Türk-Yunan İstikşafi Görüşmeleri

İsmet Hergünşen yazdı...

Türk-Yunan İstikşafi Görüşmeleri

1999-2002 yılları arasında, Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları’nın Helsinki kararları zirvesine dayandırmış oldukları ve Kardak krizi sonrasında Ege Denizi’nden kaynaklı sorunları görüşmek için başlatılan diyalog sürecidir, istikşafi görüşmeler.

İlk toplantı 12 Mart 2002’de Ankara’da yapılmış ve Yunanistan’ın masadan çekildiği 1 Mart 2016 tarihinde Atina’da icra edilen 60. toplantı son olmuş.

O günden bugüne gelinen süreç içerisinde, askeri boyutta bir hareketlilik, siyasi boyutta ise sessizlik.

Son toplantının üzerinden geçen onca sene sonra, yeni bir AB ve NATO dayatması çerçevesinde her iki ülke makamlarınca davul ve zurna ile ilan edilen İstanbul’da yapılacak 61. toplantı.

Sadece siyasi iktidarların değiştiği değil, aynı zamanda asker-sivil bürokrat-teknokratın yerine yenisinin geldiği yüzlerce değişmiş insan.

Peki ya telaffuz edilmesi bile zor olan “istikşafi” kelimesinin anlamı nedir?

Diplomatik bir terim olan istikşafi görüşmeler keşif ve tanıma amaçlı görüşme anlamına geliyor.

Neyin tanıması, neyin keşfi yapılacak. Ege Denizi yerinde. Google bile girseler binlerce hikaye ya da makale. Pek tabii ki Hamidül Muazzam şahane. Yani ye iç, yat gez, gör bilgi ve görgünü arttır.

Toplantı için buralara kadar gelmeye de gerek yoktu, korana günlerinin yaşandığı dünyamızda.

Umarım geliş yolunda mutasyona uğramış yeni bir virüsü de getirmez komşu dostlarımız, bu arada.

Gene de kısaca hatırlatayım toplantı yapacaklara.

1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS/BMDHS) çerçevesinde Türk-Yunan düşmanlığının her iki ülkenin milli psikolojilerine derin şekilde kazınmış olan yeni sorunlar dizini.

Karasuları, Kıta Sahanlığı, Münhasır Ekonomik Bölge, Hava Sahasının Egemenliği ve Kontrolü, Yunan Adalarının Silahsızlandırılması.

İki üç gündür basında ise Mavi Vatan elden gidiyor, iki ileri bir geri, hazır ol cenge eğer istersen sulh-u salah söylemleri ve de neden Ankara değil de İstanbul endişesi.

Son olarak da, 2004’ten bu yana gözümüzün içine baka baka bir bir işgal edilen adalar!

Bizim deyişimizle Egemenliği Andlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar, 18 adet.

Bir taraftan Yunan Cumhurbaşkanı hemde bayan, diğer taraftan hükümet üyeleri ve askeri makamların cirit attığı adalar.

Kimsede ses, seda yok.

Tıss.

İnanıyor ve düşünüyorum ki, konuyla ilgili olan bizim halkımız kadar Yunan idarecileri sayamaz, ziyaret ettikleri adaların isimlerini de.

Öte yandan; komşudan gelmiştir talep ya da bizden gitmiştir davet, İstanbul’da toplantı olsun diye.

Anlamayacak ne var ki! şunun şurasında.

Gelecek olanlar önce bir Patrikhane ziyareti el etek öpmece, sonrasında yeni hali Ayasofya Camii ve nihayetinde vakit kalırsa da mehtap vaktinde Heybeliada’da Ruhban Okulu ziyareti ve Ortodosk Dünyası’na da çakacaklardır, selamı.

Esasen sorunun çözümsüzlüğü noktasında yatan en büyük hakikat, Lozan Andlaşması’na BMDHS ile getirilmek istenen kısıtlamalar ve Türkiye’nin Batı Anadolu kıyılarına mahkum edilmesi.

Herkes şunu artık anlamalıdır ki; çözüm NAVTEX (Denizcilere Seyir İkazı), NOTAM (Havacılara Uyarı) ve BMDHS’den değil, Lozan’dan geçmektedir.

Ha keza ola ki; Doğu Akdeniz’le de sulandırılmasın istikşafi görüşmeler. Doğu Akdeniz’de Yunan Devleti’nin yoktur sınırları, Türk yetkili makamlarınca da dünya ya ilan edilmiştir, son tahlilde de.

Yakın tarihte kim öngörebildirdi ki...

Günün birinde; SSCB ve Varşova Paktı dağılacak, Berlin Duvarı yıkılarak iki Almanya birleşecek, Yugoslavya parçalanacak, Arap Baharı yaşanacak, Arap ülkeleri İsrail ile yakınlaşacak, Kore birbiriyle buluşacak, baskın yiyen ABD Kongresi’nin elitist üyelerinin kaçma görüntüleri an be an ekranlarda izlenecek  ve daha onlarcası.

Benim de; Ege Denizi kaynaklı sorunların çözümüne yönelik öngörülerim var, hemde “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışına da pekte uygun.

1- Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Birimi "Frontex"e ait unsurların Ege Denizi görevlerine son verilmesi

 2-Türk Yunan Deniz Kuvvetleri unsurlarından oluşturulacak “Deniz Görev Birliği”nin teşkilatlandırılarak, Ege Denizi kaynaklı Yasa Dışı Göç/Faaliyetleri önleyecek şekilde görevlendirilmesi ve ana karalarına karşılıklı liman ziyaretleri

 3-Merkez Bankaları bünyesinde ortak sermayeye dayalı, icra edilecek faaliyetlerin giderlerini sağlayacak bir “Türk&Yunan Bankası” kurulması

 4-Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Hellenic Petrol işbirliği

 5- Yunan ilim-bilim adamlarının Türk Sismik Araştırma ve Sondaj gemilerinde görevlendirilerek işletme ve idame maliyetlerinin Yunanistan’dan karşılanacak şekilde “Ege Denizi yeraltı kaynaklarının araştırılması ve işletilmesi”

 6- Karasularının 3 mili dışında her iki ülke balıkçılarına avlanma serbestisi tanınması

 7- Turizm sektöründe müşterek hareket edilerek, Türkiye Batı Sahilleri ile Yunan Adaları’na gelen turistin her iki ülkeyi ziyaret etmesine imkan tanınması

 8- Ve daha niceleri...

 “Hayal kurmak, bilgiden daha önemlidir; çünkü bilgi sınırlıdır, ancak hayal kurma tüm dünyayı kapsar.” demiş, Albert Einstein...

Neden olmasın ki...

Her iki tarafta, biraz cesaret ve biraz sağduyu olduğu takdirde.