Türk Kadın Hareketi, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Aile Hukukunu sil baştan ele alacağız” açıklamasıyla ilgili yazılı bir açıklama yayımladı.
Genel Başkan Pınar Gül’ün imzasıyla yayımlanan açıklamada, Tunç’un sözlerinin endişe uyandırdığına vurgu yapıldı.
Öte yandan açıklamada, söz konusu girişimin kadınların yasal haklarının ellerinden alınmaya çalışılmasının yanı sıra, Medeni Kanun’u yeniden düzenlemeye kalkmanın laik ve hukuk devleti ilkelerine açıkça savaş açmak olduğu kaydedildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından “Aile Hukukunu sil baştan ele alacağız” açıklaması özellikle kadın
hakları ile ilgili aleyhe düzenlemelerin olması için çalışan bir grubun da ısrarlı mücadelesi sonrası endişe
uyandırmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın göreve başlarken “nafaka ” ve “6284 sayılı Kanun’un yarattığı mağduriyetler” ile ilgili durumları basınla paylaşmasından sonra aile hukukuna ilişkin yeniden düzenleme yapılması için çalışmaların başlatılmış olması kadınların yasal haklarının ellerinden alınma ya çalışılması bir yana Medeni Kanun’u yeniden düzenlemeye kalkmak laik ve hukuk devleti ilkelerine açıkça savaş açmak demektir.
Medeni Kanunda yer alan “nişanlanma, evlenme, boşanma, nafaka , velayet ve mal rejimi” gibi konuları
içerisinde barındıran maddeler, bir anlamda yasal güvencelerle korunan haklarımızı düzenler. “Nafaka”
konusunun yeniden gündeme getirilmesinden sonra , medeni kanunda yeni bir düzenleme yapılması demek, “boşanma ve fer’ileri” dediğimiz boşanma davasının en önemli unsurları olan nafaka, mal paylaşımı, velayet ve tazminat konularının sil baştan yapılacak düzenlemelerle açılacak boşanma davalarının kadınların aleyhine sonuçlanmasının önü açılacaktır. Aynı şekilde boşanma davalarında arabuluculuk “alternatif uyuşmazlık çözme yöntemi” olarak dile getirilse de Arabuluculuk Kanunu’nun 1 / 2. maddesine göre aile içi şiddeti içeren olaylar arabuluculuğa elverişli değildir.
Aile Hukukuna ilişkin boşanma davalarının tümünde “psikolojik, fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddet” olmasın dan dolayı arabuluculuğun alternatif uyuşmazlık çözme yöntemi olarak uygulanması Arabuluculuk Kanunu’na göre de mümkün değildir. Aile Hukukunda yer alan ve kadının insan haklarını koruyan eşitlikçi yasal düzenlemeler baroların ve STK’ların kadın hakları konusunda vermiş olduğu mücadeleler sonucu yasalara girmiştir. Bu mücadeleler ise yaşanılan tecrübelerden yola çıkılarak kanunda olması gereken maddelerde şekillenmiştir.
Türk Kadın Hareketi olarak kadın ve erkeğe eşit haklar sağlayan Medeni Kanunla ilgili olarak “sil baştan ele alacağız” açıklamasını endişe ile karşılıyoruz. Medeni Kanunu savunmanın ülkenin kuruluşuna emeği geçenlere karşı bir borcumuz olduğunu, bu borcun da geleceğimiz ve ülkemizin çocuklarına karşı bizlere büyük bir sorumluluk yüklediğinin bilincinde olduğumuzu özellikle hatırlatıyoruz. Gelişmeleri izleyerek her adımda Türk kadınının haklarını savunmak için gereğini yapacağımızı kamuoyunun dikkatine sunarız.”