CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında açıklamalarda bulundu.
Diyarbakır ziyaretine ilişkin Bahçeli’nin kendisi hakkındaki sözlerine yanıt veren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
‘BAHÇELİ DE DUYSUN BUNU’
“Şanlıurfa’da büyükşehir belediye başkanlığını bize verin, bütün çiftçilere elektriği ücretsiz vereceğiz dedim. Diyarbakır dedi ki bize niye vermiyorsun. Onunla ilgili bir hazırlık yaptık. O filmi şimdi hep birlikte izleyelim. (Hazırlanan videoda Erdoğan’ın sözleri üzerine de yer verilen videoda vaatlerini sıralandı. Videoda, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illerinde çiftçilere sulama suyu elektriğinin bedava verileceği; 10 bin üretim üstü kurulacağı vaat edildi.) Diyor ki elinden tutan mı var? Çok açık ve net Diyarbakır’da da Siverek’te de söyledim, eğer sözünün gereğini yerine getirirsen ben bunları yapacağım. Bir; yatırım teşvik belgesi kuracağımız şirketlere teşvik belgesi vereceksin. İki; güneş panellerinin konacağı arazileri bize tahsis edeceksin. Üç; enerji piyasası düzenleme kurulu tarafından lisans vereceksin. Ve TEİAŞ da bize hiçbir engel çıkarmayacak, trafolar orada olacak. Önce 6 ilde elektriği aşamalı olarak çiftçilere hiçbir bedel alınmadan ücretsiz vereceğiz. 5 bin megavat ne demek biliyor musunuz? Akkuyu’da kurdukları nükleer santralin üreteceği elektrik de 5 bin megavat. Bunu halka aşacağız. Konuyu Diyarbakır’da açtığımda Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı dedi ki biz de bu şirkete dahil olacağız. Biz çiftçiler için bunu düşünüyoruz onlar çiftçiler için ‘Ya Türkiye’de üretime ne gerek var, Afrika’da yer kiralayalım, Türkiye getirelim bizim çiftçi ile rekabet edelim’ diyorlar. Buradan bütün çiftçilere açık ve net söylüyorum. Senin hakkını, alın terini Afrika’ya götürüp orada peşkeş çekmelerine izin veriyorsan koşa koşa git oy ver AK Parti’ye! Bizim üretmeye ihtiyacımız var diyorsan tek bir adresin var kardeşim adı, şanı, şerefi belli Cumhuriyet Halk Partisi kardeşim. Buna vereceksin oyunu. İşte milliyetçiler budur. Önce benim insanım kazanacak. Bahçeli de duysun bunu. Adam Afrika’ya gidiyor yer kiralıyor, ona sesini çıkarmıyor, Kılıçdaroğlu Diyarbakır’a gitmiş, çiftçiye ücretsiz elektrik verecek ‘vay sen oraya nasıl gidersin!’ Ben Türkiye’nin her noktasına alnım açık giderim, alnım açık giderim, vatanım için, bayrağım için giderim ama sen gidemezsin. Hiç kimse unutmasın bizim dokularımızda Kuvayi Milliye ruhu vardır. Ülkemize bir tek çocuğun dahi yatağa aç girmesine izin vermeyeceğiz. Bunu Millet İttifakı’yla yapacağız. Bu ülkenin değişime, dönüşüme, büyümeye, liyakata, adalete ihtiyacı var.”
‘TC HAPİSHANELERİNDE BİR TANE UYUŞTURUCU BARONU VAR MI?
Üçüncüsü sosyal çöküş. Ya milyonlarca kişi açlık sınırının altında yaşıyor. Hiç biliyorlar mı acaba Türkiye’de boşanma davaları ne kadar arttı diye. En güçlü yerimiz aileydi ailenin temeline dinamit koydular bunlar. Herkes işsiz aynı evde oturuyorlar birbirlerinin yüzüne bakamıyorlar. İşsizlik bütün kötülüklerin nasıl. Beylerin umusunda değil. Daha vahim olan uyuşturucu. Hangi ile gitsem, sessiz sedasız gelip uyuşturucu batağından bu ülkeyi kurtarın diyor. Öyle bir hale getirdiler ki 20 yılda he gelir grubuna göre uyuşturucu pazarlanıyor bu ülkede. Önce fakir ailelerin çocuklarını elde ediyorlar. Sosyal çöküş yaşıyoruz. Bu böyle devam ederse Türkiye çok daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalabilir. (Bahçeli’ye) Bir şey daha söyleyeyim, Allah rızası için hiçbir soru sormuyor musun? TC devletinin hapishanelerinde bir tane uyuşturucu baronu var mı? Bu ülkede İçişleri Bakanı ayda 10 bin dolar olan siyasetçi var dedi ya. Tık yok. Şimdi AK Parti’ye oy vermekte ısrar eden kardeşlerime ve MHP’ye oy vermekte ısrar eden ülkücü kardeşlerime seslenmek istiyorum. Bir ülkenin İçişleri Bakanı çıkar ayda 10 bin dolar alan siyasetçi var der 84 milyon bunu bilmez, neden? O rüşvetçiyi kim kanatlarının altına aldı? Hâlâ oy vermeye devam edersen hiç kusura bakma rüşvetçiler bir gün gelir senin de kapını çalarlar.
‘RÜŞVETÇİDEN BÜYÜKELÇİ OLUR MU?’
Yine Bahçeli’ye soralım TC devletinin bayrağı, o bayrağı arabasında çalan kişi rüşvet alan kişi. Rüşvetçiden büyükelçi olur mu ya? Benim kanıma dokunuyor ağırıma gidiyor. Allah nasip eder göreceksiniz bu millet bizi iktidar yapacak ben o rüşvetçilerin burnundan fitil fitil getireceğim.
‘DEMOKRATİK DEĞERLERİMİZ TAHRİP EDİLDİ’
Dördüncü; bir kültürel çöküş yaşıyoruz. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaptığı açıklama, böyle giderse Hatay’da Suriyeliler çok daha faza olacak diyor. Onların kültürü oluşturdukları gettolar bizim kültürümüzü bozmaya başladı. Bizim kültürümüz ahi evran, Yunus Emre kültürü ya arkadaş sen bu kültürü korumak zorunda değil misin? Bütün demokratik değerlerimiz tahrip edildi. Gazeteler kapandı çok sayıda. Kültür dergileri yaşayamaz noktaya geldi. Üniversiteler üniversite olmaktan çıktı. Entelektüel zenginliğimiz tahrip edildi.
‘POLİTİK ÇÖKÜŞ YAŞIYORUZ’
Beşinci; politik çöküş yaşıyoruz. Türkiye kendi bölgesinde de dünyada yaşanan politik çöküşün sonucu olarak büyük bir itibar kaybına uğradı. Eskiden Türkiye deyince devletler bir dur bakalım ne diyecekler diye dururlardı. Şimdi sırtlarını dönüyorlar. Devleti yöneten bir kişi bir egemen devletin söylemiyle ‘Bak beni kızdırma senin yasa dışı bütün mal varlığını açıklarım’ dediği zaman sesini çıkarmıyorsa politik çöküş katmerleşmiştir artık. O zaman artık kendisi bağımsız bir iradeye sahip değildir. Egemen güç kimin elindeyse onun emrinde olur.
‘BÜROKRATLARA ÇAĞRI YAPTIM… ALINLARINDAN ÖPERİM’
Çanakkale savaşlarını hepimiz biliyoruz. her karış toprağında şehidimiz var. Halkın iradesiydi o. Çanakkale’den bir tek egemen güç bir tek gemisini bile geçiremedi. Sonra bir kişi elde edildi. Bir kişinin iradesiyle o geçilemeyen Çanakkale geçildi ve Dolmabahçe’nin önünde gemilerini demirlediler. Devlet bir kişiye teslim edilmez, işte sonuç bu. Tarihimizden ders alsalar bunu görecekler. Tarihini bilmeyen bir kişinin devletini yönetmesi mümkün değildir. Yozlaşma ve çürüme bürokrasiyi de esir aldı. Bürokratlara çağrı yaptım, ‘Yolsuzluk dosyalarının altına imza atmayın.’ Atmayanlar var. Alınlarından öperim.
‘YENİ KADROLAR, YENİ KURALLAR, YENİ KURUMLAR’
Beş çöküş alanı saydık. Nasıl çıkacağız, bana çok soruluyor. Üç temel kuralımız var; yeni kadrolar yeni kurallar ve yeni kurumlar. Yeni kadrolar ne demek? Devlette liyakat olmazsa çürüme olur. Demek ki yeni kadrolardan kastettiğimiz devletin bütün kurumlarının başından başlayarak aşağı kadar liyakat sahibi kişileri atamaktır. Soruyorlar ya sizin kadrolarınız var mı diye. Ya bu ülkenin devlet kadroları içinde namuslu haram yemeyen rüşvet almayan yolsuzluk yapmaya devletin Hazine’sine sahip çıkan on binlerce namuslu bürokrat var ve onların tamamı bizim kadrolarımızdır. Biz gelince onları atayacağız. Yolsuzluk kim yaparsa burnundan getireceğiz. Bizim dönemimizde arkeolog Merkez Bankası’na atanmayacak. İşi ehline teslim edeceğiz. O zaman her şey tıkır tıkır işler. Herkes bilir ki ben yolsuzluk yaparsam ben çıkar ilişkileri içine girersem beni buradan alacaklar. Herkes haddini hesabını bilecek.
‘SİYASİ AHLAK KANUNU ÇIKARTACAĞIZ’
Devlette liyakat sistemini ancak erdemli politikacılar oluştururlar. Devlet yönetiminde şeffaflık olacak. Siyasette hesap verilebilirlik. Hesap vereceksin kardeşim. Kesin hesap komisyonu kuracağız. Biz kendimize o kadar güveniyoruz ki başkanı ana muhalefetten olacak ve biz hesap verme onurunu yaşayacağız. İstedikleri soruyu sorsunlar korkmayacağız. Sayıştay uluslararası standartlarına göre denetim yapacak. Kardeşim denetçiler bütün evrensel kurallara göre devletin gelirini giderini denetleyeceksiniz diyeceğiz. Kurallarımızdan birisi de savurganlığa son. Bu haramı bitireceğiz. 13 uçak, saraylar, kiralık binalar bunlar yok artık. Siyasi ahlak kanunu çıkaracağız.”
