Steven Cook müneccim değil

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Steven Cook müneccim değil

Sayın Nejat Eslen çok önemli bir tespitte bulundu.

Amerika’nın resmi yayın organı Foreign Policy Dergisi’nde ilginç bir yazı yazan Steven Cook’un Türkiye ile ilgili öngörülerini ve ülkemizdeki bazı siyasilerin paralel açıklamalarını gündeme getirdi.

Herkes Cook’un ‘Erdoğan hasta yerine Hulusi Akar gelecek’ iddialarına takılırken, Eslen satır arasındaki ‘sıkıyönetim şartları’ ifadesine dikkati çekti.

Alıntılıyorum: “Bu ilginç makalede Cook, Erdoğan sonrası dönemde, güçlü bir başka adamın, muhtemelen “sıkıyönetim şartlarında Türkiye’yi yönetebileceğini” de ifade etmişti.

Nagehan Alçı’nın “Kan akabilir, tansiyon çok yükselir, sokaklardaki gerilimi kontrol edemezsiniz…”, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “siyasi suikastler olabilir” ifadelerinden örnek veren Eslen komutanımız,

“Şimdi iyice düşünün…

Stefen Cook müneccim mi ki Türkiye’nin sıkıyönetim şartlarında yönetilebileceğini söyledi?

Nagehan Alçı müneccim mi ki seçimlerde kan döküleceğini bildi?

 Yoksa, bütün bunlar, Türkiye ile ilgili ciddi bir planı mı işaret ediyor?

Ben düşünesiniz diye yazdım.”

İyi ki de yazdı Sayın Eslen, ben de düşündüm bu konu üzerinde.

Biden’ın Türkiye tehdidini düşündüm mesela.

ABD Başkanı, 7 Ekim’de Suriye ile ilgili acil durum halini devam ettirme kararını açıklarken Türkiye’yi “alışılmadık ve olağanüstü tehdit” olarak gördüklerini açıkladı.

Utanmaz arlanmaz ABD’nin başkanı hem PKK’lı teröristlere tırlar dolusu silah göndermeye devam ediyor, hem de Türkiye’yi tehdit olarak görüyor.

Afganistan’dan donunu bile toplayamadan çekilen ABD, şimdi panik içindeki bölücü PKK’lılara güvence verme derdine düştü.

Bunun için de (adeta şamar oğlanı gibi gördükleri) Türkiye’yi tehdit etme rahatlığını sürdürüyor.

Sadece tehdit de etmekle yetinmiyor, Steven Cook gibi, (çiğ soğan yemiş!) Atlantik oğlanlarını da saldırtıyor. 

Neymiş, ‘Erdoğan hastaymış yerine NATO’cu Akar gelirmiş, üstüne bir de sıkıyönetim ilan edilirmiş’.

Peki neye güveniyor topal ördek ve bunak Biden?

Türkiye’deki derin NATO’ya elbette.

“NATO’ya sıkı sıkı bağlıyız”, “Esad meşruiyetini kaybetmiştir” diyen İbrahim Kalın ve "NATO'nun birliği ve bütünlüğü, savunma kabiliyetimiz kadar önemlidir" diyebilen Dışişleri Bakanımız var.

Aynı NATO, ABD ve Yunanistan’ın, ayrıca şimdi bir de Yunanistan ve Fransa’nın açıkça Türkiye karşıtı hazırlıklarını görmezden geliyor.

ABD’nin Türkiye’ye açık tehdit olan PKK’ya resmen kara gücü muamelesi yapmasını ıslık çalarak karşılıyor.

Bakınız ABD’nin tek hedefi artık denize çıkışı olan Kukla Kürdistan değil.   

Bunun zorlaştığını görüyorlar. Putin’in son hamlelerini yazmıştım daha önce. 

Ama asıl hedefleri artık Çin ve Rusya’yı çevrelemek, Asya’nın birliğini bozmak, bol savaş ve terörle Kuşak ve Yol hatlarını kesmek.

PKK ve IŞİD’i bunun için kullanıyorlar.

Afganistan’ın Kunduz ilindeki 46 kişinin öldüğü Şii Hazara camii saldırısını üstlenen IŞİD’in Horasan kolu, intihar bombacısının kimliğini açıklıyor: Muhammed Ali Uyguri.

Bunu neden yapıyor?

IŞİD’in arkasında ABD olduğunu ve hem Suriye, hem de Afganistan’da çıkarları için kullandığını biliyoruz artık.

ABD, “Hibrit savaşımız başladı, düşmanlarımız Çin, Rusya, İran, Pakistan, Suriye, Türkiye ve Taliban” diyor.

Türkiye’deki NATO koluna da talimat veriyor: Suriye ile barışmayacaksınız, İran’ı sıkıştıracaksınız, Rusya’nın düşmanlarıyla iş tutacaksınız!

“Bunu yapmazsanız eğer, her pisliği yapar, sıkıyönetim getiririm yine yaptırırım” 

Sadece Kürt devleti değil dertleri, o işin artık kolay olamayacağını biliyorlar, zaten öncelikleri de artık, İndo Pasifik ve Çin.  

Tüm yığınaklarını oralara yapıyorlar.

Türkiye’yi ise 1980 yılındaki Irak ve Saddam gibi kullanmak istiyorlar.

Hem vekaleten pis işlerini gördürecekler, hem de iş bittikten sonra üzerine çöküp, o zaman koridoru kuracaklar.

Ama avuçlarını yalarlar.

Artık bu niyetlerini kahvede tavla oynayan dayılar bile biliyor.

Steven Cook, 15 Temmuz öncesi Michael Rubin gibi Türkiye’ye ayar vermeye çalışıyor.

Ama ne oldu 15 Temmuz’da ABD en “değerli adamlarının” çoğunu kaybetti.

Hala çok elemanları var ama giderek etkisizleşiyorlar.

Baksanıza Paris’ten atın bir sakal yolsuz kaldık diye yalvaran Yetmez ama Evetçi takımına.

Çok kötü ve acınası durumdalar.

NATO’cular da öyle, anca karanlıkta ıslık çalıyorlar.

Türkiye’de kimse NATO’ya inanmıyor artık.

Sözlerim sadece iktidar değil muhalefete de.

Hâlâ NATO’cu eski diplomatlardan medet uman CHP’nin programında (artık ölmüş bitmiş) AB ile ilişkiler var ama artık dünyanın merkezi haline gelen Asya ile ilişkiler yok. 

Batı tarafından dışlanan yaptırımlara uğrayan İran bile ŞİÖ’ye tam üye oldu.

Biz ise NATO içinde NATO’nun üyelerinin düşmanıyız.

NATO üyesi Yunanistan, işgal ettiği Koyun adasından İzmir’i arkaya alıp asker hatırası çektiriyor.

Steven Cook müneccim değil, sadece kötü bir mütercim.

Bir ayağı çukurdaki ABD Başkanı Biden’ın dilinin altındaki bakla o.