Sefa Yürükel yazdı…
SANAYİ SONRASI TOPLUM VE YENİ PROLETARYA KAVRAMI
Sanayi devriminin ardından işçi sınıfı, üretim araçları üzerindeki mülkiyetin merkezileşmesiyle birlikte büyük dönüşümler geçirmiştir. Yeni proletarya kavramı, daha önce tanımlanan klasik işçi sınıfı anlayışından farklı olarak, üretim araçlarına sahip olmayan ve üretim süreçlerine doğrudan katılmayan ancak yine de iş güvencesizliği ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalan bireyleri tanımlar. Özellikle son yüzyılda, kapitalizmin evrimiyle birlikte, proletarya sınıfı da önemli bir değişim sürecine girmiştir. Bu kavramın yeniden şekillenmesi, küresel neoliberal politikaların iş gücü piyasasındaki dönüşümüne paralel olarak gerçekleşmiştir.
Yeni proletarya, sadece düşük ücretli fabrikalarda çalışan işçilerden ibaret olmayıp, modern çalışma koşullarının yol açtığı güvencesizleşme ve esnekleşme sürecinin bir sonucudur. Bu bireyler, taşeronlaşma, “freelance” çalışma ve dijital platformlarda yer alan geçici işlerde faaliyet göstermektedir. Prekarya kavramı, bu yeni iş gücü sınıfını tanımlayan bir terim olarak, güvencesiz çalışma koşullarının, düşük gelir düzeyinin ve belirsiz bir geleceğin ortak bir ifadesi haline gelmiştir.
PREKARYA KAVRAMI VE TÜRKİYE’DEKİ GÖRÜNÜMÜ
Guy Standing (2011), prekaryayı iş güvencesinden yoksun, geçici ve belirsiz işlerde çalışan bireyler olarak tanımlar. Prekarya, yalnızca iş güvencesizliği değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizlik, eğitimli işsizlik, düşük gelir ve sosyal haklardan mahrumiyet gibi geniş kapsamlı sorunları da içerir. Bu kavram, eski işçi sınıfının yerini alacak şekilde, genç işsizlik oranlarının yükseldiği, iş güvencesizliğin arttığı ve neoliberal reformların etkisiyle büyümeye başlamıştır.
Türkiye’de prekaryanın yükselişi, özellikle 1980’ler sonrası neoliberal dönüşüm sürecine dayanmaktadır. Özel sektörün serbestleşmesi, kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi ve taşeronlaşma gibi adımlar, güvencesiz çalışanların sayısını artırmıştır. Aynı zamanda üniversite mezunu işsizlerin oranı da hızla yükselmiş ve eğitimli işsizlik Türkiye’de büyük bir toplumsal sorun haline gelmiştir.
Prekarya, yalnızca iş güvencesizliği yaşayan işçi sınıfını değil, aynı zamanda genç işsizleri ve üniversite öğrencilerini de kapsamaktadır. Özellikle öğrenciler, eğitim masraflarını karşılamak için düşük ücretli, geçici ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmakta, aynı zamanda mezuniyet sonrasında iş bulamamakta ya da düşük ücretli, güvencesiz sektörlerde istihdam edilmektedir.
PREKARYANIN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE İŞÇİ HAREKETİNDEKİ YERİ
1. Geçici ve Güvencesiz Çalışma
Prekaryanın temel özelliklerinden biri, geçici ve esnek çalışma koşullarının hakim olmasıdır. Türkiye’deki dijital platform çalışanları (Örneğin, Getir, Uber ve Trendyol) gibi gruplar, prekaryanın tipik örneklerindendir. Bu bireyler, belirli bir iş güvencesi ve sigorta gibi sosyal güvenlik hakları olmaksızın çalışmaktadır. Geçici sözleşmeler, kısa vadeli projeler ve belirli iş saatlerinde çalışmanın getirdiği belirsizlik, prekaryanın yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen faktörlerdir.
2. Düşük Gelir ve Yetersiz Sosyal Güvenlik
Prekarya, düşük gelirle geçinmek zorunda kalan bireylerden oluşmaktadır. Bu bireyler, genellikle birden fazla işte çalışmak zorunda kalır ve gelirlerinin belirsizliği sürekli bir ekonomik kaygı yaratır. Türkiye’de öğrenciler, genç işsizler ve düşük ücretli işlerde çalışan bireyler, sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılmakta, bu da onları daha da kırılgan hale getirmektedir.
3. Eğitimli İşsizlik ve Gençlerin Durumu
Türkiye’de eğitimli işsizlik oranlarının yüksekliği, prekaryanın en büyük kırılgan grubunu oluşturan genç işsizleri doğurmuştur. Üniversite mezunları, kendi alanlarında iş bulmakta zorlanmakta ve iş bulabildiklerinde de çoğunlukla düşük ücretli ve güvencesiz işlerde istihdam edilmektedirler. Bu durum, prekaryanın iş güvencesizliğinin yanı sıra sosyal haklardan yoksunluğu ve düşük ücretle çalışmaya zorlanmasının bir göstergesidir.
4. Dijital Platform Ekonomisi ve Prekarya
Dijital platformlar, prekaryanın yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. Uber, Getir, Trendyol gibi dijital platformlar, çalışanlara esnek çalışma saatleri ve belirli bir iş güvencesi sunmadan çalışma imkanı tanımaktadır. Türkiye’deki dijital platform işçileri, prekaryanın önemli bir parçasını oluşturmakta ve bu işlerin çalışma koşulları da genellikle güvencesizdir.
PREKARYANIN ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ
Prekarya, geleneksel işçi sınıfından farklı olarak, dijital platformlar üzerinden örgütlenmekte ve sosyal medya aracılığıyla eylemlerini düzenlemektedir. Öğrenciler, platform işçileri ve genç işsizler gibi gruplar, fiziksel olarak bir araya gelmeden, çevrimiçi ortamda ortak amaçlar etrafında birleşebilmektedirler.
1. Dijital Platformlar ve Sosyal Medya Örgütlenmesi
Prekarya, özellikle sosyal medya üzerinden örgütlenerek çeşitli hak arayışlarına girmektedir. Instagram, Twitter ve Telegram gibi sosyal medya araçları, prekaryanın toplumsal hareketler oluşturmada etkili bir rol oynamasına olanak tanımaktadır. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gibi toplumsal hareketler, bu dijital araçlar üzerinden organize olarak büyük kitlelere ulaşabilmiş ve seslerini duyurabilmişlerdir.
2. Bağımsız İşçi Hareketleri ve Dayanışma Ağları
Prekarya, klasik işçi hareketlerinden farklı olarak bağımsız dayanışma ağları kurarak örgütlenmektedir. Getir ve Trendyol kurye grevleri, prekaryanın bağımsız işçi hareketlerinin başarılı örneklerinden biridir. Bu grevler, dijital platform işçilerinin güvencesiz çalışma koşullarına karşı nasıl örgütlendiğini ve eylem gerçekleştirdiğini göstermektedir.
3. Üniversite Direnişleri ve Akademik Prekarya
Akademik prekarya, Türkiye’de özellikle Boğaziçi Üniversitesi direnişlerinde kendini göstermektedir. Öğrenciler, güvencesiz öğretim üyeleri ve akademisyenler, kayyum rektör atamalarına karşı dayanışma içinde hareket etmiş ve üniversite eğitiminin ticarileşmesine karşı ciddi bir duruş sergilemişlerdir (Öztürk, 2021). Akademik prekaryanın direnişleri, eğitim sisteminin de güvencesiz hale gelmesi ve akademik özgürlüğün sınırlanmasına karşı verilen mücadeleleri içermektedir.
SON 7 GÜNLÜK EYLEMLER VE PREKARYANIN SOKAK HAREKETLERİNDEKİ ROLÜ
Son 7 gün içerisinde Türkiye’deki sokak eylemleri, prekaryanın toplumsal hareketlerdeki rolünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gezi Parkı, motokurye grevleri, Boğaziçi Üniversitesi direnişi gibi hareketlerde prekarya, büyük bir aktör olmuştur. Bu eylemler, prekaryanın dijital ağlar üzerinden örgütlenme becerisini, geleneksel sendikal hareketlerden farklılaşma stratejilerini ve toplumsal değişim için verdiği mücadeleyi ortaya koymaktadır.
Getir, Trendyol ve Uber çalışanları, son eylemlerde, düşük ücretler ve kötü çalışma koşullarına karşı greve gitmiş, sosyal medya üzerinden örgütlenmişlerdir. Bu tür bağımsız işçi hareketleri, prekaryanın toplumsal hareketler içindeki etkisini artırmıştır.
SONUÇ
Türkiye’de prekarya, yalnızca iş güvencesizliği ile değil, aynı zamanda sosyal adalet, toplumsal eşitlik ve insan hakları mücadelesi ile de ilişkilidir. Prekaryanın toplumsal hareketlerdeki rolü giderek daha fazla görünür hale gelmektedir. Türkiye’deki son 7 günlük eylemler, bu görünürlüğün ne kadar arttığını ve prekaryanın sosyal değişim için mücadeledeki etkisini net bir şekilde ortaya koymuştur. Geçici işlerde çalışan bireyler, öğrenciler ve dijital platform işçileri, yalnızca ekonomik haklarını değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve siyasi haklarını savunmak için örgütlenmişlerdir.
Gezi Parkı gibi geçmişteki büyük eylemlerden günümüze kadar, prekaryanın sokaklarda ve sosyal hareketlerdeki varlığı, geleneksel işçi hareketlerinden farklı bir direniş biçimi ortaya çıkarmıştır. Sosyal medyanın gücüyle hızla örgütlenen ve kitlesel mobilizasyonlar gerçekleştiren prekaryanın, modern toplumda nasıl önemli bir toplumsal aktör haline geldiği gözlemlenmektedir.
Sonuç olarak, prekaryanın yalnızca iş güvencesizliği yaşayan bir sınıf değil, aynı zamanda sosyal değişimin öncüsü olabileceği de ortaya çıkmaktadır. Dijital platform işçileri, öğrenciler, genç işsizler ve taşeron işçiler gibi gruplar, örgütlenme biçimlerini dijitalleşme ve sosyal medya aracılığıyla güçlendirirken, geleneksel sendikal yapılarla da uyumlu olmayan yenilikçi yöntemler geliştirmektedirler.
ÖNERİLER
Bu yazıda ele alınan temel bulgulara dayanarak, prekaryanın örgütlenmesi ve toplumsal hareketlerdeki rolü hakkında şu önerilerde bulunulabilir:
1. Yeni Örgütlenme Yöntemlerinin Desteklenmesi: Prekarya, dijital platformlar üzerinden örgütlenerek etkili bir toplumsal hareket yaratmaktadır. Bu tür yeni örgütlenme biçimlerinin desteklenmesi, demokratik ve eşitlikçi bir toplum için önemlidir. Eğitimli işsizlik ve dijital platform işçileri için yeni yasaların geliştirilmesi, bu sınıfın sosyal güvenlik haklarının artırılması gerekir.
2. Sendikal Hareketlerin Yeniden Yapılandırılması: Prekaryanın geleneksel sendikal yapılardan farklı örgütlenme biçimleri geliştirmesi, mevcut sendikal hareketlerin de evrim geçirmesi gerektiğini göstermektedir. Sendikalara bağlı olmayan işçi hareketlerinin, özgür ve yatay örgütlenme biçimlerinin dikkate alınması önemlidir.
3. Eğitim Politikalarının Gözden Geçirilmesi: Genç işsizlik oranlarının artması, prekaryanın en kırılgan gruplarından biri olduğunu gösteriyor. Eğitimli işsizlerin sayısının azaltılması için, eğitim politikalarının ve üniversite mezunlarına yönelik iş gücü piyasasına giriş desteklerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir.
4. Sosyal Medyanın Gücünden Yararlanmak: Prekaryanın dijital platformlar ve sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirdiği örgütlenme, toplumsal hareketlerin gücünü artırmıştır. Bu bağlamda, sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının daha etkin kullanılmasına yönelik stratejiler geliştirilmelidir.
Kaynakça
1. Akçay, A. & Yalman, M. (2020). Türkiye’de Prekarya ve Sosyoekonomik Dönüşüm. Çalışma Sosyolojisi Dergisi, 25(3), 45-67.
2. Standing, G. (2011). The Precariat: The New Dangerous Class. Bloomsbury Academic.
3. Tugal, C. (2013). Prekarya ve Neoliberal Dönüşüm: Türkiye’de İşçi Hareketinin Yeni Yüzü. Sosyal Bilimler Dergisi, 18(2), 85-110.
4. Yıldırım, A. (2020). Gezi Parkı Direnişi ve Türkiye’de Prekaryanın Yükselişi. Toplumsal Hareketler ve Demokrasi Çalışmaları, 10(1), 15-30.
5. Köse, S. & Yalman, F. (2022). Türkiye’de Dijital Platform Ekonomisi ve Prekaryanın Yükselmesi. Ekonomi ve Toplum Dergisi, 12(4), 130-148.
6. Öztürk, A. (2021). Akademik Prekarya ve Boğaziçi Üniversitesi Direnişi. Eğitim ve Toplum, 29(4), 50-65.
7. Farkas, L. & Koç, E. (2019). İş Güvencesizliği ve Sosyal Hareketler: Türkiye Örneği. Sosyal Bilimler Araştırmaları, 7(2), 98-115.