.öt öpme törenleri başlamıştır

Nihat Genç yazdı...

.öt öpme törenleri başlamıştır

Ankara'nın en sevilen popüler sabah kahvaltısı bir Ankara simidi alıyorsunuz ve içindeki hamuru oyup çıkartıp Pınar Krem beyaz sürüyorsunuz, ki, yıllardır alışkanlığım. Hangi sokak simitçisine sorsam her saah 60-70 abone simit ve krem peynir dağıtıyor! Ve yanında çay! Aceleyle kalktım, simitli kremli kahvaltımı yapamadım. Ama güzel bir gündü, CHP'nin akil adam davetlisi olarak yine Balgat yollarındayım.

CHP binası ön geniş avluda helalleşme/özür dileme turuna çıkacak CHP heyeti de hazır durumda, etrafıma bakıyorum, benim gibi kuvacı yazar Yılmaz Özdil ve ben de artık kabul ettim Atatürk'ten de büyük Atatürkçü Uğur Dündar ve hemen yanımızda Nihat Doğan ve Seda Sayan ve Davutoğlu'nun İslamcı yandaşı Nihal Bengisu Karaca... O sabah çeşit çeşit cins cins akil adamlar biz demokratlar CHP önünde çocuklar gibi şendik.

Hem CHP hem ülkemiz için yepyeni bir dünya başlıyor, avlunun uzağında Demokratik Kongar beyi gördüm fuları rüzgarda dalgalanıyordu. Ancak Uğur Dündar beyin bir protokol müdürü gibi etrafa talimatlar yağdırdığı gözümden kaçmadı değil. Dünya basını, Barzani basını, Akit Gazetesi ve sanatçılar ve zibil gibi kalabalık, izdiham, kıyamet kopuyor, CHP önünde tarihi bir gün!

Ve hararetli tartışmalar ve derin bir merak, 'özür dilemenin' ilk ayağı neresi olacak, birisi Seyyid Rıza'dan başlamalı, diğeri Fetö'den başlamalı? Biz kuvacı ekip olarak Yılmaz Özdil'le göz göze geldik, ne bileyim, iki tarafa da sıcak bakmadık, biz en iyisi, Kaftancıoğlu'yla başlayalım, ne de olsa 'kadındır' eşitliği de vurgulamış oluruz, İspark mispark vererek avutamayız, İzmir'de kent dönüşümü ayaklarına büyük seçimlerden sonra yirmi elli bin yerli daireyi boşaltıp yerine PKK'yı yerleştirerek de kandıramayız, dedik...

Birden kalabalığı yara yara Kılıçdaroğlu yanımızda bitti, Uğur Dündar: -Sayın Kemal bey, bu .öt öpme işi... Ne bileyim, boyum uzun, eğil kalk, insanın sırtı ağrıyor, eskiden Padişah huzurunda olduğu gibi temenna deniyor şöyle sembolük el etek öpme, yapsak, nasıl olur, dedi!

Kılıçdaroğlu: -Olmaz, padişahlık kalkmış Cumhuriyet kurulmuştur, el etek öpmek, siz hilafet mi padişah mı istiyorsunuz diye yeni bir tartışma açar! Biz, saygı ve sevgi içerisinde ülkemize barış ve demokrasi getirmek için .öt öpeceğiz!

İslamcı gazeteci Nihal hanım- Efendim, ilk durağımız neresi olacak!

Sanatçı Nihat Doğan: -Tabii ki önce Malazgirt'ten başlayacağız, Malazgirt'e topluca gidip... Malazgirt'ten girdiğimiz güne lanet olsun, deyip topluca yere tüküreceğiz, yoksa ben yokum...

Kuvacı Yılmaz Özdil: Valla genel başkanım, önce İzmir'den başlamak lazım, İzmir'i aldığımız güne İzmir'i alan komutana İzmir'i başımıza bela eden askerlere lanet okuyarak....

Yazar Nihat Genç: -Sayın genel başkanım Trabzon'dan başlamak en iyisi?

Uğur Dündar: -Hayırdır, Trabzon'un törenimizle ne alakası var!

Nihat Genç: -Beni doğuran şehrin .mına koyum, beni bu delilerin ortasına kim saldı, ulan beni büyük şehre okumaya kim gönderdi, anasını yedi sülalesini.. sövmesem rahatlayamam efendim..

Seda Sayan: (Nihat Genç için) -Çocuk doğru diyor, önce kendi kimliğimizi iptal etmeli bir sanatçı gibi demokrat olmalı, önce kendini inkar etmeli, sonra sanatçı-sanatçı burnumuz havada yola çıkmalıyız!

(Birden ortalık hareketlendi ve Kemal beyin kulağına birileri fısıldadı, Seyid Rıza'nın adamlarıymış...)

Kuvacı Yılmaz Özdil: Hayırdır Kemal bey, bir karara vardık mı?

Uğur Dündar: -Efendim, Seyid Rıza'nın heykeline gitmeden daha kestirme biz de teamüllere göre hareket etsek, temiz temiz Fetö'nün donunu koklasak...

Seda Sayan: -Bana uyar, öyle dağ bayır Tunceli Munzur yolları beni yorar...

İslamcı gazeteci Nihal Bengisu: -Fetö'nün bir donu elimizde var, kötü günler için saklamıştık, hatta, kurumuş bok parçaları hala duruyor..

Seda Sayan: -Yerim ben o bokları, onlar nur nur, onlar pırlanta, yakama bronş diye yoksa yüzüğüme mi taksam...

Kemal Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar, topluca demokratik bir karar vereceğiz, bakın, heyetimizde özür dileyeceğimiz PKK'lı kardeşlerimiz de var, Atatürk'e kızıp İşidci olmuş müslüman kardeşlerimiz de var, kürtçü İslamcı derneklerimiz de var... Her birinin fikrini alacağız!

Kürtçü İslamcı Amerikancı Özgür-Der: -Efendim, önce Anıtkabir'e tükürerek işe başlayalım..

Kuvacı Yılmaz Özdil: Olur mu kardeşim, seksen yıldır Atatürk'ün mezarına tükürüyoruz..

Kürtçü İslamcı Amerikancı: -Evet ama biz görmedik, şimdi kameralar ve dünya basını önünde tükürdüğünüzü dünyaya ilan edelim!

İslamcı Davutoğlucu Nihal Bengisu: -Genel başkanım, önce, Davutoğlu'nun .ötünü öperek başlayalım...

Uğur Dündar: -İş çıkartma be kadın, Davutoğlu'nun boyu çok kısa, o kadar aşağı şimdi kim eğilecek!

Nihat Doğan: -Tamam arkadaşım, siz Davutoğlu'nu hazırlayın, pantolu indirin, şöyle CHP'nin ana kapısı önünde domaltın, biz genel başkanımızı İzmir Marşı'yla getirip öptürteceğiz!

Kürtçü İslamcı Özgür Der: -İzmir marşı olmaz, dualarla Allahüekberle yasini şerif okuyarak getireceğiz...

Yılmaz Özdil: -Hava da soğuk, .ötü de üşür, en iyisi, şimdi İzmir sıcaktır, Davutoğlu'nu İzmir'in dağlarına çıkartalım, Mavi Vatan'ı gören bir tepede domaltıp öpelim!

Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar, bu yola hep birlikte çıktık, bir genel başkan olarak sembolük olarak sadece benim öpmem olmaz, hep birlikte sıraya girip öpeceğiz, ki, samimiyetimizi demokrasi ve barışla yaklaştığımızı bütün dünya görsün!

Nihat Doğan: -Arkadaşlar, Anıtkabir'den başlamıyoruz, çünkü, Anıtkabir iptal, yok, Anıtkabir'in yerine Seyit Rıza'nın naaşını taşıyoruz ve karşısında İsmet Paşa'nın yerine de Apo'nun heykelini dikiyoruz...

Yılmaz Özdil: Bence Kaftancıoğlu'nun heykeli kafi, keriz kek laik seçmeni fazla kıllandırmayalım..

Uğur Dündar: -Genel Başkanım, kek-keklik seçmeni uyandırmamak için aklıma bir fikir geldi, bu son günlerde çok moda oldu, 'squid game' filmi var, bir çocuk oyununu ölüm kalım savaşına döndürüyorlar, biz de keklik seçmenimize .öt öpüyoruz demeyelim, squid game oynuyoruz, diyelim, yani, bu .öt öpme oyununu kazanırsak kesin iktidarı alıyoruz kesin AKP'yi deviriyoruz, diyelim.

Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar, haydi arabalara, yola çıkıyoruz, bugün CHP ve ülkemiz ve insanlık için büyük bir gün, hadi arkadaşlar... İlk hedefimiz Seyit Rıza! Hadi arkadaşlar, güüüümüş deereeee....

Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Nihat Doğan, Nihal Bengisu Karaca (topluca): Gümüüüş deeere durmaz akaaaar, güneeeeeeş ufuktannnnn şimdi dooooğaaaaaaar.....

(Birileri Kılıçdaroğlu'nun kulağına bir şeyler fısıldar...)

Kılıçdaroğlu: -Arkadaşlar, Seyit Rıza'dan haber geldi, gelmeyin, .ikerim belanızı, demiş, benden önce, İmralı'ya Apo'nun .ötünü öpün...

Yılmaz Özdil: -İş çıkartmayın başımıza o da şimdi çok kıllıdır, adam üstelik hapiste traş mraş da olmamıştır...

(Kılıçdaroğlu, Özdil'i teskin ederek): -Benim de elim varmıyor ama bu büyük bir memleket meselesi! (Uğur Dündar'a sarılarak): -Uğurcuğum, sen Türk bayraklarını hazırla, seyirci koltukları sahne hazır olsun, şayet, seyirci uyanır ve kimin .ötünü yalıyorsunuz lan, derse, hayır, biz o .öte dinamit koymak için buradayız dersin...

(Kılıçdaroğlu ve biz akiller tam hareket halinde CHP ana kapıdan çıkıyorduk, ki, birileri Kılıçdaroğlu'nun kulağına yine bir şey fısıldar...)

Kılıçdaroğlu: -Arkadaşlar, üç sene önce Kızılay'da altmış kişiyi havaya uçuran PKK'lı kardeşimizin mezarından başlayacağız, sonra, hakları kalmasın, dört yıl önce Gar önünde mitingi havaya uçuran İşidci kardeşimizi ziyaret edeceğiz. Bu İşidci kardeşimiz ortaokuldayken sınıflarına asılan Atatürk resminden çok korkmuş ve kör olmuş ve sonra İşidci olmuş ve Suriye'de milyonlarca müslümanı Atatürk yaraları yüzünden öldürmüşler, önce İşidci kardeşimizden başlıyoruz!

Nihat Genç: -Sayın Kılıçdaroğlu, bence, önce memleketin dağlarından başlayalım, önce  bizi doğuran anaların mezarından... Doğurduğun şu evlatlara bak, gitmişler düşmanın hainlerin tarikatçıların .ötünü yalıyorlar!

Kürtçü-İslamcı-Amerikancı Özgür-Der: -(Telaşla, Kılıçdaroğlu'na): Genel başkanım, önce, abdest almanız gerekiyor, biz nezaret ederiz, siz çıktıktan sonra da CHP binasını kırklamamız gerekiyor, yangın uçaklarıyla su döker kırklarız, ve yanımızda, İşid'den Hendek günlerinden kalma, granit parçalayan dinamitler getirdik, sonra, Allahüekber deyip havaya uçururuz, ortalık mis gibi tertemiz.. İki rekat şükür namazı kılar yola revan oluruz!

Nihat Genç: -Bak buna ben varım, dinamit işini bana verin!

Kuvacı Yılmaz Özdil: -Binayı patlatırsak boş kalan yerine ne koyacağız?

Nihat Genç: -Boş kalan yerine ebedi ihanetin belgesi olarak Kılıçdaroğlu'nun heykelini dikeriz!

Uğur Dündar: -Tek başına Kılıçdaroğlu olmaz, Akşener'in Ekmeleddin'in de heykelini...

Nihat Genç: -Uğur bey doğru diyor bir kaç heykel olmaz, millet bahçesi, ihanet bahçesi, hainler bahçesi yapalım... Bence şu an burada bu özür dilemeye kim el ayak oluyorsa hepimizin fotoğrafını koyalım, tarihin en büyük ihaneti olarak. Ya da yerine bir küçük tabela/plaka asalım, üstünde, 'tek bir tane aklı başında memleketin helal suyunu içmiş vatan evladı kalmadığı için kendi kendini infilak ettiren parti' yazalım.

Yandaş İslamcı gazeteci Nihal Bengisu: -Nedenmiş canım, cesaret gösterenleri niye hain diye damgalıyoruz!

(Kılıçdaroğlu'nun kulağına birileri fısıldar...) Kılıçdaroğlu: -Arkadaşlar, protokoldan arıyorlar, önce Babacan'ın .ötünü yalayacağız....

Nihat Doğan: -Valla ben varım, ama arkadaş, kaç kişinin yalanacak bilelim, bu ne, yalatan yalatana...

Seda Sayan: Dalarım ona, yerim onu, valla beni başa yazın!

Kuvacı Yılmaz Özdil: (Uğur Dündar'a dönerek) -Uğur ağbi, Babacan'ın arka loblarından hangisi kuvacı hangi taraf İslamcı bir bilgin var mı?

Seda Sayan: (Yılmaz Özdil'e): Ulan dert ettiğin şeye bak, hangi tarafı kalmış, sağı olsa ne solu olsa ne, dal ortasından gitsin, ne kasıyorsun kendini, söz konusu olan vatansa gerisi teferruat!

Nihat Genç: (Uğur Dündar'a sokularak)-Uğur ağbi, sabahtan beri içim kıyıldı, şuradan bir simit alacağım param yok, bir simit alalım ağbi, konuşacak halim yok...

Kuvacı Yılmazz Özdil: (benim için) Puşta bak, buldun Babacan gibi kaymağı simidi banıp yiyeceksin...

Nihat Genç: Yok valla ağbi, içim kıyıldı, bir simit...

Uğur Dündar: -.iktir git, parama mı sulanıyorsun, yazar olmuş simit alacak parası yokmuş, kimi yiyorsun lan, bir simit nedir parası yokmuş, simit alamayan bir adamdan kuvacı vatansever Atatürkçü olur mu, .iktir git, .mına koduğumun piçi...

Seda Sayan-Nihat Doğan: -Uğur ağbi doğru diyorsun, bir simit nedir alamıyorum ayakları nedir ağbi, önce, bu hainlerin işini bitirmeliyiz... (Nihat Doğan kalabalığa bağırır): -Arkadaşlar aramıza katılmış simit mimit ayağına bizi provoke eden ulusalcı ırkçı faşist bir hain var burada....

(Kuvacı Yılmaz Özdil, Nihat Genç'e saldırıya geçen kalabalığa siper olur, Nihat Genç'i kahramanca savunup korumasına alır...)-Şöyle arkamda dur, sana kimse dokunmasın, bekle, sesini çıkartma, sana simit de alacağım....

Nihat Genç: -Yılmaz ağbi, simitin yanında pınar krem peynir de olsun..

Yılmaz Özdil: -.iktir git lan, simit neyine yetmiyor, peynirmiş, peyniri biz bulamıyoruz oğlum... Sen Atatürk'ün peynir yediğini duydun mu? Vatan haini şerefsiz, peynirmiş, kiminle daşşak yapıyorsun lan....

(Bu sefer Seda Sayan beni korumasına alır...) Seda Sayan: -Gel koçum gel, simit sana feda olsun, peynir de alırım, gel...

Uğur Dündar: -Bırak o puştu Seda hanım, o bizi sabote etmek için burada!

Nihat Genç: -Abla, valla simiti kendim için istemedim, herkes bir fikir söylüyor, ben de sabah simit kaymak peynir yemiştim, düşündüm kü, .öt yalarken genel başkanımız, peyniri bir güzel süreriz...

Seda Sayan: -Üzme canını krem de sürerizz peynir de...

Yılmaz Özdil: Hayır peynir olmaz, asla, izin veremem, hiç mi mastercheff seyretmiyorsunuz, İzmir'den getirdim, genel başkanımız yalarken yanında midye dolması vereceğiz...

Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar, arabalar hazır, çıkıyoruz, güneeeeeeş ufuktaaaaaaaan.....

Kalabalık: -Güneeeeeeş ufuktaaaaaaan şimdiiii doğaaaarrrrrrr!