Kocaeli 'ölüm ovası' olmak istemiyor

Kartepe’ye yapılması planlana lastik yakma fabrikasının doğaya verecek olduğu ciddi zarar sebebiyle Akademik Odalar Birliği basın açıklaması düzenledi. Toplantıda 'adı ölüm ovasına çıkan ve kanserden ölümlerin neredeyse artık ağza bile alınmadığı Dilovası gerçeği ortada dururken, adeta Kocaeli gözden tümüyle çıkartılmak istenmekte; kontrolsüz bir kent haline dönüştürülmektedir.' ifadelerine yer verildi.

Kocaeli 'ölüm ovası' olmak istemiyor

Elektrik Piyasası Kanun Teklifi iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla Sanayi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edilerek Meclis Genel Kuruluna sevk edildi. Sonrasında ise birçok tepkiye sebep olan bu karar neticesinde Kartepe Arslanbey OSB içerisinde Kartepe Endüstriyel Geri Dönüşüm Sanayi ve Ticaret A.Ş’de Kartepe Biyokütle-Piroliz Sıvısı ve Gazı Enerji Santrali yapılacağı gündeme geldi. Çevreye ciddi zarar vereceği bilinen lastik yakım fabrikasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. 

GENİŞ KATILIM

Alınan karar sonrası fabrikanın yapılması neticesinde çevreye ciddi zarar vereceğini savunan Akademi Odalar Birliği, Tarihi Taş Bina’da basın açıklaması düzenledi.

Kocaeli Koz Gazetesi'nin aktardığına göre TMMOB Taş binada gerçekleşen açıklamaya KESK Kocaeli Şube Başkanı Erdal karakuş, Makine Mühendisleri Odası Başkanı Murat Kürekçi, Tabip Odası Başkanı Ömer Ardaman, Mimarlar Odası Kocaeli Şube Başkanı Füsun Yılmazdeniz, CHP Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Engin Taşdemir, Mali müşavirler Odası Sekreteri Tülin Keçeci, Eğitim Sen Kocaeli Yürütme Kurulu Üyesi Burçin Deniz, Yapıyol Sen Kocaeli Şube Başkanı Ethem Kartal, Makine Mühendisleri Odası Yöneticileri Mesut Nöbetçigil, Gültekin Keskin, Fahri Aloğlu, CHP Kocaeli İl Kadın Kolları Başkanı Songül Kaya, CHP İl Yöneticileri Bilgi Dehmen, Mehmet Demirbaş ve Berna Çetin katıldı.

'TOPLUK YARARI ÖNCELİKLİ OLARAK GÖZETİLMELİDİR'

Açıklamayı Kocaeli Tabip Odası Başkanı Ömer Ardaman okudu. Ardaman’ın okuduğu açıklama şu şekildeydi; “Enerji kullanımı modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Esasen, tümü toplumun ortak malı olan yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarının değerlendirilmesinden başlayarak; üretim, iletim, dağıtım ve satışına kadar sürecin tüm aşamalarında, çevreyi,  doğayı tahrip etmemesi ve toplum yararı öncelikli olarak gözetilmelidir. Bu ölçüt, enerji ile ilgili tüm faaliyetlerde geçerli olmalıdır. Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması, temel enerji politikası olmalıdır.

Bu anlayış ve yaklaşım, enerji ihtiyacının karşılanmasının, bir kamu hizmeti olarak yürütülmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Ancak insan ve çevreyi öncelemeyen kapitalist enerji politikaları sonucunda, enerji kullanımının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmış; kamu hizmeti olan enerji ve elektrik temini piyasa faaliyeti haline dönüştürülmüştür. Sermaye birikim rejiminin sınırsız büyüme eğilimi ile birlikte, enerji sektörü kamusal bir alan olmaktan çıkarılarak, özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilmiş ve ortaya fosil kaynaklara dayalı, yüksek karbon emisyonlu bir ekonomik yapı çıkmıştır.

'SINIR TANIMAKSIZIN DEVAM ETMEKTEDİR'

TBMM’nin 2/3116 Esas Numarasında yer alan 46 maddeden oluşan Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile; “Maden, doğal gaz ve elektrik sektöründe faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör yatırımcılarının faaliyet alanlarındaki ihtiyaçlarına yönelik düzenlemeler yapılması” amaçlanmaktadır. Son yıllarda artarak süregelen maden arama ve işletme ihaleleri bu kez Kovid-19 pandemi koşulları adeta fırsat bilinerek ülkemizin hemen hemen tümüne yayılan biçimde milyonlarca hektar orman, mera, tarım alanı, maden arama ve işletme alanlarına dönüştürülerek, doğal değerlerimizin tahribi sınır tanımaksızın devam etmektedir.


'ÜLKE TOPRAKLARIMIZIN BİR BÜTÜN OLARAK HARABEYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ...'

Siyanürlü maden aramalarının önündeki kimi mevcut engellerin de ortadan kaldırıldığı ve yapılan maden ihalelerinin hemen ardından bu kez TBMM'nin gündemine taşınan bu torba yasa teklifi ile, Avupa Birliğinin Çevre Politikaları gereği Plastik Atıklar gibi, Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL)’ lerin ve kirli teknolojilerin taşınacağı, depolanacağı ve ülke topraklarımızın bir bütün olarak harabeye dönüştürülmesi yasallaştırılmak istenmektedir.

'BİYOKÜTLE OLARAK TANIMLANAMAZ'

Basında, Kocaeli, Düzce ve Erzincan illerinde araç lastiği yakılarak elektrik üretileceğine dair haberler yer almaktadır. Adı geçen bölgelerde aslında yıllardır üretim yapan tesisler bulunmaktadır. Gerçekte biyolojik bağı bulunmayan ÖTL’ler biokütle olarak tanımlanarak, tesisler Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM)‘dan yararlanan işletmeler  olarak tanımlanmaya çalışılmaktadır.

Biyokütle yaygın olarak, biyoyakıt elde etmek amacı ile yetiştirilen bitkiler ile lif, ısı ve kimyasal elde etmek üzere kullanılan hayvansal ve bitkisel ürünleri ifade etmektedir. Biyokütleler, bir yakıt olarak yakılabilen organik atıkları da içerir. Buna karşın, fosilleşmiş ve coğrafi etkilerle değişikliğe uğramış, kömür, petrol gibi organik maddeleri içermez.  Atık lastiklerden çeşitli işlemler sonucu elde edilen yeni ürün veya yan ürünlerin biyokütle olarak tanımlanamaz. Mevcut koşullarda üretim yapan bu tesislerin ÇED raporlarının ve ilgili kamu kurumlarının görüşlerinin, EPDK tarafından Elektrik Üretim Lisanslarının, Belediyece verilen İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarında Elektrik üretimi konusunun var olup olmadığı tarafımızca bilinmemekte ve varolduğuna dair ciddi şüpheler bulunmaktadır. Sözü geçen yasa teklifinde “lastikten de elektrik üretimi” konusu bulunduğuna göre Kocaeli, Düzce ve Erzincan’daki mevcut tesisler yasallığı ciddi şaibe altındadır.

'ÖLÜM OVASI'

İnsan yaşam ve sağlığının, hava ve çevre kirliliğinin belirleyici olmaktan iyiden iyiye çıkartıldığı böylesi bir yaklaşım asla kabul edilemez. Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları dururken, onlar için düzenlemeler yapılması, önceliklendirilmesi gerekiyorken, orta ve uzun vadede yaşamsal sorunlar yaratması kesin olan "lastik yakarak enerji üretimi" anlayışı kabul edebileceğimiz bir yöntem değildir. Araç egzos salımları ve sanayinin yarattığı hava, su, toprak kirliliği ile ortaya çıkan  insan yaşamına yönelik risklerin çoktandır yok sayıldığı; adı ölüm ovasına çıkan ve kanserden ölümlerin neredeyse artık ağza bile alınmadığı Dilovası gerçeği ortada dururken, adeta Kocaeli gözden tümüyle çıkartılmak istenmekte; kontrolsüz bir kent haline dönüştürülmektedir.

'83 MİLYON İNSANIMIZIN TALEBİDİR'

Ülkemizin ÖTL çöplüğü haline dönüşmesi endişesi de taşımaktayız. Bu tür tesislerin ülke dışından ÖTL temini de yasaklanmalıdır. Üretilen elektriğin alıcısının devlet olduğu, alıcı sorunu bulunmayan bu yasa değişikliğinin, torba yasa ile öngörülen değişikliklerinin önemli bir bölümüyle birlikte TBMM Genel Kurulunca red edilmesi, sadece Kocaeli halkının değil 83 Milyon insanımızın talebidir. Kar hırsı uğruna, halk sağlığı ve temiz çevre heba edilmemelidir.”