Yargıtay'dan Balyoz kararı... 7 kişinin beraati bozuldu!

Yargıtay, Balyoz davasında beraat eden aralarında Çetin Doğan'ın da bulunduğu 7 sanık hakkındaki beraat kararını bozdu. Balyoz davası avukatlarından Hüseyin Ersöz, “Bozma Kararında yazan değerlendirmeler benim için tam bir ibret vesikası olsa da bu karara en çok sevinecek olanlar kesinlikle, Mehmet Baransu ile şuan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yargılanan Balyoz Davası’nın eski Hakim ve Savcılarıdır. Net!” dedi.

Yargıtay'dan Balyoz kararı... 7 kişinin beraati bozuldu!
Yargıtay'dan Balyoz kararı... 7 kişinin beraati bozuldu!

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, FETÖ’nün Balyoz kumpasına ilişkin davada beraat eden emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, emekli Tümgeneral Behzat Balta, emekli Tümgeneral İhsan Balabanlı, emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli Kurmay Albay Emin Küçükkılıç ve emekli Albay Erdal Akyazan hakkındaki beraat kararını bozdu.

Dairenin 14 Haziran 2021'de oy birliğiyle aldığı kararın 37 sayfalık gerekçesinin yazımı tamamlandı.

Gerekçede, sanıkların eylemlerinin, "teşebbüs aşamasına ulaşmayan hazırlık hareketleri kapsamında değerlendirileceği" iddia edildi. Sanıkların fikir birliği içinde gerçekleştiği iddia edilen gerekçede, "suç için anlaşma" suçunun oluştuğu savunuldu.

Gerekçede, temyiz incelemesi yapılan 7 sanıkla ilgili, sanıklar tarafından da doğrulanan plan seminerine ilişkin ses kayıtları çözüm tutanaklarına yer verildi.

Çözümlere göre, emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın konuşmasında, seminerde oynanan "Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo" içinde öngörülmeyen milli mutabakat hükümetinin kurulmasından bahsettiği aktarıldı.

Gerekçede, Anayasa Mahkemesinin sanıklar hakkında verdiği ihlal kararı ve bu karar üzerine yapılan yeniden yargılama sonucu alınan kararlar da irdelendi.

‘YEREL MAHKEME TANIK DİNLEMEYE GEREK DUYMADI’

Anayasa Mahkemesinin, ilk hükme esas alınan dijital delillerin niteliği ile ilgili bir değerlendirme yapmadığı, yeniden yargılama yaparak beraat hükmü veren mahkemenin ise bu dijital delillerin hiçbirinin güvenilir olmadığını, bu nedenle hükme esas alınmayacağını değerlendirdiği aktarılan gerekçede, yerel mahkemenin tanık dinleme gereğine ise hiç tevessül etmediği belirtildi.

Dijital verilerdeki çelişki ve yanlışlıklar nedeniyle verilerin hukuka aykırı üretilmesi veya değiştirilmesi ihtimallerinin denetlenmesinin zorunluluk olduğu vurgulanan gerekçede, ancak bu dokümanların, Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde denetlenmesi cihetine gidilmeden kategorik olarak delil değeri taşımadıkları yönündeki kabulde isabet bulunmadığı kaydedildi.

‘KANUN KOYUCU HAZIRLIK HAREKETLERİNİ DE CEZALANDIRMA YOLUNA GİTMİŞTİR’

Gerek terörle mücadelenin gerekse darbe yargılamalarının, mahiyetinden kaynaklanan güçlükleri olduğu belirtilen gerekçede, şöyle devam edildi:

"Başarıya ulaşmış bir darbenin yargılanması ne denli güç ise icrasına başlanmış bir darbenin başarılı olamama ihtimalinde bile korunan değerlere, anayasal demokratik düzene verdiği zararlar tecrübe edilmiş gerçeklerdir. Bu nedenlerle kanun koyucu, temel ilkeden ayrılarak sayılı suçlar yönünden hazırlık hareketlerini de cezalandırma yoluna gitmiştir. Niteliği gereği cezalandırılan bu hareketlerle ilgili elde edilen hukuka uygun ve yeterli delillerin değerlendirilmesinde de aynı hassasiyetin korunması gerekir. Aksi halde yeterince kök salamayan kırılgan demokrasilerin, her defasında aynı şansı bulamayabileceği göz ardı edilmemelidir. Somut dava yönünden, soruşturma ve kovuşturma safahatında görev almış bir kısım şahısların özellikle dijital delillerle ilgili olarak, tespit edilmişse sorumluluklarının gereğine tevessül edilmesi ne denli hukukun gereği ise bu durumun sanıkların sorumluluklarını perdelemesine izin vermemek de aynı gerekliliğin sonucudur."

Dairenin gerekçesinde, davaya konu seminer çerçevesinde yapılan toplantıda, "iktidardaki AK Parti hükümeti yerine milli mutabakat hükümeti kurmak, somut yer ve isim belirtilmek suretiyle İstanbul Büyükşehir ve bazı diğer il ve ilçe belediye başkanlıklarına atamalar yapmak, gözaltılar ve tutuklamalar gerçekleştirmek, Milli İstihbarat Başkanlığı dahil bürokrasinin üst kademelerine atamalarda bulunmak" gibi konuşmaların yer aldığı belirtildi.

“Seminerde, Çetin Doğan ve bir kısım sanıkların, Milli Güvenlik Kurulu aracılığı ile hükümeti uyararak, gidişatın kötü olduğunu dikte ederek, bunun sonunun iyi olmayacağı şeklinde hükümeti tehdit etmek de dahil, demokratik bir toplumda kabullenilmesi ve katlanılması mümkün olmayan ve TSK'nın görev, yetki ve sorumlulukları ile bağdaşmayan, doğrudan hükümeti cebren ıskata yönelen içerikte konuştuklarının açık olduğu” iddia edildi.

‘SAKINCALI BULUNDUĞU İÇİN EMEKLİ EDİLDİLER’ İDDİASI

“Sanıkların, planların hazırlandığına dair beyanlarda bulunarak hükümeti devirmeye dönük kastla hareket ettikleri” iddia edilen gerekçede, bu seminer çalışma metninin, Genelkurmay Başkanlığınca da olağan dışı görülerek bu konuda inceleme yaptırıldığı ve daha sonra Yüksek Askeri Şurada sanık Çetin Doğan ve bir kısım sanıkların emekli edildiği” belirtildi.

Gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Sanıkların, anılan sözde senaryonun içerik ve yöntemlerinden ayrılarak, demokratik seçimlerle iş başına gelmiş meşru Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevine cebren son vermek için 5-7 Mart 2003 tarihlerinde düzenli olarak toplanmak suretiyle, askeri bir disiplinle, son derece ayrıntılı ve kapsamlı bir plan üzerinde anlaştıkları, fakat ittifakın farkına varılması üzerine, bir kısmının emekliliğinin istediği, bir kısmının da askeri şurada emekli edildiğinin anlaşılması karşısında, üzerinde anlaşılan plan doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 312. maddesinde düzenlenen suç yönünden, sanıkların kastının, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıktığında kuşku bulunmasa da davranışların, suçların doğrudan doğruya icrasına başladıklarının kabulünü mümkün kılan aşamaya müncer olmadığı/olamadığı açıktır.

Bu nedenledir ki, amaç suçlar bakımından sanıkların eylemleri teşebbüs aşamasına ulaşmayan hazırlık hareketleri kapsamında değerlendirileceğinden, anılan suçların oluşmayacağının fakat dosya kapsamı, sanıklar tarafından gerçekleştirildiği kabul edilen ses kayıtları, konuşma içerikleri, plan seminerinin hukuki dayanağı ile icra şekline ilişkin kurumsal belgeler dikkate alındığında, sanıkların fikir birliği içerisinde vukuu bulan eylemlerinin, unsurları itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 316. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alınmalıdır." 

AVUKAT ERSÖZ: KARARA EN ÇOK SEVİNECEK OLANLAR…

Kararı Twitter hesabından yorumlayan Balyoz davası avukatlarından Hüseyin Ersöz, “Balyoz Davası Bozma Kararında yazan değerlendirmeler benim için tam bir ibret vesikası olsa da bu karara en çok sevinecek olanlar kesinlikle, Mehmet Baransu ile şuan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yargılanan Balyoz Davası’nın eski Hakim ve Savcılarıdır. Net!” dedi.

Ersöz, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Diğer yandan, Dairenin Bozma Kararı esasen aşağıdaki birkaç değerlendirmeden ibaret ve Mülga 765 Sayılı Kanunun 171. Maddesi yönünden değerlendirme yap hükmünden ibaret! Ancak bu madde “gizli ittifakı” ön koşul olarak kabul etmekte! Peki bu koşul gerçekleşmiş mi?

Düşünün ki, yüzlerce kişinin katıldığı bir plan seminerinde 7 kişi konuşma yapıyor ve bu konuşmalarla “gizli ittifak” kurmakla suçlanıyor! Yüzlerce kişiden 7’si! Yüzlerce kişi arasında “gizli ittifakla”! Hem de Kuvvet Komutanlıkları temsilcilerinin olduğu bir seminerde! Pes!

Yargıtay Kararında, “çekilmeden maksadın” şeklinde başlayan cümle ise İlk Derece Mahkemesi’ne “Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar” değil “Ceza Ver” demek! En vahimi ve “ibret vesikası” olan da bu! İşin esası, delillerin değerlendirilmesine dair bir “yönlendirme” özetle.

'MESELE 7 KİŞİ İLE SINIRLI DEĞİL'

Ve işte Balyoz Davası Yargıtay 16. CD Kararının en önemli kısımlarımdan biri de burası diyebiliriz. Meselenin sadece 7 kişi ile sınırlı olmadığını “beraat edip, haklarındaki karar kesinleşen” kişilerin durumuna da değinen o bölüm! “İsabet bulunmamıştır”ile biten o vahim cümle!

'NEREDEN TUTSAN ELİNDE KALAN'

Dijitallerle ilgili Anadolu 4. AĞCM’nin yaptırdığı İTÜ Raporunu, CD’ler üzerindeki el yazısı sahteciliklerine dair incelemeyi, Seminere dair yargılamanın aşamalarında dinlenen tanık gözlemci beyanlarını yok sayan bir değerlendirme! Nereden tutsan elinde kalan"