Vefa operasyonu

Vefa operasyonu

9 yıl önceydi.

2010 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olmuş, büyük hayaller ve ideallerle Kara Harp Okulu’na geçmiştim.

Sonrasını çoğumuz biliyoruz…

Asker kılığına girmiş FETÖ’nün hizmetçileri 2006-2014 yılları arasında yaklaşık 4000 öğrenciyi işkencelerle ve kumpaslarla askeri okullardan attı. Birçoğu henüz 13’lü yaşlarında vatan ve bayrak aşkıyla bu okulların yolunu tutmuş idealist gençlerdi. Onlardan boşalan yerler yığınlar halinde Fetullahçı askeri öğrenciler tarafından dolduruldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin stratejik noktalarına yerleşen FETÖ; önlem alınmadıkça güçlendi, güçlendikçe arsızlaştı, arsızlaştıkça kendilerinden olmayan tek bir kişiye dahi tahammül edemez oldu. Harp okullarımızda, askeri liselerimizde sistematik işkence ve tasfiye planlarını devreye soktu.

FETÖ’nün hedefindeki öğrencilere disiplin cezası vermek amacıyla yerine getirilmesi imkânsız emirler verdiler. Tehdit ettiler. Şantaj yaptılar. Her şeye rağmen dayananları itibarsızlaştırdılar. Vatan ve bayrak aşkıyla çarpan yürekleri askerlik mesleğinden soğuttular. Sınav kâğıtlarında dahi oynamalar yaparak sınıfta bıraktılar. Bunlar yetmediğinde iyimser yolla okuldan ayrılmaya teşvik ettiler, sahte sağlık raporlarıyla okuldan attılar.

Benimse Kara Harp Okulu’nda zorla imzalatılmak üzere önüme bir matbu dilekçe konduğunda yaşım henüz 17 idi. Dilekçede “hiçbir insanlık dışı hareket veya hakaret görmedim. Tamamen kendi isteğimle ayrılıyorum.” şeklinde bir ibare vardı.

İmzalamak istemedim. Karşı koydum.

Karşı koydukça önümdeki yüzbaşı sinirleniyor, bağırıp çağırıyordu.

İmzalamak zorundaymışım yoksa bu kamptan ayrılamazmışım ve beni işkence gördüğüm Sakarya Taburu’na geri gönderirmiş. Geri dönersem halim harap. Takım komutanları çok büyük tehditler savurdu, giden geri dönmesin diye.

İmzalamak zorunda kaldım.

“Pardon” filminin ilk sahneleri gibiydi her şey…

Kurgu harika. İkna yöntemleri yaratıcı. İmzala ve kurtul, bu kadar. Yoksa…?

***

Büyük bir hayal kırıklığı içinde döndüm memlekete. Yıldızlarım bir bir kaymış, hayallerim ve geleceğim mahvolmuştu. Ne yapacağımı bilmiyordum. İşte o vakit, her sabah uyandığımda göreceğim şekilde odamın duvarına bir dörtlük yazdım:

“Görülecek bir hesabın varken arkadaş / Çalışmıyorsan, hiç kusura bakma / Sen, o şerefsizlerden / Daha büyük şerefsizsin.”

O gün bugündür çalışıyorum. Yıllar hızla geçiyor. Askeri okullarda FETÖ yapılanması büyük oranda aydınlatıldı. Ancak sorumluların neredeyse hiçbiri hesap vermedi.

Okuldan ayrıldıktan bir yıl sonra “Aşkın da ihanetin de en büyüğünü gördük. Bundan sonra hiçbir aşk bizi kör edemez ve hiçbir ihanet bizi üzemez.” diye yazdığımda üniversiteye yeni başlıyordum. Ankara’da durumu değerlendiriyor, FETÖ’nün Kara Harp Okulu’ndaki nüfuzunu gördükçe irkiliyor, şaşkına dönüyordum. Bildiklerimi, öğrendiklerimi sürekli paylaşıyor, gerekli yerleri uyarıyordum. Herkes bir olmuşcasına kör, sağır, dilsiz numarası yapıyordu. Öyleki bu uğurda Anıtkabir’den bile kovuldum.

Evet, askeri okullarda işkencelere karışanların çoğu 15 Temmuz gecesi en kritik noktalarda görev aldılar, milletimizin üzerine kurşun yağdırdılar, katil oldular. Bu nedenle üzerlerine müebbet hapis cezaları yağdı. Cezaevlerinde çürüyecekler. Fakat bu durum askeri okullarda yaptıkları işkencelerin, kurdukları kumpasların hesabını ödemeyecekleri anlamına mı geliyor? Bu, hangi hukuk düzeninde yazıyor?

Bir de kıyıda köşede kalanlarla birlikte sivil hayata karışıp gidenler var tabii… Unutulduklarını sananlar… Hiçbir şey olmamış, hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davrananlar…

Bunca gencin ahı, yakanızı bırakır mı?

***

Yıllar hızla geçiyor…

Kimsenin ahı yerde kalmıyor.

Mazlumun ahı, aheste aheste çıkmaya devam ediyor.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından askeri okullardaki işkenceler ve kumpaslar soruşturuluyor. İşkence, baskı, yıldırma, haksız disiplin cezaları, aşağılama, sürekli hakaret, sahte sağlık raporları…

Konu derin. Neler yaşanmadı ki? Ne iğrençlikler…

Tarihler 1 Ekim 2019’u gösteriyor ve “Vefa Operasyonu” başlıyor.

Kuleli Askeri Lisesi’nde 44 öğrenciye sahte sağlık raporu vererek bu öğrencileri Harp Okulu’na geçemeden tasfiye eden 17 uzman doktor hakkında Savcı Levent Bilgi’nin talimatıyla gözaltı kararı veriliyor. Bunların 2’si Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevde, diğerleri ya ihraç, ya itirafçı ya da hâlihazırda ardışık ankesörden yargılanıyor.

2 şüpheli önceden firar, 3 şüpheli hakkında arama ve yakalama çalışmaları devam ediyor, 1 şüpheli ise ankesör soruşturması kapsamında tutuklu. Kalan 11 uzman doktor yakalanıyor.

Ardından 9 doktor daha “FETÖ/PDY Terör Örgütü üyeliği, müteaddit kez eğitim hakkının engellemesi ve müteaddit kez resmî belgede sahtecilik” suçlarından dolayı tutuklamaya sevk ediliyor.

Bunlar büyük bir buzdağının suda görünen tarafı bile değil… Bunlar belki de bu buzdağının görünen tarafının üzerindeki bir karış toprakta sürünen birkaç solucandan ibaret.

Yeni gözaltılar bekleniyor.

***

FETÖ bir siyasi parti meselesi değil, devlet meselesidir. Devletin ve milletin var olma mücadelesidir ve onuru, şahsiyeti kırılanlar için de şahsi bir meseledir.

Şimdi “vefa gösterme” vakti. Birlik olma, hep birlikte hesap sorma vakti. Gerekli dersleri alma vakti.

İstanbul sınırları içerisindeki askeri okullarda okumuş ve diğer illerdeki askeri okullarda veya bölgelerde bu tür haksızlıklara uğramış olanların acilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yolunu tutması gerekiyor.

Sadece sahte sağlık raporlarından değil, işkencelerden, kötü muamelelerden, tehditlerden işlem yapılması gerekiyor.

Tüm sorumluların hesap vermesi bekleniyor.

Yoksa yaptıkları yanlarına kâr kalacak, öyle mi?

***

Bizleri bu yolda yalnız bırakanlar, başlarını kuma sokanlar, kendi hakkını hukukunu savunamayacak kadar aciz olanlar, korkularının pençesinde sıkışıp kalanlar ve alçaldıkça alçalanlar…

Bunlar dün vardı, bugün varlar, yarın da olacaklar.

Ama her şeye rağmen birileri var…

Tüm zorluklara ve hainliklere rağmen, yılmadan usanmadan, onuruyla namusuyla hiçbir çıkar gözetmeksizin milleti ve devleti için gecesini gündüzüne katan birileri…

Ruhlarını satanlara, beyinlerini kiraya verenlere, içinden çıktıkları millete hainlik edenlere karşı gelen birileri…

Türk’ün onuruna, şanına vefa gösteren birileri…

Sağ olsunlar, var olsunlar!