22 Mayıs’ta kabinesini oluşturan Menderes, parti programını Demokrat Parti’nin 28 Mayıs’taki grup toplantısında açıkladı.
Menderes, Demokrat Partinin seçim zaferini, “14 Mayıs, bir devre son veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihi günün hatırasını yalnız partimizin değil Türk demokrasisinin bir zafer günü olarak yad ediyoruz.” ifadeleriyle yorumlamıştı.
EZANI ARAPÇA YAPTI
Menderes, Demokrat Parti iktidarında, Anadolu halkı tarafından kabul görmeyen çok sayıda politikaya son verdi.
Dini özgürlüklerle ilgili attığı adımlar kapsamında Menderes, 1932 yılından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığının talimatıyla uygulanan “Arapça ezan okuma yasağı”nı 18 yıl aradan sonra kaldırdı. Hükümet tarafından ezanın okunma şekli müezzinlere bırakıldı.
Eğitim ve öğretim kurumlarından laiklik ilkesi doğrultusunda kaldırılan din eğitimi, Menderes döneminde, dördüncü sınıftan itibaren velinin isteğine bağlı olarak yeniden verilmeye başlandı.
Menderes’in İzmir İl Kongresi’nde yaptığı konuşma şöyle:
“Şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkılap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Mekteplerde din derslerini kabul ettik. Radyoda Kur’an okuttuk. Türkiye bir Müslüman devletidir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icapları yerine getirilecektir.”
KORE’YE ASKER GÖNDERDİ
Menderes Hükümeti tarafından, 25 Temmuz 1950’deki Bakanlar Kurulu toplantısında Kore’ye askeri bir kuvvet gönderilmesine karar verildi.
CHP’liler asker gönderme kararı alınırken kendilerine ve TBMM’ye danışılmamış olmasını eleştirdi. Bütün eleştirilere rağmen Türk askerinin Kore’deki başarısı Türkiye’nin NATO’ya üye olmasında etkili oldu.
Türkiye tarafından NATO’ya girmek için ilk başvuru 11 Mayıs 1950’de yapılmıştı. Adnan Menderes Hükümeti döneminde ise Türkiye, 1952’de NATO’ya tam üye olarak kabul edildi.

Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.
II. Cihan Savaşı’nın verdiği netîce bize 1960 ve 1980 askerî darbeleri ile gecikmeli olarak ve taksit taksit yansımıştır. Yoksa böyle bir savaş hiç vukû bulmamış gibi laylaylom gidiyorduk. Neydi o netîce? Cehâletin zaferi, MENDERES’in tâbiri ile «Ebûcehil İnkârı(nın)» zaferi! Bilimi beyinlerinden bütün olgu ve bulguları ile atamamış birtakım laviklerin ne olduğunu bilmeden yaptıkları V (zafer) işâreti aha işte bu zaferin işâretidir. Onu yapmaya ancak Ecevit’in iğvâsına kapılmamış eski-toprak CHP’liler mezundur. «La république n’a pas besoin de savants»! Oh oui oui, Şemmo kurbanam sana..!