1. Haberler
  2. Gündem
  3. 15 yıl sonra dosya yeniden açıldı: İşte Kaşif Kozinoğlu’nun ölümündeki soru işaretleri…

15 yıl sonra dosya yeniden açıldı: İşte Kaşif Kozinoğlu’nun ölümündeki soru işaretleri…

Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de Silivri Cezaevi’nde şüpheli ölümüne ilişkin dosya, yaklaşık 15 yıl sonra yeniden açıldı. Mezarı açılarak ölüm nedeni yeniden araştırılacak olan Kozinoğlu’nun ölümünde; müdahaledeki gecikme, resmi kurumlardaki saat çelişkileri ve yolda ikinci bir ambulansa nakledilmesi gibi yıllardır yanıt bekleyen soru işaretleri yeniden gündemde.

featured

VERYANSIN TV

Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011’de hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün üzerinden yaklaşık 15 yıl geçti. 2012 yılında takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılırken, Kozinoğlu’nun mezarının da kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla açılmasına karar verildi.

Yeni soruşturmayla birlikte 2011’de cevapsız kalan sorular da yeniden gündemde: Kozinoğlu’na zamanında müdahale edildi mi? Resmi kurumların açıkladığı saatler neden birbirini tutmadı? Yolda neden başka bir ambulansa nakledildi?

Bu soruların yanıtı şimdi yeniden aranıyor.

15 YIL SONRA DOSYA YENİDEN AÇILDI

Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2012 yılında verilen takipsizlik kararı, Silivri Sulh Ceza Hakimliği’nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla kaldırıldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre dosya, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelendi. Soruşturma için gizlilik kararı alınırken, olayın yeniden araştırılması amacıyla özel bir ekip oluşturuldu.

7 Eylül’de gerçekleştirilen operasyonla, Kozinoğlu’nun hayatını kaybettiği tarihte ceza infaz kurumunda görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 10’u gözaltına alınırken, bir kişinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu açıklandı.

Soruşturmanın ilerleyen aşamasında ise Kozinoğlu’nun mezarının açılmasına karar verildi.

MEZARI AÇILACAK: ÖLÜM NEDENİ YENİDEN ARAŞTIRILACAK

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda verilen fethi kabir kararı kapsamında Kozinoğlu’nun mezarından örnekler alınacak.

Yeni incelemenin en kritik başlıklarından biri, ölüm öncesinde zehirlenme ya da başka bir dış müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi olacak.

Böylece yaklaşık 15 yıl sonra yapılacak inceleme, 2011’deki ölüm nedenine ilişkin değerlendirmelerin de yeniden ele alınmasının önünü açacak.

Peki Kaşif Kozinoğlu kimdir? MİT’te hangi kritik görevlerde bulundu, neden tutuklandı ve ölümünü şüpheli hale getiren çelişkiler nelerdi? İşte tüm merak edilenler…

İlişkili Haber
thumbnail

Sır MİT’çinin şüphe dolu ölümü… Kozinoğlu dosyası tozlu raflarda kaldı!

Haberi görüntüle

KOZİNOĞLU NEDEN BU KADAR KRİTİK BİR İSİMDİ?

Kaşif Kozinoğlu, 1 Ağustos 1955’te Trabzon’da doğdu.

MİT Orta Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu, 1976 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldu.

1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapan Kozinoğlu, aynı yıl kendi isteğiyle Özel Kuvvetler’den emekli olarak MİT’e geçti.

2010 yılında ise son görevi olan MİT Orta Asya Başmüşavirliğine getirildi.

35 yıl boyunca devlete hizmet eden Kozinoğlu, bu sürenin yaklaşık yarısında Özel Kuvvetler’de, kalan bölümünde ise MİT bünyesinde görev yaptı.

CIA VE FETÖ’NÜN ETKİN OLDUĞU BÖLGELER SORUMLULUK ALANINDAYDI

Kozinoğlu’nun sorumluluk sahası Orta Asya’dan Çin’e uzanan geniş bir bölgeyi kapsıyordu. Bu görev, onu MİT’in kritik yöneticilerinden biri haline getiriyordu.

Ancak üstlendiği görevin önemi yalnızca sorumlu olduğu coğrafyanın büyüklüğünden kaynaklanmıyordu. CIA ve FETÖ’nün etkin olduğu bölgeler de Kozinoğlu’nun görev alanında bulunuyordu.

Kozinoğlu, söz konusu bölgelerde CIA ve FETÖ’yü rahatsız eden faaliyetlerini daha sonra Aydınlık gazetesine gönderdiği mektuplarda anlatıyordu.

Kendisini ölüme götürdüğü öne sürülen “suçların” da bu görev sahasındaki faaliyetleri olduğu iddia edildi.

‘DİK DUR SENİ TUTUKLAYACAKLAR’

FETÖ’nün kumpas davalarında adı geçen Kaşif Kozinoğlu, Türkiye’ye çağrılmasının ardından 9 Mart 2011’de Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir kargo uçağıyla ülkeye döndü. Kozinoğlu’nun yokluğunda evinde arama yapılmış ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştı. Bu süreçte MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile de görüştüğü belirtilen Kozinoğlu, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılacağını düşünüyordu.

Bir gün sonra, 10 Mart 2011’de, Beşiktaş’taki özel görevli mahkemeye giden Kozinoğlu, daha sonra FETÖ soruşturmaları kapsamında firari duruma düşen özel yetkili savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı.

İfadesinin ardından serbest bırakılmayı bekleyen Kozinoğlu, mahkemeye sevk edildi.

Üst düzey bir MİT yöneticisi olan Kozinoğlu, kamuoyunun karşısına da ilk kez bu süreçte çıktı. Beşiktaş’taki özel görevli mahkemeye girerken çekilen görüntüsü, kamuoyuna yansıyan ilk karesi oldu.

‘TÜRKİYE’YE GİTME, SENİ TUTUKLAYACAKLAR’

Kozinoğlu’nun Afganistan’da görev yaptığı dönemde Taliban’ın elinden alarak hayatını kurtardığı bir CIA ajanının kendisine, “Türkiye’ye gitme, seni tutuklayacaklar” dediği biliniyor.

Silivri Cezaevi’nde Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalan emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın kitabında söz konusu detayla rşöyle anlatılıyor:

“Kaşif Kozinoğlu Afganistan’da resmi görevle bulunduğu sırada, TV’den ve gelen diğer haberlerden Ergenekon kapsamında arandığını öğrendi. Çok yakından tanıdığı CIA’nın en üst düzey görevlilerinden biri dedi ki, ‘Türkiye’ye gitme, seni tutuklayacaklar. İstersen ABD’ye veya başka bir ülkeye gidebilirsin.’ Herhangi bir ülkeye gidebilmesi sorun değildi, çünkü Kaşif Bey’in Afganistan, Özbekistan ve Bosna pasaportları vardı. Kaşif’in cevabı kesin oldu: ‘Ülkeme gidip aklanacağım, benim hiçbir suçum yok.’

İkaz eden kişi, Kaşif Kozinoğlu’nun hayatını kurtardığı, yani Taliban’ın elinden ölmek üzereyken yaralı olarak aldığı çok çok üst düzey bir CIA mensubuydu ve Kaşif’e can borcu vardı. CIA, Kaşif Bey’e ‘İstersen Dubai’ye götürelim’ demişti. Ama Kaşif Bey kaçmadı. Çünkü bir suçu olmadığını bildiğinden, Türkiye’ye gidip aklanmak istiyordu. 9 Mart 2011’de Afganistan’da görevliydi. Türkiye’ye dönmek kolay değildi. Afganistan’da TSK’nın birliği vardı, oradan yurda dönen Türk Hava Kuvvetleri’nin bir kargo uçağıyla oldukça zor yolculuktan sonra ifade vermek üzere acilen Ankara’ya ulaştı. MİT’in yardımıyla havaalanından direkt evinde bekleyen eşi ve çocuğuna kavuştu.

Kendisi yokken evi aranmıştı ve suç unsuru bir şey yoktu. Ertesi günü MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüştü. Anladığına göre kendisinin ifadesine başvurulup serbest kalacaktı. Kaşif Bey, bu bilgileri koğuşta bana ve Hasan Atilla Uğur’a defalarca anlattı, kaçmadan geldi, fakat daha sonra tutukluluğuna itiraz için mahkemeye yapılan başvurulara gelen cevaplarda ise kaçma şüphesi yazıyordu! O zaman iyice üzülmüştü, hep bunu soruyordu!” 

‘DİK DUR, SENİ TUTUKLAYACAKLAR’

Yıldırım, Kozinoğlu’nun mahkemeye sevk edilmek üzere evraklarını beklediği sırada bir yargıcın yanına gelerek “Dik dur, seni tutuklayacaklar” dediğini ve Kozinoğlu’nun bu olayı kendilerine anlattığını da belirtmişti.

Afganistan’dan kendi isteğiyle Türkiye’ye dönen Kozinoğlu, buna rağmen “kaçma şüphesi” ve “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü üyeliği” gerekçeleriyle 10 Mart 2011’de tutuklandı. Önce Metris Cezaevi’ne, ardından Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Tutuklanmasından yaklaşık sekiz ay sonra, 12 Kasım 2011’de, Silivri Cezaevi’nde kaldığı koğuşta hayatını kaybetti.

‘ÖLDÜRMEK DAHİL HER ŞEYİ YAPTIRABİLİR’

Kozinoğlu, ölmeden kısa süre önce gönderdiği Aydınlık’a gönderdiği mesajda “Öldürmek dahil her şeyi yaptırabilir” diyor.

İşte Kozinoğlu’nun “Sona geldi” başlıklı mesajı:

“Dünyanın demokratik olan olmayan hiçbir ülkesinde, hatta Hitler Almanya’sında bile gazetecilerle yapılan toplantı gibi bir toplantı gerçekleştirilmemiştir. Resme bir bakalım: Tüm büyük gazete patronları aynı anda (hepsi birer muhabir gibi) önlerindeki kağıda not alıyor.

Tek mikrofon RTE’nin önünde mevcut. Yani konuşma hakkı sadece ona verilmiştir. Diğerlerine soru sorma hakkı bile tanınmamıştır. Bu toplantı neden bu şekilde yapılmıştır? Çünkü medyadan çok korkuyor. Normal bir ülkede son 7 ayda yaşananlarla 10 hükümet devrilirdi. Çok korkuyor, çünkü sona geldi.

Her türlü girişimi yeni Anayasa’ya yöneliktir. Bu bağlamda öldürmek dahil her şeyi yaptırabilir. SONA GELDİ! Ancak bunu benim gibi birçok insanın bilmesi, harekete geçmesi gerekir. Buradan bile kurtulma ihtimali çok düşük de olsa mevcuttur!”

‘AĞIR SPOR’ İDDİASI

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin ilk çelişki, Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuna yaptığı resmi açıklamayla ortaya çıktı.

Bakanlık, Kozinoğlu’nun “ağır spora bağlı kalp krizi” sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bakanlığın açıklamasında “Oda arkadaşının beyanına göre; Kozinoğlu’nun uzun süreli ve ağır spor yaptıktan sonra duş alıp odasına geldiğinde yatağında fenalaştığı ve tansiyonunun yükselmesi nedeniyle kendisine dilaltı hapı verildiği ve bu sebeple acil butonuna basarak görevlileri durumdan haberdar ettikleri anlaşılmıştır” denildi.

Ancak, Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları emekli Albay Hasan Atilla Uğur ve emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım “ağır spor” iddialarını reddetti. Yıldırım, İkinci Ergenekon Davası’nda mahkeme heyetine verdiği dilekçede de “Avluda 60 dakika yürüdü. Sonra koğuştaki odasına çıkıp 45 dakika spor yaptı, bana göre ağır değildi” dedi.

Kozinoğlu’nun oğlu Özel Kozinoğlu da babasının daha önceden kalbiyle ilgili hiçbir rahatsızlığı bulunmadığı ve böyle bir rahatsızlık gerekçesiyle herhangi bir tedavi görmediğini de söyledi. (Aydınlık, 15 Kasım 2011). Özel Kozinoğlu, Takvim Gazetesi’ne de “Babamın kalbiyle ilgili hiçbir rahatsızlığı yoktu. Öyle iddia edildiği gibi ‘uzun süreli spor ve ağır spor nedeniyle öldü’ iddiaları da asla gerçeği yansıtmıyor” şeklinde açıklamada bulundu.

Tartışmalı açıklamaların ardından kesin sonuç için Adli Tıp Kurumu’nun hazırlayacağı rapor beklendi. Adli Tıp Kurumu yaklaşık 3 ay sonra 11 Şubat 2011’de raporunu açıkladı ve Kozinoğlu’nun ölüm nedeninin “Kronik istemik kalp hastalığı” olduğunu duyurdu. Rapor üzerine Kozinoğlu’nun dosyası kapatıldı. Karara yapılan hukuki itirazlar da reddedildi.

ÜÇ RESMİ KURUMUN SAATLERİ TUTMUYOR!

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin ikinci çelişki ise ambulansın cezaevine geliş, Kozinoğlu’nun ambulansa alınış ve hastaneye ulaştırılma saatlerinde ortaya çıktı.

Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Kozinoğlu’nu taşıyan ambulans saat 19.15’te hastaneye ulaştı. Acil servis doktoru ile dahiliye uzmanının müdahalelerine rağmen Kozinoğlu’nun saat 19.30’da hayatını kaybettiği bildirildi.

Ancak Silivri Devlet Hastanesi’nin raporunda farklı bir bilgi yer aldı. Hastane kayıtlarına göre Kozinoğlu, hastaneye ulaştırıldığında yaşamını yitirmiş durumdaydı. Raporda, “Kozinoğlu saat 19.10’da ex (ölü) halde getirilmiştir. Acil serviste gerekli müdahalesi yapılmıştır. Saat 19.30’da ex (ölü) kabul edilmiştir” denildi.

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin resmi kayıtlardaki çelişkiler bununla da sınırlı kalmadı. Adalet Bakanlığı’nın ardından Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı saatler de birbiriyle örtüşmedi.

Adalet Bakanlığı, olay günü ambulansın cezaevine saat 18.37’de ulaştığını bildirirken, Sağlık Bakanlığı 112 Acil Servis kayıtlarında bu saatin 18.42 olduğunu açıkladı. Ambulansa alınma ve hastaneye varış saatlerinde de farklılık vardı. Sağlık Bakanlığı’na göre Kozinoğlu saat 18.54’te ambulansa alındı ve 19.10’da hastaneye ulaştırıldı. Adalet Bakanlığı ise ambulansa alınma saatini 18.47, hastaneye varış saatini de 19.15 olarak duyurdu.

Özetle; Adalet Bakanlığı’na göre: Ambulans, Kozinoğlu’nu saat 18.47’de aldı ve 19.15’te hastaneye ulaştırdı. Kozinoğlu, yapılan tüm müdahalelere rağmen saat 19.30’da yaşamını yitirdi. Bu açıklamaya göre, cezaevinde ambulansın çağrıldığı 18.18 ile hastaneye varılan 19.15 arasında yaklaşık bir saat geçti.

Silivri Devlet Hastanesi’ne göre; Kozinoğlu hastaneye getirildiğinde hayatını kaybetmiş durumdaydı. Raporda, “Kozinoğlu saat 19.10’da ex (ölü) halde getirilmiştir. Acil serviste gerekli müdahalesi yapılmıştır. Saat 19.30’da ex (ölü) kabul edilmiştir” ifadeleri kullanıldı. Sağlık Bakanlığı’na göre ise Kozinoğlu saat 18.54’te ambulansa alındı ve 19.10’da hastaneye ulaştırıldı.

‘MÜDAHALE 29 DAKİKA SONRA GELDİ’

Öte yandan Kozinoğlu’nun avukatları, 2012 yılında verilen takipsizlik kararına yaptıkları itirazda da zamanında müdahale etmeyen görevlilerin tespit edilerek yargılanmasını talep etti. Ancak itiraz Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi ve takipsizlik kararı kesinleşti.

Sabah’ın haberine göre; yeniden açılan soruşturmada, olay gününe ait cezaevi kayıtları, kamera görüntüleri, sağlık belgeleri ve görevli ifadeleri incelendi.

Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre Kozinoğlu’nun fenalaşmasının ardından yapılan ilk yardım çağrısıyla sağlık ekibinin kendisine ulaşması arasında yaklaşık yarım saat geçti.

Kozinoğlu, olay günü saat 18.09 sıralarında odasından sendeleyerek çıktı. Yaklaşık üç dakika sonra tansiyonunun 205/127 olarak ölçüldüğü, göğüs ağrısından şikâyet ettiği ve koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur’dan Isordil 5 mg isimli dilaltı ilacını aldığı belirtildi.

Kozinoğlu için ilk yardım çağrısının saat 18.13.24’te yapıldığı kaydedildi. Çağrının tekrarlanmasına, koğuş kapısına vurulmasına ve kameraya işaret verilmesine rağmen gardiyanların kapıyı saat 18.23.13’te açtığı belirtildi.

Böylece ilk çağrıyla görevlilerin koğuşa ulaşması arasında 9 dakika 49 saniye geçtiği hesaplandı.

Kozinoğlu’nun saat 18.26’da yürüyerek odadan çıkarıldığı, ardından sedyeye alınarak mahkûm kabul bölümüne götürüldüğü belirtildi. 112’ye saat 18.30’da haber verildiği, sağlık ekibinin ise yaklaşık 18.43’te ulaştığı kaydedildi.

Dosyadaki kayıtlara göre ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin Kozinoğlu’na ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçti.

İlişkili Haber
thumbnail

Kaşif Kozinoğlu dosyasında yeni ayrıntılar: ‘Müdahale 29 dakika sonra geldi’

Haberi görüntüle

KOZİNOĞLU YOLDA NEDEN İKİNCİ AMBULANSA ALINDI?

Kozinoğlu’nun cezaevinden çıkarılmasının ardından yaşanan bir başka dikkat çekici gelişme ise yolda ikinci bir ambulansa nakledilmesi oldu.

İkinci ambulansa neden ihtiyaç duyulduğu tartışma konusu olurken, “İlk ambulansın tıbbi açıdan yetersiz olması mı bu nakli gerekli kıldı?” sorusu gündeme geldi.

Ancak İstanbul Sağlık Müdürlüğü bu iddiaları reddetti. Müdürlük, söz konusu ambulansın “hastayı sağlık kuruluşuna ulaştırıncaya kadar gerekli acil tıbbi yardımı yapabilecek yeterliliğe sahip” olduğunu açıkladı. Ambulansın fotoğraflarını da paylaşan müdürlük, aracın yeterliliğini ortaya koymak amacıyla içerisindeki teknik donanımı tek tek sıraladı.

Bu açıklama ise yeni soruları beraberinde getirdi: İlk ambulans gerekli tıbbi müdahaleyi yapabilecek donanıma sahipse Kozinoğlu neden ikinci bir ambulansa nakledildi? 112 ambulansı saat 18.56’da ikinci ambulansla nerede karşılaştı? İki araçta hangi sağlık personeli görev yapıyordu? Savcılık, her iki ambulansın personelinin de ifadesine başvurdu mu?

Öte yandan, 112 Acil Servis’e yapılan çağrılarda vakaya en yakın ambulansın yönlendirildiği ve tek bir hasta için iki ambulans gönderilmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. Eğer iki ambulans farklı merkezlerden harekete geçtiyse, Kozinoğlu’nun yolda nakledildiği ikinci ambulans hangi kuruma aitti?

İkinci ambulansın neden devreye girdiği ve naklin hangi koşullarda gerçekleştirildiği merak konusu oldu.

Kaşif Kozinoğlu’nun eşi ve oğlunun avukatları, konuya ilişkin şu açıklamayı yapmıştı:

”Bu konuda münhasıran olayın kronik gelişimiyle ilgili olarak tarafımızdan tek bilinen, Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı cezaevinde doktor bulanmadığından kendisine burada tıbbi müdahalenin yapılamadığı, Silivri Devlet Hastanesine sevk için çağrılan ambulansta da doktor bulunmadığı, ancak yolda ulaşan ikinci bir ambulanstaki doktor tarafından kalp masajı ile müdahale edilmek istenildiği, fakat başarılı sonuç alınamadığından Silivri Devlet Hastanesine ölü duhul ettiğinden ibarettir.”

OTOPSİDE BAĞIMSIZ GÖZLEMCİ YOK!

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dördüncü soru işareti otopsi sürecinde ortaya çıktı. Otopsi sırasında bağımsız bir gözlemcinin bulunmadığı, bunun için herhangi bir başvurunun da yapılmadığı belirtildi.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun otopsiyi düzenleyen 87. maddesinde “Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir…” hükmü yer alıyor. Ancak bu yönde bir başvuru yapılmadığı için Kozinoğlu’nun otopsisinde bağımsız bir adli tıp uzmanı gözlemci olarak bulunmadı.

Kozinoğlu’nun otopsisinin bağımsız bir gözlemci olmadan gerçekleştirilmesi tartışmaları da beraberinde getirdi.

KOZİNOĞLU’NUN ÖRNEKLERİNİN BULUNDUĞU BİRİMDE HIRSIZLIK

Otopsiye ilişkin tartışmalar devam ederken Adli Tıp Kurumu’nun Yenibosna’daki merkezinde dikkat çekici bir hırsızlık yaşandı.

Yaklaşık 30 yaşlarında olduğu belirtilen bir kişi, “su sebili takmak ve silikon sıkmak” bahanesiyle bazı malzemelerle Kimya İhtisas Daire Başkanlığı’na girdi. Önce Daire Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer’in odasına giren şüpheli, Aşırdizer’i odadan çıkardıktan sonra bir süre içeride yalnız kaldı. Ardından masada ve ceketin cebinde bulunan cüzdan ve cep telefonu gibi eşyaları aldı.

Şüpheli daha sonra laboratuvara geçti. Burada da aynı yöntemi kullanarak teknik incelemeleri gerçekleştiren uzman personelin dışarı çıkmasını sağladı. Bir süre laboratuvarda tek başına kalan kişi, ayrılırken masalardaki eşyaları da alarak ortadan kayboldu.

Olayı dikkat çekici hale getiren ayrıntı ise Kozinoğlu’ndan alınan kan, doku ve saç teli örneklerinin de Kimya İhtisas Dairesi’nde bulunmasıydı. Polis, binanın güvenlik kamerası görüntülerine el koydu. 22 Kasım 2011’de meydana gelen olayın ardından bir kişi gözaltına alındı ve hırsızlık suçundan yargılandı.

FETÖ BASINININ ‘KOZİNOĞLU’ YAYINLARI

Öte yandan Kozinoğlu’nun ölümünün ardından FETÖ’ye bağlı yayın organlarında peş peşe dikkat çekici haber ve yorumlar yayımlandı.

FETÖ’nün Aksiyon dergisi, 21 Kasım 2011 tarihli kapak haberinde Kozinoğlu’nun ölümünü “Asla çözülemeyecek ölümlerden” biri olarak nitelendirdi. Dergi, ölüme “alfa radyoaktivite zerreciklerinin” yol açtığını öne sürerken, Kozinoğlu’nun ölümünü Turgut Özal’ın ölümüyle ilişkilendirdi.

Zaman gazetesi ise 5 Şubat 2012’de yayımladığı haberde, Adli Tıp uzmanlarına dayandırdığı bilgiler üzerinden “kalp krizi vakalarında rastlanan temel verilerin tespit edilmediğini” iddia etti.

Bugün gazetesi yazarı ve daha sonra FETÖ’den tutuklanan eski savcı Gültekin Avcı da Kozinoğlu’nun tespit edilmesi güç kimyasallar kullanılarak öldürüldüğünü öne sürdü. STV’de ise aylar boyunca Kozinoğlu’nun öldürüldüğü iddiasını işleyen yayınlar yapıldı.

Bu yayınlarda öne çıkan ortak tez, Kozinoğlu’nun “itirafçı” olacağı ve Ergenekon tarafından konuşamadan susturulduğu iddiasıydı. Böylece ortaya konulan senaryoda hem Kozinoğlu’nun susturulduğu hem de ölümünün Ergenekon’a mal edildiği ileri sürülüyordu.

MEKTUPLARINDA NELER VAR?

Kozinoğlu, 2011 Eylül’ünde ve ölmeden kısa süre önce Aydınlık gazetesine kendi el yazısıyla gönderdiği mektuplarda çok önemli açıklamalarda bulundu.

Kaynak Yayınları tarafından “Kozinoğlu’nun mezara götürmediği sırlar” adıyla kitaplaştırılan mektuplarda özetle şu ifadeler yer aldı:

“Şu anda dışarıdan kendi adamlarını MİT’in en kritik makamlarına -ki bunların tamamı Fethullah Gülen grubuna mensuptur- getiren AKP, MİT çalışanlarının bütün hayallerini tıkamış, MİT personeli korksun ve sesini çıkarmasın diye de benim gibi bir adamı yurt dışı görevinde iken içeri tıktırmış ve gözdağı vermiştir. MİT’in tabanında çok büyük bir infial mevcuttur.”

“FETÖ okullarından MİT’e yüzlerce kadro geçişi oldu.”

AKP İÇİ SAVAŞLAR

“B. ARINÇ ve GÜL ortaklaşa, Tayyib’i aradan çıkarıp, Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı paylaşacaklar. Başta C. Çiçek, Sağlık Bakanı, F. Gülen vb. Bazı AKP’liler böyle istiyor.”

“Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan bir brifingde Tayyip Erdoğan için şunları şöylüyor: ‘İki cami arasında beynamaz… Bir şahsa ya da ülkeye mi bağırıp çağırıyor, peşinden gizli gizli ‘Nasıl barışırım’ın çarelerini arayacaktır.”

“Feridun Sinirlioğlu’nun en büyük ideali, müsteşarlık sonrası ABD’ye büyükelçi olmaktır.”

ABD’YE KARŞI YAPILABİLECEK HAMLELER

“- Adana İncirlik (üssünün) faaliyetinin durdurulması kapatılması…

– Füze kalkanı askıya alınacak (daha tesis edilmedi).

– ABD, o bölgede benim ne yapabileceğimi en iyi bilen ülkedir.

– Ladin ve 11 Eylül gerçeklerini açıklarız.”

MEHMET EYMÜR İLE NEDEN DÜŞMANLAR?

Mehmet Eymür, Kozinoğlu’nun MİT’e girmesini engellemeye çalıştığını ancak başaramadığını öne sürmüştü. Oysa Kozinoğlu’nu Kontr-Terör Merkezi’ne alan bizzat Mehmet Eymür’ün kendisiydi. Çünkü merkezin başında Eymür vardı. Merkezin karanlık faaliyetleri nedeniyle Kozinoğlu ile Eymür’ün arasının açıldığı biliniyor. Zaten Kontr Terör Merkezi, yasadışı faaliyetleri nedeniyle kapatılmıştı.

Kozinoğlu, el yazısı savunmasında Eymür’ün sürece dahliyle ilgili şunları yazdı:

“Savcı bey sorgum yapılırken (ifade tutanağımın 2’nci sayfasında mevcuttur) sürekli sözü Mehmet Eymür’e getirerek, “Mehmet Eymür ile aranda ne problem var diye soruyor. O anda anlamadım. Zaten sorgumda soruların yüze 90’ının odatv olayı ile hiçbir ilgisi yokken, bana neden sorulduğunu anlamamıştım. Sonra iddianame yayınlandığında anladım. 134 sayfalık iddianamede benimle ilgili olan 4 sayfanın hemen hemen 3.5 sayfasında Mehmet Eymür’ün web sitesinden 10 yıldır yayınladığı ve benim cevap vermeye bile değer bulmadığım yalanlardır.”

FETÖ OKULLARINA KARŞI FAALİYETİ

“Söz konusu okulların 1. düşmanı İran’dır. Fethullah Gülen hareketi, ABD İran’ı sevmediği için İran’ı düşman bellemiştir. Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri o ülkelere ilişkin raporlarını da belli periyotlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadır. Ayrıca o şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkenin pasaportlarını da almaktadır…”

“Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, Tacikistan’daki Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Türk Hava Yolları (THY), büyükelçiliklerdeki eğitim, ticari, ekonomik, din ve kültür müşavirliklerinin tamamı F. Gülen’ciler tarafından kapatılmıştır. Söz konusu ülkelerde F. Gülen’ci olmadan iş yapmak, ticaret vb. hiçbir faaliyet yaptırılmamaktadır.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!