27 yıldır dinmeyen acı: Başbağlar Katliamı

Erzincan'ın Kemaliye ilçesinde, 33 sivilin PKK tarafından katledildiği 'Başbağlar Katliamı' 27'nci yıl dönümünde acıyla anılıyor. 

27 yıldır dinmeyen acı: Başbağlar Katliamı

Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde 27 yıl önce terör örgütü PKK’nın en büyük sivil katliamlarından olan Başbağlar Katliamı’nın acısı dinmiyor. Köydeki 214 ev, cami ve okul, içindeki insanlarla birlikte yakıldı. 1’i kadın 5 kişi yandı, toplam 33 kişi şehit oldu.

Kent merkezine 220 kilometre uzaklıktaki Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen PKK’lı teröristler, kadınları derede topladıktan sonra evleri yağmalayıp para, altın ve değerli eşyaları alarak tüm evleri ateşe verdi.

Yapılan zulme karşı çıkan 5 kişiyi de yakılan evlerde ateşe vererek öldüren teröristler daha sonra akşam namazını kılıp camiden çıkan 28 erkeği köy meydanında topladı. Bir süre örgüt propagandası yapan teröristler daha sonra bu kişileri de kurşuna dizdi. Olaydan sonra bölgede yapılan incelemede, yüzlerce boş kovan bulundu.

Olaylarla ilgili olarak 20 kişi gözaltına alındı ve haklarında idam ile çeşitli sürelerde hapis cezası istemiyle 1994’te Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açıldı. 1998 yılında dava takipsizlikle kapandı. Sanıkların 18’i bu davalardan beraat etti, 2’si mahkûm edildi.

PKK saldırıyla ilgili ne dedi?

Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999’da Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmişti. Öcalan Haziran 1999’da İmralı’da yargılanırken yaptığı açıklamasına göre Başbağlar’daki köyde yaşananların sorumlusu, “Doktor Baran” kod adlı bir PKK sorumlusuydu.

Dönemin Erzincan Valisi Recep Yazıoğlu da katliamın PKK tarafından gerçekleştirildiğini, örgüt üyelerinin baskın sırasında bildiri dağıttıklarını anlattı.

Recep Yazıcıoğlu bildiride şu ifadelerin yer aldığını söylüyordu:

“Sivas olaylarının ve orada katledilen vatandaşların kanı yerde kalmayacaktır. Onların öcünü aldık. Almaya devam edeceğiz.”

Katliamın acısının aradan geçen süreye rağmen ilk günkü gibi taze olduğu köyde yaşayan vatandaşlar, çeyrek asır önce yaşadıkları ve halen dinmeyen acılarını hafızalarından silemiyor.

Köyde, şehit edilenler her yıl olayın yaşandığı tarihte törenle anılıyor. Özellikle yaz aylarında köylerine gelen vatandaşlar, Başpınar köyündeki şehitlik ve köydeki şehitlik anıtında dua ediyor.

Katliamı yaşayan yaralı olarak kurtulan Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akarpınar,  yaptığı açıklamada, katliamın üzerinden 27 yıl geçtiğini davanın kanuni olarak sonuçlandığını ama insanlık vicdanı ve kamuoyunun vicdanında sonuçlanmadığını belirterek “Çünkü adalet yerine gelmedi ki. Bizim amacımız o tetiği çeken el değil, Başbağlar’ı, Sivas’ı ve benzeri olan yerlerde gizli el kimse onun adalet önünde hesap vermesini istiyoruz.” dedi.

‘ÜZERİMİZE KURŞUN YAĞDIRDILAR’

5 Temmuz 1993 akşam namazı sırasında teröristlerin köye gelerek 28 kişinin camiden çıkarılarak köy meydanında toplandığını anlatan Akarpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplantı yapacaklarını söyleyip propaganda yapıp şu an şehitlik anıtı olan bölgeye götürdüler. Ovacık istikametinden gelen teröristlerin tahminen 60-100 kişi olduğunu daha sonra öğrendik. Bizi alana toplarken bir kısmı kadınları farklı bir alanda toplamış, bundan bilgimiz yok. Aradan yarım saat belki biraz daha fazla bir zaman geçti. Köyden birkaç el silah sesi geldi. Ondan sonra üzerimize kurşun yağdırdılar. Kurşun yağdırırken sloganlar atıyorlardı. Tabii biz de yaralandık, sabaha kadar orada kaldık. Orada bir sürü vatandaşımız komşumuz akrabamız, katledilmişti. Emniyet güçlerinin ifadesiyle yüzlerce mermi kovanı toplanmış oradan. Başbağlar köyü birilerinin adına kurban kesildi ve bu kurbanın sonucunda 33 canımızı kaybettik. Evler büyük ve küçükbaş hayvanlar, altyapısı tarihi bunun yanında cami, okul köy odaları ve tarihi ile yok edilmeye çalışıldı.”

‘BAŞBAĞLAR BİR KATLİAM DEĞİL SOYKIRIM’

Başbağlar’da adeta soykırım yaşandığını aktaran Akarpınar, “Başbağlar bir katliam değil bir soykırım. Çünkü burada 33 vatandaşın içinde 13 yaşında bir çocuk annesi ve 3 vatandaşımız evlerinde diri diri yakılmak suretiyle diğer 28 köylümüz kurşunlanmak suretiyle katledildi.” dedi.

Şehit yakını Şerif Gül de Başbağlar Katliamı’nın sıradan bir terör olayı olmadığını, planlı programlı yapılan katliam olduğunu savunarak şöyle konuştu:

“Başbağlar Katliamı şahsımıza yapılmış bir şey değil, Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların bir parçasıdır. Biz Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların farkına vardık ve onların oynadıkları oyunları bozduk ve onların tuzağına düşmedik. Kardeşin kardeşe kırdırılmasına müsaade etmedik. Vatanımıza bayrağımıza sahip çıktık.”

KATLEDİLEN 33 KİŞİ DUALARLA ANILDI

Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde, 5 Temmuz 1993’te PKK’lı teröristler tarafından katledilen 33 kişi, olayın 27’nci yıldönümünde köyde düzenlenen törenle anıldı.

Başbağlar Köyü Kültürevi önündeki törene, Erzincan Valisi Mehmet Makas, Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri, Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, AKP Erzincan Milletvekilleri Süleyman Karaman, Burhan Çakır ile CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya ve CHP Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, İl Genel Meclis Başkanı Bekir Yıldız, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşların yöneticileri katıldı.

Törende ilk konuşmayı Köy Muhtarı Ali Akarpınar yaptı. Yaşadıkları katliamın üzerinden 27 yıl geçtiğini hatırlatan Akarpınar, Başbağlar köyü mazlumlarının yitirilen haklarını, kaybedilen canlarının kanlarının yerde kalmasını, meşru olarak mahkeme ve diğer kesimlerde aramaya devam ettiklerini söyledi.

Daha sonra söz alan AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, “Şu iyi bilinmelidir ki her rengin ve her mezhebin, kardeşliğin çatısı olan Anadolu’nun hoşgörü ve kardeşlik şehri Erzincan’dır. Dün karanlık planlarla 33 hemşehrimizi şehit edenler, Türkiye üzerinde mezhepsel, kültürel ve sosyal fay hatları oluşturmak isteyenler, sükutu hayale uğradılar. Bundan sonra da uğrayacaklar. Erzincan gaziler, şehitler toprağıdır. Şuna inanıyorum ki hain terör örgütü PKK tarafından köy meydanında diri diri yakılan vatandaşlarımız tarihi bir acının vesikası oldular” dedi.

Daha sonra CHP Erzincan Milletvekili Kadim Durmaz, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yedi iklimin ve dört mevsimin bütün özelliklerinin yaşandığı bu coğrafya elbette emperyalist güçleri çok rahatsız etmekte. Birçok planlar oynadılar ama hiçbiri tutmadı. Çünkü bizim mayamız insanlık, birlikte yaşama kültürü ve cumhuriyetin birer yurttaşı olmaktı. İşte bu tezgah 2 Temmuz’da Sivas’ta oynandı, baktı amaçları tutmuyor, emellerine ulaşamadılar, bu aziz millet oradaki yananların acısını paylaştı, bağrına bastı. Birbirine daha da kenetlendi, bu onları rahatsız etti. Aynı ayın beşi akşamı hepimizin de bildiği gibi Başbağlar’da bir akşam ezanında 33 cana vahim, acı kahpe ve kalleşçe kurşunlar bu acıyı yaşattı.”

Madımak ve Başbağlar’da birilerinin operasyon çekmek istediğini belirten Vali Mehmet Makas ise şunları söyledi: “Bir ve beraber olduğumuzda tüm dünyada söz sahibi oluyoruz, birilerinin hesabını bozuyoruz. Birileri 2 Temmuz’da Madımak’ta, 5 Temmuz’da Başbağlar’da operasyona çekebiliyor. Biz bir ve beraberiz, Madımak’ta hangi el o işi örgütlediyse, Başbağlar’da da aynı el örgütlemiştir. Bizim bir tane vatandaşımızın burnu kanıyor ise Sivas’ta da aynı acıyı yüreğimize kadar hissediyoruz. Başbağlar’da da aynı acıyı hissediyoruz. Bizim birbirimizi sevmemek gibi bir lüksümüz yok. Asırlardır sevdik ve sevmeye de devam edeceğiz. Et ve tırnak gibiyiz, Sivas’ı Erzincan’dan, Hakkari’yi Edirne’den, Artvinli kardeşimizi Karadenizli’den ayırma ihtimalimiz ve imkanımız yok. Her birinin derdi ile dertlenmede mükellefiz. Çünkü tarih bu millete adaleti dağıtmak adına, bir misyon, bir görev yüklemiştir. Başbağlar’daki tüm kardeşlerimizin acısını hücrelerime kadar hissediyorum. Daha önce de belirttim, bu kardeşiniz bu bölgede asteğmen olarak görev yapmış, Başbağlar’ı beklemiş bir kardeşinizdir. O gün asker olarak bekledik, dün kaymakam olarak bekledik, bugün itibariyle vali olarak bekliyoruz. Şunu biliyoruz ki biz bu milletin bir neferiyiz, bir bekçisiyiz ve milletimizin de emrindeyiz.”

Konuşmaların ardından şehitliğe geçen protokol üyeleri şehitlik önüne karanfil bırakıp, dua etti.