Modern kadın ve çocuk soykırımı

Dr. Semih Dikkatli yazdı...

Modern kadın ve çocuk soykırımı

Çocuklar, Kadın ve Tecavüz’ kelimelerini yan yana getirdiğimde içimde bir acı…

Midem bulanıyor. ‘Çocuklar, Kadınlar ve Tecavüz’ kelimelerini bir araya getirirken bile insanın canı en derinden yanmalıyken, halkın vekili olduğunu iddia eden bazıları -ki ağzımı bozmak istemiyorum- çocuklar ve tecavüzcülerini bir araya getirebilmek, ömür boyu onları aynı yatağa yatırabilmek için uğraşıyor.

Bu arada din adamı kılıklı soytarılar sürekli olarak kadın ve çocuklara yapılan cinsel saldırıları ve şiddeti neredeyse aklayan fetvalarına devam ediyor. Bir sürü kıymeti kendinden menkul din hocası ve tarikat şeyhli tipler de sürekli, kadınlar, cinsellik ve çocuk evlilikleriyle ilgili tüm sapkın görüşlerini hiç çekinmeden kamuoyuyla paylaşıyor. Üstelik bunlar hakkında en ufak bir soruşturma bile başlatılmıyor.

Çocuk bedeni ve ruhu hakkında hiçbir bilgisi olmadığı belli olan bu bazılarının -ki yine ağzımı bozmuyorum- hiçbir ahlaki ve vicdani değeri olmadığından da emin olabiliriz artık.

Bu cümleyi bu kadar kararlı ve kesin nasıl kurabildiğimi anlatmalıyım belki de…

Çocukların sinir sisteminin gelişimi on üç yaşına kadar sürerken, zihinsel gelişimleri yaklaşık on sekiz yaşına kadar sürer. On üç yaşından önce soyut ve somut kavramları ayırt etmekle zorlanırlar. On sekiz yaşına kadar gerçeği test etme, yaşanan olayları tüm ayrıntılarıyla doğru değerlendirme yetileri tam olmaz. Cinsellikle ilgili farkındalıkları ergenlik dönemlerinde başlasa da, eylemi ve sonuçlarını tüm gerçekliğiyle değerlendirebilme yeterliliği de yine on sekiz yaşından önce oluşmaz.

Çocukların fiziksel gelişimlerine gelince; çocukların fiziksel gelişimleri ortalama on sekiz yaşına kadar sürebilir. Tam bir yetişkin haline gelebilmeleri ancak bu yaşlarda olurken, cinsel ve üreme organlarının gelişimi de bu devrelerde tamamlanır. Cinsel ve üreme organı olarak; penis, vagina, meme, rahim ve testisleri anlayan geri zekâlılara şunu hatırlatmak isterim ki en temel cinsel ve üreme organı beyindir. Beyin gelişimini tamamlamadan, bir erkeğin penisinin sertleşmesi, bir kadının memelerinin büyümesi ve bacaklarının sandalyede yere değmesi onun cinsel olarak olgun olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki, yine temelde beyin tarafından yönetilen endokrin sistem ve onun hormonları yeterli şekilde gelişmeden de cinsel gelişimin oluştuğundan söz edilemez.

Bu kısa girizgâhtan sonra şimdi de tecavüz olgusunu ele almakta fayda var diye düşünüyorum. Cinsel tecavüz, bir insanın ya da hayvanın fiziksel, ruhsal ve zihinsel bütünlüğüne cinsel herhangi bir eylemde bulunma halidir. Yani birinin diğerine tecavüz etmiş olması için sadece penisini diğerinin herhangi bir yerine sokması gerekmez. Onun ruhuna ve düşüncelerine soktuğu her türlü cinsel ima da bence cinsel tecavüzdür. Bu haliyle ülkemizde birçok kişi aslen cinsel tecavüzle karşılaşmaktadır.

Tüm bu basit gerçekleri ele aldıktan sonra tecavüz eyleminin mağdur üzerindeki etkilerini değerlendirmek uygun olacaktır.

Oluşan eylem her ne kadar fiziksel nitelikler taşısa da asıl saldırı kişinin ruhsal bütünlüğünedir. Kişinin güvenlik duygusu ciddi hasarlar alır, değersizlik, yetersizlik, aşağılanmışlık hisleri yaşamına egemen olur. Eylem sonrası gelişen, suçluluk ve pişmanlık duyguları, ‘keşke’lerle başlayan cümleler kişinin beynine egemen olur.

Mağdur, tecavüzü hatırlatan mekânlar, kişiler ve eylemlerden uzak durmaya çabalar. Yani kendisine eylemi hatırlatan her durumdan kaçınmak ister ama şimdi onu bizzat tecavüzcüyle aynı yatağa sokmaya çalışan bir mantık var mecliste…

Sosyal, mesleki, okul, ailevi işlevselliği ciddi şekilde bozulur.

Yaşadığı olay, gün içinde film şeridi gibi gözünün önüne gelmeye başlar ve geceleri kâbuslar görme ve ağır uykusuzluk tabloya eşlik eder.

Öfkeli ve tahammülsüz birine dönüşen mağdur için yaşamın her alanında ağır sorunlar başlar. Telefon, kapı sesi ya da ani sesler karşısında irkilme, terleme, çarpıntı, aşırı korku ve kaygıya kapılma, kendisine saklanacak yer arama gibi tavırlar ortaya çıkar.

Ego bütünlüğünde ciddi sorunlar başlar, kişinin özgüveni ağır hasar alır. Her insan potansiyel kaygı ve korku nedeni olarak görülür, aile ve dostlara karşı öfke oluşur.

Hele tecavüze uğrayan bir çocuksa bu bulgular çok daha ağır seyreder. Kişide kalıcı kişilik sorunları, ağır psikiyatrik hastalıklar gözlenebilir.

Çocuk, tüm ömrünü insanlardan çekinerek, güvensiz, acı içinde geçirir.

Bunları da yazdıktan sonra bir özet geçelim:

1- Çocuğun fiziksel ve cinsel açıdan gelişimini on sekiz yaşına kadar tamamlamamıştır.

2- En büyük cinsel organ beyin ve uzantılarıyla, endokrin sistemdir.

3- Bir çocuğun memesinin ya da penisinin büyümesi, vaginasının kıllanması ya da regl olmaya başlaması cinsel olarak olgunlaştığı anlamına gelmez.

4- Tecavüz ağır sonuçları olan yıkıcı bir eylemdir ve çocuklar maruz kaldığında tüm ruhsal sistemi tarumar olur.

Tecavüz, bu şekilde sistematik hale getirildiğinde bir soykırımdır…

Tecavüz; ağır sosyal, ruhsal, fiziksel yaralara neden olan, bir ömür bunun izleriyle insanı baş başa bırakan, yeryüzünde bir insanın başına gelebilecek en önemli saldırıdır ve sistematik olarak bir insan grubu üzerinde uygulandığında soykırım olarak kabul edilen bir eylemdir. Bence ülkemizde son yıllarda tecavüz ve taciz eylemleri çağdaş, laik, eğitimli kadınlara karşı yöneltilen sistematik bir suç haline dönüşmüştür. Bu suçun bir tarafında sapıklar, psikopatlar diğer tarafındaysa bazı hukukçular ve yine bazı siyasetçiler yer almaktadır. Tecavüz ve kadınların sosyal hayatın içinde yer almasının sakıncalarıyla ilgili verilen güya fetvalarla, kadının iş ve sosyal hayattan çekilmesi hedeflenmektedir. Ben işte bu nedenle, yapılanların, verilen fetvaların, tecavüzlerin ve tecavüzcüleri aklayan kanun tasarılarının temel amacı itibarıyla özellikle laik ve çağdaş kadınları hedef alan bir soykırım olduğunu düşünüyorum.

Bu soykırımı durdurabilmenin en temel yolu, her alanda topyekûn karşı duruş gerçekleştirmektir. Bu din taciri sahtekârlara, gerici yobazlara karşı direnmenin ilk adımı da çocuklarımızı ve kadınlarımızı bu alçaklardan korumaktır.

Yılmadan, korkmadan, birleşerek gerçekleştireceğimiz her karşı duruş onları mutlaka geri püskürtecektir. Zira kendi yetersizliklerini kendi yarattıkları ilahların arkasına gizleyenler, bu ilahlardan korkmayanlar karşısında büzülecekler ve gerçek durumlarına döneceklerdir.

Şimdi bunları söyledim ve yazdım diye beni yargılayacaklara, saldıracaklara söyleyeyim ki, yapacaklarınızdan korkmuyorum ama düşündükleriniz midemi bulandırıyor.