Süleymancılar devleti tanımadı!

Süleymancı yurt ve kurslara kurban bayramında kurban ve kurban derisi toplamamaları için tebligat yapıldığı belirtildi. Buna rağmen Süleymancıların, yasağı, kaçak kurban kesimi yaparak deldikleri öğrenildi. Diyanet İşleri'nin 'Tarikatlar Raporu'nda Süleymancılar için 'Yeni FETÖ' uyarısı yapılmıştı. Peki kimdir bu Süleymancılar?

Süleymancılar devleti tanımadı!

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı tarikatlar araştırmasının raporu ortaya çıkmıştı. Aydınlık gazetesinin gündeme getirdiği raporda, tarikatlar tek tek incelenmiş ve uyarılarda bulunulmuştu. Raporda tarikat ve cemaatlerin ticari alandaki etkinlikleriyle hızla holdingleştikleri, gizlice örgütlenerek, devletteki kadroları liyakat kriteri dışında suistimal etmeye başladıklarının altı çizilmişti. Rapora “Bu yapıların yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantıları incelenmeli” notu da düşülmüştü.

KAÇAK KESTİLER!

Geçen aylarda hazırlanan raporda, üzerinde önemli durulan bir grup da “Süleymancılar” cemaatiydi. Raporun hemen ardından yaklaşan Kurban Bayramı öncesi dikkat çeken bir adım geldi. Süleymancı yurt ve kurslar ile dernekler, kurban ve kurban derisi toplayamayacakları konusunda uyarıldı. Getirilen yasak bayram öncesi, jandarma bölgesinde jandarma, polis bölgesinde de polis tarafından Süleymancı olarak bilinen yurt, kurs ve derneklere imza karşılığı iletildi.

Devlet Süleymancılara kurban ve kurban derisi bağışını yasaklamasına rağmen onlar bu yasağı deldi. Aydınlık’ın aktardığına göre, Süleymancılar yasak kararının kendilerine tebliğ edilmesinden sonra seri halde toplantılar yaparak milyonlarca lira gelir kaybına yol açacak yasağı delmek için izlenecek yolu tartıştı. Daha sonra kurban kesimi ve deri toplama işleminin kaçak olarak yapılması konusunda karar alındı.

DİYANET RAPORU’NDA SÜLEYMANCILAR

Diyanet İşleri Başkanlığı raporunda Süleymancılar hakkında ‘yeni bir FETÖ’ ile karşı karşıya kalınabileceği uyarısı yapılıyordu: “Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.” Raporda şu bilgilere yer veriliyordu:

Süleyman Hilmi Tunahan’ın (1888- 1959) öncülüğünde ortaya çıktığı için ona izafeten “Süleymancılık” olarak bilinir.

Öne çıkan görüşleri: Nakşî geleneğin içinde filizlenmekle birlikte kendilerini bir tarikat olarak nitelemeyen oluşumun son derece içe kapalı yapısı nedeniyle görüşlerini sağlıklı bir şekilde tespit edebilme imkânı pek bulunmamaktadır. Yayın organları olan “Yedi Kıta” dergisi “Tarih, İnsan ve Hayat” dergisi aktüel içerikli olup, cemaatin kendine özgü görüşlerini yansıtan bilgilere buralarda rastlanmamaktadır.

Faaliyetleri: Cemaatin faaliyetleri günümüzde orta ve yükseköğretim öğrencileri için yurtlar, Süleymaniye Özel Eğitim Kurumları ve Kur’an kurslarıyla devam etmektedir. Yurt, kurs ve okulların finansmanı, sahip oldukları çok sayıdaki holding ve halktan toplanan yardımlarla karşılanmaktadır.

YENİ FETÖ UYARISI

Süleymancıların, Kur’an kurslarına Diyanet’in ismini kullanarak yardım topladıkları, cenazelerde para karşılığı Kur’an okuma ve ıskat hususlarında da oldukça aktif davrandıkları bilinmektedir. Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Zira uzun yıllar cemaat bünyesinde çalışmış, içyüzlerine vâkıf olduktan sonra onlardan ayrılmış olan ve cemaat içinde ‘Kozan imamı’ olarak bilinen Mustafa Akyıldız, oluşumun din anlayışı ve yapılanmasıyla ilgili oldukça ciddi iddialarda bulunmaktadır.

Buna göre, cemaatin Türkiye genelinde bölgeler bazında ‘kolordu kumandanlığı’ ismi altında yapılandıkları öne sürülmektedir. Cemaat hakkında dile getirilen bir başka iddia da 16 yıldır derin güçler tarafından kontrol altında tutulduğudur. 1980 darbesinden sonra arkadaşıyla hapse alınan Kemal Kaçar’ın, o dönemki MİT tarafından hapiste anlaşmaya zorlandığı, anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığı söylenmektedir.”