Taraf ve Yeni Şafak hedef göstermişti... AİHM'den Koramiral Kadir Sağdıç için hak ihlali kararı verdi

Balyoz davasından hapis yatan emekli Koramiral Kadir Sağdıç'a, özel hayatının gizliliğini ihlal eden yayınlar durdurulmadığı için 4 bin euro ödenecek.

Taraf ve Yeni Şafak hedef göstermişti... AİHM'den Koramiral Kadir Sağdıç için hak ihlali kararı verdi
Taraf ve Yeni Şafak hedef göstermişti... AİHM'den Koramiral Kadir Sağdıç için hak ihlali kararı verdi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün kumpasları sırasında yandaş medya ve FETÖ medyası, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni tasfiye etmek için yalan haberler yapmıştı.

FETÖ, medya aracılığı ile hedef aldıkları kişilere yönelik kara propaganda yapıyor, ardından Emniyet ve Adliye'deki örgüt üyeleri kumpas davaları açarak tutukluyor ve görevlerinden uzaklaştırılmalarını sağlıyordu. FETÖ'nün hedef aldığı yurtseverlerden biri de Emekli Koramiral Kadir Sağdıç'tı.

Kadir Sağdıç, Güney Deniz Saha Komutanlığı görevindeyken, hakkında iftira ve karalama kampanyaları yapıldı. Sağdıç, 2009 Kasım-Aralık aylarında “Kafes Eylem Planı” adı verilen sözde ve gerçek dışı bir belgeye dayanılarak, Taraf gazetesi ve Yeni Şafak gazetesinin yayınlarıyla, “cuntacı” gibi iftira niteliğindeki suçlamalarla kamuoyu gözünde peşinen mahkum edilmek istenmişti.

Kadir Sağdıç ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni tasfiye amaçlı kumpas davalarındaki gerçek dışı iddialara zemin hazırladığını belirttiği söz konusu gazeteler hakkında, 2016 yılında AİHM'e başvurdu.

Sağdıç'ın avukatı Murat Fatih Ülkü, AİHM'in, Sağdıç'ın başvurusunu haklı bulduğunu ve ihlal kararı verdiğini açıkladı. Buna göre, devletin, Sağdıç'a, ikişer bin Euro olmak üzere toplam 4 bin Euro tazminat ödemesi kararlaştırıldı.

Mahkemenin salı günü yayımladığı kararında, Kadir Sağdıç ile ilgili yargılandığı dönemde, hakkında basında çıkan haberlerin kişinin özel hayatını koruma altına alan 8. maddeyi ihlal ettiği belirtildi. 
AİHM kararında ayrıca, emekli Koramiral Kadir Sağdıç ile ilgili basına yansıyan suçlamaların doğruluğunun resmi makamlarca sağlanmadığı ve söz konusu iddiaların dosyaya konulan 'gizlilik' nedeniyle üstünün örtüldüğünü vurguladı.

AİHM açıklamasında, yerel mahkemenin, Taraf ve Yeni Şafak gazetelerinde 2009 Kasım ve Aralık aylarında yayınlanan haberlerde Sağdıç hakkında yer alan ağır suçlamaların emekli Koramiral'in itibarını zedeleyebilecek düzeyde olması nedeniyle, özel hayatına saygı hakkı ve basın özgürlüğü dengesini sağlayamayarak davanın ciddiyetini yeterince dikkate almadığını ifade edildi.

AİHM, Türkiye devletinin Kadir Sağdıç'a 2 bin euro manevi, 2 bin euro da mahkeme masrafları için tazminat ödemesine hükmetti.

Kararın nihai olmadığı ve tarafların üç ay süre zarfında davayı AİHM Büyük Dairesi'ne taşıyabileceği açıklandı.

İÇ HUKUK TÜKENDİĞİ İÇİN AİHM'E BAŞVURULDU

Sağdıç'ın avukatı Ülkü, kararın ardından yaptığı açıklamada şunları belirtti:

Müvekkilimiz emekli koramiral Kadir Sağdıç, Güney Deniz Saha Komutanlığı görevini yaparken;  2009 Kasım-Aralık aylarında “Kafes Eylem Planı” adı verilen sözde ve gerçek dışı bir belgeye dayanılarak, Taraf ve Yeni Şafak gazetelerinin sistemli ve birbirini takip eden yayınlarıyla, “cuntacı” gibi iftira niteliğindeki suçlamalarla, kamuoyu gözünde peşinen mahkum edilmek istenmişti. 

Bu yayınlarda, henüz soruşturma aşamasında olan gerçek dışı bir kısım suçlamalar, sanki kanıtlanmış gerçeklermiş gibi kaleme alınmış, kamuoyunu tedirgin edecek, Kadir Sağdıç’a karşı düşmanca duygular duymasını sağlayacak ifadeler kullanılmış, böylece soruşturma ve yargılama aşamalarına da etki edilmek istenmişti.

Üzülerek ifade ediyoruz ki; müvekkilimiz emekli oramiral Kadir SAĞDIÇ’ın kişilik haklarının  basın/yayın yoluyla saldırıya uğraması üzerine 2009’da başlattığı hukuk ve adalet mücadelesinde; ne yazık ki, Türkiye’deki iç hukukta olumlu bir sonuç elde edememiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ilk derece mahkemeleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üzerinden her türlü yargı yolu tüketildikten sonra, hukuk sürecinin devam etmesinin zorunlu bir gereği olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidilmesi üzerine, ancak 12 yıllık bir gecikme ile hukuk ve adalete uygun bir karara erişilebilmiştir.

Keşke, müvekkilimiz görevde iken, basın ve medya üzerinden henüz bir iddianame dahi ortada yok iken başlayan, gerek şahsına, ailesine ve gerekse özenle taşıdığı üniforma ile temsil ettiği kurumlara yapılan, salt iftiralara dayalı olarak sürdürülen linç girişimlerine ülkemiz yargı sistemi içinde dur denebilseydi.

AİHM içtihatları ile de vurgulandığı üzere; “devletin, bireyin itibarını etkileyecek yayınlara karşı bireyi korumaması halinde” temel hakların ihlal edildiği kabul edilir. Bireye yönelik saldırının önlenmemesi gibi, saldırı gerçekleştikten sonra zararların giderilmemesi de, ihlal sonucu doğurur.

Bir kişi hakkında sadece ceza soruşturması devam ediyor diye, bu ceza soruşturmasındaki iddiaları kanıtlanmış gerçeklermiş gibi ve kamuoyunu tedirgin edecek, ilgili kişiye karşı düşmanca duygular duymasını sağlayacak ifadelerle, ilgili kişiyi toplum gözünde peşinen mahkum etmek amacıyla kasıtlı yayınlar yapılmasına bir hukuk devletinde izin verilemez. Bu tip yayınlar ilgili kişinin onur ve saygınlığını kişilik haklarını, bir daha onarılamayacak biçimde zedeler ve aynı zamanda soruşturma ve yargılama yürüten makamları da etkileyebilir. 

Bu nitelikte yayınların, “basın özgürlüğü” ile yakından-uzaktan bir ilgisi yoktur. Basın-yayın organları, gazeteler; iddia aşamasındaki bir soruşturmayı bilgi olarak okuyucularına aktarabilirler, ancak kasıtlı ve sistematik yayınlarla kişileri itibarsızlaştırma hakları yoktur, bir hukuk devletine buna izin verilmemelidir.

Bugün artık tüm kamuoyunda oybirliği ile “kumpas” davaları olduğu kabul edilen davalar yoluyla, Türk Ordusu’nda önemli ve ordumuzun omurgasını etkileyen bir tasfiye gerçekleştirilmiş, bu “kumpas” davaları sürecinde, bu tip yayınlar “kumpas” davalarındaki gerçek dışı iddialara zemin hazırlamış ve kamuoyunun gözünde peşinen mahkumiyet algısı yerleştirmeye çalışmış, ne yazık ki o dönemde kısmen de başarılı olmuştur. 

 Kararın maddi bir önemi bulunmamakla birlikte, ülkemizdeki yargı sisteminin adil işletilmesi gereği anlamında, önemli yükümlülük yaratacak örnek niteliğinin altı çizilmelidir. Bu vesileyle, Anayasa Mahkemesi aşamasında; lehimize azlık oyu yazarak adaletin tecellisine çalışan sayın 3 üyeyi de saygıyla selamlıyoruz.

Bundan sonraki umudumuz, Türk Devleti’nin yargı sistemimizin daha adil, evrensel hukuk ilkelerine uygun, temel hak ve özgürlükleri önemseyen ve içselleştiren karar ve uygulamalara imza atabilmesi için gereken adımları atabilmesidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.