sendika.org’un rengi neden turuncu belli oldu!

Kendisini solcu olarak gören, adını emekçilerin, 'biricik' örgütünden alan sendika.org'un Avrupa Birliği kuruluşları tarafından fonlanmasına tepki gösteren eski yazarı 'Renginin neden turuncu olduğunu merak ederdim, merakımı giderdim' dedi.

sendika.org’un rengi neden turuncu belli oldu!

Sendika.org’un eski yazarlarından Alper Erdik, sendika.org’da yazmaya başladığı 2010 yazından bu yana yaşadıklarını yazdı.

Sitede yazmaya başladıktan sonra pek bir sorunla karşılaşmadığını, “Fikret Başkaya’dan Gün Zileli’ye, solun dokunulmazlığı olan abilerine yönelik” yazılarının yayınlandığını ancak Sendika.org’un “mezhebi de neticede her şeyi kaldırmıyordu. Bu serbesti, Ergenekon-Balyoz temalı makalelerimle birlikte sona erdi.” diye belirterek başına gelenleri şöyle aktardı:

Adı geçen davalarda hukuksuzluk, azıcık kafası çalışan, azıcık iyi niyetli olan her bireyin vicdanını paramparça ediyordu ve fakat solcu sıfatlı kişiler, örgütler büyük bir utanmazlıkla Akp-Cemaat ittifakının dili ile konuşmayı sürdürüyor, Silivri’de tutulanları darbecilikle itham ediyordu. Bunda da tabii Pkk’nın ideolojik etkisi büyüktü. Bu konuyla, yani sosyalistlerin yanlış, art niyetli ve ikiyüzlü yaklaşımlarıyla ilgili olarak “Ergenekon ve Sosyalistler” başlıklı bir yazı yazdım. 2011’in Ocak ayı idi. Yazılarımı her zaman on dakikada siteye ekleyen arkadaşlar, bunu tam 21 gün beklettiler. Israrlı sorularıma yanıt da vermediler. Nihayet, nasıl oldu ise, makale yayımlandı. Bu bir ilkti. İlk kez bir sosyalist yayında, sosyalistlerin Ergenekon hakkındaki görüşleri eleştiriliyordu. (Merdan Yanardağ, 1. Cumhuriyetin Sonbaharı adlı kitabında bu yazıdan alıntılar da yaptı.)

Bu yazı geciktirme olayı, sitenin sonraki tutumunu da belli ediyordu aslında. İkinci kırılma, Mart 2011’de oldu. O ayın başında, hatırlanacaktır, Odatv yöneticileri, Yalçın Küçük ve ona yakın isimler gürültülü bir operasyonla alınıp tutuklandılar. Zihni liberalizmle, sivil toplumculukla bulanmış solcumsular, bu olaya bırakın olumsuz yaklaşmayı, sevindiler. Yıldırım Türker denilen haysiyet fukarası, Soner Yalçın’la şahsi husumeti nedeniyle, oh olsun, dedi. Ki, 17 yaşındaki Buse Sarıyağ’ın İstanbul Halkalı’da, Pkk tarafından katledilmesinin ardından da Pkk’yı aklamıştı. Aklar; çünkü kalbi ve beyni kapkaranlıktır.

Alper Erdik, sendika.org’un yurt dışı fonlardan nasıl yararlandığını şöyle açıklıyor:

“Şimdi gelelim, bu yazı neden yazıldı; şundan… Sendika.org’da yayımlanmış eski bir makaleden yararlanma ihtiyacı duydum geçtiğimiz günlerde. Siteye güçlükle ulaştım, erişim engeli var çünkü. Sonra gözüme, ‘Destekçilerimiz’ diye bir başlık çarptı. Korkarak ilgili kısma ulaştım. Korkum yersiz değildi. Sendika.org da foncu olmuştu. Fonculukla ilgili takıntım eskiye dayanır benim. (2010’daki “Benim Adım Turuncu” yazıma bakılabilir)” dedi.

“Sendika.org da bu işleri iyi öğrenmiş. 2017-2018’de The Guardian Foundation tarafından fonlanan site, 2019-2020’de de Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında teknik altyapısını yenileyecekmiş. Bitmedi. Fon dendi mi bu işlerde George Soros kadar etkili bir grup daha var ki onlar da Alman vakıflarıdır. Sosyal demokrat veya sağcı fark etmez, her koşulda doğrudan emperyalist-kapitalist Alman devleti tarafından desteklenen bu yapılar, Türkiye’de çok uzun zamandır faaliyet gösteriyorlar. Bunların en köklülerinden biri olan Friedrich-Ebert-Stiftung, Sendika.org’un da destekçisi olmuş çoktan. Tabii, bu ‘partner’leri duyurdukları kısma, herhalde bizim gibi birisi çıkmaz ya, olur da çıkar diye, bu desteklerin içerikle ilgisi olmadığı notunu düşmüş Sendika.org yöneticileri. Şimdi buna oportünistlik denmez de ne denir?”

Alper Erdik solitiraz.com’daki yazısını, “Renginin neden turuncu olduğunu merak ederdim hep Sendika.org’un. Merakım artık giderilmiş bulunuyor.” diye yazarak bitiriyor.

İşte sendika.org’u destekleyen yurt dışı fonlar: