Jale Ak Altunel yazdı…
Sosyal medyada bir iletiye rastladım. Bir Rus kadın, Türk erkekle evlenmiş. Buraya kadar görece iyi hoş da, bu Rus kadın Türk kadınlarının sosyal yaşamlarından tutun da çalışkan olmayışına, çocuk yetiştirmesinden tutun da, analığına kadar, her şeyi ama her şeyi eleştiriyor. Bir de bunu yarım yamalak bir Türkçeyle yapıyor. Buraya kadar da anlaşılabilir. Eleştiri bu sonuçta. Ama paylaşımda bilmem kaç bin beğeni ve altında da yüzlerce yorum var evet kadın haklı filan gibisinden.
Anladığım kadarıyla Azerbaycan ve Orta Asya bitti, şimdi sıra Türkiye’ye geldi Rus kültür emperyalizmi konusunda. Bu tür kadınların ve paylaşımlarını yayanların iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum. Türk kadını, yiğitliği mertliği çalışkanlığı ve en önemlisi analığı konusunda dünyaya nam salmıştır. Rus kadınlarıysa doğurup ortada bıraktıkları çocuklarla bilinir. Aile hayatları, nerde tırak orda bırak lafı gibi. Adama tekmeyi vurduğuyla, daha iyisini bulduğu an çoluğu çocuğu bırakıp onunla kaçıp gitmeleriyle biliyoruz onları maalesef. Rus sinemasına bile konu olmuştur bu darmadağın aile yapıları. Ve gerçekten çok dramatik ve üzücüdür.
Kendileri çok iyi olurlar da eleştirileri bir yere kadar haklı bulursunuz. Ama o da yok.
Haziran’da 1 aylığına Azerbaycan’a gitmiştim. Orada Rus dillilik denen tuhaf bir gerçek var. Rus kadınların Azerbaycan erkekleriyle evlenmeleri sonucu doğan melez çocukları ‘ana dil’ bahanesiyle Rus okullarına yollamaları sonucu oluşmuş saçma sapan bir kültür. Ama bir de bakıyorsunuz iki Azerbaycanlı Türk, kendi aralarında da Rusça konuşmaya başlamış. Eski Sovyetlerden kalma bir alışkanlık var bunu biliyoruz ama eskisi yenisi derken hikâye iç içe girmiş ve durum içinden çıkılmaz bir hale gelmiş. Türkiye’den oraya gittiğinizde, Azerbaycanlı dostlarımız tarafından harikulade bir sevgi gösterisiyle karşılanıyorsunuz. Ben her üç gidişimde de bunu net olarak gördüm. Bu gidişimde bisikletimle gitmiştim. Ve Azerbaycan’da da kadın tur bisikletçisi adeta yok. Varsa da ben görmedim hiç. İnanır mısınız, konaklama yerlerinde ne içtiğim çaya ne yediğim yemeğe para ödeyebildim. Ödetmiyorlar çünkü. Herkes “buyurun qonağımız olun” diyor… Ama nerede bir Rus, nerede bir melez gördüysem nemrut bir yüz ifadesiyle karşı karşıya kaldım. Benim Türkiye Türkü olduğumu bile bile, Rusça konuşuyor kadın benimle mesela. Ben de ikaz ediyorum tabii, Türkçe konuş diye. Kafamdaki Türk bayraklı bandanayı gösteriyorum filan. Oradaki dostlardan aldığım bilgiye göre, halkın dille alakalı genel temayülünde, Türk dizilerinin etkisi oluşmaya başlamış. Özellikle çocuklar Türkiye Türkçesiyle konuşuyorlarmış artık mahallede oynarken filan. Bu yüzden son yıllarda bir kıskançlık sezdim Ruslardan Türklere karşı. Hatta bunu uçakta giderken bile hissetmiş ama konduramamıştım. Meğer doğru hissetmişim. Üç kişilik yerin cam kenarında ben, ortada Azerbaycanlı bir genç, koridor tarafında da genç bir Rus kadın oturuyorduk. Yol boyu biz oğlanla güle söyleye sohbet ederken, Rus kadın acayip bir ifadeyle bizi süzüyordu ki, hayatım boyunca uğraşsam takınamam öylesi bir ifadeyi. Bu bir tür işin ucunu kaçırmanın ifadesiydi. Türkçemin kıymetini daha iyi anladığım bir andı.
Rus kadınları Sovyetler zamanında aynı aşağılamalarla ve tabii ki Rus diliyle, Azerbaycan’daki kadınları öyle bir sindirmişler öyle bir özgüvenlerini paramparça etmişler ki, Azerbaycan sinemasında “Liftçi Qız” (Asansörcü Kız) ve “Telefonçu Qız” (Telefoncu Kız) adlarında filmlere konu olmuş bu durum. Azerbaycan kadınlarına özgüven aşılayan türden filmlerdir bunlar. Ola ki Azerbaycan kadınları, hele de ziyalı kadınları zaten nicelik olarak da nitelik olarak da çok fazladır ve mükemmel insanlardır. Çadrasını başından atan ve Üzeyir Hacıbeyov’un Sevil operasına konu olan kadından mı bahsetsem, heykeli dikilen kadın şairlerinden mi bahsetsem, yaz yaz bitmez.
Bize o özgüven Kurtuluş savaşımızla, Cumhuriyet kazanımlarımızla gelmiştir şükür ki. Ama bu tipler şimdi aynını Türkiye’de yedirmeye gayret ediyorlar. Ne sosyal yaşamdan haberdarmışız, ne çocuk yetiştirmekten, ne de kadınlıktan. Böylesine boyu postu aşan ahmakça yakıştırmalar. Bu Ruslarda da bu vardır yani, Puşkin’in Erzurum seyahatnamesinde de buna benzer, bu kez Türk erkeklerini aşağılayan ifadeler vardı. Oradaki yaralılardan bahsederken cinsel organı o kadar küçüktü ki muhtemelen Türk’tü gibisinden laflar eder. Erkekliğe kadınlığa saldırmaları var bunların ne hikmetse.
Beğeni arz talep meselesidir. Bir İsveç’te karakaşlı kara gözlü esmer tenli bir kadın/erkek nasıl bir anda ilgi odağı oluveriyorsa, bizim gibi nispeten buğday ve esmer tenlilerin yoğun olduğu yerde de elbette sarışın mavi gözlü beyaz tenli erkek/kadın ilgi odağıdır. Kimseyi seçimleriyle talepleriyle eleştirmem. Aşka saygım sonsuzdur. Ama birileri hem buraya gelip benim memleketimde yaşama kararı alacak, hem alttan alta Türk kadını şöyle Türk kadını böyle propagandası yapacak, bak o olmaz işte. Buralar sizin Çarlık Rusya’sı da dâhil, neredeyse iki yüz yıl sömürdüğünüz yerlere hiç benzemez. Türk kadınına saygı duyacaksınız ve oturacaksınız dizinizi kırıp Türk kocalarınızın dizi dibinde.
Bir ara doksanlı yıllarda çoktu bu. Önüne gelen Türk’ü gömme yarışına girerdi. Sonra kesildi gibi oldu. Ama son on yıldır, göçmenlerin de yoğunlaşmaya başlamasıyla iyice arttı ve zıvanadan çıktı. Rus ve Ukraynalı akını da savaşın sonucu tabii ki. Yahu hem geleceksin yiyip içeceksin, hem de beğenmeyip laf edeceksin. Bu nasıl bir terbiyesizliktir. Bizdeki ‘keşke Yunan galip gelseydi’ kafasındaki tör döküntüyü de alta odun atmakta kullanıyorlar. Sosyal medyada gün geçmiyor ki birileri Türk’ü gömmesin, aşağılamasın. Bunlar söylüyor bizim maymunlar gazı veriyor, böyle bir manyaklığın içindeyiz. Ruslara göre Türk kadını kadın değil, Türk erkeğinin cinsel organı küçük, böyle yani. İşinize gelirse. Ama adam Türkiye’nin her yerinde, tatil beldelerinde filan çatır çatır keyif yapıyor. Oh ne âlâ memleket. İlber Ortaylı da Türklerin tartışma kültürünü masonlardan öğrendiklerini söylemiş. Vay be, bu kulaklar daha neler duyacak bakalım. Bu insanlar kimlerin ittirmesiyle ederler bu lafları iyi kötü biliriz de ben şeyi merak ediyorum, acaba ‘yarın Türkleri neyle gömelim’ diye birkaç gün öncesinden düşünmeye başlıyorlar mıdır? Bu arada şunu tüm samimiyetimle söyleyeyim ki, 90’lı yıllarda, Sovyetler Birliği yeni dağıldığında Rus kadınlarından bahsederken herkes, fahişe oldukları ön kabulüyle Nataşa der gülerdi. Biz o zaman o Rus bacıların da yanında olduk ve asla böyle konuşulmaması gerektiğini savunduk her platformda. Ama görüyoruz ki elin oğlu farklıymış. Biz onlar gibi yapmayacağız. Kimseyi gömmeye gerek yok. Bizi gömenlere de tek bir cevabımız var; Türk insanına değer verdiğiniz kadar değer görürsünüz. Saygı duyduğunuz kadar saygı görür, düşmanlık ettiğiniz kadar da düşmanlık görürsünüz.
Jale Hanım’ın yazısını soluksuz okudum. Kendisini buralarda daha çok görmek isterim. Saygılar.
Bir azərbaycanlı olarak Jale hanımın yazdıkları altından imzamı atarım.
Çekilin yetkili bilen uzuuuun yıllar yaşamış biri geldi.Evet,yazarın dediği değişmez anayasadır.Normaldir onların kültürüne göre.Para bitti?Aşk bitti.Daha sen,sen dediğim erkek,kendi cebini bilmeden o hisseder ve transfer hazırlığını yapar şaşırırsın.Çocuk bizim bildiğimiz çocuk değildir.Bildiğin canlı aparat diyelim.Çok çok 2 yıl.Sonra at bi yere büyüsün dursun daha ne.Türk kadını adamı canından bezdirir tamam da hançeri saplamaz,aç bırakmaz,makamı kadınlıktan bi tık daha yukarda bir haldedir,affetme gönlü sonsuzdur,açlığı tokluğu bilir,kötü günde beton gibi arkalık yapar sana,daha dört adım mesafeden ne maldır sezer,lafını dinlersen asla kaybetmezsin ve daha nice ki analığı bu dünya insanından olmadığına işaret eder,edebilir.Rus kadını hayata bir kere gelir (sanki biz seri geliyoruz) ve dibine kadar yaşamalıdır.Şöyle kestir gözünde;şartlı sorumlu (hafiften sorumsuz) gevşek bildiğin Türk erkeği neyse Rus kadını handiyse odur.Yazar hanım kütür kütür belertmiş hususu,helal!
Çok aydınlatıcı ve bilmediğim ayrıntıları da kapsayan yorumunuz için teşekkür ederim.
Çok değerli tesbitler ellerinize sağlık
Lütfen yazmaya devam edin
Selamlar sevgiler
Elim ve aklım erdiğince, dilim döndüğünce yazmaya çalışıyorum, yorum için teşekkür ederim selamlar sevgiler.