Ya müsilaj köpükleri bizi yutarsa... Olmaz demeyin dünyada örneği var!

Marmara Denizi'ni kaplayan müsilaj yani deniz salyasıyla mücadele kritik önemde. Yanlış mücadele yöntemi müsilajın daha çok yayılmasına neden olabilir. Bu yanlışa düşen Avustralya'da müsilaj köpüklerinin karaya taşıp otomobilleri yuttuğu görülmüş.

Ya müsilaj köpükleri bizi yutarsa... Olmaz demeyin dünyada örneği var!

Türkiye bilim dünyası Marmara Denizi'ni tehdit eden müsilaj tehlikesine kilitlendi. Üniversiteler deniz salyasının temizlenmesi için formüller arıyor. Temizlik çalışmaları da sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı'nı kavuşturan Marmara Denizi'ne kıyısı olan 7 ilde eş zamanlı Türkiye'nin en büyük deniz temizliği hareketini başlattıklarını duyurdu.

Öte yandan müsilaj tehdidi dünyada başka ülkelerde nasıl yaşandı ve nasıl çözüldü sorusu da gündeme geldi.

Korkutucu örnekler var...

Bunlardan birini HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya bugünkü köşesine taşıdı.

"Köpük, yapılan yanlış müdahale nedeniyle daha da artmış ve bir anda Avustralya’nın doğu kıyılarının her yanına yayılmış" diyen Sarıkaya'nın yazısının satır başları şöyle:

"Müsilaj, diğer adıyla deniz salyası madem sadece bizim sorunumuz değilmiş.

Avustralya’nın Alexandra Headland ve Mooloolaba kasabalarını Ocak 2013’te öyle bir vurmuş ki köpükler trafik lambalarının üzerine tırmanmış; otomobilleri yutmuş...

Köpük, yapılan yanlış müdahale nedeniyle daha da artmış ve bir anda Avustralya’nın doğu kıyılarının her yanına yayılmış.

İnsanlar deniz köpüklerini veya salyalarını önce eğlenceli bir oyuna dönüştürmüş.

Avustralya’nın Mercan ve Tasman denizlerine, yani Yeni Zelanda açıklarına doğru artış göstererek yayılmış.

Buna da bu bölgede spor yapan sörfçülerin 2007 ve 2008 yıllarında karşılaştıkları köpüğü bildirmelerine karşın kamu yönetiminin buna ilgisiz kalması neden olmuş.

DAHA DA YAYILMIŞ

Sonuçta 2013’te öyle bir vurmuş ki Güneş Işığı Kıyısı olarak bilinen Yeni Güney Galler’i Queensland ile buluştuğu yerin yakınından başlayıp, bütün bölgeyi hakimiyeti altına almış.

Bu denli yayılmasının tek nedeni de bugün Marmara Denizi'nde uygulanan temizleme yöntemi olmuş.

Çünkü deniz üstü ve karadaki kepçelerle temizleme faaliyetinde bulunulması kararlaştırılmış.

Kepçelerin her bir hareketi bakteriyi daha da yaymış…

O dönem köpükle eğlenen halkı Queensland Üniversitesi Toksoloji Bölümü doçentlerinden Berry Noller, “Bunlar kanalizasyonun yanı sıra toksik malzeme ve kirletici içeriyor, uzak durun” uyarısında bulunmuş.

Çok insan bu nedenle rahatsızlanmış.

O YÖNTEM YANLIŞMIŞ

Bütün bunları okuduğum yer ise bölgede tanınan The Sunshine Coast Daily tabloid gazetesinin o günlerdeki manşetinde yer alan haberler.

Makalemin içinde yer alan fotoğrafları da The Sunshine Coast Daily gazetesinin o günkü nüshalarından aldım.

Sonrasına ilişkin mücadele yöntemlerine de aynı gazete yer vermiş.

Başlangıçta onlar da Marmara için bugün uygulanan yöntemi kullanmış.

Deniz üzerinde toplayıp, bir yerde imha etme yöntemi denenmiş.

Ancak bu salyanın daha da yayılmasına yol açmış.

SAYDAM DA UYARMIŞTI

The Sunshine Coast Daily’deki yazıları okudukça, iki gün önce Habertürk’te Gün Başlıyor programımıza konuk olan, konunun uzmanlarından Prof. Dr. Ahmet Cemal Saydam’ın sözleri kulaklarımda canlandı.

Prof. Dr. Saydam, yüzeyde yapılan temizliği “iğne ile kuyu kazmaya” benzettikten sonra, sorunun dipteki kirlilikten oluştuğunu, dibe oksijen vermenin de mümkün olmadığını belirtmişti.

Avustralya’daki bilim insanları da benzer sözleri dile getirmiş, bununla da kalmayıp temizlemenin yöntemine de karşı çıkmış.

BAKTERİ YOK EDİCİ YÖNTEMİ

Bütün bunları da dün Sunshine Coast Üniversitesi Çevresel Mikrobiyoloji Kıdemli Öğretim Üyesi ve Dünya Kültür Koleksiyonları Federasyonu Başkanı Dr. İpek Kurtböke’nin çevre mikrobiyologlarına yolladığı mailde okudum.

Dr. Kurtböke, sabah televizyonda Marmara Denizi’ni kaplayan deniz salyasının kepçe ile toplandığını görünce yazma gereği duyduğunu belirtiyor.

“Kepçe ile salyanın toplanması daha kötü sonuçlar doğurabilir… O kepçe steril edilmediği için daha da yayıyor bu bakteri türünü oraya buraya…”

Köpüğün hava sıcaklığının 24 derece üzerine çıkmasıyla daha da arttığına dikkat çekip, 2000’li yılların başından bu yana konu üzerinde çalıştığını belirtip ekliyor:

“Laboratuvarda denizden izole ettiğimiz nocardiları (deniz salyası) steril deniz suyunda ve steril yağ koyarak büyüttük. Her tar yağda köpük oluyor. Tabii ki bu köpük kimyasal maddelerle kırılabilir. Ancak bu kimyasal maddeler çevre kirliliğine sebep olur. Bu yüzden faj (bakteri yok edici) denedik ve köpük hemen sönüyor faj koyunca…”

YAĞMUR SULARI İLE YAYILMIŞTIR

Burada da durmuyor, Marmara bölgesinde bu sene yağışın çok olduğunu, yağmur sularını taşıyan kanalların da incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Belediye yaşadıkları Sunshine Coast bölgesinde sözlerini ciddiye almış ve yağmur sularına kanalizasyon karıştığını tespit etmiş.

Türkiye’de zaten böyle bir ayrım çok az belediyede söz konusu.

Logarların hepsi yağmur sularıyla bağı olan yapılar…

ENTÜBE EDİLECEK SEVİYEYİ GEÇERSE...

Çözüm için sunduğu ve adından Faj diye söz ettiği, bakteriyofaj; yani bakteri ve yemek kelimelerinin bir araya gelmesi sonucu oluşan bir deyim…

Bakterileri enfekte eden, yani yiyen virüsler.

Bilimsel olarak laboratuvarda denemişler, uygulamasını gerçek hayatta göstermişler ve temizlemeyi başarmışlar.

Marmara temizliği ile ilgili olarak dün baktım, Dr. Kurtböke’nin yapılmaması gerektiğini söylediği yöntem deneniyordu.

Yüzeyden pompa ile büyük tanklara deniz salyası çekilip bir başka yere götürülmek üzere taşınıyordu.

Yani yayılması için çaba gösterilirken, masrafı da diğerlerinden çok yüksekti.

Oysa onun yerine deniz salyası yiyen faj kullanılsa sorun kalmayacakmış.

Hatta buraya bıraktığım resimlerden de göreceğiniz gibi Marmara’dan çok daha denli vahim tablonun ortadan kaldırılmasını sağlamış.

Umarım bu yöntem Marmara için de geçerli olur.

Yoksa Covid-19’a yakalanmış hasta gibi entübe edilecek seviye de geçilirse dünyanın en genç denizini bir daha yaşatmak olası hale gelmez.