S-400’lere karşı çıkan CHP’li Çeviköz, Su-57’ye de karşı!

CHP'nin Amerikancı açıklamlarıyla dikkat çeken ismi Ünal Çeviköz, Erdoğan'ın Rusya ziyaretinde gündeme gelen Rusya'dan savaş uçağı alınması hamlesine 'NATO' gerekçesiyle karşı çıktı.

S-400’lere karşı çıkan CHP’li Çeviköz, Su-57’ye de karşı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, “Bir ABD’ye, bir Rusya’ya ‘mavi boncuk’ veriliyor. Bu ‘mavi boncuk’ politikasına da ‘dış politika’ deniyor. Türkiye uluslararası ilişkilerde artık bir özne değil, nesnedir. Ve iki küresel güç arasında çekiştirilip, durmaktadır” dedi.

CHP Dış Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Çeviköz, dün Rusya’da yapılan ‘MAKS 2019 Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’nın açılışında en önemli konuğun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, fuarda başka yüksek düzeyde konuk olmadığına dikkat çekti. Çeviköz, şöyle konuştu:

“Ziyaret aslında geçen hafta İdlib’de Türk askeri konvoyuna karşı gerçekleştirilen hava saldırısı ertesinde Soçi Mutabakatı ile ilgili soru işaretinin oluşması nedeniyle fuarın vesile edilmesiyle gerçekleşti. Türkiye’nin dış politikası küresel ölçekte savrulmaktadır. Bir bakıyoruz Türkiye, Rusya’da S-400 savunma sistemi alıyor, bunun hemen ertesinde ABD ile Suriye’nin kuzeydoğusunda ‘güvenli bölge’ kurulması için çalışmalar başlıyor. Bir bakıyorsunuz ABD’nin kuzeydoğu Suriye’ye yönelik ortak operasyon merkezi kurmaları kararı alınıyor, bunun hemen ertesinde İdlib’de Türkiye’nin askeri konvoyuna saldırı yapılıyor; 9 ve 8 numaralı gözlem noktaları Suriye Ordusu tarafından kuşatılıyor. Yani bir ABD’ye, bir Rusya’ya mavi boncuk veriliyor. Bu ‘mavi boncuk’ politikasına da ‘dış politika’ deniyor. Türkiye uluslararası ilişkilerde artık bir özne değil, nesnedir. Ve iki küresel güç arasında çekiştirilip, durmaktadır. Bu da giderek Türkiye’nin diğer ülkeler gözündeki saygınlığını ve itibarını yek ile ihsan etmektedir.”

‘TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARI SÜRÜYOR’

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında düzenlenen ortak basın toplantısından çıkan mesajın; Rusya’nın Türkiye ile olan ikili ilişkilerinden büyük memnuniyet duyduğu şeklinde olduğunu söyleyen Çeviköz, “Rusya, bir yandan Akkuyu Nükleer Santrali bir yandan Türk Akım Boru Hattı Projesi ile Türkiye üzerinden enerji ağını genişletiyor. Havacılık ve Uzay Fuarı’na bir NATO ülkesini en üst düzeyde getirerek tüm dünyaya mesajını veriyor. Ancak Suriye konusunda Türkiye ile Rusya arasındaki görüş farklılıklarının ortadan kalktığını söylemek bir türlü mümkün olmuyor. Rus tarafını dinlediğinizde, İdlib’de terör unsurlarının Suriye yönetimi ve Suriye’deki Rus askeri mevcudiyetini tehlikeye soktuğu ve onlara saldırılarda bulunduğu ve bunun da Rusya ve Suriye’yi rahatsız ettiği dile getiriliyor. Türkiye tarafını dinlediğinizde ise bütün suçun Suriye tarafında olduğu söyleniyor. Yani sebebi ziyaret hiçbir sonuca ulaşmıyor” diye konuştu.

‘YENİ GÖÇ DALGASI MEVCUT OLDUĞU İTİRAF EDİLİYOR’

Çeviköz, Türkiye’nin Soçi Mutabakatı ile üstlendiği sorumlulukları yerine getiriyormuş gibi yaptığını savunarak, Rusya’nın da Suriye’nin güvenliğini önemsemeye ve bunun tehlikeye girmesine izin vermeyeceğini vurgulamaya devam ettiğini kaydetti. Türkiye ile Rusya arasında ‘toprak bütünlüğü’ ifadesinin farklı şekilde anlaşıldığının gün gibi aşikar olduğunu vurgulayan Çeviköz, “Suriye, toprakları içerisinde kendi kontrolünde bir güvenli bölge istiyor. Böyle bir güvenli bölge toprak bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmaz. Bağdaşması için Suriye yönetimi ile mutabık kalınması gerekir. Mutabık kalınmadığı müddetçe de Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde, doğuda başka batıda başka sorunlarla karşılaşmaya devam etmesi mukadderdir. Ayrıca İdlib’de bulunan 3,5 milyon sivilin can güvenliğinin tehlikede olduğu ve yeni bir göç tehlikesinin de mevcut olduğu en yüksek düzeyde yetkili ağızdan itiraf edilmektedir” dedi.

‘GEREKEN ÇABAYI GÖSTERMEYEN MAKAMLARI SUÇLU GÖRÜYORUZ’

Çeviköz, son zamanlarda çıkan orman yangınlarını terör örgütü PKK’nın üstlendiği iddialarına ilişkin soruya, “Bu, elbette kınanması gereken bir itiraftır. Eğer bu gerçekse ve bu şekilde bir itirafı terör örgütü yapıyorsa bunun üzerine güvenlik makamlarımız tarafından gidilmesi beklenir ve bu orman yangınlarının da bu şekilde başlatılmasını seyredip, söndürülmesi için de gereken çabayı göstermeyen yetkili makamları da aynı derecede suçlu görüyoruz” diye cevap verdi.

‘NATO ÜYESİ OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM’

Çeviköz, bir gazetecinin “Türkiye’nin Rusya’dan savaş uçağı alma yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu da yanıtladı. Çeviköz, “Türkiye’nin bir  NATO üyesi ülke olduğunu unutmamak gerekir. S-400 ile ilgili tartışmaları hepimiz canlı bir şekilde yakından izledik ve bunun yarattığı sakıncaları hem ABD ile olan ilişkilerimizde hem diğer NATO üyesi olan ittifak mensubu müttefiklerimizle olan ilişkilerimizde gördük. Eğer Türkiye NATO yükümlülükleriyle uyumlu olmayan bir takım silah tercihleri yapmaya devam ederse bunun Türkiye’nin güvenliği açısından fevkalade ciddi ve çok olumsuz yansımaları olacağından endişe duyuyoruz. Onun için bu görüşmelerin sadece iki şahıs arasındaki hoş bir sohbet olarak kalmasını ve ileriye dönük olarak Türkiye’nin bu şekilde tercihlerinin farklı bir yöne doğru değiştirecek adımlar atmamasını temenni ediyoruz” diye konuştu.

‘SOÇİ’DEN ÇEKİLELİM’ DEMİŞTİ

Ünal Çeviköz, geçen hafta yaptığı açıklamada, “En kısa zamanda Mehmetçik’in, İdlib’de gözlem noktalarındaki askerlerimizin güvenliğinin sağlanması için gereken tedbirlerin derhal alınması artık şart olmuştur. Eğer Türkiye’nin Soçi Mutabakatı’nı daha fazla yürütme imkânı kalmamışsa, o zaman bu mutabakattan çekilmesinin de zamanı gelmiştir” demişti.

S-400’LERE DE KARŞI ÇIKMIŞTI

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerinin alınmasına karşı çıkan CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Türkiye’nin güvenliğinin NATO üyeliğinden geçtiğini savunmuştu.

Nisan ayında Cumhuriyet gazetesi için kaleme aldığı yazıda Çeviköz, teknik olarak S-400’lerin Patriotlardan daha üstün olduğunu kabul etmesine rağmen güvenlik zafiyeti yaratacığını öne sürdü ve şu ifadeleri kullandı:

“Sonuç olarak, Türkiye S-400’leri satın alırsa Avrupa-Atlantik camiasıyla zaten zayıflayan bağlarının bir kısmını daha çözmüş olacak ve Batı ile arası daha da açılacaktır. Bu durum, S-400’leri satın almanın siyasi maliyetinin ne kadar büyük olduğunu göstermeye yetiyor.”