1. Haberler
  2. Analiz
  3. Cumhuriyet Devrimleri ve bir yarı cahillik meselesi

Cumhuriyet Devrimleri ve bir yarı cahillik meselesi

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

“Better to be ignorant of a matter than half know it.”  -Publilius Syrus

“Bir şeyi yarım bilmektense hiç bilmemek daha iyidir.”

Bu söz toptancı bir yaklaşım olarak gözüküyor olsa bile, belli gerçeklere işaret ediyor olması nedeniyle öğretici.

Ülkemizdeki en önemli sorunlardan bir tanesine işaret ediyor: Yarı cahillik.

Bence bugün siyaset ve medya ortamında yaşanan temel problem, yarı cahillikten kaynaklanıyor. Bir şeyi  tam olarak, derinliğine bilmediği hâlde çok iyi biliyormuş gibi davranmak yarı cahilliğin göstergesidir.

BİR KİŞİLİK ÖZELLİĞİ

Bu, aslında, bir nevi kişilik özelliği; çünkü yarı cahil, bu özelliğiyle hayatın içerisinde yer buluyor.

Ekonomi – politiği, karşıt düşünceleriyle bilip, öğrenmeden reel siyaset ya da uluslararası ilişkiler konusunda fikir yürütmeye çalışmak, söylediklerini kendi siyasal grubu adına mutlak bir gerçekmiş gibi fanatikçe savunmak yarı cahilliğin örneklerinden sadece bir kaç tanesi…

Kuşkusuz televizyonun başına geçtiğimizde onlarcasıyla karşılaşıyoruz.

Yarı cahilin ”en önemli özelliği” kıt bilgisine karşın, gerçekten bilenlere karşı, nezaket ve saygı kurallarını çiğneyerek üstünlük kurmaya çalışmasıdır. Bunu bilgiyle yapamayacağı için, arsızlık yapıp, yan yollara sapar, hakaret eder ve basit polemikler yaratarak galibiyet arar.

Yozlaşmanın en açık göstergesi olarak yarı cahillik, medya ve politikanın yanısıra toplumun tüm katmanlarına sirayet etti.

YARI CAHİLİN ANATOMİSİ

Mayıs’taki seçime yaklaştıkça, yarı cahillerin daha fazla göz önünde olduklarını görüyoruz. Her konuda uzman sayılırlar, tartışma konusu ne olursa olsun, mutlâka  yer bulurlar; ekonomist sıfatıyla anayasa hukukunu tartışırlar ya da tersi…

Zaten yarı cahillik başka türlüsünü kaldırmaz. Yarı cahil özgür olamaz, basit ve sürekli saldırmayı amaçlayan bir üslup, yanaştığı yerin basın bildirisini merkeze alan argümanlar ve bir düz mantıktan ibarettir. Derinlikten uzak, manipülatiftir.

Bazen videolara rastlıyorum, sokak röportajları yapıyorlar, yalana tüm benliğiyle inanan sokakta kişi, aynı sözleri tekrar ederek sorulara cevap veriyor; olmayan bir saldırıdan bahsediyor ya da içinde olunmayan bir ittifakın varolduğunu ısrarla öne sürüyor; hayretler içerisinde kalıyorum; ama sonra kendime kızıyorum: ”Şaşılacak ne var ki bunda ..?” Cahil olduğu için böyle konuşuyor, söylediğine inanıyor; fakat ekranda gözüken yarı cahil öyle mi; söylediğine kendisi de inanmıyor, yalanıyla övünüyor, hatta bunu bir performas sanatı olarak görüyor. Tam da bu nedenle yarı cahil sokaktaki cahilden daha çok gerici…

AYDINLANMA

Dünya ve toplum gerçeğinden uzak yarı cahil, bir takım siyasal şartlanma ya da angajmanlar nedeniyle, sürekli olarak, kendi söylediklerinin doğru olduğu tezinden hareket eder. Bildiği, kendisine propaganda edilenden başka bir şey olmadığı için cehaletin amansız çemberinden bir türlü kurtulamaz. Her şeyden kıt veya yarım bilmektedir: bu nedenle başkasını anlama çabası da göstermez. Anlamak ve anlaşılmak doğasına aykırıdır; çünkü aksini yaparsa bilmediği ortaya çıkacaktır. Oysa onun misyonu kıt bilgisini katıksız gerçek ve doğru olarak sunmaktır; bunun için her yol mübahtır.

Bu nedenle, aydınlanma yolunda toplumun asıl sorunu yarı cahillerdir.

“Cahillik ayıplanacak bir şey değildir; hatta cahil tutarlıdır kendi içinde… Kötü olan yarı cahillerdir.” 

                                                                                                                   -İlber Ortaylı 

MODERNİZM

Cahilliğin yarı cahilliğe oranla daha masum olduğu düşüncesine katılmıyorum. Hiç şüphe yok, yarı cahillik çok daha tehlikelidir; çünkü yıkıcılık ve doğru olmayanı inşâa etme güdüsüyle hareket eder; ama cahil olan da her zaman masum ve mahçup biçimde bilmediğini kabul ederek kenara çekilmez. “Dünyanın en büyük sorunu cehalettir” diyenleri haklı çıkartacak biçimde yanlış ve kötü olanı savunur. Körü körüne bağlılıktır içine düştüğü tuzak. Koşulsuz iman eder, kendisine küçük çıkarlar vaaddedenlere… Kendi küçük çıkarlarından ibaret sayar dünyayı ve yaşamı.

Cehaletin her türünü ortadan kaldıracak biricik güç modernizmdir.

CUMHURİYET DEVRİMLERİ

Atatürk’ün Cumhuriyet ile başlattığı, kökleri Tanzimat ve Jön Türklere kadar uzanan modernleşme hareketi Türk devrimlerinin en önemli noktasıdır; ama tamamlanamamıştır.

Cumhuriyet, devrim ve kurumlarıyla, başta köy enstitüleri olmak üzere, modern, üreten ve çağdaş bir toplum projesini hayata geçirmeye çalışırken, sıradan insana da, hakkını hukukunu bilen, bunları koruyan yurttaş kimliği kazandırmayı amaçladı.

Yurttaş bilincine ulaşan insan koyu cehalete kapı aralayan tüm önyargılardan sıyrılır. Yaşam boyu öğrenmeyi amaç edinir. İlerlemeden yanadır; toplum ve kendi geleceğiyle ilgili doğru bağlantıları kurma yeteneğine sahiptir. Bu hâliyle gelişime açık, özgürleştirici tüm düşüncelere değer verir.

Günümüzün en yakıcı ihtiyacı, üretimi yeniden sağlayacak, yurttaş bilincine sahip gelişmiş bir insan olarak edebiyatı, kitapları, tiyatroyu tüketen bir toplum oluşturmayı amaçlayan Cumhuriyet devrimlerinin tamamlanmasıdır. Cumhuriyet, cehalete ve gericiliğe karşı aydınlanmayı getiren Türk demokratik devriminin en özgün modelidir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!