Türk edebiyatının büyük şairi Nazım Hikmet Ran’ın bugün 118. doğum günü. 15 Ocak 1902’de Selanik’te dünyaya gelen şair 1963’te Rusya’da hayatını kaybetmişti. 118 yaşındaki şair, şiirleri ve eserleriyle anılmaya devam ediyor.
Dünya dillerine en çok çevrilen dünyada şiirleri en çok şarkı yapılan, Türkçemizin yüz akı büyük şairimiz Nazım Hikmet Ran 118. doğum gününde anma törenleri düzenleniyor.
Nâzım Hikmet Kültür Vakfı, Şişli Belediyesi, Beşiktaş Belediyesi ve İBB’nin katkılarıyla düzenlenecek olan etkinlikler, 15 Ocak 2020 günü saat 11:00’de şairin ülkesinden ayrıldığı son nokta olan İstanbul Tarabya’da artık gelenekselleşen “Nâzım’a Karanfiller” ile başlayacak.
Etkinlikte şairin şiirlerinden bestelenen şarkıları Yol’a Düş grubu seslendirilecek.

15 Ocak günü saat: 14:30’da ‘’Çocukların Barışı’’ sergisi, Tarihi Hüsrev Kethüda Beşiktaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen kokteyl programıyla açılacak.
Aynı gün saat 17:00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB Kültür A.Ş, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ortaklığında ‘’Barışın Şairi Nâzım Hikmet’’ adlı sergi düzenlenecek. Sergide, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı arşivinden ve Anı Odası’ndan eserler yer alacak. Karikatürcüler Derneği’nin ‘’Nâzım Hikmet Karikatürleri’’ çalışmaları da sergilenecek.
NAZIM HİKMET KİMDİR? NAZIM HİKMET’İN HAYATI
Hikmet Bey ve Celile Hanım’ın oğlu Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selânik’te dünyaya geldi. Babası Hikmet Bey, çeşitli illerde valilik yapmış olan Nâzım Paşa’nın oğludur. Osmanlı Hariciyesi’nde çeşitli memurluklarda ve Matbuat Umum Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. Annesi Celile Hanım ise, dilci Enver Paşa ile Leylâ Hanım’ın kızıdır. İlk kadın ressamlarımız arasında anılan Celile Hanım, kültürlü, sanatçı ruhlu bir kadındır…
Küçük Nâzım ilk eğitimini annesi ve sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa’dan alır. Ve henüz on bir yasındayken ilk şiirini yazar… Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nâzım, 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. 1918 yılında yani 16 yaşında ilk kez bir dergide şiiri yayınlandı. Bu bir aşk şiiriydi. Ancak, İstanbul’un işgaliyle birlikte kısa süre sonra bu şiirler yerini yurtsever nitelikte şiirlere bıraktı.
NAZIM HİKMET’İN KENDİ SESİNDEN MEMLEKETİM ŞİİRİ
Bahriye Mektebi’ni bitirince (1919), Hamidiye Kruvazörü’ne stajyer bahriye subayı olarak atandı. 1920’de sağlık kurulu kararıyla askerlikten çıkartıldı.
Ocak 1921’de Milli Mücadele’ye katılmak üzere daha 29 yaşındayken, Vala Nurettin, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç’la Anadolu’ya geçti.

Cepheye gönderilmedi, bir süre Bolu’da öğretmenlik yaptıktan sonra Eylül 1921’de Batum üzerinden Moskova’ya gitti, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) okudu.
1924’de Türkiye’ye döndü, bir yıl sonra yeniden Moskova’ya gitti, 1928’e kadar kaldı.
1928’de döndüğünde bir süre tutuklu kaldı. Şiirleri ile ilgili açılan pek çok davada beraat eden Nâzım Hikmet, 1933’den başlayarak, 1938’e kadar “gizli örgüt kurmak” suçlarından tutuklandıktan sonra, bu tarihte “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlarından tutuklandı ve toplam 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
14 Temmuz 1950’de çıkan Genel Af Yasası’ndan yararlanarak, 15 Temmuz’da serbest bırakıldı. Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın, askerliğine karar alınmasını hayatına yönelik bir tehdit gördüğü için 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan ayrıldı, Romanya üzerinden Moskova’ya gitti.
25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Ölümüne kadar pek çok ülkeye seyahatler yaptı, konferanslar verdi, şiirlerini okudu.
Nazım Hikmet Moskova’da Novodeviçiy Mezarlığı’nda gömülüdür.
NAZIM HİKMET’İN EDEBİYAT YAŞAMI
Şiir yazmaya 1914’de başlayan Nâzım Hikmet’in ilk şiiri, Mehmed Nâzım imzasıyla (“Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı”) 3 Ekim 1918’de Yeni Mecmua’da yayımlandı. 1921 – 1924 yılları arasında Moskova’da öğrenim görürken tanıştığı Rus fütüristleri ve konstrüktivistlerinden esinlenerek, klasik şiir kalıplarından sıyrılmış, özgür, yeni bir şiir dili ve biçimi geliştirmeye başladı.
Bu ilk çalışmalarından bazıları Aydınlık dergisinde yayımlandı.
İlk şiir kitabı, Güneşi İçenlerin Türküsü 1928’de Bakû’da yayımlandı.
1929’da İstanbul’da basılan 835 Satır, edebiyat çevrelerinde geniş bir yankı uyandırdı.
Zamanla, tam anlamıyla klasik de denilemeyecek ama biçimsel bakımdan daha az deneysel bir şiir dili geliştirdi. Halk şiirinin de Doğu şiirinin de çağdaş bir şiirden ödün vermeden nasıl kullanılacağını gösterdi. Edebiyatın yanısıra, tiyatro ve sinema da Nâzım Hikmet’in ilgi alanına girmiştir.
Moskova’da bulunduğu yıllar, bu iki sanat türünde Rusların öncülük ettiği çağa uygun düşmektedir. Pek çok filmin senaryolarını yazdı, çekimlerinde katkıda bulundu.

Gazete yazıları, romanları, öyküleri, çevirileri de olan Nâzım Hikmet’in yapıtları, 1938’den 1965 yılına dek Türkiye’de yasaklandı. 1965’den başlayarak, çeşitli basımları yapılan yapıtları, “bütün yapıtları” kapsamında, bir araya getirildi. Yapı Kredi Yayınları, bu “külliyatı” yeniden gözden geçirerek yayımlamaktadır.
NAZIM HİKMET’İN DAVALARI VE SÜRGÜN YILLARI
1925 – Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası
1927 – 1928- İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 – Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1931 – İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1933 – İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 – 1934 – Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1936 – 1937 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1938 – Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1938 – Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
NAZIM HİKMET’İN YAPITLARI
Dağların Havası, 1925
Güneşi İçenlerin Türküsü, 1928
835 Satır, 1929
Jokond ile Si-Ya-u, 1929
Varan 3, 1930
1+1=1, 1930
Sesini Kaybeden Şehir, 1932
Gece Gelen Telgraf, 1932
Benerci Kendini Niçin Öldürdü? 1932
Bir Ölü Evi, 1932
Kafatası, 1932
Orman Cücelerinin Sergüzeşti, 1932
Unutulan Adam, 1934
Portreler, 1935
TarantaBabu’ya Mektuplar, 1935
Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı, 1936
İt Ürür Kervan Yürür, 1936
Milli Gurur, 1936
Sovyet Demokrasisi, 1936
Alman Faşizmi ve Irkçılığı, 1936
Kurtuluş Savaşı Destanı, 1937
Yeşil Elmalar, 1938
La Fontaine’den Masallar, 1949
ÖLÜMÜNDEN SONRA YAYINLANAN ESERLER
Saat 21 – 22 Şiirleri, 1965
Enayi, 1965
Ferhad ile Şirin, 1965
İnek, 1965
İstasyon, 1965
Kan Konuşmaz, 1965
Yolcu, 1965
Yaşamak Hakkı, 1966
Bu Bir Rüyadır, 1966
Henüz Vakit Varken Gülüm, 2008
Öteki Defter, 2008
Büyük İnsanlık, 2011
Piraye’ye Mektuplar 1, 1998
Piraye’ye Mektuplar 2, 1998
Sanat ve Edebiyat Üstüne, 1998
Bizim Radyoda Nazım Hikmet, 2002
Yatar Bursa Kalesinde, 1991
Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil, 1992
Çankırı’dan Piraye’ye Mektuplar, 2010
Bütün Şiirleri, 2007