1. Haberler
  2. Gündem
  3. Narin cinayeti davasında ara karar açıklandı: Tutukluluk halleri devam edecek

Narin cinayeti davasında ara karar açıklandı: Tutukluluk halleri devam edecek

Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin tutuklu 4 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanmasına devam edildi. Davanın 3. gününde mahkeme heyeti ara kararını verdi. Dava, 26 Aralık'a ertelendi.

featured

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde, 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni, Eğertutmaz Deresi kenarında bulunan 8 yaşındaki Narin Güran davasında 3’üncü duruşmanın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.

Mahkeme heyeti, 4 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dava, 26 Aralık Perşembe günü saat 09.00’a ertelendi.

DAVADA 3’ÜNCÜ GÜN

8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün görülmeye başlayan davanın 3. gününde tutuklu sanıklar, Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nden cezaevi nakil araçlarıyla geniş güvenlik önlemi alınarak Diyarbakır Adliyesi’ne getirildi.

Duruşmaya katılanlar, adliye önü ve içerisinde 2 ayrı noktada yapılan aramadan sonra duruşma salonuna alındı.

Tutuklu sanıklar amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını soruşturma aşamasında itiraf eden Nevzat Bahtiyar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Duruşma kamerayla kayıt altına alınıyor.

Davanın 3. gününe tanıkların dinlenmesiyle başlandı.Dün fenalaşıp hastanede müşahede altına alınan Arif Güran, tedavisinin ardından bu sabah Diyarbakır Adliyesi’ne gelerek, duruşma katıldı.

TANIKLAR İFADE VERDİ

Gazeteci Emrullah Erdinç’in aktardığına göre; ilk olarak tanık Cahit Kaya, kürsüye geldi.

Ardından tanıklar Veysel Subatan, Rubbettin Kaya, Süleyman Kaya, Muhammet Kaya, Muhammet Yakut, elektrikçi Hasan ve Abdulsamed Yeşildağ ifade verdi.

14 yaşındaki tanık M.T.K. duruşma salonuna getirildi ancak yaşı küçük olduğu için tanıklık yapmasından vazgeçildi.

Mahkemede ayrıca, Narin’in erkek kardeşinin pedagog eşliğinde alınan ifade videosu izlettirildi.

CAHİT KAYA: AİLE MECLİSİNDEKİ TOPLANTILARA KATILMADIM

İşte tanıkların ifadeleri…

Cahit Kaya: Nevzat ile Arif Güran araba meselesi yüzünden beni çağırdı. Nevzat anlattı, sonra Arif Güran anlattı. Nevzat’a, para ödemesi gerektiğini söyledim. Ödemeyeceğini söyledi.

Hakim: Nevzat, “Yakacağım ortalığı, ödemeyeceğim” dedi mi?

Cahit Kaya: Salim Güran, ’10 bin lira ben, 10 bin lira Arif ödesin, 50 bin lira da Nevzat ödesin’ dedi.

Hakim: Nevzat kabul etti mi?

Cahit Kaya: Önce “param yok” dedi, sonra kabul etti.

Hakim: “Ben bu paranın hesabını sorarım” dedi mi?

Cahit Kaya: Ben görmedim, günahını alamam, gördüğümü anlatıyorum.

Hakim: Ben de gördüğünü anlattığın için teşekkür ederim.

Hakim: Siz, neden aile meclisi kurup olaya el attınız?

Cahit Kaya: İkisi de bizim akrabamızdır.

Hakim: Yani sizi bu olayı çözün diye mi çağırdı?

Cahit Kaya: Evet, Arif Güran çağırdı.

Hakim: Siz aile meclisindeki toplantılara katıldınız mı?

Cahit Kaya: Yok, katılmadım.

VEYSEL SUBATAN: ARİF İLE NEVZAT ARASINDA ARABA PROBLEMİ VARDI

Veysel Subatan: Arif ile Nevzat arasında araba problemi vardı. Akşam Salim’in evine gittim.

Hakim: Seni kim çağırdı?

Veysel Subatan: Arif Güran çağırdı. Nevzat’ı çağırdılar, o da geldi. Nevzat’ın verdiği araba kusurlu çıkmış, 80 bin ödeme yapması gerekiyordu. “Arif’e haksızlık yapıyorsun” dedik. “80 bini ödemezsen mahkemede daha fazla olacak, aranızda anlaşın” dedim. Nevzat kabul etmedi, yanaşmadı. “Ben bu parayı ödemiyorum” dedi. Soy isimleri Kaya olan kişileri çağırdı. Nevzat, “Ben arabayı satmışım, gitmiş” dedi. Nevzat’a da bir haksızlık olmasın diye orta yolu bulmaya çalıştık. Salim Güran da “Madem bizim evde toplanmışsınız, bu meseleyi çözelim” dedi. Sonra Nevzat ödemesi gerekeni kabul etmişti. Nasıl etti bilmiyorum.

Hakim: Nasıl kabul etti?

Veysel Subatan: Zorla kabul etti gibi.

Hakim: Normal. Nevzat sizi tehdit etti mi?

Veysel Subatan: Hayır, biz oradan kalkınca, problem çözüldü diye düşündük.

Hakim: Tamam, herkes ödediğini söylüyor zaten de bu olay ne zaman oldu?

Veysel Subatan: Aşağı yukarı 2 ay var.

Hakim: Bu olaydan sonra Güran ile Bahtiyar ailesi arasında gerilim oldu mu?

Veysel Subatan: Şahit olmadım.

Nevzat Bahtiyar

RUBBETTİN KAYA: 80 BİN LİRALIK ARABA MESELESİNDEN BAHSETTİLER

Rubbettin Kaya: “Bizim evimize gelebilir misin” dedi. Gittim, Nevzat, Salim, Arif oradaydı. Araba konusunun nedenini sordum, Arif Güran, Nevzat Bahtiyar’ın kendisine araba getirdiğini söyledi. 80 bin liralık bir araba meselesinden bahsettiler. Orada biraz ağız dalaşı oldu. “10 bin lira Salim, 10 bin lira Arif verecek” denildi. Nevzat, ”Bizim aramızda dava olmaz” dedi.

Rubbettin Kaya (Nevzat Bahtiyar’a dönerek): Doğru mu Nevzat?

Hakim: Tamam, bana bak, Nevzat’a bakma.

İBRAHİM HALİL GÜRAN’DAN ‘YANGIN’ SORUSUNA YANIT

Hakim: Tanıklık yapacak mısın?

İbrahim Halil Güran: Yaparım.

Hakim: Yap.

İbrahim Halil Güran: Ben ne bileyim, getir dediler, getirdik. Ben ve küçük oğlum bakkala gittik, oradan buzlaç aldık.

Hakim: Kaç liraya aldınız?

İbrahim Halil Güran: Hatırlamıyorum, Sofi bakkal, 1 kuruş için gece yarısı bakkalı açan birisi. Ben bu yaşıma kadar o bakkalın hiç kapandığına şahit olmadım.

Hakim: Süheyla’nın orada kaç kişi vardı?

İbrahim Halil Güran: Bedirhan… (Anlaşılmadı.)

Diyarbakır Barosu Eski Başkanı Avukat Nahit Eren araya girdi:

Nahit Eren: Çocuğunla gittiğin saati söyler misin?

İbrahim Halil Güran: 17.35 sıralarıydı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı soruyor:

Avukat: Narin kaybolduktan sonra yangın oldu, nedenini biliyor musunuz?

İbrahim Halil Güran: Elektrik tellerini birbirine nasıl çarpacaklar, çok mantıksız.

‘NARİN’İ BİRİNİN KAÇIRDIĞINI DÜŞÜNDÜK’

Savcı: Bakkala gittin mi?

İbrahim Halil Güran: Evet.

Savcı: Bakkal bizzat orada mıydı?

İbrahim Halil Güran: Evet, Sofi oradaydı.

Savcı: Kendisi ameliyat olduğunu söylüyor, ne ameliyatı?

İbrahim Halil Güran: Raporlara bakabilirsiniz.

Sanık avukatı soruyor:

Avukat: Balkonda Narin’e ait olabilecek bir yazma görmüşsünüz. Siz ailece ne düşündünüz?

İbrahim Halil Güran: Biz hep diyorduk, bu çocuğun tepeye çıkma durumu varsa da eve girmeden, onu birinin kaçırdığını düşündük. Hiçbir zaman bizim köy tarihinde çocuğun öleceğine dair söylenti çıkmadı.

Avukat: Yani siz yazma ile geldiğini mi düşündünüz?

İbrahim Halil Güran: Evet.

SÜLEYMAN KAYA: ENES’LE BAKKALA GİTTİK

Zihinsel ve bedensel engelli olan tanık Süleyman Kaya gelince, Mahkeme Başkanı, “Süleyman nasılsın?” diye karşıladı. Daha sonra da yanına giderek “Rahat ol, heyecan yapma” dedi ve su verdi. Ardından sorgu başladı.

Hakim: Süleyman, biz seninle tanışmak istedik sadece. Siz Enes’le bakkala gittiniz mi?

Süleyman Kaya: Gittik.

Hakim: Ne aldınız?

Süleyman Kaya: Enerji.

Hakim: Enerji içeceği mi?

Süleyman Kaya: Evet.

Hakim: Bakkal yaşlı mıydı, genç miydi?

Süleyman Kaya: Yaşlı.

MUHAMMET YAKUT: ENES ‘BENİ CAMİNİN YANINA BIRAK’ DEDİ

Mahkeme Başkanı: Salim Güran neyin olur?

Muhammet Yakut: Bilmiyorum.

Mahkeme Başkanı: Boşver o zaman. Muhammet niye geldin, hayırdır?

Muhammet Yakut: Tanıklık yapacakmışım dediler.

Mahkeme Başkanı: Saat 17.30 gibi Enes geldi. Sen ne yapıyordun?

Muhammet Yakut: Araba yıkıyordum, Muhammet Kaya vardı. “Beni caminin yanına bırak, üvey babaannem beni görür, iş yaptırır, ben eve gideyim” dedi.

Diyarbakır Barosu avukatı soruyor:

Avukat: Orada başka kim vardı?

Muhammet Yakut: Muhammet Kaya ve… (anlaşılmadı) Kaya.

Avukat: Sohbet ettiniz mi?

Muhammet Yakut: Evet.

Avukat: Ne kadar sürdü?

Muhammet Yakut: 15 dakika falan.

Avukat: Başka sohbetiniz oldu mu? Yanınızda kim vardı?

Muhammet Yakut: Muhammet ve Süleyman Kaya.

Avukat: O gün bir daha görmediniz mi?

Muhammet Yakut: Hayır, görmedim.

Sanık avukatı, isim hatası olduğunu söyledi.

Enes Güran

‘ENES’İN ÖFKE PROBLEMİ VAR MIYDI?’ SORUSUNA YANIT

Eski Diyarbakır Baro Başkanı avukat Nahit Eren soruyor:

Nahit Eren: Eve gittiğinde saat kaçtı, hatırlıyor musun?

Muhammet Yakut: Hayır.

Nahit Eren: Sizin ev ile cami arasında ne kadar mesafe var?

Muhammet Yakut: 200 metre kadar

Nahit Eren: Tarif eder misin, 200 metre ne kadar?

Tanık: (Gösterdi)

Sanık Avukatı araya girdi: Zorlama sorular soruluyor.

Nahit Eren: Öğle yemeği yedin mi?

Muhammet Yakut: Evet.

Nahit Eren: Kaçta işten çıktığını hatırlıyor musun?

Muhammet Yakut: Hatırlamıyorum ama 12:30’da evdeydim.

Sanık Avukatı 3. kez araya girdi: Çarpaz sorgu yapılıyor.

Mahkeme Başkanı: Devam edin.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı soruyor:

Avukat: Enes’in öfke problemi var mıydı o gün?

Muhammet Yakut: Her zamanki gibiydi.

Avukat: Ne demek “her zamanki gibi?”

Muhammet Yakut: Yani sakindi.

Avukat: Hava sıcaktı, kısa kol giymiştir, kolunda iz, bir şey var mıydı?

Muhammet Yakut: Hayır, yoktu.

MUHAMMET KAYA: ENES SAKİNDİ

Mahkeme Başkanı: Olay günü Enes’i gördün mü?

Muhammet Kaya: Evet. Enes, Muhammet Yakut ve Yağmur gittiler.

Mahkeme Başkanı: Enes sinirli miydi?

Muhammet Kaya: Hayır, sakindi. Muhammet, Yağmur ve Enes arabaya bindiler

Mahkeme Başkanı: Neden?

Muhammet Kaya: Muhammet Yakut dedi ki, ”Ben eve gideceğim, Enes beni de bırak” dedi.

Mahkeme Başkanı: Sen de normal hayatına devam mı ettin sonra?

Muhammet Kaya: Evet.

Mahkeme Başkanı: Süheyla’nın evini biliyor musun?

Muhammet Kaya: Biliyorum.

Mahkeme Başkanı: Oraya gittin mi?

Muhammet Kaya: Gitmedim.

Mahkeme Başkanı: Enes’in yüzünde morluk var mıydı?

Muhammet Kaya: Hayır.

Mahkeme Başkanı: Kıyafetini hatırlıyor musun?

Muhammet Kaya: Hayır.

Mahkeme Başkanı: Nereden hatırlayacaksın, doğru.

Sanık Avukatı araya girdi: Süleyman Kaya o gün yanında mıydı?

Muhammet Kaya: Ben gittiğimde Enes, Muhammet ve Yağmur oradaydı, bakkalın ön tarafında. Enes yeni geldiği için birbirimize sarıldık.

Mahkeme Başkanı: Bakkal orada mıydı?

Muhammet Kaya: Bakkalın oğlu oradaydı.

14 yaşındaki tanık M.T.K. duruşma salonuna getirildi ancak yaşı küçük olduğu için tanıklık yapmasından vazgeçildi.

ELEKTRİKÇİ HASAN: SALİM GİTTİĞİMİZDE ORADAYDI

Hakim: O gün ne yapıyordunuz?

Hasan: Ben elektrikçiydim, Salim ile görüştüm. 1 saat beraber kaldık.

Hakim: İkindi ezanı okunmuş muydu?

Hasan: Bilmiyorum, okunmuş olabilir.

Hakim: Nerede görüştünüz?

Hasan: Tarlada.

Hakim: Neden görüştünüz?

Hasan: Elektrik işleri vardı.

Hakim: Kim vardı?

Hasan: Mehmet Atasoy ve Ramazan Atasoy vardı.

Hakim: Ne yaptınız?

Hasan: Karpuz yedik, muhtarlarla elimizi yıkadık.

Hakim: Başka yere gittiniz mi?

Hasan: Tahmini 16:00 gibi Salim’in yanından ayrıldım.

Hakim: Daha önceki ifadenizde başka bir saat vermiştiniz.

Hasan: … (Burada bir cevap veremedi)

Hakim: Salim’in kıyafetlerini hatırlıyor musun?

Hasan: Hayır.

Hakim: Salim ile nasıl haberleştiniz?

Hasan: Gittiğimiz zaman oradaydı.

Hakim: Doğaçlama mı gittiniz?

Hasan: Doğrudan gittim.

Eski Diyarbakır Baro Başkanı avukat Nahit Eren soruyor:

Nahit Eren: Az önce “Ramazan Atasoy ve Mehmet Selim Atasoy orada” dediniz.

Hasan: Doğrudur.

Nahit Eren: Siz 15 dakika karpuz yediniz, sonra işi yaptınız. 17:30 gibi birbirinizden ayrıldınız, doğru mu?

Hasan: Evet.

Nahit Eren: Ramazan ve Mehmet Selim Atasoy 17:30 gibi orada mıydı?

Hasan: Hayır, değillerdi.

ABDULSELAM YEŞİLDAĞ’DAN ‘TARLA’ YANITI

Mahkeme Başkanı: Narin’in kaybolduğu gün Hasan beyle nasıl konuştunuz?

Abdulsamed Yeşildağ: Mehmet Şerif Güran bana telefon açtı, bir arızadan bahsetti. Tamir için gittim, sonra bu kadar paraya yapacağımı söyledim.

Mahkeme Başkanı: Ne kadarsa anlaştınız?

Abdulsamed Yeşildağ: 3 bin TL’ye anlaştık.

Mahkeme Başkanı: Çok hızlı konuşuyorsun, işini de böyle hızlı mı yaparsın?

Abdulsamed Yeşildağ: Evet.

Mahkeme Başkanı: Maşallah. Kaç gibi Mehmet Şerif Güran ile konuştunuz?

Abdulsamed Yeşildağ: 16:00 gibiydi.

Mahkeme Başkanı: Tarlada ne yediniz?

Abdulsamed Yeşildağ: Karpuz yedik.

Mahkeme Başkanı: Menemen de yemişsiniz?

Abdulsamed Yeşildağ: Evet.

Mahkeme Başkanı: Kim kim yediniz? Çocuk var mıydı?

Abdulsamed Yeşildağ: 2 çocuk vardı.

Mahkeme Başkanı: Kız, erkek?

Abdulsamed Yeşildağ: Vallahi bilmiyorum.

Mahkeme Başkanı: Ramazan Atasoy orada mıydı?

Abdulsamed Yeşildağ: Çevre.

Mahkeme Başkanı: Babası orada mıydı?

Abdulsamed Yeşildağ: Babası yoktu.

Mahkeme Başkanı: Oradan kaçta ayrıldınız?

Abdulsamed Yeşildağ: 17:40 gibi.

Mahkeme Başkanı: Karpuz yediğiniz yerde başka kim vardı?

Abdulsamed Yeşildağ: Çocuk vardı.

Mahkeme Başkanı: Ne yapıyorlardı?

Abdulsamed Yeşildağ: Oyun oynuyorlardı.

Mahkeme Başkanı: Salim’in olay günü kıyafetlerini hatırlıyor musun?

Abdulsamed Yeşildağ: Vallahi hatırlamıyorum.

NARİN’İN KARDEŞİ E.G.’NİN İFADELERİ

Yeşildağ’ın ifadesinin ardından, Narin’in 6 yaşındaki erkek kardeşi E.G.’nin pedagog eşliğinde alınan ifade videosu mahkeme salonunda izlettirildi.

Soru: Odada kim uyuyordu?

E.G.: Abim ve annem koltukta, Muhammed abim yerde yatıyordu.

Soru: Hediye yengen nasıl geldi, ilk gelişinde?

E.G.: Onu bilmiyorum. İlk gelişini bilmiyorum.

Soru: İkinci gelişinde neden gelmişti?

E.G.: Annem çamaşırları ona bırakmıştı, ondan.

Soru: Peki, acele ediyor muydu?

E.G.: Normaldi.

Soru: Narin nereye gitti?

E.G.: Camiye gitti. Saat 15:00’te çıktı, daha gelmedi.

Soru: Narin camiye gidince siz ne yapıyordunuz?

E.G.: Karpuz yiyorduk.

Soru: Sonra ne yaptınız?

E.G.: Teyzemgile gittik.

Soru: Annen evdeyken ne yapıyordu?

E.G.: Uyuyordu. Yengem geldi, çamaşırları bana verdi, gitti.

Soru: Annen nerede uyuyordu?

E.G.: Klima odasında uyuyordu.

Soru: Sonra yengen geldi mi?

E.G.: Evet, ikinci defa geldi.

Soru: Peki yengen ilk geldiğinde sana kızdı mı?

E.G.: Kızmadı.

Soru: Sinirli, mutsuz oldu mu hiç?

E.G.: Normaldi.

Soru: Peki o yengen gelmişti, çamaşırları sana bıraktı, sonra ne yaptı?

E.G.: Bıraktı, gitti.

Soru: Peki böyle telaşlı mı gitti?

E.G.: Sakin gitti.

Soru: Peki o gün “ne oluyor, bunlar niye böyle konuşuyor” diye düşündün mü?

E.G.: Sadece Narin yoktu.

Soru: Sana bir şey dedi mi abilerin?

E.G.: Demedi.

Soru: Peki baban sormadı mı sana? Sen de evdeydin, Narin evde miydi?

E.G.: Babam evde değildi.

Soru: Sonra geldi ama değil mi?

E.G.: Geldi.

Salim Güran

SES KAYITLARI DİNLETİLDİ

Tanıkların dinlenmesinin ardından Nahit Eren’in, Salim Güran’a ait olan işçisi R.A. ile yaptığı telefon görüşmesinin ses kaydını dinletme talebi kabul edildi. Kürtçe olan ses kaydının yapılan tercümesinde, görüşme söyle dinletildi:

“Salim Güran: R.A.

R.A.: Efendim

Salim Güran: Sona doğru senin bir şeyin düşmüş

R.A.: Hı.

Salim Güran: Sol tarafta taşların üzerinde bir şeyin düşmüş, yerdedir.

R.A.: Tamam şimdi gideceğim.”

‘FISKİYE DÜŞMÜŞ, R.A.’YA ‘GEL, YAP’ DEDİM’

Salim Güran, tercümenin ardından Nahit Eren’e yönelik ‘Anladın mı avukat bey’ diye söyledi.

Nahit Eren de “Dosyaya göre hareket ediyorum. Güya yerde bir ölü var diye ses kaydı yayınlanmıştı. Salim Bey’e bir sorum var. Daha önce yaptığı savunmada bu konuşmanın elektrik kaçağıyla ilgili bir alet olduğunu söyledi. Şimdi ‘Fıskiye’ dedi” diye konuştu.

Salim Güran ise “Bu konuşmamız; su fıskiyesi düşmüş, pislik giriyor. Elbisem de müsait olmadığı için R.A.’ya ‘Gel, yap’ dedim. Taşın dibine kaçak elektrik için aletimizi de koyuyorduk. Son fıskiye de orada düşmüş. Aynı yerdedir. Ama bu şu an dinlediğim budur. Aletle ilgili telefonla da konuşuyorduk” dedi.

KOLUNU NASIL ISIRDIĞINI GÖSTERDİ

Nahit Eren, Enes Güran’a kolundaki ısırık izini nasıl yaptığını sordu. Enes Güran, uygulamalı olarak gösterdi.

Nahit Eren, “İzin bütün olarak mı diş uçlarından mı yapılan bir ısırık olduğunu öğrenmek için uygulamalı olarak göstermesini istedim. Çünkü raporda ısırığın diş uçlarından gerçekleştiği belirtilmişti” dedi.

NEVZAT BAHTİYAR: CESEDİN TAMAMI SUYUN İÇİNDE DEĞİLDİ

“İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan Nevzat Bahtiyar’ın, jandarma eşliğinde Narin Güran’ın cansız bedenini taşıyarak sakladığı yer ile ilgili keşif görüntüleri izlendi.

Daha sonra eski Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Nevzat Bahtiyar’a sorular yöneltti.

Avukat Eren’in “2 gün önceki sorgu esnasında kendisine, gittiği zaman burada su olup olmadığını sormuştuk. 40 santimlik su olduğunu söylemişti. Benim bu rapordan kastettiğim şeyi anladınız mı Nevzat Bahtiyar? Anlaman için tekrar anlatayım. Rapor ‘Bu naaş tamamen suyun içerisinde değil’ diyor. ‘Bu böcekler karasal alandan gelen böceklerdir. Suda bu böcekler yaşamaz’ diyor. O yüzden sana soruyorum; direkt suya mı bıraktın?” sorusuna Nevzat Bahtiyar, “Evet” karşılığını verdi.

Nahit Eren’in, sorusunu, “Narin Güran’ın cansız bedenini daha önce başka yere gömüp sonra buraya getirdin mi getirmedin mi” şeklinde tekrarlaması üzerine Bahtiyar, “Direkt buraya getirdim. Taş koyunca suyun içine indi ama biraz yukarıda kaldı” dedi.

Avukat Eren, Nevzat Bahtiyar’a yeniden “Narin’in naaşı tamamen suda mıydı” sorusunu yöneltti. Bahtiyar’ın, “Cesedin tamamı suyun içinde değildi, az bir kısmı yukardaydı” karşılığı üzerine Eren, “Dışarda kalan kısmı toprağın üstünde miydi?” diye sordu. Bahtiyar, “Hayır suyun üstündeydi” şeklinde yanıt verdi.

MAHKEME BAŞKANI CÜBBESİNİ ÇIKARIP SORDU: BİR BABA OLARAK…

Duruşmada, Mahkeme Başkanı Ramazan Dündar da cübbesini çıkararak, Nevzat Bahtiyar’a “bir baba olarak” soru yöneltti.

Mahkeme Başkanı Dündar’ın, “Sana 3 çocuk babası olarak soruyorum, günlerdir biz burada bu dosya üzerinde çalışıyoruz. Bu olayla ilgili bizden sakladığın, söylemediğin bir şey var mı?” sorusuna Nevzat Bahtiyar, “Hatırlamıyorum” karşılığını verdi.

Mahkeme başkanı, daha sonra cübbesini giydi.

EREN: İDDİAM, NARİN İLK OLARAK ORAYA GÖTÜRÜLMEDİ

Daha sonra söz alan Nahit Eren, “Benim iddiam, Narin ilk olarak oraya götürülmedi. O bacak, Adli Tıp Kurumu raporuna göre bacaktan koparılmış. Dışsal etki ki, canlılar tarafından yendiği ve kaval kemiği ve ayak kemiklerinin birkaçı vardı. Yengeç de olabilir başka bir şey de olabilir. Bu bir köpek değil. Köpek, kemiği orada bırakmaz. Köpek, o cesedin tamamını da oradan çıkarır. Kendisinin düşüncesi nedir?” dedi.

Nevzat Bahtiyar, “Benim bilgim yok” diye konuştu.

ARİF GÜRAN, EŞİNE, OĞLUNA VE KARDEŞİNE SARILDI

Daha sonra mahkeme başkanı, duruşmaya saat 15.00’e kadar ara verdi.

Salonda bulunan Narin’in babası Arif Güran, eşi Yüksel, oğlu Enes ve kardeşi Salim Güran’ın yanına gitti.

İlk önce eşi Yüksel’e sarılan ve ağlayan Arif Güran, daha sonra oğlu Enes’e sarılıp ağlayarak, “Başınızı dik tutun” dedi.

Daha sonra kardeşi Salim Güran’a sarılıp, bir süre beraber ağladıktan sonra “Ağlamayın, başınızı dik tutun” diye konuştu.

OYA YORULMAZ: AĞZIMI KAPATMAK İSTERKEN ‘ABLA SUS’ DEDİ

Narin Güran cinayetine ilişkin davanın duruşması, aradan sonra yeniden başladı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi sonrası Narin’in cenazesinin götürüldüğü Adli Tıp önünde basın mensuplarına dönerek, “Gidin, yalan konuşun” dedikten sonra bir yakını tarafından yumrukla susturulan Oya Yorulmaz, tanık olarak dinlendi.

Yorulmaz, “O cümleyi basına söyledim. Bana yumruk vurmadı. Kardeşim Taner Mehmetoğlu, ağzımı kapatmak isterken ‘Abla sus’ dedi” diye konuştu.

SAVCI, TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINI İSTEDİ

Cumhuriyet savcısı, şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Mahkeme başkanı, Arif Güran’a söz vererek, ‘Video dışında araştırılmasını istediğiniz başka bir şey var mı?’ diye sordu.

Bunun üzerine Arif Güran, “Üs bölgesinin ve Haci Sait’in geriye dönük kamera görüntüleri dışında bir şey yok” dedi.

‘BU TALEBİNİ ÇOK GÖRMEMEK GEREKİYOR’

Arif Güran’ın avukatı Berat Kocakaya da “Dara görüntüsü, hava alanı mobese ve Hacı Sait’in kamerasının geriye dönük görüntüleri talebimiz vardır” diye konuştu.

Avukat Kocakaya, şöyle konuştu:

“Ayrıca Arif Güran’ın acılı bir baba olduğu unutularak birçok saldırıda bulunulmuştur. Az önce de verdiği ifadede, bu olayda fail veya failler kimler varsa cezalandırılmasını talep ediyor. Bunlara dikkat edilmesini talep ediyoruz. Dün fenalaşması bile farklı yöne çekenler oldu. Kamuoyunda birçok şeyler paylaşılmış olsa da alınmış olan görüntülerin saatleri konusunda bir talepte bulunduk. Kendisi kamera görüntülerinin görüldüğü zaman, neyin ne olduğunun ortaya çıkacağına inanıyor.

Kızı öldürülmüş bir babanın bu talebini de çok görmemek gerekiyor. ‘Bu olayın aydınlatılmasını istiyorum, bundan dolayı kamera görüntülerini istiyorum’ diye röportaj verdi ve ifadesi alınıyor. Narin onun kızı, Enes onun oğlu, Yüksel eşidir. Atılan çirkin iftiralara karşı ‘Eşime güveniyorum’ diyor. Bu niye problem oluyor ki? ‘Şüphelenmiyorum’ demesi yargılamaya müdahale değildir. Bu durum, kendisini bu olayı bildiği anlamına gelmemektedir.

Vekilimiz, bu olaya karışan fail veya faillerin en ağır şekilde cezalandırılması için mücadelesine devam etmektedir. Ama bu hususta, oğlundan veya eşinden şüphelenmemesi, kendisinin bu olayı bildiği anlamına gelmemektedir. Şikayetimiz devam etmektedir. Baran Güran da tanık olarak dinlendi. Ağabeyin de bu olayda acı çektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden dosyaya müşteki olarak dahil edilmesi talebimiz vardır.”

DARA ÜS BÖLGESİNİN GÖRÜNTÜLERİ İZLETİLDİ

Ailenin talebi sonrası istenen Dara 2 Askeri Üs Bölgesi’nin görüntüleri izletildi. Baba Arif Güran’a istediği görüntünün o olup olmadığı soruldu. Arif Güran “Evet, budur” dedi.

İyileştirilmiş olan ve en net görüntüler olduğu söylenen, köyü gösteren 21 Ağustos 15.12 saatini gösteren görüntüler, Arif Güran’a izlettirildi.

‘Şahin Göz’ kameranın ise kayıt yapmadığı söylendi. Daha sonra Arif Güran, mahkeme heyetine, ‘Oraya bir terör saldırısı olsa kayıt olmayacak mı?’ diye sordu.

Mahkeme başkanı da “Savcılık tarafından bize, istenen görüntülerde herhangi bir şey bulunmadığı söylendi” dedi.

Diyarbakır Barosu da sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

‘SALİM GÜRAN’IN BÜTÜN İFADELERİ ÇELİŞKİLİ’

Duruşmada söz alan Diyarbakır Barosu avukatlarından Aydın Özdemir, şunları söyledi:

“Şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talebimizdir. Güran ailesi fertlerinin sistematik bir şekilde hareket ettiği kanaatindeyiz. Narin Güran’ın cenazesine ulaşılmaması amacıyla olayın saatini değiştirerek maddi gerçeği ortaya çıkmasının önüne geçmeye çalışılmıştır. Örneğin, Narin’in 17.40’ta görüldüğü ile ilgili iddialar var. Birsen Güran’ın ifadesinde, Salim’in ‘17.40’da Narin’i gördüğünüzü söyleyin, yoksa sıkıntı çıkar’ şeklinde ifadesi var. 4 ayrı ifadesi var, bir kısmını kabul etmedi.

Muhammed Kaya isimli biri var, kaybolmasından 1 gün sonra terlik buluyor ve o terliğin Narin’in terliği olduğunu düşünüyor ama kolluk kuvvetlerine teslim etmiyor. Aracına alıyor, köye gidiyor, birkaç yere gidiyor. Gerçekten ona ait olduğunu düşünüyorsa, nasıl olur da kolluk kuvvetlerine vermez? Bir kısım beyanlarda aile meclisi toplantısı kabul ediliyor, bir kısım beyanlarda kabul edilmiyor. Şimdi toplantı var mıydı, yok muydu? Toplantı olup olmadığını bir aile neden gizler? Bir kısım aile üyeleri neden, ‘Toplantı yapmadık’ dedi? Bu kısım şaibelidir. WhatsApp kayıtlarının silinmesi, bir insan neden bu kayıtları siler?

Tek başına Salim Güran bunu yapmış olsaydı, tesadüf derdik. Ama birçok aile üyesinin bunu yapması tesadüf değil. Salim Güran’ın bütün ifadeleri çelişkili. Örneğin; ilk ifadesinde aile bireyleriyle alışverişe gittiğini söylüyor ama bu aile bireylerinin ifadeleriyle çelişiyor. Olayın sıcağı sıcağına Salim Güran neden böyle beyanda bulundu? Salim Güran olay günü birçok görüşme yapıyor. Narin’in DNA’sının Salim Güran’ın aracında çıkması, Narin’in nişan için arabaya binmesiyle ilgisi yoktur bu DNA’nın.

‘BİZE GÖRE, ENES, O İZLERİ KENDİ YAPMADI’

Dosyada bir jandarma tutanağı var. Narin’i ararken defalarca aileyle görüşüyorlar. Tutanakta, ‘Enes için ne yapabilirim’ diyor. Jandarma tutanağında ‘Annenin Enes’i koruma çabası var’ deniliyor. Balkondaki eşarbı, Narin’in cenazesinin bulunduğu çantada çıkıyor. Köydeki kavgada Enes, mahkemedeki ifadesinde ‘Ben oradaydım, kadınlardan birinin ağzını kapattım’ dedi. Neden kapattı? Adli Tıp Kurumu raporu çıktıktan sonra cezaevi görüşmesinde ilk defa Narin’in nasıl öldürüldüğünü söylüyor. Şaşırmıyor. Vücut belli bir dereceye kadar acıya katlanabilir. Belli bir acı derecesine kadar kendimize zarar verebiliriz. Vücut refleksle sizi geri iter. Adli Tıp Kurumu raporunda, ‘5-6 günlük izler var’ deniliyor. Bize göre, Enes, o izleri kendi yapmadı.”

‘CİNAYET SAATİNDE HERKES BİR İŞLE MEŞGUL’

Daha sonra söz alan baro avukatlarından Metin Arkaş, Salim Güran’ın eşi Melek Güran ve çocuklarının ifadelerinde çelişki olduğunu belirterek, “İddia edilen cinayet saatleri, 15.15 ile 15.40. Herkes bu saatler arasında bir işle meşgul. Kadınların kavgası konusunda, Yasemin’in Narin’in vefat haberinin geldiği gün verdiği tepki, en doğal tepkidir. Görüntü kayıtları olan bir delil. Birine beddua edildi ve ‘Biliyorsanız söyleyin’ denildi. Melek Güran ve çocuklarıyla ilgili çelişki var. 14.33 te bir HTS kaydı var. Baz kayıtları çıktıktan sonra 16.00’a kadar evde olduğu şeklinde ifadeler değişti. Salim Güran ‘Ben eve döndüğümde kıyafetimi değiştirdim’ diyor. Aile üyeleri ‘Değiştirmedi’ diyor” dedi.

‘VECDİ’NİN HEM NEVZAT, HEM SALİM’LE İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE OLDUĞUNU ANLAYABİLİYORUZ’

Duruşmada söz alan baro avukatlarından Erdem Kaya, şöyle konuştu:

“Nevzat Bahtiyar’ın kardeşi Vecdi Bahtiyar dinlendi, Nevzat Bahtiyar Salim Güran’la 21 Ağustos’tan sonra hiçbir iletişiminin olmadığını iddia etti. Kayıtlara baktığımızda, bütün organizasyonu ve aralarındaki iletişimi Vecdi Bahtiyar’ın üzerinden yürüdüğünü görüyoruz. 22-24 Ağustos’ta Nevzat Vecdi’yi arıyor, o da Salim Güran’ı arıyor. Defalarca sıralı bir iletişim dosyaya yansıyor. ‘Narin için yaptığımız görüşmelerdir’ dese de kendisinin de olaydan haberdar olduğu bu görüşmelerden çok net anlaşılıyor. Vecdi Bahtiyar, 22-24 Ağustos’ta Hatay’da, sonra Diyarbakır’a geliyor. 8 Eylül’de sabah saatlerinde Narin’in cansız bedeninin bulunduğu yerde çalışma var. Nevzat, Vecdi’yi arıyor. Muhtemelen, köyden çalışmaların yapıldığı yer görünüyor. Cansız bedeninin bulunacağını da biliyor ve onu haber veriyor. Bu görüşmelerde, Vecdi’nin hem Nevzat, hem Salim’le iş birliği içerisinde olduğunu anlayabiliyoruz.

‘R.A.’NIN ORGANİZASYONDAN HABERİ VAR’

R.A., dosyadaki kilit tanıklardan biri ama dinlenemedi. Bizce Narin’in cansız bedeninin saklandığı anda R.A. ve Mehmet Selim Atasoy birlikte gözcülük yapıyor. Dosyaya yansıyan, R.A. ile ilgili bir tutanak var. 8 Eylül 2024 tarihinde R.A. mahkemeye sevk edilmiş, tutuklanmış. Jandarmanın hazırladığı tutanak. Şüpheli tutuklanmasının etkisiyle ağlamıştır. Yaşadığı sinir patlaması neticesinde, ağlamaklı olarak muhtar Salim Güran’a sinkaflı bir küfrediyor. ‘Senin yüzünden başımız belaya girdi. Komutanım, muhtar öğleden sonra yanıma geldiğinde, üzerinde tarlada çalıştığı kıyafeti yoktu, kıyafeti temizdi, her iki ayak bileğine kadar suyun içine girmişti” diyor. R.A.’nın da bu organizasyondan haberi olduğunu anlıyoruz. 18.38 de Salim R.A.’yı arıyor. Sınırın üzerinde düşen bir şeyden bahsediyor. ‘Sınırın orada, taşın yanında’ diyor, yoldan gidip gelen bir arabadan bahsediyor. Bu yer, Narin’in cansız bedeninin saklandığı yer de olabilir. Bunu R.A.’nın Salim Güran’a iletmesi, Narin’in gömüldüğü yeri bildiklerini ortaya koyuyor.”

ENES GÜRAN KONUŞTU

Duruşmaya 20 dakika ara verildi. Önce sanıklar çıkarıldı…

Ara bitti.

Mahkeme heyeti, sanıklar, tanıklar, avukatlar ve izleyiciler yerini aldı.

Mahkeme Başkanı: Enes, seni dinliyoruz.

Enes Güran: Diyorlar ya, ifadelerinde çelikli var, biri de ayağa kalkıp ne tür işkenceye uğradığımızı söylediler mi? Şu an işkence eden adamlar beni burada izliyor. Kimse ayağa kalkmıyor. Biriniz de ayağa kalkıp söyleyin, bunlar işkenceye uğramışlar. Benim annemin videosunu izleyip gülüyorlardı. Polis jopuyla vurdular, eşek muamelesi yaptılar, dişimi kırdılar, gelmişler, ifade bilmem ne… Ben cezaevinde intihar etme zamanına geldim. Ben kardeşimi bir gece gelinlikle rüyamda gördüm.

(Ağlıyor)

Babam bana, “Narin için dayan” dedi. Ben orada ne küfürler yedim…

ARİF GÜRAN: HEPİNİZİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM

Enes Güran: Şimdiye kadar devlet diyorduk. Arkamızdadır dedik. Ceset bulununca neden bunu yatılar? Savcı bana, suçsuz olsan da ömür boyu cezalandıracaksın dediler. Bana, annenle aranla ilişki mi var dediler. Annemdir, annemdir! Bu nedir Allah aşkına? Bana iftira, küfür ettiler. Ben işkence yedim. Aradığım tek kişi abimdi. Babam üzülmesin.

Arif Güran salondan çıkarıldı (ağlayarak)

“Hepinizi Allah’a havale ediyorum” dedi.

Enes Güran ağlıyor…

Mahkeme başkanı: Enes, konuşmak istersen dinleyelim.

Enes Güran: Konuşmak istiyorum. Ben kardeşimi ararken abi dediğim jandarma bana “Annenle aranla ilişki var mı?” dedi. Narin, ben Malatya’dan geldiğimde bana “Abi, bana bebek alacaktın,” dedi. Ben de ona “Sana gelinlik alacağım,” demiştim. Ben kendimi ısırdım, sonra bunlar, “Yarın öbür gün görümce acaba Narin mi ısırdı?” diye mi düşünürler diye, kendim kolumu ısırdığımı gösteriyordum. Sonra beni dövmeye başladılar. Cezaevinde çorbama ilaç koydular. Sabah uyandığımda ağzımda köpükle uyandım. İkinci ifademde 16.30 demişsin diyorlar, ya orada bana sahte avukat getirdiler. Bana dediler, “Sen yaptıysan itiraf et, yaşın küçük, cezaevine girmezsin,” dediler. Ben camideydim, bir haberci bana dedi ki, “Kardeşinin cesedi bulunmuş,” dedi. Ben inanmadım.

‘BANA İŞKENCE EDENLER BURADA’

Bir komutan geldi, rapor çıkardık, “Annenle ilişkin var,” dedi. Yalan atıyorsun dedim, beni ters kelepçeyle duvara yaslayıp dövdüler. “Neden vuruyorsun?” dedim, “Canım istiyor,” dediler. Son gece yine annemi darbettikleri videoyu bana izletip güldüler. Neden sustum? Bu adam üzülmesin diye. (Babasını göstererek)

Beni Narin’le suçladılar. İster Nevzat ister Salim kim olursa olsun gelip benim bacımı benim elimden alamaz. Benim bir tane kız kardeşim vardı. Benim canım gitse bile ben susamam. Beni yıllarca cezaevinde bırakın ama beni Narin’le suçlamayın. Bana işkence edenler buradalar. Bakın, oradalar. Bu adamlar bana burada gülerek bakıyor. Ben burada Narin’im için ağlıyorum.

Yüksel Güran: Kimsenin derdi Narin değil. Bunu da yayınlayın. (Yüksek sesle)

Mahkeme Başkanı: Lütfen, ben sizi dinledim. Çapraz sorguya saygı gösterdim. 3 gün içerisinde güzel bir yargılama oldu. Ama sakinleşelim. Su isterseniz versinler.

Enes Güran’ın savunmasını üstlenen avukat konuşuyor:

Sayın başkanım, biz soruşturma savcıları ile iletişime geçtiğimizde tüm taleplerimizi yazılı sunmaya özen gösterdik. Mümkünse odalara girmedik, kapılar açık vaziyette konuştuk. Kimsenin bizi taktığı yokmuş. Bunu sonradan fark ettik. Üzücü bir şekilde dosyadaki raporları basından öğrendik. Basın da değil, sosyal medyada anonim hesaplar. Bu konu iddianamede yer alıyor. Adalet Bakanı yanıltıldı. Çünkü kurmaylarına güvenmek zorunda. İddianamenin iadesinin gerçeklikten uzak bir tanesi de suçun tarihi, zaman dilimi ve yer yönünden somutlaştırılmasıdır. İddianame sanığın aleyhine olan deliller seçilmiş. İddianameye iki sanık arasında yapılan bir görüşme bir değerlendirme değil, bir veri olarak yazılıyor. O bilirkişi raporuna bakıyoruz, böyle bir şey yok. Çok tehlikeli. Koskoca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı bunu nasıl yapar?

Dara-2 görüntülerini talep ettik. Sizi fazla rahatsız etmemeye çalıştık. Şimdi huzurunuzda, soruşturma esnasındaki aksaklıkları konuşmak zorunda kalıyoruz. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame yayınlanınca, iddianameyi basından öğrendik. Altta barkot vardı. Kabul edildikten sonra gece 23.00 sıralarında barkoddan ulaştık.”

Savcı: Ben soruşturma savcısı değilim.

Avukat: “Siz yoktunuz zaten. Şimdi iddianamede sadece aleyhine değil, lehine olan bilgilerin de eklenmesi gerek… Tutuklu sanık, Enes Güran’ın lehine hiçbir delil yok muydu? Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyu baskısı altında iddianameyi hızlıca hazırlayıp size sundu. Ama bu çok tehlikeli bir durum. Enes Güran suçsuzsa, bu mesuliyet çok büyüktür. Bu, çok ağır bir mesuliyettir.

ENES GÜRAN’IN AVUKATI: DOSYADA BAHTİYARLAR KORUNMUŞ GİBİ

Son olarak tüm aile üyelerinin birden aynı gün banyo yaptığı, tüm halı ve battaniyelerin aynı amaçla yıkandığı, geriye dair bir röportajın görüntüsünde, halıların yıkandığı belirtildi. Kamuoyu alkışladı, Anadolu irfanı işte. Biri kendini tutamadı, Tavşantepe ile ilgili Amerikan romanını ortaya attı. X sohbet odalarında bunları konuştular, profesörler bile katıldı. Maktulenin gömüldüğü yere esnasında 3 kişinin görüldüğü söylendi. Bir ÖSO komutanının Tavşantepe’de gelip aile ile görüştüğü bilgisi kamuoyuna pompalandı. Korkunç bir bilgi kirliliğiydi. Bir de şunu açıklamak istiyorum. ‘Güran ailesi’ diye bir tanım yok. Bu ‘Güran ailesi’ kavramı kamuoyunda tuttu. Nevzat’ı zavallı olarak gösterdiler. Ben hayatımda bu kadar soğukkanlı bir insan görmedim. Bu adam ya içinden gülüyor ya da kaderine teslim olmuştur. Bu insanlar devlet algısına çok güveniyorlardı. Çok büyük bir şok içerisindeler. Müvekkilim hakkında tahliye talep ediyorum.

Enes Güran’ın savunmasını üstlenen avukat konuştu:

“Bu insanlara ne işkence edildiğini biliyor, hakimi, savcı da biliyor…”

Mahkeme başkanı: “Hakimi derken, ben bilmiyorum.”

Savcı: “Biz bunu bilmiyoruz. Bizim duruşmamızın merkezi Narin. Narin konusundan uzaklaşmayalım.”

Mahkeme başkanı: “Varsa suç duyurusunda bulunalım.”

Savcı: “Sanıklarınızın aleyhe bir ifade var mı?”

Avukat: “Bu dosyanın içerisinde yasak deliller var.”

Mahkeme başkanı: “Mahkeme işkenceyi biliyor, bir ithamdır. Ben buradakiler ne söylediyse bunu biliyorum.”

Avukat:

Dosyada suçla direkt ilişkisi kamera kayıtları ile tespit edilen Nevzat Bahtiyar bilinmiyor. Adam hayalet gibi. Salonda ama değil. Narin’in en son görüldüğü yer en çok Nevzat’ın evine yakın. Burada ölüm sebebi yok, ölüm saati, cinayet nedeni yok.”

(Bir harita getirilmiş, harita üzerinden gösteriliyor)

“Narin kızımızın en son görüldüğü yer burası. 3 metreden daha fazla mesafe yok. Dosyada Bahtiyarlar korunmuş gibi. Görüntüler çıksa bile toplumun bir kesmi inanmayacak. Çünkü bu duruma inandılar.

Gömdüğü yerden 16:22’de çıkıyor. Cansız bedenimi gömdü, nereye gitti? Köye gidiyor. 16:48’e denk geliyor. Gönenli’ye gidiyor, ne kadar mesafe?

Burada ise “16:35’te çıktı” diyor. Hani HTS şaşmazdı?”

1 kilometre gitmiş, şaşmaz ayak izi HTS bunu görmemiş.

(Harita üzerinden gösteriyor)

Biz buna artık itibar edebilir miyiz? Herkesin dayandığı HTS aslında bir yalan. Bilimi inkar etmek akıllı insanın işi değildir.

Bilirkişi benim programımda bir kayma var demeliydi. Savcılık da fark etmemiş çünkü umrunda değil. 17.46’da Nevzat ile Salim’in bir görüşmesini görünce, ‘Aaa tamam biz yakaladık’ dediler. Bunu yazdın da bir dayanağın olmalı. Tüm Türkiye’nin takip ettiği bir dosya. Burada yapılan bir iddia, beyinlerden çıkmayacak. Bağıra bağıra söylüyorum, böyle bir WhatsApp araması yok.

‘HTS ASLINDA BİR YALAN’

Gömdüğü yerden 16:22’de çıkıyor. Cansız bedenimi gömdü, nereye gitti? Köye gidiyor. 16:48’e denk geliyor. Gönenli’ye gidiyor, ne kadar mesafe?

Burada ise “16:35’te çıktı” diyor. Hani HTS şaşmazdı?”

1 kilometre gitmiş, şaşmaz ayak izi HTS bunu görmemiş.

(Harita üzerinden gösteriyor)

Biz buna artık itibar edebilir miyiz? Herkesin dayandığı HTS aslında bir yalan. Bilimi inkar etmek akıllı insanın işi değildir.

Bilirkişi benim programımda bir kayma var demeliydi. Savcılık da fark etmemiş çünkü umrunda değil. 17.46’da Nevzat ile Salim’in bir görüşmesini görünce, ‘Aaa tamam biz yakaladık’ dediler. Bunu yazdın da bir dayanağın olmalı. Tüm Türkiye’nin takip ettiği bir dosya. Burada yapılan bir iddia, beyinlerden çıkmayacak. Bağıra bağıra söylüyorum, böyle bir WhatsApp araması yok.

Dosya içerisinde Nevzat’ın HTS kayıtları bulamadım. Neden yok söyleyeyim mi? Çünkü dosyanın hemen açılması gerekiyordu. Bakan Bey, açıklama yapıyor hemen iddianame hazırlanıyor.

Mahkeme başkanı: “Hızlı yapıyoruz, niye hızlı diyorsunuz? Yavaş yapıyoruz, niye yavaş diyorsunuz?”

Avukat: Kimse gece karanlığında mısır tarlasında birini aramamıştır, değil mi?” (Enes Güran’ın gözündeki morluktan bahsediyor.)

“Gözündeki morluk bu.” (Enes’in gözündeki morluğu fotoğrafı gösteriyor, fotoğraf bastırılıp büyütülmüş) “Sırtındaki çizik işte bu. İçten gelmiş, dıştan değil.” (Bastırılmış fotoğraf gösteriyor)

O mısır tarlası 137 dönüm. Mısır tarlasına tam konum ver? Mezarlığın yanı da mısır tarlası. Çünkü oradan inmişler aramak için. Bu daraltılmış HTS, hazırlanmış kıyafete son uydurmadır.

‘EV HAPSİ VERİN EN AZINDAN MEZARINA GİDECEK KADAR BİR UZAKLIK OLSUN’

Enes Güran’ın savunmasını üstlenen ikinci avukat:

Yüksel Güran’ın 14.48’de telefonunun kapandığına, aynı gün 15.18’de telefonunun açıldığı belirtilmiş. Ancak HTS’de böyle bir şey yok. Enes Güran’ın 14.30’da telefonunun kapandığı, 17.40’ta açıldığı belirtilmiş. Enes de telefonunu kapattığını söylüyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise ‘telefon kapalı’ diyor. Yüksel Güran’ın CPS sinyalleri 15.18’e kadar yok. Bu, telefonun kapalı olduğu anlamına mı geliyor?” “Diyarbakır Barosu da diyor ki, ‘kendine tanık üretti’. Kendi çocuğunu öldürmek için diğer çocuklarını kullandı. Bir anne çocuğunu öldürüyor ve sonra diğerlerini de kullanıyor. Öyle mi?” “Sinyalin neden verilmediğini sorduk. 40 dakikalık kesintiler var. Sebebini sordum uzmana. Uyku anında baz sinyal göndermek için işin yoksa telefonu bıraktıysan sinyal yollamaz. Baz, kendini uyku moduna alır. Bu teknik bir şey. Gerçekten böyle mi diye bakılmalı.

Terlik olayını öğrendik. Yarım saatte öğrenilmiş. Arif, ‘Benim kızımın değil’ demiş. Ama Muhammet serbest bırakılmamış. Terlik bulunduğunu söylemesinler mi? Biz aile bireyleri ile görüştük. Hedef hep kanal gösterilmiş. Bu köpekler de soruşturmanın seyrini mi değiştirmeye çalışıyordu? Kimin için evladı bu kadar değersiz olabilir? Çocuk terliği buldu diye tutuklu. Fuat Güran tutuklu. Telefonunu silmiş. Çevrenizde yok mu mesajını silen? Bu adam da öyle diyor. Bu adam olayda Diyarbakır’da değil. O da eşiyle, kendisiyle sınandı. Neymiş, arama çalışmaları sırasında dinlemiş. Ne duyabilir? Mahkeme dinlemeye bile gerek duymadı.”

Mahkeme Başkanı: Son 4 dakika.

Avukat: Savunma hakkımı kısıtlamayın.

Mahkeme Başkanı: 1 saat 14 dakikayı geçti. Burada savunma kısıtlanıyor diyorsanız, ben de sizin vicdanınıza bırakıyorum.

Avukat: Lütfen…

Mahkeme Başkanı: 15 dakika, toparlayın.

Avukat: Müvekkile ilgili dosyada somut delil ne var? Hiçbir şey yok, gerçekten hiçbir şey yok. Nevzat bu işten yırtar diye düşünüyor. Her gün köyün tamamının ifadesi alınmış, o ifadelerden bakkalın açık olduğunu görüyoruz. Dosyada delil durumu değişebilir. Tutuklama bir tedbirdir. En azından masumiyet karinesi uyarınca… Daha bu insanlar kardeşinin mezarını görmedi. Çocuk, kardeşiyle konuşuyor; ablası, oyun arkadaşı öldürüldü. Küçük çocuktan gizliyorlar. Konuşma şöyle geçiyor: ‘Ben burada çalışıyorum, geleceğim,’ diyor. ‘Sen kimseyle konuşma, olur mu?’ Konuşsa, diyecekler Abin tutuklu, kardeşin öldü. Ev hapsi verin, en azından mezarına gidecek kadar bir uzaklık olsun.

Enes Güran’ın savunmasını üstlenen üçüncü avukat: Tutukluluğa ilişkin, Narin’in acısını yaşayamadı. Çekirdek ailenin ona ihtiyacı var. Bu aşamada tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz.

Dördüncü avukat:

(Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanından bir alıntı yaptı) ‘Ceza davaları çocuk oyuncağı değil. Soruşturmanın gizliliği, maddi gerçeğin çıkmasına yardımcı olur. İşkence altında beyanda bulununca, işkence bitsin diye ne söylenmesi gerekiyorsa söylersiniz.’ “Arada Twitter’a bakıyorum, kendi aralarında konuyu çözmüşler. Birinci ilginç talebim, ara karar talebim var. Basın yayın organlarından Enes Güran’ın suçsuz olduğunun duyurulması lazım. Sayın heyetinizden bunu istiyorum. Şehir merkezlerinde olabilir, 33 metreye kadar şehirde hata olabilir. Köy yerlerinde ise 80 metreye kadar yanılma payı olabilir. Allah aşkına, Nevzat’ın evi ile Arif’in evi arasında kaç metre var? Bu insanın 3 ay sonra Türkiye toplumundaki itibarını nasıl düzelteceksiniz? Derhal tahliyesini talep ediyorum. Suçtan doğrudan doğruya zarar gördüğünü de belirttim. Bu sebeple tahliyesi gerekli.

MAHKEME HEYETİ MÜZAKEREYE ÇEKİLDİ

Duruşmaya ara verildi. Önce sanıklar çıkarıldı. Mahkeme heyeti ara karar vermek için müzakereye çekildi. Ara karar bekleniyor…

NE OLMUŞTU?

Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan Narin Güran’ın 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılmıştı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden aralarında amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar’ın da bulunduğu 12 kişi tutuklanmıştı.

Salim, Yüksel ve Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında yürütülen soruşturma tamamlanmış, bu 4 sanık hakkında “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince 23 Ekim’de kabul edilmişti.

İLK DURUŞMADAN NOTLAR

Narin Güran cinayetine ilişkin davanın ilk duruşmasında ifade veren Nevzat Bahtiyar, amca Salim Güran’ın evine girdiğinde kimseyi görmediğini belirtip “Salim Güran’ın beni eve neden çağırdığını ilk başta bilmiyordum. Narin’in cesedini görünce anladım. Salim Güran bana ‘Yüksel ile birlikte olduğumuzu Narin gördüğü için onu öldürdüm’ dedi” iddiasında bulunmuştu.

Tutuklu ağabey Enes Güran’a da ifadesinde “annesi ve amcası arasında bir ilişki olup olmadığı” sorulmuştu. Mahkeme Başkanı, Enes Güran’ın bu soruya verdiği cevabın ardından özür dilemişti. Kimden şüphelendiği sorulan Enes Güran, “Salim’in arabasında kan olduğunu öğrenince, amcamdan şüphelendim” demişti.

Anne Yüksel Güran ise ‘Salim Güran ile ilişki’ iddialarına “Namusuma leke sürdüler. Beni burada asın. Bunun yüzüne bakın. Beni artık öldürün” diyerek yanıt vermişti.

Amca Salim Güran, itirafçı Nevzat Bahtiyar’ı suçlayarak “Nevzat erkek gibi söyle bana bakarak Narin’i öldürdüğünü söyle” ifadelerini kullanmıştı.

Hakim karşısına çıkan baba Arif Güran herkesten şüphelendiğini söylemiş; ancak hakimin ‘Salim Güran ve eşinizin Narin’i öldürmesi için bir sebep var mı?’ sorusuna ‘Asla’ diye yanıt vererek “Kimin parmağı benim kızımın kanında varsa, Rabbim o parmakları çürütsün” demişti.

İlişkili Haber
thumbnail

Narin Güran cinayetinde hesap vakti! İşte davada ilk günün ifadeleri

Haberi görüntüle

TAKINLARIN İFADELESİ ALINDI

Narin Güran cinayeti davasının ikinci gününde ağabey Baran Güran’ın tanık olarak dinlenmesiyle başlanmıştı. Mahkeme başkanının “Evin içinde Enes böyle bir ilişkiyi görseydi ne yapardı” şeklindeki sorusuna cevap veren Baran Güran, “Ev içinde Salim’in anne ile bir ilişkisi olsa Enes, Salim ve Nevzat’ı görseydi kafasına sıkardı, silah olmasaydı bıçakla öldürürdü” ifadelerini kullanmıştı.

Eski Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren’in tanık Baran Güran’a soru sorduğu esnada baba Arif Güran sinir krizi geçirmişti. Salondan çıkarılan Arif Güran, ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.

Öte yandan Narin’in tutuklu yengesi Maşallah Güran’a “Salim Güran ile bir ilişkiniz var mı?” sorusu yöneltilmişti. Maşallah Güran, ilişki iddiasını reddetmişti. Daha sonra tanıklar arasında bulunan yaşı küçük çocukların ifadeleri alınmıştı.

Salim Güran’ın eşi Melek Güran da “Eltilerimle Salim’in telefonundan ben konuşuyordum. Narin’i, cesedi kim götürmüşse, o öldürmüştür” iddiasında bulunmuştu. (AA-ANKA-DHA)

İlişkili Haber
thumbnail

Narin cinayeti davasında ikinci gün… İşte tanıkların ifadeleri

Haberi görüntüle

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!