Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Dünya Barış Günü ile ilgili Batı’dan yükselen seslere bütünüyle itiraz edilemez; hiç şüphe yok ki iyi niyetli düşünce ve organizasyonlar var; fakat bir bütün olarak baktığımızda Atlantik Sistemi’nin dünya barışını getirecek bir programına sahip olduğu söyleyemeyiz. Bunun en somut kanıtı NATO’nun varlığı… kuruluş amacını çoktan yitirmiş bir saldırı örgütünden bahsediyoruz.
NATO, ”Sovyet yayılmacılığına” karşı Batılı ülkeleri koruma gerekçesiyle kurulmuştu. 30 küsur yıldır Sovyetler Birliği olmadığına göre bu örgüt pratikte varlık koşulu kaybetmiş olmalı.
NATO’ya karşı Sosyalist Blok’taki Doğu Avrupa ülkeleri ve Sovyet Rusya’yı korumak amacı ile kurulan Varşova Paktı ve SSCB dağıldı.
Oysa, kendi içerisindeki tartışmalara karşın, bir saldırı organizasyonu olarak NATO varlığını sürdürüyor.
KUZEY BUZ DENİZİ, RUSYA’YI ÇERÇEVELEME STRATEJİSİ
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ”NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” dedi. ABD, NATO’yu devam ettiriyor. Örgütün 70. kuruluş yıldönümünde ortalığı toplamaya çalışıyor; ancak Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtarak saldırı ve savaş niteliğini gizlenir olmaktan çıkardı. Rusya’yı çerçeveleme politikası gün yüzüne çıktı. Neden olduğu Rus-Ukrayna savaşında on binlerce masum hayatını kaybetti, askerler öldü, Avrupa ve çevre ülkeler milyar Euro ile hesaplanabilecek maddi kayıplara maruz kaldı.
ABD, NATO üzerinden yürüttüğü savaş kışkırtıcılığını, önce Rusların Polonya’ya saldıracağı yönündeki dezenformasyon marifetiyle psikolojik savaş düzleminde işletti, ardından İsveç ve Finlandiya’yı NATO’ya alarak devam ettirdi. Böylece Kuzey buz denizi yolunun denetimini sağlamayı, Rusya’yı üstten kuşatmayı amaçladı.
5. MADDE 70 MİLYAR DOLARA MÂL OLDU
NATO’nun Hollanda Lahey’deki zirvesinde, birliğin üye ülkeleri bağlayan sözleşmesindeki 5. maddenin korunması konusu ön plana çıkartıldı.
5. madde, NATO ülkelerinin güvenliği için yüzde 5’lik bir bütçe planlaması içeriyor; GSMH’den çıkartılacak bu oran ulusal ekonomi açısından son derece ağır bir yük oluşturacak. Türkiye’nin NATO için ayırdığı 22.8 milyar dolar, 70 milyar dolara çıkıyor. Yani mâliyeye 47 milyar 200 milyon dolarlık yeni ek yük anlamına geliyor.
İspanya’nın sosyalist başbakanı Pedro Sánchez, yüzde beşi kabul etmedi. Sánchez bu kaynağı emeklilere, eğitim ve sağlığa ayıracağını ilân etti. Avrupa kapitalizminin merkezlerinden bile buna benzer korumacı sesler yükselirken, Erdoğan ve AKP, NATO hiyerarşisinin başında yer alan Amerika’nın dayatmasını koşulsuz kabul ediyor.
TÜRKİYE’NİN DÜŞMANI NATO’NUN KENDİSİ
NATO, Türkiye’yi kimden koruyor (?). Ege ve Akdeniz’deki kayalık ve adalarımızı, 2004 yılından başlayarak ilhâk, 2009’dan sonra da işgal eden Yunanistan’dan mı koruyor? Yunanistan, 22’den fazla adamızı işgal etti. Yoksa namlusu Anadolu’ya dönük silahlarla dolu Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Güneydoğu Akdeniz’deki ABD/NATO üstlerinden mi? Sanırım kimse ”Rusya’dan koruyor” da diyemez.
Rusya Türkiye’ye ya da tam tersi biçimde Türkiye Rusya’ya düşman olamaz. İki ülke enerji başta olmak üzere, güçlü uluslararası ticari bağlarla birbirine bağlı. Türkiye elektrik enerjisini çok büyük ölçüde Rus doğalgazı ile üretiyor.
Düşman kim sorusunun bir tek yanıtı var: NATO’nun kendisi… Bir soğuk savaş ürünü olan NATO, esas itibarıyla, Sovyet tarzı sosyalizm ihracına karşı kurulmuştu. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı artık olmadığına göre, NATO’nun dünya ölçeğinde hiçbir meşru zemini yok demektedir. Ya da tek ”meşruiyeti” Amerika başta olmak üzere, -Batı yayılmacılığından- menkuldür.
TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE VE EVRENSEL BARIŞ
Türkiye, NATO’ya 1952’de üye oldu. Bizim gibi mazlumlar cephesinde yer alan her ülkede, üyelik süreci ile birlikte içeride ”Komünizmle Mücadele” adı altında paramiliter bir örgüt, ”Süper NATO” ve bunun siyasetteki uzantısı bir parti kuruldu.
12 Mart, 12 Eylül darbeleri ile ve bunların öncesinde sonrasında binlerce masum insan öldürüldü. NATO, ülkeler arası ilişkilerde kan ve barut getirirken, ülke içinde bölünme ve çatışma, katliamların, katledilen aydınların azmettiricisi oldu.
Sonuç son derece sarih izahlarla dolu: NATO’nun olduğu yerde dünya Barışı olamaz. Türkiye’nin özgürlüğünden bahsedilemez. Evrensel barış ve tam bağımsız Türkiye için NATO’nun olmadığı bir dünya yaratmak gerekiyor.