90 yıl önce Menemen’de şehit edilmişti… Şehit Kubilay kimdir?

90 yıl önce Menemen'de şehit edilen Mustafa Fehmi Kubilay ölüm yıl dönümünde anılıyor.

90 yıl önce Menemen’de şehit edilmişti… Şehit Kubilay kimdir?

Tarihe Menemen Olayı olarak geçen acı olay, hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor.  Menemen ilçesinde 90 yıl önceki ayaklanmada Cumhuriyet karşıtı gericiler tarafından şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay şehit edilişinin yıl dönümünde bu sene de unutulmadı…

MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY KİMDİR?

Mustafa Fehmi Kubilay (1906 – 23 Aralık 1930, Menemen, İzmir), Türk öğretmen ve asteğmendir. 1906’da Kozan’da, Giritli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen subayın baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep’tir. Mustafa Fehmi Kubilay 1930 yılında öğretmen olarak İzmir’in Menemen İlçesi’nde asteğmen rütbesiyle askerlik görevini yaparken 23 Aralık 1930’da Derviş Mehmet’in başında olduğu bir grup şeriatçı tarafından öldürülmüştür.

MENEMEN OLAYI NEDİR?

Menemen Olayı ya da Kubilay Olayı, 23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde, askerliğini yedek subay olarak yapmakta olan öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın ve yardımına koşan bekçiler Hasan ve Şevki’nin şeriat isteyen bir grup tarafından öldürülmesi hadisesidir. Şeriat ile laiklik arasındaki mücadeleyi vurgulaması açısından Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. Olayların ardından bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divanıharp’te failler idam dahil çeşitli cezalara çarptırılmıştır.

OLAYLARIN GELİŞİMİ

23 Aralık 1930 sabahı Manisa’dan Menemen’e gelen dördü silahlı altı kişi, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. Sarıklı ve cübbeli bu kişilerin, Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirildiği iddia edilir.

Halkın katılmasıyla isyancı grup kısa zamanda büyür.Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan gibi eylemcilerin olduğu isyanda Derviş Mehmet cemaate kendini Mehdi olarak tanıtırve dini korumaya geldiklerini söyler. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyler.

Eylemciler meydana diktikleri ve şeriat sancağı olarak adlandırdıkları yeşil bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye ve zikretmeye başlarlar. “Şapka giyen kafirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir.” diye bağırarak bir isyan hareketi başlatırlar.

GÜVENLİK GÜÇLERİNİN MÜDEHALESİ

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulması üzerine alay komutanı, yedeksubay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderir. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak tek başına eylemcileri arasına girer ve teslim olmaya ikna etmeye çalışır. Silahlı eylemcilerden biri ateş ederek Kubilay’ı yaralaması üzerine askerler ateşle karşılık verirler ancak tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri olduğu için tesiri olmaz. Elebaşlarından Derviş Mehmet “Bana kurşun işlemiyor.” diyerek halkı kutsal bir vazifesi olduğuna ikna etmeye çalışır.

Kubilay yaralı halde uzaklaşarak cami avlusuna sığınsa da Derviş Mehmet ve arkadaşları peşinden gelerek  testere ağızlı bağ bıçağı ile Kubilay’ın başını bedeninden ayırır.

Kesik başı bayrağın sopasına iple bağlarlar. Olay yerine sonradan gelen Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu hayatını kaybeder.

Olay yerine gelen takviye birliklerin “Teslim ol!” çağrısına uymayan eylemciler ile askerler arasında çatışma sonucu göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken kaçmaya çalışan elebaşları ve eylemcilerin hepsi tutuklanır.

OLAYIN ANKARA’DA DUYULMASI

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925’teki Şeyh Said İsyanı’ndan sonra tanık olduğu önemli olaylardan biridir.

Dört gün sonra, 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında bu konuda bir toplantı yapılır. 28 Aralık 1930’da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, “Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise” olduğunu belirtir.

SIKIYÖNETİM VE MAHKEME SÜRECİ

Bu vahim olay sonrasında 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edildi ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanıharp kuruldu.

7 Ocak 1931’de bu kez İzmir’de yine Mustafa Kemal Paşa başkanlığında ikinci bir toplantı yapıldı. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan 105 sanık; anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak ve azmettirme; Derviş Mehmet’in mehdilik iddiasıyla harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında hükümete haber vermeme veya tekkelerin seddinden sonra tarikat ayini icra ettikleri suçlamalarıyla 15 Ocak 1931’den itibaren Divanıharp’te yargılanmaya başlandı.