Mustafa Özgür Sancar
Mustafa Özgür Sancar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Bir Dünya Kupası gerçeği: Lamine Yamal, Trump’a iğrenerek bakıyor

Bir Dünya Kupası gerçeği: Lamine Yamal, Trump’a iğrenerek bakıyor

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Bir Dünya Kupası daha geride kaldı. Hak eden kazandı. Ben söylemiştim demek için söylemiyorum, sadece bir durum tespiti yapıyorum. İspanya baştan beri favoriydi; kazanmayı sonuna kadar hak etti.

İSPANYA FUTBOLUN KOLEKTİF OYUN OLDUĞUNU GÖSTERDİ 

Şampiyona başlamadan “İspanya-Arjantin finali olur; İspanya kazanır” demiştim.

Arjantin son dünya şampiyonu (Katar 2022), üstelik tüm Amerika Kıtası’nın da şampiyonu (Copa América 2024) ünvanı ile gelmişti.

İspanya ise Avrupa Kupası’nın şampiyonu (Euro 2024), bundan daha önemlisi teknik direktörleri Luis de la Fuente’nin U 17 millî takımından itibaren çalıştırmaya başladığı altın değerindeki yeni jenerasyondan kurulu bir takıma sahip olmanın büyük avantajını yaşadı.

Lamine Yamal, Pedri, Merino, Cubarsi, Ferran Torres daha pek çoğu Luis de la Fuente’nin gözetiminde A takıma kadar çıktılar.

Topa yüzde yüz hâkim olan, sadece hazırlık paslarıyla değil, anahtar paslarla oyunu vertical (dikine) oynama özelliğine sahip, direnci, temposu hep yüksek bir takım yarattı Luis de la Fuente ve ekibi; oyuna müdahale (intervención) konusunda tam performans verdi, sonucunu da hakedilmiş bir kupa olarak aldılar.

Arjantin ise bir önceki şampiyonaya göre oyun olarak gerideydi; hâkem yardımı ve bireysel oyuncu yeteneği, özellikle Messi, ile finale kadar geldiler.

Finalde defoları fazlasıyla ortaya çıktı; uzatmalarla 120 dakika oynanan maçta rakip kaleye şut bile atamadılar. İspanya oyunun her detayında yüzde yüz üstündü.

Arjantinli Pardes’in maç sırasında yaptığı oyun dışı hareketler, maç sonrasında İspanya takımındaki Gavi’ye saldırması, rakibin başarısını kabullenemeyen fesat anlayışın tezahürüydü.

FUTBOL POLİTİKADAN BAĞIMSIZ DEĞİL 

Bu işin teknik kısmı… ne var ki futbol sadece sahada gerçekleşen bir oyunla sınırlı değil. Endüstri olarak tanımladıkları futbol poltikanın tam olarak kendisi…

2026 FIFA Dünyq Kupası insanlığın gözü önünde futbolun politik bir oyun olduğunu kanıtladı.

Arjantin hem hâkemler tarafından kollanıyor olması hem de palyaço devlet başkanı Javier Milei’in terörist devlet İsrail ve ABD’nin tam güdümünde, onların propagandasını yapıyor olması nedeniyle antipatik bir takıma dönüştü.

Çeyrek finalde karşılaştıkları Mısır’ı hâkemlerin iptal ettikleri, fakat nizamî olan 3 Mısır golü ve yine Mısır adına verilmeyen 2 penaltı sayesinde kazandılar.

FIFA, REYTİNG GETİRİSİ ÇOK OLAN MESSİ’NİN DEVAM ETMESİNİ İSTEDİ

FIFA reyting getirisi çok olan Messi’nin devam etmesini istiyordu.

İspanya ise tüm maçlarını hakkıyla oynadı, kazandı. Lamine Yamal başta olmak üzere futbocularının İsrail vahşetine karşı Filistin’i destekliyor olmaları onları daha sempatik hâle getirdi. Başbakan Pedro Sanchez’in sosyal politikalar konusunda tutarlı çalışmaları, NATO ve ABD’nin saldırgan politikalarına karşı haklı olanın yanında yer alıyor olması (İran, Filistin) bu sempatiyi arttırdı.

İSPANYOL TAKIMI, SERONOMİDE TRUMP’A KARŞI

Kupa seromonisine FIFA başkanı Infantino’nun yalvarmasına karşın, zorla çıkan Trump hakettiği cevabı İspanyol futbolculardan aldı.

Kendini ve ABD’yi ön plana çıkarmak için podyumun her yerinde olmak için çabalayan Trump elini uzattı, ama Lamine Yamal onun elini sıkmaya imtina etti. Eli havada kalan Trump’ın eminim saniyeler içerisinde başından aşağıya kaynar sular dökülmüştür. Sonrasıda oyuncu gayr-i ihtiyari biçimde ABD başkanının elini sıktı.

Ancak Lamine bundan daha fazlasını yaptı; ABD başkanının yüzüne öyle bir baktı ki, bu âdeta “Sen iğrenç birisin!” diyor olmanın sözsüz hâliydi. 

Şaşırtıcı olmayan biçimde Trump bunu telâfi etmeye çalıştı ve İspanyollar tam kupayı kaldırmaya hazırlanırken kaptan Rodri’nin yanında durmaya çalıştı. Şampiyona’nın en iyisi olan Rodri, çok akıllı ve onurlu bir davranışla Trump’ı sırtından hafifçe iterek podyumun köşesine yönlendirdi; kareden tamamem çıktığına emin oluncaya kadar bekledi; sonra kupayı kaldırdı.

TRUMP, FIFA ve SİSTEMATİK AŞAĞILAMA

Futbol politikadan bağımsız değildir. ABD evsahibi statüsüyle 2026 Dünya Kupası’nın başından sonuna kadar terör estirdi.

Vize kısıtlaması gerekçesiyle Somalili hâkem Omar Artan, FIFA’nın görevlendirmesine karşın, ABD’ye alınmadı. Bu Beyaz Saray’ın Somali’ye yönelik politikasıyla ilgili bir olaydı.

İran Millî takımı maçlarını ABD’de oynaması gerkirken, ülkeye alınmadı ve Meksika’da konaklayıp, ancak maçtan 24 saat önce ülkeye giriş yapabildiler; terörist muamelesine maruz bırakıldılar, tüm oyuncular ve ekipmanlar didik arandı. Bu eziyete karşın onurlu bir mücadele verekek tüm dünyanın alkışını aldılar.

Dallas Havalimanı’nda oyuncularla fotoğraf çektimek isteyen taraftarlara yardımcı olan Mısır Millî takımı teknik direktörü Hosam Hüseyin ve yanıdakilere havalimanı polisi galiz küfürler ederek, saldırdı.

Bir ABD futbol kulübü olan Inter Miami’nin sadece futbolcusu değil, aynı zamanda hissedarı olan Lionel Messi ve arkadaşları aprona bile alınmadan, alanda uçağın park ettiği noktada oradaki personel tarafından özel eşyalarına kadar aranarak terörist muamelesine maruz bırkaldılar.

Messi buna ancak gülerek tepki gösterdi.

Tüm bunlar bir devletin uyguladığı güvenlik önlemi ya da kontrolünün çok ötesindeydi.

Ben devletlerin aldığı güvenlik önlemlerine saygı duyarım; fakat Trump yönetiminin turnuva boyunca görevli ve kolluk kuvvetlerine yaptırdığı, oraya gelen milli takımları ezmek ve aşağılama çabasıydı.

Böylece dünyaya “ABD birinci sınıf, siz hepiniz ikinci sınıfsınız, bize itaat edeceksiniz” mesajı vermek istediler.

Ne var ki bu bekledikleri sonucu doğurmadı. Dünyanın Trump yönetimi ve ABD politikalarına yönelik nefreti arttı.

FIFA’NIN RÜŞVET SKANDALLARI, YOLSUZLUK ÇÜRÜME

Ve tabii ki ABD takımının Bosna Hersek maçında kırmızı kart gören oyuncusu Balogun’un cezasının, FIFA’nın ceza yönetmeliğindeki 27. madde tersyüz edilerek askıya alınması… ve cezalı olmasına karşın sonraki maçta oynatılması…

Trump  alışıldık bayağı yaklaşımı ile “FIFA başkanına söyledim; Balogun Belçika maçında oynayacak” dedi.

Bildiğimiz gerçek, bu gerçeği yaratanlar tarafından doğrulanmış oldu. 

FIFA ve başkanı rüşvet batağına saplanmış, aldığı kararlarda parayı verenin sözünün geçtiği çürümüş bir kurum hâline gelmişti.

Bir önceki FIFA başkanı Blatter rüşvetten ceza alırken, mevcut başkan Infatino, bir önceki dünya kupasının Katar’a verilmesinde büyük paralar aldığı suçlamalarının tam ortasında yer alıyor. Şimdi Trump’ın tam güdümünde bir organa dönüştüler.

Futbolda hâkem, hâkimdir; kural hatası olmadığı sürece verdiği karalar değişmez; değiştirelemez, karar yanlış olsa bile. Infantino öylesine Trump’ın güdümünde ki FIFA’nın atadığı hâkemi bile fiilen yok saydı. Hakemin kararını hiçe sayarak cezalı ABDli oyuncuyu bir sonraki maçta oynattı.

FIFA kendi kurallarını çiğnedi.

ABD’nin evsahipliği yaptığı bir FIFA organizasyonundan eşit mücadelenin olduğu bir yarışmanın çıkması mümkün değil. 

Bu turnuvanın temel unsurları hile, kayırma, haksızlık ve yolsuzluk oldu. 

FİLİSTİN VE YAMAL: İSPANYA VE ARJANTİN’E DOĞRU BAKMAK GEREK

Sonunda ezilen Filistin halkının, şehir yıkıntıları arasında kurdukları, ekranlardan izleyerek desteklediği İspanya, Trump ve ABD’ye esaslı bir cevap verdi. Bugün Filistin’in bombalanmış şehirlerinde, yıkılmış binaların üstünde İspanya bayrakları ve Yamal resimleri var; Filistin sahillerinde Yamal’ın adı kumlara yazılıyor. 

Fas kökenli Lamnine Yamal, bir Avrupa ülkesi olan İspanya’yı ezilen dünyayla buluşturdu. Barcelona’nın şampiyonluk kutlamasında,

 otobüsün üzerinde Filistin bayrağı taşıyarak, İspanyol hükümeti ve halkının çoğunluğunun desteğini aldı. 

Bugün, atalarının 400 yıllık vahşi Latin Amerika sömürüsünden dolayı İspanya’ya kızanlar bile, atalarından dolayı bugünkü İspanyolların suçlanamayacağını, tutarlı yönelimleri ile ezilen dünyaya yaklaştıklarını kabul ediyor. 

Arjantin’i de Milei ve onu sayesinde semirmiş küçük tufeyli gruplar nedeniyle yok saymamak gerekir. Palyaço Milei’nin ultra Amerikancı neoliberal politikaları nedeniyle beli bükülen Arjantin halkı ona ve onun Beyaz Saray politikalarına, İsrail tarafgirliğine karşı mücadele ediyor.

Koloniciliğe karşı bağımsızlığın öncülerinden olan Arjantin bağımsız ve eşitlikçi, başı dik bir ülke istiyor.

Türkiye’den Arjantin’e bakarken bu gerçeği görmeliyiz.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!