, Samast’ın denetimli serbestlikten yararlanmak için değerlendirmeye alınacağı tarih 19 Şubat 2022 olarak belirlendi.

Ogün Samast hakkında bugün, şartla tahliye işlemi başlatılması için idare gözlem kurulu tarafından koşullu salıvermenin uygun olduğuna dair karar alındı.

Samast, infaz hakiminin onayı sonrası cezaevinden tahliye edildi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davaya bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dink’in katili Samast’ın olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle dosyasını ayırarak, İstanbul Nöbetçi Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermişti.

Mahkeme, 6008 sayılı “Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 8. maddesiyle, CMK’nın 250. maddesinin 4. bendine eklenen fıkradaki hüküm gereği, Samast hakkındaki dava dosyasını çocuk mahkemesine göndermişti.

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi de 25 Temmuz 2011’de Samast’ı, “Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Olay tarihinde Ogün Samast’ın 16 yaşını bitirmiş, 17 yaşını tamamlamamış olduğunu belirten mahkeme heyeti, Samast’ın cezasını üçte bir oranında indirim uygulayarak 21 yıl 6 aya indirmişti.

Samast’ı “ruhsatsız silah taşımak” suçundan da 2 yıl hapis ve 900 TL adli para cezasına mahkum eden mahkeme heyeti, olay tarihindeki yaşını göz önüne alarak bu cezayı da 1 yıl 4 ay hapis ve 600 TL adli para cezasına çevirmişti.

Öte yandan Samast, cezaevindeyken hakkında Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından cezaevindeki gardiyanlara saldırdığı gerekçesiyle açılan dava kapsamında 5 yıl 1 ay 13 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

19 OCAK 2007’DE SIKILAN KURŞUNDAN SONRA NELER OLDU?

Hrant Dink, Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bir bankadan çıktıktan sonra 19 Ocak 2007’de 17 yaşındaki tetikçi Ogün Samast tarafından silahla öldürüldü.

Cinayetin ardından kaçtığı Samsun’da yakalanan Samast ile cinayetin azmettiricileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in de aralarında bulunduğu 12’si tutuklu 18 sanık hakkında, 20 Nisan 2007’de dönemin özel yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

Birleşen dosyalarla sanık sayısının 20’ye çıktığı davada, tahliye kararları sonrası 3 tutuklu kaldı. 25 Ekim 2010’daki duruşmada, yaşı 18’den küçük olan Samast hakkındaki dosya ayrılarak İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Bu mahkeme, 25 Temmuz 2011’de Ogün Samast’ı 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı.

Davanın 20. duruşmasında mütalaasını veren dönemin duruşma savcısı ve FETÖ firarisi Hikmet Usta, “Dink cinayeti eyleminin, Ergenekon terör örgütünün Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu” değerlendirmesinde bulundu.

İlk kararını, 17 Ocak 2012’de açıklayan mahkeme, 4 sanığa “cinayete azmettirme ve yardım” gibi suçlardan çeşitli cezalar verdi. Erhan Tuncel tahliye olurken, sanıklardan hiçbiri örgüt suçundan ceza almadı.

Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 15 Mayıs 2013’te sanıkların “silahlı terör örgütü” değil, “suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt” üyesi olduklarına hükmederek, kararı bozdu. Yeniden görülen davada, azmettirici Tuncel, 24 Ekim 2013’te tutuklandı.

SORUŞTURMA SEYRİ FETÖ’CÜ SAVCILARIN AÇIĞA ALINMASIYLA DEĞİŞTİ

Cinayetin ardından başlatılan ve uzun zaman sürüncemede bırakılan soruşturmanın seyri, 17/25 Aralık operasyonunun ardından FETÖ’cü savcıların açığa alınmasıyla değişti. Dönemin yetkilileri, paralel yapılanma tartışmalarını hatırlatarak, Dink cinayeti dosyasının yeniden ele alınmasını istedi.

Dink ailesi, 6 Mart 2014’te, cinayette sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma yürütülmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasının ardından İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine verilen davada, 7 Mart 2014’te Erhan Tuncel tekrar tahliye edildi.

KAMU GÖREVLİLERİ 8 YIL SONRA SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ

Cinayette ihmali olduğu iddia edilen, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve eski İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör ile emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu kamu görevlileri hakkında daha önce verilen takipsizlik kararı, Dink ailesi avukatlarının itirazı üzerine Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesince 6 Haziran 2014’de kaldırıldı.

Böylece, cinayette ihmalleri olduğu belirtilen kamu görevlilerinin yargılanmasının yolu açıldı.

İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Ekim 2014’de Yargıtay’ın bozma kararına uyarken, tetikçi Samast’ın İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde “terör örgütü üyeliği” suçundan yargılandığı dosya, 9 Aralık 2014’te bu davayla birleştirildi.

FETÖ soruşturmaları kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan dönemin özel yetkili savcılarından Muammer Akkaş’tan 3 yıl sonra alınan Dink cinayeti dosyasının savcı Yusuf Hakkı Doğan’a verilmesiyle soruşturma hız kazandı.

Cinayetten yaklaşık 8 yıl sonra yargılama yolu açılan, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da şüpheli kamu görevlileri olarak soruşturmaya dahil edildi.

Doğan’dan sonra dosyayı devralan savcı Gökalp Kökçü ise Cerrah, Akyürek ve Yılmazer’in yanı sıra, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, eski emniyet müdürleri Ahmet İlhan Güler ve Coşgun Çakar’ın da aralarında bulunduğu 26 kamu görevlisi hakkında, “tasarlayarak kasten öldürmek, silahlı örgüt kurmak ve üye olmak” gibi suçlardan iddianame hazırladı.

Dosyanın gönderildiği mahkeme ile davaya bakan mahkeme arasındaki uyuşmazlığın Yargıtayca çözülmesinin ardından 34 sanığın yargılandığı davanın duruşması 19 Nisan 2016’da yapıldı. Ordu Vali Yardımcısı eski Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Ali Özkılınç’la ilgili iddianamenin de kabul edilmesiyle sanık sayısı 35’e çıktı.

‘FETÖ’NÜN ŞİDDET İÇEREN BİR BAŞLANGIÇ EYLEMİ’

Heyet başkanlığı değişiminden sonra dava, 2017’de hız kazanarak duruşmalar 15 gün arayla sıralı yapıldı.

Cinayete ilişkin savcı Gökalp Kökçü tarafından, boyutu genişletilerek sürdürülen soruşturma sonucunda, firari terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler Faruk Mercan, Ekrem Dumanlı ve Adem Yavuz Arslan ile avukat Halil İbrahim Koca hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Dink cinayetine ilişkin en kapsamlı soruşturmanın tamamlanmasından sonra Gülen, Öz ve Ekrem Dumanlı ile meslekten ihraç edilen jandarma görevlilerinin de bulunduğu 51 şüpheli hakkında yeni iddianame hazırlandı.

Cinayetin FETÖ ile bağlantısı anlatılan iddianame, “Dink cinayetinin, Fetullah Gülen’in sapkın dini inançları referans alınarak başka bir düzen getirmek için FETÖ’nün şiddet içeren bir başlangıç eylemi olduğu” belirtildi.

Mahkeme 2 Haziran 2017’de, 50 sanıklı yeni iddianameyle 35 sanıklı ana dava dosyasının birleştirilmesine hükmetti.

Birleşmeyle 85 sanığa çıkan dava kapsamında, Gülen’in 2 Haziran 2017’de gıyaben tutuklanmasına, aralarında Ekrem Dumanlı, Zekeriya Öz’ün de bulunduğu 6 sanık hakkında da yakalama emri çıkarılmasına, 28 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Mahkeme, 20 Ocak 2017’deki duruşmada, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski emniyet müdürleri Hanefi Avcı ve Emin Arslan ile gazeteci Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu 51 kişinin tanık olarak dinlenilmesine karar verdi.

Duruşmalardaki tahliyelerle tutuklu sanık sayısı 2018’de 4’e düştü.

ANA DAVA SANIĞI 9 KİŞİDEN 7’Sİ CEZA ALDI

Mahkeme heyeti, 13 Haziran 2019’daki duruşmada ana dava hükümlüleri Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in de aralarında bulunduğu 9 kişinin dava dosyasını zaman aşımı ihtimali nedeniyle ayırdı.

Mahkemenin 9 Temmuz 2019’da açıkladığı kararla Erhan Tuncel 99 yıl 6 ay, Yasin Hayal 7 yıl 6 ay, Ogün Samast 2 yıl 6 ay, Zeynel Abidin Yavuz 14 yıl 22 gün, Tuncay Uzundal 16 yıl 10 ay 15 gün, Ahmet İskender ile Ersin Yolcu 1 yıl 10 ay 15’er gün hapisle cezalandırıldı, Salih Hacısalihoğlu ve Osman Hayal ise beraat etti.

‘CİNAYET DOĞRUDAN FETÖ TARAFINDAN YAPILDI’

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki 76 sanıklı davada ise süreçte tanık beyanlarına başvuruldu.

Davanın 20 Şubat 2020’deki duruşmasında tanıklığına başvurulan Kürşat Yılmaz, “kendisine Hrant Dink’in resmini gösteren bazı kişilerin onu öldürmesini istediğini ancak bu teklifi, ‘Türkiye zor duruma düşer’ diye kabul etmediğini” öne sürdü.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Dink cinayeti soruşturmasının eski savcılarından FETÖ firarisi Muammer Akkaş hakkında, 6 Kasım 2020’de, “FETÖ üyelerini koruma gayesiyle işlem yapmayarak dosyayı sürüncemede bıraktığı” gerekçesiyle, “silahlı terör örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanmak” suçlarından 17 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

Mahkemenin 14 Aralık 2020’deki duruşmasında savcılığın sunduğu esas hakkındaki mütalaada, cinayetin doğrudan FETÖ tarafından yapıldığına dikkat çekildi.

‘DİNK’İN MUTLAK SURETLE ÖLDÜRÜLECEĞİ BİLİNİYORDU’

Mütalaada, istihbarata iletilen Hrant Dink’in öldürüleceği yönündeki hayati önem taşıyan bilgilerin, raporlara yansıtılmayarak kasten gizlendiği, cinayete dair tetikçi ismi ve detay bilgilerinin yer aldığı raporun, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Daire Başkanlığı kayıtlarından yok edildiği kaydedildi.

Mütalaada ayrıca Dink’in mutlak suretle öldürüleceği bilinmesine rağmen örgüt tarafından amaç suçun gerçekleşmesi için araç suç olan cinayetin gerçekleşmesinin beklendiği vurgulandı.

CİNAYET 14. YIL KARARA BAĞLANDI

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 76 sanığın yargılandığı Dink cinayeti davasını 26 Mart 2021’de karara bağladı.

Mahkeme, aralarında dönemin kamu görevlileri tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 26 sanığı 3 yıl 4 ay ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezalarına çarptırırken, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu 39 sanık hakkında düşme ve beraat ile ret kararı verdi.

Mahkeme heyeti ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Ekrem Dumanlı ve Zekeriya Öz’ün de aralarında bulunduğu 13 firari sanığın dosyasını ayırdı.

FİRARİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU

Mahkeme, cinayetin FETÖ’nün talimatları, amaç ve ideallerine uygun olarak sanıkların iştirakiyle işlendiğine karar verdi.

Kararda, “Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, söz konusu cinayet eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatları ve örgütün amaç ve ideallerine uygun olarak mahkememiz dosyasında hüküm kurulan sanıkların iştiraki ile işlendiğine kanaat getirilmiştir.” denildi.

Davanın tutuksuz 6 sanığı hakkında tutuklama kararı veren heyet, aralarında tetikçi Ogün Samast ile Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in de bulunduğu 7 kişi hakkında FETÖ kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan, 6 kişi hakkında da başka suçlardan suç duyurusunda bulunulmasını hükmetti.

Dosyası ayrılan 13 firari sanıkla ilgili yargılama da 8 Haziran 2021’de başladı. 14 Temmuz’daki duruşmada, FETÖ elebaşı Gülen ve 10 firari sanığın kaçak sayılmalarına ve mal varlıklarına el konulmasına hükmedildi. Eylül ayında, celse arasında firari sanıklar Zekeriya Öz ve Ekrem Dumanlı da kaçak sayıldı, mal varlıklarına el konuldu.

DİNK AİLESİNİN AVUKATLARI VERİLEN CEZALARI YETERSİZ BULDU

Ana davanın gerekçeli kararı da 14 Temmuz 2021’de açıklandı. Bu kararda, “İstihbarat Daire Başkanlığında görevli olan sanıklardan Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in cinayetin tasarlama şeklinde tespit edilen eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları” belirtildi.

Kararda, Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Faruk Sarı’nın konumları nedeniyle gereken tedbirleri alıp müdahale etmek yerine cinayetin gerçekleşmesini, bunun öncesi ve sonrasında bilgi, kayıt ve belgelerin yok edilmesini sağladıkları aktarıldı.

Temyize açık bu karara, haklarında ceza verilen sanıklar ile cezaların yetersiz olduğunu öne süren Dink ailesi avukatları itiraz etti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 5 Mayıs 2022’de, sanıklar, avukatları ve müdahillerin yaptığı istinaf başvurularını inceledi, sanıklar Ercan Demir, Birol Ustaoğlu, Eyüp Temel ve Mustafa Küçük hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak”, sanık Hamza Celepoğlu ise “kasten öldürme” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik başvuruları esastan reddetti.

Sanıklar Ali Poyraz, Ali Fuat Yılmazer, Mehmet Uçar, Ramazan Akyürek “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçu yönünden davanın reddi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden reddine hükmeden daire, sanıklar Ahmet İlhan Güler, Ali Poyraz, Ali Fuat Yılmazer, Engin Dinç, Mehmet Uçar, Muhittin Zenit, Ramazan Akyürek, Sabri Uzun ve Şükrü Yıldız hakkında “görevi kötüye kullanma” ve Yıldız hakkındaki ayrıca “bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs” suçundan verilen düşme kararının da usul ve yasaya uygun olduğunu kararlaştırdı.

Daire bazı sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının kaldırılmasına yönelik istinaf başvurularını da reddetti. Dava dosyası Yargıtay’da ele alınacağı günü bekliyor.

FİRARİ HÜKÜMLÜ İSKENDER KIRGIZİSTAN’DA YAKALANDI

Dink cinayeti davası kapsamında hakkında “tasarlayarak adam öldürmeye yardım etmek” suçundan 12 yıl 6 ay, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan da 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası bulunan firari hükümlü Ahmet İskender, 26 Şubat 2022’de Kırgızistan’da sahte pasaportla yakalandı.

Türkiye’nin Kırgızistan Büyükelçiliği ve İçişleri Müşavirliği, Kırgızistan İçişleri Bakanlığı ile irtibata geçerek İskender’in Türkiye’ye iadesini istedi.

İskender, İnterpol-Europol Daire Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı personeli tarafından Kırgızistan’dan Türkiye’ye getirilen İskender, 27 Mart 2022’de çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak, Metris 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi.

thumbnail
İlişkili Haber

Adalet Bakanlığı’ndan Ogün Samast açıklaması

‘İyi hali’ gözlenmiş… Hrant Dink’in katili Ogün Samast tahliye edildi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Türkiye hukuk devleti falan degil ve bundan sonra da agizlarina hukuk kelimesini almamalari gerekiyor. Bu hareketle devlet kendi kendini yok ediyor. Inanilir gibi degil. Yaziklar olsun.

  2. Bir insanı tasarlayarak öldüren birisi nasıl çıkabilir. İnsanlık adına çok üzücü.

  3. Baska işiniz yok bunun iyi halini gördünüz, öyle mi? Emeği geçen herkesin Allah belasını versin.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!