Korkutucu Kovid-19, fırsata çevrilebilir mi?

Özer Kavak yazdı…

Korkutucu Kovid-19, fırsata çevrilebilir mi?

2023...

- İthal edilen ve yerli imkanlarla üretilen aşıların, tüm ülkenin risk grubu nüfusuna etkin bir şekilde uygulamak için 3 yıl daha gerektiği bildiriliyor. Ancak tespit edilebilen en az 14 farklı mutasyon, aşıları büyük oranda etkisiz kılarak tüm dünyada yayılmaya ve insanları tekrar tekrar hasta etmeye devam ediyor.

- Henüz, virüsün kalıcı hasar bırakmasını engelleyecek etkinlikte bir tedavi yöntemi veya ilaç geliştirilemedi.

- Salgın mevsimsel dalgalanmalara rağmen devam ediyor. 2020'den beri nüfusun büyük çoğunluğu hastalığa en az bir kez, yarısından fazlası en az iki kez yakalandı. Ülke nüfusunun %15'inde, kalıcı akciğer hasarı başta olmak üzere kalıcı hasarlar oluştu.

2025...

- Sağlık ve sosyal güvenlik sistemi neredeyse tümüyle çöktü. Aktif işgücünün yüzde 20'si Kovid-19 kaynaklı kalıcı sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz durumda.

- Bilim insanlarının yaptığı hesaplamalar, etkin bir tedavi geliştirilemez ise, 2028'da ülkenin yaş ortalamasının 1920'lerdeki seviyeye, 50'nin altına düşebileceğini açıkladı.

- Hastalığa en az 3 kez yakalanıp (testleri pozitif çıkan) ancak hiç belirti göstermeyen nüfusun oranı yüzde 22 olarak açıklandı.

Korkunç mu? Evet. Mümkün mü? Düşük bir olasılık ancak mümkün.  

Şimdi de örneklere fazla takılmadan aşağıdaki gerçek veriler üzerine düşünelim:

- Kamu okullarında görevli İngilizce öğretmeni sayısı (2018): 70.814 (Sınıf öğretmeninden sonra ikinci sırada, sayfa 93: Kaynak: http://www.ebs.org.tr/ebs_files/files/yayinlarimiz/EgitimeBakis2018_Izleme_degerlendirme_raporu.pdf)

- 2015 yılındaki bu habere göre bir öğrenci 12 yıllık süreçte 1296 saat İngilizce dersi görüyor (https://www.hurriyet.com.tr/egitim/1296-saat-ingilizce-ogreniyor-ama-konusamiyoruz-why-28301024) yani haftada 3 saat, ödev ve sınava çalıştığı süre de eklenince en az 4 saat. Tam 12 yıl boyunca!

- 2020 yılına kadar tüm sorumluluklarını yerine getirip normal koşullarda emekli olanlar 52 yaşında.

Birkaç varsayımsal soru ile devam edelim:

- Senaryo gerçek olursa çalışanların ortalama prim ödeme süresi ve Kovid 19 nedenli ortalama malulen emeklilik yaşı kaç olacak?

- 1900-1918 yılları arasında bu topraklarda işgücüne katılma ortalama yaşı kaçtı?

- 1900-1918 yılları arasında Anadolu nüfusunun ortalama ömrü kaç yıldı?

- Yukarıda bahsettiğim senaryo gerçek olursa, 5 yaşında okul öncesi ile başlayıp, 22-23 yaşında üniversiteyi, 24-25 yaşında yüksek lisansı tamamlayıp hayata atılmak mantıklı mı?

- 12 yıllık zorunlu eğitim boyunca haftada ortalama 4 saati (12 yılda bir çocuğun harcadığı tüm zamanın yaklaşık yüzde 8-10'unu) İngilizce öğrenmeye ayırmaya devam edecek miyiz? İngilizce olmasa temel eğitim, zihinsel gelişim açısından değerlendirilirse, 11 yılda tamamlanabilir mi?

Ve biraz da siyaset:

Hükümetler, her yıl işgücüne katılacak gençler için yeterli ve nitelikli iş olanağı yaratacak politikaları uygulamadıkları için özellikle şehirlerde artan işsizlik, ucuzlayan işgücü, mutsuzluk birbirini tetikledi. Bu durum ticari ahlakı da olumsuz yönde etkilerken, mobbing, stres ve mutsuzluk, işgörenler arasında çok daha fazla görülmeye başlandı. Ekonominin de kötü yönetilmesini, hortumlamaları eklediğinizde, yaşam koşullarının on yıllar boyunca kötüye doğru gitmesine, rahat hissedilen dönemlerde ise iç ve dış borcun katlanarak artması şeklinde karşımıza çıktı.

  Bu durumu öngören, hisseden veya yaşayıp acı dersler çıkaran veliler, doğal olarak daha iyi eğitim ve öğretimi önceleyerek çocuklarının sınavlarda, sosyal yaşamda en üstlerde yer alması için çareler aradılar. Çünkü "iyi" işlerin sayısı az, iyi eğitim veren okulların kontenjanları çok kısıtlıydı. Bunun sonucunda, herkes çocuğunun eğitimine özen göstermeye başladı. Talebin olduğu noktada ortaya arz da çıkar. Özel dersler, dershaneler, özel okullar (FETÖ konusuna girmiyorum bile). Bu durum giderek zorlaşan (hatta saçmalaşan) sınav soruları, giderek genişleyen müfredat, hep en iyi yüzde 1-yüzde 10 arası çocukları seçmek üzere kurgulanıp dönüştü.

2020 başları. Hayata hazırlık artık 25 yıldı. Koşup oynamak, gerçek hayata dair bir şeyler yapmak ertelenebilirdi. Hafta içi okuldan gelip her gün iki saat test çözülmezse, hafta sonu özel derse veya etüde gidilmezse başarılı olunamazdı,

Şimdilerde, Kovid-19 salgını nedeniyle tüm veliler çok kaygılı. Doğru bildikleri her şey gözlerinin önünde yok oluyor. Okullar Mart'ta kapandı. Muhtemelen 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında da açılamayacak. Uzaktan eğitim, özel ders, kurslar, telafi dersleri... Çözümler havada uçuşuyor. Bakanlar dikkatle dinleniyor. Bir umut!

Peki sistemi bu duruma getiren temel sorun neydi? Her yıl, bir milyon işgücüne katılacak gence adamakıllı iş olanaklarını on yıllardır yaratamamış olmak, temel sorunlardan biriydi. Peki genelde hükümet, özelde bakanlıklar 50 yıldır bu temel sorun konusunda ne yapıyorlar? Neredeyse hiçbir şey!

Serviste unutularak ölen yavrumuz Alperen. Hiç unutmayın onu. İlgili bakanlıklar bunu önlemek için servis araç ve çalışanları için yönerge üzerine yönerge yayınladılar. Denetimler, servis sektöründen ülkenin gerçeklerine aykırı talepler, Cep telefonu servis takip uygulamaları... Oysa asıl sorun, çocukları eğitim kurumlarına araçla taşımak zorunda kalınmasıydı. Kimse, çocukları okullara araçla taşınmasının gerekmediği basit ve etkin, gerekirse uzun vadeli çözümlere odaklanmadı.

Şimdi asıl sorularıma gelelim:

Diyelim ki yukarıdaki kötümser senaryo gerçekleşmedi. 

- 12 yıllık eğitim-öğretim sistemimizde üstten ders almak ve neden mümkün değil? Gerek müfredat seyreltilerek gerekse EBA kaynakları daha yaratıcı kullanılarak bu mümkün kılınamaz mı?

- 14-15 yaşından itibaren gelişimi hızlı olan çocuklar neden üniversite ve meslek yüksek okulları sınavlarına giremiyor (gelecekte sınav bile olmayabilir). Neden çocuklarımızı 15-20 yaş aralığında hayata hazır etmeyi hedeflemiyoruz?

- Müfredattan yabancı dil tümüyle kaldırılıp, 70 bin İngilizce öğretmeninin bir kısmı, gerçekten dil öğrenmek isteyenlere neden ücretsiz ders vermek için değerlendirilmez? Mütercim tercüman kadar olamasalar da, bir kısmı memuriyetlerini dünyada her gün çıkan önemli haber, analiz, yorum ve teknolojik gelişmelerin çevirisini yaparak devam ettirseler mesela... Günde 40-50 bin sayfa nitelikli ve güncel konularda çeviri kolaylıkla yapılabilir.  Bunlardan, hem bugün hem gelecek için çok kapsamlı, herkese açık, elektronik Türkçe kaynak arşivi oluşturulamaz mı? Çin, Kore, bugünkü başarılarını kısmen var olanı kopyalamaya, zamanla uzmanlaşıp geliştirmeye ve kendi dillerine oluşturulan kaynaklara, kısmen çeviriye borçlu değil mi? Aynısı (Antik Roma eserlerinin Arapçaya çevrilmesi) İslam medeniyetinin yükselişinin asıl tetikleyicisi değil miydi?

- En iyi üniversitelerimizin en iyi hocaların dersleri neden videoya çekilip EBA'da yayınlanmaz? Örneğin Antalya'da yaşayan, yapay zekânın oldukça zor bir alt konusunu öğrenmek isteyen zehir gibi 16 yaşındaki bir lise öğrencisi, neden ODTÜ'nün konuyla ilgili doktora dersinin videolarını izleyemez? Bilgisayarı bırakıp ODTÜ'yü kazanmak için test çözmek ve doktora yapmak zorunda mıdır?

- Bu tarz yaklaşımlar hangi parti programında var?

- İktidar ya da muhalefet partileri, küresel salgın (pandemi) başladığından beri yazılı programlarında bir değişiklik yaptılar mı?

- Türkiye Cumhuriyeti'nin son 80 yılda stratejilerini zemin alarak oluşturduğu asıl hedefi nedir?

- Ülkede herkesin yaşadığı "tahsilat sorunu" için yama niteliğinde yeni yönetmelik, KHK ve Kanun haricinde ortaya çözüm koyabilen siyasi hareket var mı?

Bitirirken…

Sadece 100 yıl önce 15'lileri Çanakkale'ye, cepheye ölüme göndermiştik. Belki de kovid-19 bizi, bir benzerini yapmaya zorlayacak. Öyle görünüyor ki, yukarıdaki kötümser senaryo gerçekleşmese bile, sistemdeki ciddi arızaları bilindik siyasetler ve siyasilerle çözmek mümkün görünmüyor. Gençliği arkasına alarak, sorunların kaynağına ve gelecek nesillere odaklı devrim niteliğindeki düzenlemeler yapacak, gerçek ve ulaşılabilir hedefleri olan siyasi hareketlere ihtiyacımız var. Yoksa tüm dünyanın durakladığı, sosyolojik ve ekonomik olarak bocaladığı bu dönemi kaçırdığımıza çok yanacağız.

Salgın sonrası… Tüm ezberler bozulacak