Serkan Arslan yazdı…
İntegral kelime anlamıyla parçalardan oluşmuş bütün demektir. Belli bir aralıktaki toplam değişimi, ya da “biriken değişim miktarını” ifade etmek için kullanılır. Konu ile ilgili ilk düşünceler MÖ 200’lerde Arşimet’ten ve 17.yy ’da Fermat’dan geldi. İngiltere’de Newton ve Almanya’da Leibniz birbirlerinden bağımsız olarak bu kavramların temellerini attılar. İntegralin günlük hayattaki kullanımı bindiğimiz araçlar dinlediğimiz radyo dinletisi yayın araçları hep integral bilgisiyle sağlanır. Bir geminin yüzeyi ağırlığı hacmi dış etkilere mukavemeti ve bunun gibi birçok kuvvetler altındaki farklı tepkileri, integral hesabıyla olur. İntegral kullanıcının belirlenmiş hedeflerine ulaşmak için kullanacağı doğrulama aracıdır.
Yolu bulmak için başka yöntemlerde var. Mesela Cuf Cuf diyerek ipte çekilebilir…
Bilgiye Duyulan Acı Hissi bizi ‘A priori’ yani bilimsel acıdan hiçbir veriye sahip olmayan bir karanlığın içine çekilebilir. Konfor alanına hapsedilmiş atalet bir ilkellik içinde kalıp hiçliğin verdiği acısız bir yaşam hayali kuran toplumların sonu hep aynı felaketle sonlanmıştır. Öğrenmenin inanca teslim olması bir fıtrat hatası değildir. Zira din her ne kadar bir inanç olsa da önce öğretidir. Bilinçi köreltilen insan belleğini kaybeder.
Akıl öğrenmeli, öğrendiğini uygulamalı, uyguladığını aktarmalıdır. Akıl integrali sever. Çünkü parçaları birleştirmenin yolunu integral gösterir.
Bir konu hakkında öğrenme yoluyla edindiğimiz bilinç ve o öğretiyle kayıt altına aldığımız veriyi belleğimiz belli bir süre canlı tutmak için uğraşır. Buraya kadar her şey beynimizin bize verdiği bir lütuf ile sorunsuz olarak devam eder. Bilgi kayıt altında haznemizde kullanılmayı beklerken beyin bir aşamadan sonra bu verinin işe yaramadığını anladığı anda çöp kutusunu işaret eder ve veri ardiyeye kaldırılır. Bakın yok eder diyemiyorum çünkü hatırlama tuşunun ne zaman çalıştığı ve bu konuda ardiyemizin ne kadar derinliğe sahip olduğu hakkında en ufak bir bilgimiz yok. Ama bir bilgiye sahip olmak onu eylemsel olarak hayata geçirmemiz ile unutulmaz hale geliyor. Ne zaman yürüdüğünüzü hatırlamıyorsunuz ne zaman konuştuğunuzu ya da ilk ne zaman gülümsediğinizi hatırlamıyorsunuz. Ama bu eylemleri hala sorunsuz gerçekleştirebiliyorsunuz.
‘‘Bilgi davranışı değiştirmez’’ ama integralin hayatımızda ki eksikliğini bir sonraki kuşak yaşayacaktır. Bütünün parçalarını birleştirmekte yaşadığımız eksiklik bazı şeylerin yaşamımızda çaresiz kalmasını sağlayacak.
Bilgi ve davranışlarımız arasında bir bağ kurmaya ne zaman başlarız?
Sorunu çözemediğimizi anladığımızda bilgi davranışı etkiler ve beyin yeniden bir tavır alır.
Acı her koşulda bilgiye olan tutumu ile en etkili öğrenme bici olmuştur. Bir çocuğun yanan sobaya dokunmasıyla kazandığı ateşe yaklaşma fikrini asla unutmamasının nedeni ile sigaranın sağlığa zararlı olduğu halde kişinin hasta olana kadar sigarayı bırakamaması aynı davranış rolünü sergiler. Bilgi davranışı değiştirmez ama acı bile bilgi yan yana gelirse davranışınızı değiştirecek güce sahiptir. Burada davranışlarımız sadece öğretici olarak değil mutluluk ya da haz duygusuyla da yeniden şekil alabilir. Arzulama ya da haz duygusu bilgiye dayalı olmadan ama öğrenme yoluyla bizleri doğruluğunu sorgulamaya bile fırsat vermediği eylemlere yönlendirebilir. Kontrol mekanizmasının akıl yoluyla değil güdü yoluyla bireye olan yaptırımını ne şekilde değiştirebilir? Bir eylemin öncesinde duyduğumuz yapma isteği arzularımızdır. Bu eylemin sonunda başımıza gelecek kötü bir durum acılarımızdır. Konfor alanını terk etmeyen birey bilgiyi işlemek yerine bilgiyi depolamayı tercih eder. Bilgi kabullenilmiş bir gerçeklikten ziyade masa altı edilmiş bir veri olarak depolanır. Ne zamana kadar kullanacağımız konusunda bellek ve bilinç arasında veri transferini beynimizin korteks kısmı belirler. İşte tam bu noktada birleşen parçalar yani integral yolun sonunda tümevarımı sağlamış olur. Gelişen insan farkındalık içerisinde kendini güvende hissedebilir. Yani bilgiye sahip olduğunu ve bunun onu koruduğunu düşünür. Düşünceler eyleme dönüşmesi için reel bir veriyi bekler. Bu seviye kişinin karar verme noktasıdır.
‘Bilgiden kaç kurtul, bilgiyi kullan savaş ve kazan’
Bir mühendis olarak yazıyı beğendiğimi ve faydalı bulduğumu söylemek istiyorum. Birkaç gözden kaçan imla hatası olsa da sıkıntı değil, o kadarı kadı kızında da olur.