Türk tarihinde dönüm noktası: ‘9 Eylül’

İzmir'in düşman işgalinden kurtuluş günü olan 6 Eylül 1922 Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir.

Türk tarihinde dönüm noktası: ‘9 Eylül’

İZMİR’İN İŞGALİ

İzmir’in 15 Mayıs 1919 yılında Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi de Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olmuştu.

1. Dünya Savaşı sonunda, Paris’te toplanan uluslararası barış konferansından sonra Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı ve bu anlaşmaya dayanarak Anadolu’yu işgale başladı. İzmir 15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanistan Krallığı tarafından işgal edildi. İzmir, 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun şehre gireceği üç buçuk yıl içinde bir kent bir işgalde neler çekerse o kadar zulüm çekti.

izmirin işgali tablolarda
İşgal günlerinde İzmir’de yaşayan kentin Levantenlerinden Spiridione Pisani’nin yaptığı vahşeti gösteren 10 tablodan biri

İşgalle, İzmirle birlikte Ayvalık, Çeşme, Selçuk ve Belkahve’ye kadar yerleri Yunanlılar kontrol ediyordu. Nisan 1920’den sonra Yunan ordusu İzmir’den harekete geçerek Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon’a kadar Batı Anadolu’nun büyük bölümünü işgal etti.

Yunanlılar 1920’ye kadar 34. Alay’dan bir tabur ile Dağ Topçu Grubu’ndan bir bataryayı Birgi’de tuttu. 3 Mart 1920’de ise saldırıya geçerek Türk milisleri ve zeybeklerle çok kanlı çarpışmalara girip, Bozdağ Köyü’nü yaktılar.
Spiridione Pisani'nin yaptığı vahşeti gösteren 10 tablodan biri
İşgal günlerinde İzmir’de yaşayan kentin Levantenlerinden Spiridione Pisani’nin yaptığı vahşeti gösteren 10 tablodan biri

Anadolu’nun içlerine genel saldırı başlatmak için de  Birgi’de 1 piyade takımı bıraktılar. Ödemiş’te Yunanlılara direnecek milis kalmamıştı. Kuvayi Milliyeciler yerel ayaklanmaların bastırılması ile uğraşıyorlardı.
İzmir’e vahşi kurtlar gibi saldıran işgal gemilerinden çekilmiş ender fotoğraflardan biri

İZMİR’İN İŞGALİNİN YARATTIĞI SONUÇLAR

15 Mayıs 1919 İzmir’e Yunanlıların asker çıkarması, savaşlardan yorulmuş Anadolu insanının “Yunan işgali”ni duyunca yeniden hareketlenmesine dolaysıyla Anadolu’da Millî Mücadele’nin başlamasına neden olmuştu. Dağınık Anadolu direnişi  kendini daha ciddi ve derli toplu örgütlü mücadeleye yöneltti.

İzmir’in işgali, İstanbul’da protesto mitinglerine neden olmuş, İstanbul hükümetine halkın güveni son bulmuş, Damat Ferit hükümetini düşürmüş, protestolar Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştı.

İzmir’in işgaline kartpostal hazırlamış işgal kuvvetleri

İzmir, bir “Anadolu uyanışı/direnişi” için sembollerden biri haline gelmişti.

19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla örgütlenme çalışmaları hızla başladı ve kısa sürede Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapacak denli örgütlü bir nitelik kazandı.

“Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adıyla 26 Ağustos 1922 sabahı uygulamaya konuldu.

Büyük Taarruz öncesi dakikalar

KURTULUŞUN BAŞLANGICI

26 Ağustos 1922 sabahı başlayan “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nin İzmir’in kurtuluşuyla yakın ilişkisi vardır. Hedef “Akdeniz!” yani İzmir’di çünkü: Geldikleri yer, “geldikleri gibi” gidecekleri yer!

Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı’nın son safhası idi. Kesin sonuç beş günde elde edilen zaferlerden sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” tarihi emrini verdi.

2 Eylül’de Uşak’a girildi. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde  Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun başkomutanlığına getirilmiş General Nikolaos Trikupis tutsak edildi.

Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekildiler. Türk birlikleri, İzmir’e doğru hızla ilerledi.

DAKİKA DAKİKA İZMİR’İN KURTULUŞU

9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girdi.

Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10.00’da İzmir’e girdi.

İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafeddin Bey, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında  bir Rum’a ait Tuzakoğlu Un Fabrikası önünde bir tuzak olabileceğini tahmin etti. Tahmini doğru çıktı; fabrikadan kurşun yağmaya başladı; 4 asker orada şehit oldu ve orada defnedildi.

İşgal gemilerinin korkunç görüntüsü

İzmir’in kurtuluşu sırasında şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimizin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet.

Bu gelişmeye rağmen yürüyüşüne devam eden müfreze, yönünü Alsancak’a çevirdi, doludizgin, yalın kılıç 80 kişilik kuvvetle şehre akmaya başladı. Müfrezesinin başında kente saat 10.30’da giren Yüzbaşı Şerafeddin, Kordon’da kurşun ve şarapnel yağmuru altında 40 askerini kaybetti.

Süvariler, dörtnala Kordonboyu’ndan Pasaport İskelesi’ne geldiklerinde bir Rum’un attığı bomba, Yüzbaşı Şerafeddin’in atının önünde patladı. Omzuna ve koluna şarapnel parçaları isabet eden yüzbaşı, yeni bir atla yoluna devam etti.

Hükümet Konağı’nın önündeyse Türkleri bu konağa kesin sokmama kararı almış olan ve yüzbaşı ile müfrezesini makineli tüfek ateşiyle karşılayan bir Yunan mangasıyla karşılandı.

Yüzbaşı Şerafeddin’i, burada göğsüne isabet eden mermiler de durduramadı. Atından atlayarak inen Şerafeddin Bey, yerel halkın ve askerlerinin desteğiyle etkisiz hale getirilen Yunan mangasının önünden sıyrılarak, bir İzmirli gencin uzattığı Türk Bayrağı’nı alıp, göğsüne soktu ve sendeleyerek Hükümet Konağı’na yöneldi.

Balkona çıktığında göğsündeki kanın bulaştığı bayrağı gözyaşları içinde göndere çeken Yüzbaşı Şerafeddin, o dakikaları, ”yaraları kim düşünür, ölsem ne gam. İzmir’i kurtarmıştık ya. Bu şerefin öncüleri biz olmuştuk ya” diye anlatır.

İkinci Süvari Tümen Komutanı Yarbay Zeki (Tümgeneral Zeki Soydemir) komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yere alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya bayrağı çekti.

Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi de Kadifekale’ye bayrağı çekti.

Böylece İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu.

İzmir’in kurutuluş günü kutlamalarından

Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi.

Belkahve’den tarihi günü izleyen başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir’e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükümet Konağı’na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı.

Türk Ordusunun İzmir’e Girişi (77 cm × 53 cm, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi), Ahmet Ziya Akbulut

İZMİR’İN KURTULUŞUNDAN SONRA

Ordulara Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Eylül’de verdiği tarihi emirle başlayan ve 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri kaçtı.

İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmış oldu.

Bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlatmış Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak Türk devleti bağımsızlığını kazanmıştır.

Sakarya Savaşı’nın ardından Ankara TBMM Hükümeti, Sovyet Rusya, Azerbaycan ve Afganistan tarafından tanındıktan sonra bağımsız Buhara Cumhuriyeti de TBMM Hükümeti ile siyasal ve diplomatik ilişkiler kurmak istemiştir. Bu amaçla elçi Recep ve maslahatgüzar Naziri beylerden oluşan bir Buhara heyeti Ankara’ya gönderilmiştir.

Atatürk ve Fevzi Çakmak İzmir’e girerken

DOKUZ EYLÜL ANITI

9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtuluşu sırasında şehit düşen dört askerin anısına, defnedildikleri Halkapınar Şehitliği’nde Dokuz Eylül Anıtı yaptırılmıştır. Şehitlikte Şair Necmettin Halil Onan’ın ünlü “Bir Yolcuya” adlı şiiri bir mermer üzerine yazılıdır.

Dokuz Eylül Anıtı’nın bugünkü fotoğrafı

NECMETTİN HALİL ONAN’IN ŞİİRİ: BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bir tümsek, Anadolu’nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.