CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu öncesi İçişleri Bakanlığı dahil, üç bakanlığı ve MİT’i vermek üzere Ümit Özdağ’la gizli protokol imzalaması hâlâ tartışılıyor. Parti Meclisi’ndeki eleştiriler üzerine Kılıçdaroğlu, “Bakanlık verdiysem partimizin hakkından verdim” demişti.
Altılı masanın ortaklarından Meral Akşener ise gizli protokolden haberdar olmadığını, zaten Altılı Masa’da herhangi bir bakanlık paylaşımı yapılmadığını söylemişti.
Altılı masanın küçük ortaklarından, CHP listesinden 10 milletvekilliği kaparak partisini Meclis’e sokan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu da protokol meselesinde konuştu.
Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlayan Davutoğlu, yüzde 1 bile oyu olmayan partisini CHP listesinden seçilen 10 milletvekiliyle Meclis’e soktuktan sonra “ilke ve ahlak”tan bahsetmeye başladı. Kılıçdaroğlu’na “otoriter” göndermesi yapan Davutoğlu, “Ben ki otoriter eğilimleri dolayısıyla 30 yıllık arkadaşlarımla oturduğum masadan ilkelerim için kalkmışım, hangi masada ve kimlerle oturacağıma bakarım” dedi.
Davıtoğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
Altılı Masa sizce bilgilendirilmeli miydi?
Bilgilendirilmeliydi. Yedi maddelik kamuoyuna açıklanan protokol bize iletildi. Baktık, tamam. Problem yok. (Ama) gizli protokolde bilgilendirilmedik, haberimiz yok. Onun için Cansu Çamlıbel’in ropörtajı çıkınca (Kılıçdaroğlu’nu) aradım. Sordum.
Ne sordunuz?
Böyle bir protokol var mı? İçişleri Bakalığı ve üç bakanlık verildi mi?
Ne dedi?
“Yok” dedi. “Bir bakanlık konuşuldu ama karara bağlanmadı. Bağlanmadığı için size getirmedim. Olsa bile benim kontenjanımdandı” dedi. Ben de o akşam Karar TV’de, “Muhatabımız Kılıçdaroğlu’dur. O da ‘Yok öyle bir protokol dedi” minvaline konuştum. Onun üzerine (Kılıçdaroğlu) aradı. “Kusura bakmayın. Tekrar baktım, protokol varmış. Bakanlık görüşülmüş” dedi. Üzüldüm ama birşey söylemedim.
Üç bakanlık ve MİT’i kabul etti.
Yalnızca bakanlıklar konusu.
Üzüldünüz.
Tabi canım, benim ilkesel olarak doğru bulmadığım bir şey. Herhangi bir başka partinin ortak yönetime katılıp katılmayacağını altı lider olarak konuşmamız gerekiyordu.
Seçim kazanılsa mutabakat ortaya çıkacaktı. O zaman ne olurdu?
Bizi Altılı Masa’da konuşulan mutabakatlar dışında hiçbir şey bağlamaz. Ben ki otoriter eğilimleri dolayısıyla 30 yıllık arkadaşlarımla oturduğum masadan ilkelerim için kalkmışım, hangi masada ve kimlerle oturacağıma bakarım.