Kalp hastalıklarında teşhis! Çok duyulan az bilinen tıbbi bilgiler

Kalp hastalıklarında teşhis! Çok duyulan az bilinen tıbbi bilgiler

1- ANAMNEZ (HASTALIK HİKAYESİ) NEDİR?

Adı hastadan hikâye almak olsa da aslında hastaya hastalığının hikâyesini anlattırmaktır.  Anamnez kısaca hastanın hastalık hikâyesini kapsamlı bir şekilde öğrenerek kişinin hasta olup olmadığını anlamaya çalışmak ve hastalığın ayırt edici tanısına ulaşmak üzere hastaya sorulan soruların ve alınan cevapların tümüdür. Anamnez, hekim ile hastanın ilk teması olup; aynı zamanda hastayla profesyonel ve insani zeminde kurulan ilk ilişkidir. Anamnez sonrası hastalık hakkında edinilen fikrin doğruluğunu, hekimin profesyonelliği yanında hastanın kendini ifade etme kapasitesi belirler. Bazen sadece hekimin mesleki bilgilerinin dahi işe yaramadığı bir alandır. Mutlak surette hekimin sosyal dokuyu ve yerel konuşmada kullanılan terimleri de bilmesi gerekir.

Örneğin hasta, “İman tahtamın üstüne bir ağırlık çöküyor” dediğinde etrafta tahta arayacak kadar ya da “Böğrümden bir ağrı girip, ciğerime saplanıyor” dediğinde böğür neresi diye soracak kadar sosyal dokuya hâkim değilseniz işiniz zor demektir.

Sadece bu mu? Hekim, hasta psikolojisinden de anlamak zorundadır. Klinik tecrübelerime göre hasta olup olmadığını sizden öğrenmek için gelen hastalar üç gruba ayrılır.

  1. Sıkıntılarını abartanlar: Zor bir hasta grubu olduğu mutlaktır. Genellikle hekimin konuşmasına müsaade etmezler. Çoklu şikâyet tanımlarlar. Araya girip sormayı başarırsanız görürsünüz ki şikâyet etmediği organı yok gibidir. Beklentileri yüksek olduğu için tatmin olma oranı düşük gruptur. Hasta terimiyle “O doktor bilemedi; bir de filanca doktora gideyim” diyen grup olup genellikle aşırı teşhis nedeniyle başlarını belaya sokan gruptur. Aynı şekilde çok ilaç içtiği için, ilaç yan etkilerinden en fazla nasiplenen gruptur.
  2. Olduğu gibi anlatanlar: Bu tür hastalara bakmak mesleği yaparken dinlenmek gibidir. Ancak hekim asla rehavete kapılmamalıdır. Gevşemek hekimliğin kurdudur; tam gevşediği anda başına öyle bir bela gelir ki her hastanın ayrı bir kitap olduğunu o an anlaşılabilir.
  3. Hasta olmak istemediği için sıkıntılarını kapatmaya çalışanlar: En tehlikeli grup bunlardır. Göğsü sıkıştıysa olayı mutlaka ya yediği kuru fasulyeye ya soğuk çarpmasına ya da birine kızmasına bağlayanlardır. Bu kişiler her an kalkıp gidecekmiş gibi sandalyesinde huzursuzca otururlar. Hastanın kırılma noktası genellikle yaptığı kurnazlığı anladığınızı uygun bir dille ifade etmeniz olacaktır.

Anamnez, o kadar derin bir konudur ki örneğin kalp damar hastalığında tipik bir ağrı ifadesi % 90-95 oranında koroner kalp hastalığının teşhisi demektir. Yine ritim bozukluğu teşhisinde anamnez altın değerindedir. Daha önce tespit edilmemiş bir ritim bozukluğunu sadece anamnez ile teşhis edebilme oranı o kadar yüksektir ki bazen ritim holter kayıtları bile anamnez yanında değersiz kalır. Yine kalp yetmezliği teşhisinde anamnez o kadar değerlidir ki bazen sorduğunuz birkaç soruyu olumlayan bir hastada teşhis cepte demektir.

Velhasıl, iyi anamnez hekimlik mesleğinin sanatsal değerinin bir göstergesidir. Her sanat gibi yeterli zaman ayırma, yoğunlaşma ve sağlam bir algıyla bütünleşmiş tecrübe gerektirir.

KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

  1. Ani başlayan, gittikçe ağırlaşan, göğüste baskı ve basınç hissi kalp krizinin en önemli belirtisidir. Bu ağrı “Angina” olarak isimlendirilir. Bu ağrı ve basınç hissi, sırtta, çenede, boğazda, kollarda, bazen midede dahi hissedilebilir. Tıkanan damarın beslediği alanın yerine ve büyüklüğüne göre ağrının şiddeti, nevi ve bölgesi değişebilir.
  2. Sıklıkla göğsü bir kemerle sıkıyorlarmış hissi olabilir
  3. Ağrı göğüsten, kollara, omuzlara, boyna ve çeneye yayılabilir.
  4. Beraberinde terleme sıktır.
  5. Midede dolgunluk, bulantı, kusma olabilir.
  6. Baş dönmesi olabilir
  7. Nefes darlığı olabilir
  8. Bazen hazımsızlığı taklit eden midede aşırı dolgunluk hissi olabilir
  9. İleri halsizlik, gerginlik, huzursuzluk eşlik edebilir
  • Ritim bozulması sebebiyle ağrıyla birlikte veya olmadan bayılma, baygınlık olabilir

2- EKG (ELEKTROKARDİYOGRAM) NEDİR?

İnsan vücudu muhteşem bir makinedir. Her makine gibi çalışması için elektriksel uyarıya ihtiyaç duyar. İnsan kalbi de elektrikle çalışır. Kendi elektriğini kendisi üreten kalpte, kalp kasları bu sayede kasılır; kapakları bu sayede açılır ve kapanır. Kalbin elektrik jeneratörünü oluşturan hücreler, kalbin sağ atrium denilen bölümünün tepesinde yoğunlaşmıştır. Üretilen elektrik yukarıdan aşağıya; arkadan öne doğru yayılır. Bu elektriksel uyarıların göğüs dış kısmına kadar yansıyan bölümünü kaydetme işlemine elektrokardiyografi; alınan kayıtlara da elektrokardiyogram denir. Göğsün ön bölümüne kadar yayılan bu elektriksel akımları kaydeden ilk kişi Willem Einthoven isimli Hollandalı bir doktor ve fizyologtur. Doğal olarak da Nobel Fizyoloji ve Tıp ödülünü kapmıştır.

EKG, kalbin büyüklüğünden tutun da ritm sorunlarına kadar, ilaç etkilerinden tutun da kalp damarlarındaki darlığa kadar sayısız konuda hekime sayısız bilgi verir.

EKG okumak ve yorumlamak Kardiyoloji hekimlerini diğer hekim grupları arasında itibarlı bir noktaya taşıyan sükseli ancak bir o kadar da netameli bir alandır. Ancak ola ki elektrokardiyogramın içinde gizlenmiş bir ayrıntıyı görememeniz hekim olarak linç edileceğinizin ilanı gibidir.

Her doktorun hülyası iyi EKG okumaktır; ancak kimi başarır kimiyse emekler. Kalp hastalığının tipinin teşhisinde çok değerli bilgiler sunmakla birlikte tamamen normal bir EKG si olan hastanın ağır kalp hastası olabileceğini bilmek gerekir. EKG normal demek EKG normal demektir; kalp hastası değilsin demek değildir…

3- EKOKARDİYOGRAFİ NEDİR?

Ekokardiyografi yüksek frekanslı ses dalgalarını görüntüleme amaçlı kullanan bir cihaz aracılığıyla kalbin dokularının, kan akımının renkli veya renksiz formatta görüntülenmesidir. Doppler ekokardiyografide ise kalp içinde sürekli bir şekilde devam eden kan akım hızları görüntülü ve sesli olarak incelenir. Doku doppler ekokardiyografide ise dokuya çarpan kanın hızı ve hareketi incelenir.

Bazı ekokardiyografi cihazları iki-boyutlu, bazı cihazlar ise üç boyutlu olarak kalbi görüntüleyebilmektedir.

Eğer görüntüleme işlemi göğüs ön duvarına belli pozisyonlarda konulan ve ses dalgaları kullanarak görüntüleme sağlayan özel bir cihaz aracılığıyla yapılıyorsa, işleme göğüs ön duvarından görüntüleme yapılıyor anlamında  “Trans Torasik Ekokardiyografi” işlemi denir. Yok eğer yine ses dalgaları kullanan özel bir cihaz hastaya yutturularak görüntüleme yapılıyorsa, işlem “Trans Özefagial Ekokardiografi” olarak isimlendirilir.

Ekokardiyografi cihazı ile alınan görüntülere ekokardiyogram denir ve  işlem kardiyolojide en sık kullanılan tetkiklerden birisidir. İşlem, kalp hastalıklarında teşhis koymak ve tedavi sırasında takip etmek amacıyla sıklıkla uygulanır. Kalbin büyüklüğü, kalp duvarlarının kalınlığı, kalp boşluklarının ve kalpten ayrılan damarların büyüklüğü, kalp kapaklarının yapısı, kalbi çevreleyen zarların yapısı ve kalınlığı, kalbin pompa fonksiyonu, gevşeme kapasitesi başta olmak üzere kalp konusunda mükemmel bilgiler vererek normal kalplerle hasta kalpleri ayırt etmemizi sağlar.

4- EGZERSİZ STRES TEST

Efor testi ya da Efor EKG olarak da bilinir. Kalp hastalıklarının ayırt edici tanısında kullanılan ve anjiyo dışı yöntemlerle teşhis koyan testlerin arasında, ucuzluğu, kolaylığı ve geniş uygulanabilirliği nedeniyle altın değerinde bir testtir. Kişilerden egzersiz sırasında sürekli EKG kayıtları alınarak ve kan basıncı gibi hayati fonksiyonları sürekli ölçülerek elde edilen traselerdeki elektriksel aktivitelerdeki değişimler değerlendirilerek, kişinin hasta olup olmadığı, hastaysa da hastalığın derinliği konusunda büyük oranda bilgi alınır. Testin duyarlılığı % 60-70 arasındadır.

EGZERSİZ TESTİNE NASIL HAZIRLANILIR

  1. İşlem öncesi en az 4 saat bir şey yememek gereklidir. Ancak su içilebilir
  2. En az 12 saat önce kafeinli bir gıda almamak gerekir
  3. Doktorunuz belirtmediği sürece test günü şu ilaçları almayın:

a)Nitratlı ilaçlar

b)Beta-bloker ilaçlar

Ancak akciğer hastalıkları nedeniyle inhaler kullanıyorsanız işlemden önce kullanabilirsiniz. Nitrat be beta bloker ilaçlar haricindeki diğer ilaçlar için doktora danışmak uygundur.

EGZERSİZ STRES TESTİ NASIL YAPILIR?

Testten önce yapılan işlemin teşhis yönünden hastaya kazandıracağı şeyler ve işlemin potansiyel riskleri anlatılarak bir onam alınır. Sonra göğüste belli bölgelere elektrot ismi verilen ve kalpteki elektrik akımını kaydetmeye yarayan küçük paçler yapıştırılır.

Bazal EKG kaydınız ve kan basıncınız ölçülerek kaydedilir. Sonra bisiklet veya yürüme bantı üzerinde yürüyerek veya pedal çevirerek egzersiz başlatılır. Egzersizin ağırlığı ve hızı kademeli olarak artırılır. Egzersiz sırasında oluşan şikayetleriniz dinlenir ve kaydedilir. Eğer egzersiz sırasında şu şikayetler oluşursa mutlaka bilgi talep edilir.

  1. Göğüste ağrı veya rahatsızlık hissi
  2. Nefes darlığı
  3. Baş dönmesi
  4. Gözün önünde sinek uçuşmaları
  5. Ayak ve bacaklarda şiddetli ağrı
  6. Daha önce hissetmediğiniz herhangi bir şikayet

İşlem sırasında teknisyen sürekli bir şekilde EKG kayıtlarınızı, kalp hızınızı, kan basıncınızı ve solunum hızınızı takip eder. Hastanın şikayetleri başlarsa veya EKG kayıtlarında kalp hastalığını işaret eden belirtiler görülürse veya hedeflenen kalp hızına ulaşılırsa işlem sonlandırılır. Ancak egzersiz çoğunlukla aniden sonlandırılmaz; kan basıncı, kalp hızı ve EKG değişimleri normale dönünceye kadar önce yavaşlama sonra tamamen egzersizi bitirme peryodunda kayıt alınmaya devam edilir. Egzersiz stres test işlemi sırasında test odasında ortalama 20-30 dakika kalınsa da ortalama egzersiz süresi 7-12 dakika arasıdır.

BAŞKA ÇEŞİT STRES TESTLERİ VAR MIDIR?

Evet vardır. Yürüme kapasitesi olmayan hastalar için bu testler yapılır. Bu iki ilacın kalbi hızlandırıcı veya yavaşlatıcı etkisinden faydalanarak, koroner damarlarda önemli boyutta bir darlık olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır.

EĞER DİYABET HASTASIYSANIZ TESTTEN ÖNCE İLAÇLARINIZI NASIL DÜZENLERSİNİZ?

Doktorunuza da mutlaka danışmanız gerekir. Ancak genellikle eğer insülin kullanıyorsanız, mevcut insülin dozajının yarısını yapmanız ve işlemden 4 saat önce hafif bir şeyler yemeniz yeterlidir. Eğer hap kullanıyorsanız ilaçlarınızı içmemeniz ve testten önceki öğünü atlamanız önerilir.

Testten önce ve sonra kan şekerini ölçmek akıllıca bir yaklaşımdır. O nedenle hastaların glukometrelerini yanlarında getirmeleri uygundur. Öncesi ve sonrasında şeker düşükse bir şeyler yemek gerekir.

EGZERSİZ STRES TESTİ SIRASINDA NE GİRMEK GEREKİR?

Yürümeye uygun bir ayakkabı ve elbise giymek yeterlidir.

EGZERSİZ STRES TESTİMDE ‘ÇÖKME VAR’ SÖZÜ NE ANLAMA GELİR?

Testten sonra doktorun kayıtları inceledikten sonra “test pozitif çökmeler gördüm” demesi, hastaların çoğunun kafasında birçok soru işareti oluşturur. Bazen “Çökme” teriminin kendisi bile bir infiale yol açar. Çökme, on iki kanaldan egzersiz kayıtlarınızı inceleyen doktorun, bu kayıtlarda kalbin bazı duvarlarına karşı gelen ekg bölgelerinde ST segmenti olarak tanımlanan düz bir hattın aşağı doğru birkaç mm kaymasıdır. Bu kayma yüksek olasılıkla o duvarı besleyen koroner kalp damarında darlık olduğunu ve bu darlığın egzersiz anında o duvarı yeterli kanlandıramadığını gösterir.

EGZERSİZ STRES TESTİNİN KOMPLİKASYONLARI VAR MIDIR?

Ne yazık ki vardır. Test sırasında özellikle kalp hastalarının kalbi strese girdiği için küçükte olsa şu sorunlar görülebilir:

Göğüs ağrısı

Kalp Krizi

Kan Basıncında Aşırı Yükselme

Kalp Ritminde Bozulma

Baş Dönmesi

Bulantı

Bitkinlik

Bayılma

Ölüm

Bu sorunlar bazen yanlış endikasyonlarla test yapıldığını da gösterir. Yani bir noktada yapılmaması gereken bir test yapıldığında da bu sonuçlar oluşabilir. Bu nedenle testin endikasyonları hekimlerin profesyonelliği ile konulur. Eğer hasta işlemden önce stabil karakterde olmayan ve başta koroner kalp hastalığını işaret eden tipik göğüs ağrısı tanımlıyorsa veya ciddi bir kapak hastalığı veya ritim bozukluğu vb. varsa, bu testi yapmadan doğruluk oranı daha yüksek olan anjiyografi gibi bir testi yapması gerektiğini gösterir. Fakat bazen hastanın ilettiği bilginin eksikliği veya hekimin algılamasının eksikliği veya hastalığın gizlenen natürü dolayısıyla başta kalp krizi ve ölüm olmak üzere ağır komplikasyonlar gözlenebilir.

HANGİ FAKTÖRLER EGZERSİZ STRES TESTİNİN SONUÇLARINI ETKİLER?

Testten önce ağır yemek

Testten önce kafeinli gıdalar tüketmek

Testten önce tütün kullanmak

Kandaki potasyum, magnezyum, kalsiyum gibi minerallerin düşüklüğü veya yüksekliği

Beta-bloker, kalsiyum antagonisti gibi bazı ilaçların testten önce alınması

Yüksek kan basıncı

Kapak hastalığı

Kalp büyümesi

Bazı ritm bozuklukları

EGZERSİZ STRES TESTİNİN DİYABETİKLERDE ÖNEMİ 

Diyabetli hastalarda egzersiz testi sıklıkla yapılır. Çünkü diyabetik hastalarda, koroner kalp hastalığı sıklığı ve şiddeti çok daha fazladır. Diyabetik hastalarda kalp hastalığı teşhisi zor bir konudur; çünkü bu hastalarda sessiz iskemi olarak isimlendirilen bir durum söz konusudur. Sessiz iskemi diyabetiklerin göğüs ağrısını hissetmemeleri ya da çok müphem sıkıntılar tanımlamaları anlamına gelir. Bu nedenle diyabetiklerde efor testi sıklıkla yapılır.

KADINLARDA EGZERSİZ STRES TESTİNİN ÖNEMİ 

Egzersiz stres test kalp hastalığı şüphesi olan kişilerde anjiyo dışı testler arasında altın standartta olmasına rağmen, kadınlarda kalp hastalığının az olduğu önyargısı nedeniyle daha az istenmektedir. Kadınlarda daha az test yapılmasının bir başka gerekçesi ise, kadınların tipik göğüs ağrısı yerine bulantı, kusma, çene ağrısı, sırt ağrısı ve nefes darlığı gibi tipik olmayan şikayetlerle gelme olasılığının daha yüksek olmasıdır. Bu nedenle bazen hekimler yanılmakta; reflü gibi, kas ağrısı gibi, psikojenik şikayetler gibi değerlendirilerek test yapılmamaktadır. Yine kadınlarda egzersiz testinin hastalığı tespit oranı erkeklere göre daha düşük olduğu için, hastalığın atlanma oranı daha yüksektir. Egzersiz stres testinin tek damarı hasta olan bireylerde normal çıkma oranı yüksek olup, kadınlarda tek damarda hastalık oranı daha yüksek olması sebebiyle de test bazen hastalığı kadınlarda atlamaktadır. Yine kadınlar, özellikle yaşlı kadınlar, fiziksel kapasitede sınırlılıklar dolayısıyla egzersiz testini tam yapamadığı için, test sonucu alınan bilgi sınırlı olmakta ve test sıklıkla hastalığı atlamaktadır. Tüm bu nedenlerle kadınlarda kalp hastalığı teşhisi koymak, başlı başına sorunlu bir alan olup; özellikle diyabetik kadınlarda ve ısrarlı şikayetleri olanlarda anjiyo gibi girişimsel işlemler düşünmekten kaçınmamak gerekir.

Stres Miyokard Sintigrafi: Nükleer kardiyoloji işlemlerinin arasında olup; bilinen veya hastalık şüphelenilen kalp hastalarının değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan bir testtir. Bu test, istirahat ve egzersiz sırasında, koroner kan akımının kanlandırdığı kalp kası hücreleri tarafından hücre içine alınan küçük miktardaki görüntüleme özelliği olan maddelerin yoğunluğunu inceleyerek teşhis koymada yardımcı olur. Bu maddeler damardan verildikten sonra, nükleer kameralar kullanılarak görüntüler kaydedilir. Kalp stres altındayken yani egzersiz yaparken istirahat anındaki görüntülerle kıyaslanarak maddenin kalp adalesindeki dağılımında bir farklılık olup olmadığı tespit edilir. Bu test kalbin adalesinin kalınlığı, pompa fonksiyonu hakkında da doğru bilgiler verir.

KORONER BT (BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ) ANJİYOGRAFİ 

Koroner Bt anjiyografi, bir görüntüleme yöntemi olup, koroner damarlarda darlık oluşturan plakların ciddiyeti ve damarı daraltma oranı hakkında bilgi verir.

Koroner BT anjiyografi, aynen koroner anjiyografideki gibi radyokontrast ilaçların ven yoluyla verilerek, tomografi cihazının yardımıyla üç boyutlu olarak koroner damarların görüntülenme işlemidir. İşlem esnasında görüntüler monitörde izlenir, filmlere aktarılarak raporlanır.

İşlem X ışınlarına maruziyet yarattığından gebelere yapılmaz. İşlem öncesi hastanın yeni geçirdiği hastalıklar, kullandığı ilaçlar, allerjileri mutlaka değerlendirilir. İşlem öncesi hastanın aç olması kafeinli içeceklerden sakınması, Viagra veya benzeri ilaçlardan kullanmamış olması önemlidir. Hastanın radyokonrast allerjisi varsa, alerjik reaksiyonu azaltacak ilaçlar işlem öncesi verilir.

İşlemin yapma gerekçeleri şunlardır:

  • Doğuştan koroner anomali şüphesi,
  • Koroner damar hastalığı için düşük ve orta riskli hastalarda diğer testlerle ideal sonuç alınmadığı durumlarda
  • Acil servislere defalarca gelmiş, düşük ve orta riskli hastalarda,
  • Uzun süredir göğüs ağrısı tanımlayan hastalarda
  • Egzersiz stres testi normal olmasına rağmen yeni veya gittikçe artan şikayet tanımlayanlarda,
  • Göğüs ağrısı tanımlayan ancak, egzersiz stres testi müphem veya tam yapamayanlarda
  • Koroner damarlarında hastalık yönünden düşük ve orta riskli hastalarda kalp pompasında azalma tespit edilenlerde,
  • Kalp dışı nedenlerle ameliyat olacak orta riskli hastalarda,
  • Göğüs ağrısı tanımlayan koroner arter bypass operasyonu geçirmiş hastalarda

Sınırlı endikasyon alanları olan bu testin, koroner arter hastalığı hakkında sınırlı bilgi vermesi özelliğidir. Ancak göğüs ağrısı yapacak diğer kalp ve akciğer sorunlarını da göstermesi yönünden avantajları vardır. Örneğin sönmüş akciğer, akciğerlere giden damarlarda pıhtı ve kalpten çıkan aort ana damarının sorunları gibi.

Şişman hastalarda ve ritim bozukluğu olan hastalarda işlemin doğruluk değeri düşüktür. Yine yaşlı ve koroner damarları kireçlenmiş hastalarda tanısal değeri kısıtlıdır.

İşlemde yüksek doz X ışını maruziyeti nedeniyle tekrar tekrar tomografi işlemi yapılmasının kanser riskini artırdığına dair sonuçlar olmasına rağmen, kısıtlı endikasyonlarda uygun hastalara işlem yapmanın avantajları vardır. Radyokontrast ajan kullanıldığı için kullanılan görüntüleme materyalinin başta böbrek sorunu olanlar olmak üzere olumsuz yan etkilerini dikkate almak elzemdir.

KORONER ANJİYOGRAFİ NEDİR?

Koroner arter olarak isimlendirdiğimiz arterler, kalbin kendi dokularını besleyen arterlerdir. Koroner anjiyografi bu damarların radyokontrast maddeler yardımıyla görüntülenme işlemidir.

Koroner arter hastalıkları yaşadığımız çağda ölüm ve iş gücü kaybının en önemli nedenlerinden birisidir. Koroner arter hastalıkları zamanında fark edilip gerekli önlemler alınmazsa, damar tıkanıklığına bağlı kalp krizine neden olabilmektedir. Koroner arter hastalıklarının teşhisinde yanılmak, hastayı çok sayıda hayati önemlilikte komplikasyonla baş başa bırakmak demektir. Koroner arter hastalıklarının teşhisinde asıl mesele kalp krizi geçirmeden teşhis koyarak riskli hastaları tespit etmektir. Zira kalp krizleri, özellikle ilk saatlerde ağır ritim bozukluklarına zemin hazırlayarak ölüme neden olabilmektedir. Yine ağır krizler, pompa yetmezliği, kalp delinmeleri gibi ağır komplikasyonlara da neden olabilirler. Hasta ilk dönemde krizi atlatsa dahi ileri dönemlerde kalpte tıkanan damarın büyüklüğüne de bağlı olarak kalpte hasar olmakta ve bu da pompa bozukluklarına sebebiyet vermektedir. Yine kalpteki hasar, geç dönemlerde de hayati önemli ritim bozukluklarına neden olarak ölüm riskini yükseltir.

Kriz riski yüksek olan hastalarda krizden önce; ya da habersiz gelen krizlerde kriz anında koroner anjiyografi yapılarak, kalp damarlarının yani koroner arterlerin filmi çekilir ve hastalığın tedavi stratejisi belirlenir. Halk arasında anjiyo olarak bilinen işlem, tıp dilinde Koroner Anjiyografi olarak ifade edilmektedir.

Koroner anjiyografi bir tanı yöntemidir; ameliyat değildir. Koroner anjiyografi, anjiyografi cihazının ve eğitimli ve deneyimli doktor ve sağlık personelinin bulunduğu bir laboratuvarda yapılır. İşlem için hastanın tam uyutulmasına gerek yoktur, hafif sakinleştirici ilaçlar yeterlidir, işlem süresince hasta uyanıktır, konuşabilir, verilen talimatları alabilir.

KORONER ANJİYOGRAFİ İŞLEMİNİN RİSKLERİ NELERDİR?

Tüm tıbbi girişimlerde olduğu gibi riskleri vardır; ancak bu risk, teknolojik gelişmeler ve süreçteki deneyimler sonucu düşüktür. Ölüm, kalp krizi, felç gibi önemli komplikasyonların (istenmeyen olay) oranı 5/10.000 ile 1/1000 arasındadır. Ancak unutulmamalıdır ki kalp damarlarındaki teşhis edilmemiş ve dolayısı ile tedavisi yapılamamış darlıkların hastaya getireceği risk, anjiyografinin bizatihi riskinin çok daha üzerindedir.

Koroner anjiyografi için hastaneye yatmak gereklidir. Yatıştan sonra hastalığın ayrıntılı hikayesi ve muayene bulguları dosyasına kaydedilir. Sonrasında ayrıntılı bir şekilde koroner anjiyografi işleminde risk oluşturabilecek laboratuvar bulgularını tespit etmek amaçlı tetkikler yapılır. Laboratuvar bulgularında koroner anjiyografi işlemi için mutlak risk oluşturacak bir tespit varsa işlem yapılmaz; kısmi risk oluşturan durumlar varsa ve hastanın anjiyografi işlemi ile kazancı daha yüksek olup olmadığına bakılarak ve bozuk parametreleri düzeltecek girişimler yapılarak işlem yapılabilir. İşlem öncesi hem hastaya hem yakınlarına işleme ait kitabi riskler ve kişiye özel riskler anlatılarak ve onam alınarak işlem yapılır.

KORONER ANJİYOGRAFİ İÇİN HASTANEYE GELMEDEN ÖNCE NELER YAPILMALIDIR?

Anjiyografi için hastaneye gelirken doktorunuz aksini söylememişse aç olarak gelmek en doğrusudur. Diyabetik hastalar anjiyografiye hazırlanırken doktoru tarafından şeker durumuna göre yiyeceği gıdalar ve miktarı, içeceği ilaçlar veya kullanacağı insülin dozajı ayarlanır. İşlem öncesi radyokontrast ilaçların yan etkisini azaltmak amaçlı damar yoluyla ve ağızdan sıvı verilir.

İşlem bölgesinin temizliği elzemdir. İşlem femoral arterden yapılacaksa kasık bölgesi traş edilir.

KORONER ANJİYOGRAFİ NASIL YAPILIR?

İşlem ya kasık bölgesinden geçen femoral arterden, ya koldaki radial arterden ya da brakial arterden yapılır. Bölge lokal anesteziklerle uyuşturulur.  İlgili arterin içerisine bir plastik kılıf yerleştirilir. Bu kılıf, içerisinden radyokontrast boya vererek görüntüleme yapacağımız kateterlerin ilerletilmesi için bir yol sağlar.

Kateter olarak isimlendirilen yaklaşık iki mm çapında içi boş borucuklar plastik kılıf yolu ile kalbin damarlarının ağızlarına yerleştirilir ve bu borucuklardan damarları röntgen altında görünür kılan radyokontrast madde verilir ve değişik açılardan damarların görüntüleme işlemi yapılır. İşlem sırasında pıhtılaşmayı en aza indirmek üzere düşük dozda heparin kullanılır.

İşlem ortalama 10-15 dakika sürer. İşlemden sonra kasığa yerleştirilen plastik kılıf çıkarılır ve buradan kanama olmaması için 4–5 saat süreyle bu bölgeye baskılı bir tampon konur. Bu süre boyunca hasta yatakta yatar. İşlem sonrası işlem bölgesi ve kullanılan damar kontrol edilir.

İşlem esnasında koroner damarlarda girişimsel işlemi gerektirecek bir durum varsa, hasta ve yakınları bilgilendirildikten sonra, tedavi yöntemi için devam edilebilir; hastaya balon anjiyoplasti, stent yerleştirme gibi işlemler yapılabilir.

Koroner anjiyografiden sonra doktor sonuç hakkında ve tedavi konusunda hastayı bilgilendirir ve anjiyografi raporu verilir. İşlem sonrası doktorun uygun görmesine göre, çoğunlukla aynı gün veya ertesi gün hasta taburcu edilir.

KORONER ANJİYOGRAFİ HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?

  • Kalp damar hastalığı için riskli gruplarda tipik ve tedaviye cevapsız göğüs ağrısı varsa,
  • Kalp krizi geçirenlerde kriz anında,
  • Kalp testlerinde önemli koroner arter hastalığı düşündüren durumlarda,
  • Anjiyoplasti ve stent takılmış veya bypass ameliyatı olmuş hastalarda tekrar göğüs ağrısının ortaya çıkması durumunda,
  • Kalp damarları dışında başka bir nedenden dolayı kalp ameliyatı (kapak hastalığı gibi) veya kalp dışı bir ameliyat olacaklar belli bir yaşın üzerinde ise,
  • Belli bir neden yokken ciddi ritim bozukluğu olan hastalarda,
  • Belli bir neden yok iken kalp yetmezliği olan hastalarda,
  • Şikayeti olmasa bile, risk faktörlerinin varlığında damar hastalığı olduğunu düşündüren testlerin anormal çıkması halinde,
  • Kalp krizinin ilk 12 saatinde veya daha sonraki saatlerde göğüs ağrısının devam etmesi halinde.

Sonuç olarak; koroner anjiyografi kararı, hekimin hastanın şikâyetleri, risk faktörleri, tedavisi bir bütün olarak değerlendirildikten sonra verilen bir karardır.

İŞLEM SIRASINDA UYANIK MI OLUNUR? 

Test sırasında doktorun verdiği komutlara uymak için derin uyku veren sakinleştiriciler çoğunlukla verilmez. Ağrıyı ve stresi azaltan sakinleştiriciler tercih edilir.

ANJİYOGRAFİDEN SONRA AĞRI OLABİLİR Mİ?

İşlem sonrası genellikle kasık bölgesindeki kateter hemen çekilir. Özel durumlarda kateterin çekilmesi geciktirilebilir. Kateter çekilmesi sonrası girişim yapılan atardamarınızdan kanama olmaması için ilgili bölgeye sıkı biçimde basılması gerekmektedir.

Bu esnada bir miktar acı duyabilirsiniz. Aktif kanama durduktan bölgeye tekrar kanama olmaması için özel bandajlar ve gerektiğinde kum torbaları konularak hastanın belirli bir süre sırt üstü pozisyonda yatması sağlanır.