Rum-Yunan tezine darbe vuran tarihi belge! Yunanistan Taksim’i kabul etmiş!

Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averoff-Tossizza’nın Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Settar İksel ile 7 Ekim 1956’da yaptığı görüşmede Kıbrıs’ta çözüm olarak adanın taksimini gündeme getirdiği ortaya çıktı.

Rum-Yunan tezine darbe vuran tarihi belge! Yunanistan Taksim’i kabul etmiş!

Yıllardır Türkiye’nin Kıbrıs'ı böldüğü propagandası ile Kıbrıs Türk halkının self determinasyon-kendi geleceğini belirleme- hakkı olmadığı iddiasına yönelik Rum-Yunan tezi çöktü. 

Yunanistan’ın yıllar önce, 1956 yılında Taksim’i istediği ortaya çıktı. 

Türk basınında ilk kez Volkan Gazetesi’nin yayımladığı belgeler, İngiliz arşivlerinden çıktı. İngiltere’de faaliyet gösteren (British Turkish Cypriot Association) Britanyalı Kıbrıslı Türkler Derneği Başkanı Ersu Ekrem’in tespit etmesiyle ortaya çıkan belge, İngiliz Dışişleri Bakanlığı ile Ankara Büyükelçiliği arasındaki gizli telgraf yazışmalarında geçiyor.

Belgelere göre, Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averoff Tossizza, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Settar İksel ile 7 Ekim 1956’da yaptığı görüşmede çözüm olarak adanın taksimini gündeme getirdi. İngiliz belgelerinde bu gelişme, Yunanistan’ın "beklenmedik bir siyaset değişikliği" olarak yorumlandı. 

Konuya ilişkin detaylara Hüseyin Macit Yusuf, Volkan gazetesindeki köşe yazısında yer verdi. 

İşte Yusuf’un yazısı ve o belgeler: 

Rumların Kıbrıs’taki Enosis faaliyetleri, Yunanistan’ın Osmanlı’ya karşı isyan bayrağını açtığı 1821 yılında başlamıştır. Aynı yıl Kıbrıs’taki Rumlar da Osmanlı İdaresi’ndeki Kıbrıs’ta başarısız bir isyan girişiminde bulunmuştur. Adanın 1878’de İngiliz İdaeresi’ne geçmesi ile Rumlar İngiltere’nin Yunanistan’ın genişlemesine verdiği destekten umutlanarak Enosis faaliyetlerine hız verdi. Adadaki Türklerin o günkü tutumu İngiliz İdaresi’nin devamından yanaydı. Yok eğer İngiliz’ler  adayı terk edecekse Kıbrıs’ın eski sahibi olan Osmanlı Devleti’ne geri verilmesinden yanaydı. Rumların Enosis faaliyetleri isyanlarla, Türklere ve İngilizlere saldırılarla 1950’lere kadar gelindi. Bu arada Rumlar Kilise’nin öncülüğünde bir iki plebisit yaparak adanın Yunanistan’a bağlanması-Enosis kararı alsalar da İngiliz İdaresi oralı olmadı, plebisit sonuçlarını tanımadı. 1954’te Başpiskopos Makarios’un girişimleriyle Yunanistan, Rumlara self determinasyon hakkı verilmesi için Birleşmiş Milletler’e başvurdu. Türkiye delegesi Selim Sarper Yunanistan’ın bu talebine karşı çıktı ve Türkiye ve Kıbrıs Türk toplumunun onayı alınmadan adanın statüsünün değiştirilemeyeceğini kayıtlara geçirdi. Genel Kurul’dan istedikleri kararı alamayan Rum-Yunan ikilisi 1955’te adayı kan gölüne çevirecek olan EOKA terör örgütünü kurdu. Bu örgütün hedefi Enosis’tir. İngiltere 1955’te Kıbrıs sorununa çözüm bulmak maksadıyla Londra’da Konferans düzenledi. Konferans’ta Türkiye adanın statüsü değişecekse adanın kendisine verilmesini bir kez daha dillendirdi.. Rum-Yunan ikilisinin self determinasyon ısrarı sürünce Konferans sonuç alınamadan dağıldı. İngiltere 1956’da İngiliz hukukçu Lord Radcliffe’e Kıbrıs için özerklik anayasası hazırlattı. Yunanistan özerklik önerisine karşı çıktı. Bu aşamada Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla gizli görüşmeler başladı. Bu görüşmelerin birinde, İngiliz arşivinden elde edilen Belge 1’den de görüleceği üzere, Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averoff-Tossizza Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Settar İksel ile 7 Ekim 1956’da yaptığı görüşmede çözüm olarak adanın taksimini gündeme getirdi. İngiltere’de faaliyet gösteren British Turkish Cypriot Association-(BTCA) Britanyalı Kıbrıslı Türkler DerneğI’nin 2014 yılında tespit ettiği bu belgeyi Türk basınında ilk kez Volkan Gazetesi yayınlıyor. Bu tarihi belge Rum Yunan ikilisinin maskesini düşürmektedir. Yıllardır Türkiye’nin adayı böldüğü propagandası ile Kıbrıs Türk halkının self determinasyon-kendi geleceğini belirleme- hakkı olmadığı iddiası çöplük olmuştur. Bu belgelerin ,Yunanistan’ın 1956’da Taksim istediğinin, her platformda ortaya konması ve Rum-Yunan tezlerinin çürütülmesi gereklidir.

Ankara’daki İngiliz Komiseri tarafından Londra’ya ulaştırılan telgrafta, Yunanistan Dışişleri Bakanı Averoff’un Türkiye’nin Yunanistan Büyükelçisine adanın Taksim edilmesini önerisi yaptığını doğrulayan, orijinal belgeyi ve ilgili bölümü aktarıyorum:

BELGE 1:

Mr Melville

With reference to your minute of 17/10, I now re-circulate with the draft paper on partition which Mr. Smith has prepared. The S.of S. asked for this before he went away-Mr. Moreton’s minute at (13)

2. Meanwhile (i) the Governor has given further views about partition in his reply to you (scribble) at (21), and (ii) there has been the series of telegrams at (15)-(20) from Ankara, with the interesting and unexpected information that the Greek Foreign Minister threw out a suggestion about partition to the Turkish Ambassador-para. 5 of (15).

W. A. Morris)

22nd October, 1956

Yine Belge 2’de Averoff’un Türk Büyükelçi’ye adanın Taksim’i ile ilgili yaptığı öneri tekrarlanmaktadır: 

BELGE 2:

4. Meantime, the telegrams at (15) – (19) from Ankara give a quite new and unexpected twist to this . The Greek Foreign Minister tentatively suggested partition to the Turkish Ambassador (para. 5 of (15) ; and M. Birgi in Ankara gave the Counsellor a personal Turkish reaction (para. 2 of (17). You will see from ( 19 ) that Mr. Stewart concludes that this is the first evidence that the Turkish Government might consider the Cyprus question on any other basis than that of maintenance of the status quo. Also that Mr. Stewart now believes that we have practically no hope of securing their acquiescence.

Yunanistan’ın TAKSİM’i kabul ettiği konusundaki deliller sadece Yunanistan Dışişleri Averoff’la kısıtlı değildir. İngiltere’nin NATO nezdindeki temsilcinin Londra’ya gönderdiği bir başka bilgilendirme telgrafında da, sürekli olarak güvenilir bilgiler aktaran  Yunanlı delegenin Taksim’in tek çare olduğunu vurguladığı belirtiliyor:

BELGE 3:

December 20,1956

Dear Hilary,

With reference to my telegram No:238 of December 18 about Cyprus, I should tell you that in conversation before the meeting my Greek colleague who always gives a very reasonable impression, said straight out that in his opinion only a radical solution was now possible. When I said in reply that we were going to hold out the eventual prospect of partition if nothing was done, he said that he had long felt this was the only solution. I think he cuts a good deal more ice than his predecessor with his government and it occurs to me that there may be a greater willingness to accept partition in the last resort on the Greek side than we have hitherto been let to expect.

Christopher Steel

UK Delegation to NATO

Averoff’un ve Yunanistan’ın Taksim’i kabul etmesine Kıbrıs’taki Kilise ve Başpiskopos Makarios’un karşı çıkması üzerine Yunanistan bu siyasetini ileriye götürememiştir.. . Türkiye bu tarihten itibaren taksim siyasetine sahip çıkarak bu yöndeki çalışmalarını başlatmıştır. 

19 Aralık 1956’da İngiliz Parlamentosu Avam Kamarası’ndaki Kıbrıs sorunu tartışmaları sırasında İngiliz Koloniler Bakanı Sir Lennox-Boyd Kıbrıs gerçeklerine göre çok önemli bir açıklama yapmıştır. Lennox Boyd  “Majestelerinin Hükümeti’nin Kıbrıs’ta kendi kaderini tayin etme ilkesinin, en az Kıbrıs Rum toplumu kadar Kıbrıs Türk toplumuna da uygulanması gerektiğini ortaya koymuştur.. Parlamento tutanakları Hansard’dan söz konusu konuşmayı burada aktarıyorum:

HC Deb 19 December 1956 vol 562 cc1267-791267

§The Secretary of State for the Colonies (Mr. Alan Lennox-Boyd); 

“As regards the eventual status of the island, Her Majesty's Government have already affirmed their recognition of the principle of self-determination. When the international and strategic situation permits, and provided that self-government is working satisfactorily, Her Majesty's Government will be ready to review the question of the application of self-determination.

When the time comes for this review, that is, when these conditions have been fulfilled, it will be the purpose of Her Majesty's Government to ensure that any exercise of self-determination should be effected in such a manner that the Turkish Cypriot community, no less than the Greek Cypriot community, shall, in the special circumstances of Cyprus, be Oven freedom to decide for themselves their future status. In other words, Her Majesty's Government recognise that the exercise of self-determination in such a mixed population must include partition among the eventual options.”)

Bu belgelerin tamamı, yukarıda da vurguladığım üzere, Türkiye’nin adayı böldüğü propagandası ile Kıbrıs Türk halkının self determinasyon hakkı olmadığı iddiasını çürütmekte ve Rum-Yunan tezlerine büyük darbe vurmaktadır. Bu belgeler her fırsatta ve her platformda  ortaya konmalı, Yunanistan’ın 1956’da Taksim istediği gerçeği özellikle Rum-Yunan ikilisinin çirkin suratlarına vurulmalıdır.