Sefa Yürükel yazdı…
Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı sürecinde iç ve dış tehditlerle karşı karşıya kalmış, özellikle doğu vilayetlerinde etkinlik gösteren Ermeni siyasi örgütleri, devletin güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturmuştur. Bu bağlamda, 24 Nisan 1915’te gerçekleştirilen tutuklamalar, yalnızca Ermeni komitelerinin faaliyetlerine karşı alınan bir tedbir değil, aynı zamanda devletin meşru müdafaa hakkını kullandığı bir güvenlik önlemi olarak değerlendirilebilir.
ERMENİ SİYASİ ÖRGÜTLERİNİN FAALİYETLERİ VE EMPERYALİST DESTEK
19. yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlı topraklarında çeşitli Ermeni siyasi örgütleri ortaya çıkmış ve bu örgütler, bağımsızlık veya özerklik hedefleri doğrultusunda askeri ve siyasi eylemler gerçekleştirmiştir. Ermeni milliyetçi hareketlerinin önde gelen temsilcileri arasında Taşnaksutyun (Taşnak) ve Hınçak partileri yer almaktadır. Bu örgütler, özellikle Doğu Anadolu’da silahlı isyanlar başlatmış ve zamanla Osmanlı’nın toprak bütünlüğüne ciddi tehditler oluşturmuştur. Bu hareketlerin emperyalist devletler tarafından desteklenmesi, Osmanlı hükümeti tarafından halk güvenliğini tehdit eden bir unsur olarak tespit edilmiştir .
Ermeni örgütlerinin dış destek alması, özellikle Rusya ve İngiltere gibi emperyalist devletlerin müdahalesiyle artmıştır. Ermeni komiteleri, bu ülkelerden maddi ve askeri yardım almış, isyanlarını büyütmek için bu destekleri kullanmıştır. Örneğin, Londra’daki Ermeni Komitesi, Avrupa’daki Ermeni azınlıklarıda kullanarak, Anadoluda, isyan bölgesindeki Ermenilere silah ve para yardımı yapmıştır (Balcıoğlu, 2006). Bu tür yardımlar, Osmanlı Devleti’nin iç güvenliği açısından büyük bir tehdit teşkil etmiştir (Shaw & Shaw, 1976).
I. DÜNYA SAVAŞI VE BEŞİNCİ KOL FAALİYETLERİ
I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu Almanya’nın yanında savaşa girmiştir. Savaş sırasında, bazı Ermeni gruplar, özellikle Rusya ile işbirliği yaparak Osmanlı ordusuna karşı faaliyetlerde bulunmuş, gönüllü Ermeni birlikleri kurarak Rus ordusuna katılmışlardır. Bu tür eylemler, Osmanlı hükümeti tarafından “beşinci kol” faaliyetleri olarak değerlendirilmiş ve iç güvenlik için ciddi bir tehdit olarak görülmüştür (Erickson, 2013).
24 NİSAN 1915 TUTUKLAMALARI
Osmanlı hükümeti, Ermeni komitelerinin faaliyetlerini engellemek ve iç güvenliği sağlamak amacıyla 24 Nisan 1915 tarihinde bir genelge yayımlamıştır. İçişleri Bakanı Talât Paşa tarafından yayımlanan bu genelgeyle, Ermeni örgütlerinin lider kadrolarının tutuklanması ve komitelerin faaliyetlerinin sonlandırılması talimatı verilmiştir. İstanbul ve diğer vilayetlerde, Ermeni toplumu içinde önde gelen kişiler tutuklanmış ve bu süreçte birçok Ermeni komite üyesi 5. Kol faliyetlerinden dolayı hükümet tarafından hedef alınmıştır ( 24 Nisan tarihinin ve tutuklamalarının tehcirle alakası yoktur, ikisi ayrı konulardır. Tehcir kanunu 27 Mayıs 1915’de çıkmış ve yürürlüğe girmesi 1 Haziran 1915’de olmuştur) .
24 Nisan 1915 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından başlatılan tutuklamalarda, başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerde yaklaşık 235 ila 270 arasında Ermeni aydın, siyasetçi ve komite üyesi gözaltına alındı. Bu rakam bazı kaynaklarda 235, bazılarında ise 250-270 civarında belirtilmektedir (Sarınay, 2015; Perinçek, 2007). Bu kişiler, özellikle Taşnaksutyun, Hınçak gibi siyasi örgütlerin lider kadrolarını ve Ermeni toplumu içindeki etkili etnik milliyetçi ve ayrılıkçı, komita üyesi entelektüelleri kapsamaktadır.
TUTUKLANANLARIN GÖNDERİLDİĞİ YERLER
Tutuklanan kişiler genellikle İstanbul’da yakalanmalarının ardından önce Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiler. Bu iki şehir, o dönem Osmanlı Devleti’nin iç bölgelerinde kontrolü daha kolay sağlayabileceği, uzak ve görece güvenli yerlerdi.
• Ayaş’a gönderilenler arasında, örgütlerin üst düzey yöneticileri ve daha “tehlikeli” addedilen isimler yer alıyordu.
• Çankırı ise daha çok Ermeni toplumunun aydınları ve yazarları gibi figürler için tercih edildi.
Bu kişiler, trenle önce Ankara’ya, oradan da hayvan arabaları ve kara yolu ile Çankırı ve Ayaş’a götürüldüler (BOA, DH.ŞFR. 52/233).
AKIBETLERİ NE OLDU?
Bu tutuklamaların ardından tutukluların akıbeti konusunda farklı gelişmeler yaşandı:
1. Bazıları yargılandı ve sürgüne gönderildi, bir kısmı da cezaevlerinde tutuldu.
2. Bazı tutuklular ise yolda ya da sonrasında öldürüldü. Bu kişiler genellikle örgüt üyeliği, sabotaj veya isyana teşvik gibi suçlamalarla karşı karşıyaydı.
3. Tutuklular arasında bulunan komitacı ve eylemci gruplar, savaş süresince daha sert tedbirlere maruz kalırken; siyaseten etkisiz ya da suç isnat edilemeyen bazı kişiler ise zamanla serbest bırakıldı.
4. Özellikle Ayaş grubundan bazı isimlerin, daha sonra sevk edildikleri Diyarbakır civarında bazı yerel çeteler tarafından öldürüldüğü yönünde iddialar vardır. (McCarthy, 1995; Gürün, 1985).
Kısacası, 24 Nisan 1915 tutuklamaları, sayısı 235-270 arasında değişen, çoğunluğu İstanbul’daki Ermeni siyasi ve kültürel elitlerden oluşan bir grubu hedef almış, bu kişiler genelde Ayaş ve Çankırı’ya gönderilmiş, kimileri tutuklu kalmış, kimileri ise ölmüş ya da öldürülmüştür.
TUTUKLAMALARIN MEŞRUİYETİ
Osmanlı hükümeti, bu tutuklamaları iç güvenliği sağlama amacı güderek gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Hükümet, Ermeni örgütlerinin düşman devletlerle işbirliği yaptığı ve Osmanlı ordusuna karşı harekete geçtiğinin tespitini yapmıştır. Bu tür bir tehdit karşısında, devletin iç güvenliğini sağlamak adına bu tür önlemlerin kaçınılmaz olduğuna inanılmıştır (Perinçek, 2007).
Ermenista’nın ilk Başbakanı ve Taşnak Partisi lideri Hovhannes Kaçaznuni’nin (1923) raporunda belirttiği gibi, Ermeni örgütleri, Osmanlı Devleti’ne karşı çıkarak yalnızca kendi halklarına değil, tüm bölgeye zarar vermiştir. Bu bakımdan, Osmanlı Devleti’nin 24 Nisan 1915’teki hareketi, yalnızca güvenlik sağlama değil, aynı zamanda dış ve iç tehditlere karşı meşru bir müdafaadır.
ERMENİ MİLLİYETÇİLİĞİ VE EMPERYALİST DESTEK
Ermeni milliyetçiliği, Osmanlı topraklarında yalnızca yerel bir hareket değil, aynı zamanda küresel bir destek bulmuştur. Rusya’nın ve Batılı güçlerin, Ermeni örgütlerine verdikleri destek, bu örgütlerin faaliyetlerini hem askeri hem de diplomatik açıdan güçlendirmiştir. Bu dönemde, Taşnak ve Hınçak partilerinin faaliyetleri, bu güçlerin stratejik çıkarlarıyla örtüşmüştür (Salt, 1993). Sovyet Ermenistanı’nın kurucu liderlerinden A. B. Karinyan, Ermenilerin Batılı emperyalistler tarafından kışkırtıldığını ve bu kışkırtmaların yalnızca Türkleri değil, Ermenileri de felakete sürüklediğini belirtmiştir (Karinyan, 1924).
24 NİSAN 1915’İN ARDINDA YATAN STRATEJİK HESAPLAR
24 Nisan 1915’teki tutuklamalar Osmanlı hükümetinin iç güvenliği sağlamaya yönelik zorunlu bir önlemdi. Ermeni komitelerinin ve gönüllü birliklerinin faaliyetleri, yalnızca askeri tehdit oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin diplomatik ilişkilerini de zorlamıştır. Bu tutuklamalar, Osmanlı hükümetinin savaş sırasında birçok cephede karşılaştığı güvenlik tehditlerine karşı alınan bir savunma tedbiridir. Hovhannes Kaçaznuni’nin 1923’teki Bükreş teki Taşnak Partisi Kongresinde okuduğu raporunda belirttiği gibi (itiraf/öz eleştiri) , Taşnak Partisi’nin faaliyetleri ve emperyalist güçlerle işbirliği, Osmanlı Devleti’nin aldığı bu tür önlemleri kaçınılmaz kılmıştır (Kaçaznuni, 1923).
SONUÇ
24 Nisan 1915’te gerçekleştirilen tutuklamalar, Osmanlı Devleti’nin savaş koşullarında iç güvenliği sağlamak amacıyla aldığı meşru tedbirler sadece ulusal değil uluslararası bir hukuki hak olarak değerlendirilebilir.
Ermeni siyasi örgütlerinin, emperyalist güçlerle işbirliği yaparak Osmanlı Devleti aleyhine yürüttükleri faaliyetler, yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal düzeyde de güvenlik tehditleri oluşturmuştur. Bu bağlamda, Osmanlı hükümetinin aldığı önlemler, bir “etnik temizlik” veya “soykırım” olarak değil, devletin meşru müdafaa hakkı çerçevesinde bir güvenlik önlemi olarak yorumlanmalıdır. Bu durum, dönemin Osmanlı belgelerinde ve Ermenistan’ın ilk Başbakanı ve Taşnak Partisi lideri Hovhannes Kaçaznuni’nin rapor biçimindeki itiraflarında ve Ermenistan’ın sovyet devlet adamlarının kitaplarında da açıkça görülebilmektedir. Ermenilerin içinden çıkan itiraflar, Batı merkezli tek yönlü anlatıların ne denli çarpıtılmış olduğunu da gözler önüne sermektedir.
24 Nisan 1915’in tarihi, çok daha geniş ve çok yönlü bir bağlamda değerlendirilmelidir. Hem emperyalizmin bölgedeki oyunları, hem de bu oyunlara bilinçli şekilde katılan komitacı yapıların sorumluluğu göz ardı edilmemelidir. Bu olaylar, yalnızca Osmanlı İmparatorluğu’nun iç güvenliği için değil, aynı zamanda uluslararası siyaset ve emperyalist müdahalelerin bir sonucu olarak ele alınmalıdır. Ve Talat Paşa hükümetinin 24 Nisan 1915 de aldığı Ermeni 5. Kol faliyetletine karşı ve devlet ve milletin güvenliği için aldığı kararın, var olan osmanlı iç arşivleri ve dış arşivler ve belgeler ışığında hem Osmanlı hukukuna hemde Uluslararası hukuka göre: ne kadar ahlaki, haklı, hukuki ve meşru olduğu gerçekler ve belgeleriyle ortadadır.
KAYNAKÇA
1. Osmanlı Arşiv Belgeleri ve Türk Araştırmaları
• BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi), DH.ŞFR, dosya no: 52, gömlek 233; 24 Nisan 1915 tarihli şifre telgraf.
• BOA, HR.SYS, HR.İM, DH.EUM, DH.KMS fonlarındaki çeşitli belgeler.
• Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri, Cilt 1-3, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara.
• Sarınay, Yusuf. “Ermeni Tehciri’nin Sebepleri ve 24 Nisan 1915 Tutuklamaları”, Türk Yurdu Dergisi, 2015.
• Öke, Mim Kemal. Ermeni Sorunu 1914-1923, TTK Yayınları, Ankara.
.Balcıoğlu, T. (2006). Ermeni Meselesi ve Uluslararası Boyutu. İstanbul Üniversitesi Yayınları.
• Güçlü, Yücel. The Armenian Events of 1915 in American and Russian Archives, TTK, 2006.
• Şimşir, Bilal N. Ermeni Meselesi 1878-1923, TTK Yayınları, Ankara, 2005.
• Gürün, Kamuran. Ermeni Dosyası, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1985.
• Uras, Esat. Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul, 1976.
• Yalçın, Dursun. Tehcir Kararının Arka Planı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006.
• Türkkaya Ataöv, Ermeni Sorunu Üzerine, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları.
• Türkkaya Ataöv, The Armenian Question: Documents and Comments, Ankara University Press, 1981.
2. Ermeni Kaynakları ve İtiraflar
• Kaçaznuni, Ovanes. Taşnak Partisi’nin Artık Yapacak Bir Şeyi Yok. Bükreş Taşnak Kongresi Raporu, 1923. (Çev. Mehmet Perinçek, Kaynak Yayınları)
• Katchaznouni, Hovhannes. The Armenian Revolutionary Federation Has Nothing to Do Anymore, trans. Matthew A. Callender, Armenian Information Service, 1955.
• Karinyan, A.B. Emperyalist Savaş ve Ermenistan. Erivan: Sovyet Yayınları, 1924.
3. Sovyet ve Rus Arşiv Kaynakları
• Perinçek, Mehmet. Sovyet Arşivlerinde Ermeni Meselesi, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2007.
• Russian State Military Archives (RGVA), Armenian Volunteer Units Files, Moskova.
4. Batılı Akademik ve Arşiv Kaynakları
• Lewy, Guenter. The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide, University of Utah Press, 2005.
• McCarthy, Justin. Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922, Princeton: Darwin Press, 1995.
• Shaw, Stanford J., Ezel Kural Shaw. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, Cambridge University Press, 1976.
• Salt, Jeremy. Imperialism, Evangelism and the Ottoman Armenians, 1878-1896, Frank Cass Publishers, London, 1993.
• Gunter, Michael M. Pursuing the Just Cause of Their People: A Study of Contemporary Armenian Terrorism, Greenwood Press, 1986.
• Walker, Christopher J. Armenia: The Survival of a Nation, Palgrave Macmillan, 1990.
• Erickson, Edward J. Ottomans and Armenians: A Study in Counterinsurgency, Palgrave Macmillan, 2013.
• Ahmad, Feroz. The Young Turks and the Ottoman Nationalities: Armenians, Greeks, Albanians, Jews and Arabs, 1908–1918, University of Utah Press, 2014.
• Hovannisian, Richard G. The Armenian People from Ancient to Modern Times, Volume II, St. Martin’s Press, 1997.
5. Amerikan Arşiv Belgeleri
• American National Archives (NARA), U.S. diplomatic correspondences regarding Ottoman Armenians, Record Group 59.
Bu tarihi analiz ve kompozisyon için teşekkürler. Ancak tıpkı cahillere laf anlatılamayacağı gibi Ermeni yalancıları da kendilerini destekleyen emperyalistler tarafından şımartıldıkça söz dinlemeyecektir. Bu şımartılmünın bir başka örneği Yunanistan. Öyleyse Türkiye önce diplomatik ve hukuk alanında bir girişimde bulunmalı ve önce uluslararası yetkili bir mahkemede dava açmalı, kerndisine bu şekilde müdahale eden ülkelere diplomatik nota eşliğinde gümrük vergileri ve o ülkelerin yetkilileri hakkında uluslararası hakaret ve nefret ve ırkçılık davalarına başlamalıdır. Uluslarası yetkili mahkeme Lahey Uluslararası Adalet Divanı‘dır.Önce hemen burada şikayette bulunmalı, “Hakkımda böyle bir siyasi iftira var, bin veya Atatürk veya Talat Paşa ve Osmanlı Devleti böyle bir soykırım yapmadı. Bu siyasi dava ırkçılık ve nefret uygulamalarına dönüştü. Bana ve milletimin bu ülkeleri ziyaret eden vatandaşlarıma siyasi ve ekonomik yönden büyük zararlar verdi, vermeye devam ediyor. Dolayısı ile görüşülmesi gerekir.” Bu girişim ile yoğun bir Türkiye içinde kitap, eğitim , öğretim, Ermenilerin ve Yunanlıların ve Süryanilerin yaptıkları katliamlar ve ihanetler anlatılmalı, film ve belgeseller çekilmeli ve internete konmalıdır.