İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Milletvekili ve partililerin Türk bayraklarını dalgalandırdığı toplantıda dronla çekim yapıldı.
‘DIŞ POLİTİKA ERGEN ÖFKELERLE TATBİK EDİLMEZ’
Dervişoğlu, ABD ile İran arasında anlaşmaya varılmasında ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesi statüsüne dönmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek başladığı konuşmasında, “Bu süreç bize bir gerçeği daha göstermiştir: Türk dış politikasında soğukkanlılık, itidal ve temkin hayati önemdedir. Hariciyemizde bu geleneği hâlâ sürdüren diplomatların bulunmasından her zaman memnuniyet duyuyoruz. Ancak aynı günlerde Türkiye’yi kendi ideolojik tutkularına, kimlik hesaplarına ve iç politika kavgalarına alet etmek isteyenleri de gördük. Birileri Türkiye’yi Çin, Rusya ve İran eksenine sürüklemek istedi. Birileri de hamaset uğruna, eli kanlı Netanyahu’ya kendi kamuoyunda, seçim kampanyalarında kullanacağı propaganda malzemeleri verdi. Kriz anlarında ortaya çıkan bu dengesiz açıklamaların Cumhur İttifakı çevrelerinden gelmesi, bize bir kez daha şunu göstermiştir: Dış politika, ergen öfkelerle tatbik edilemez. Devlet, partizan heveslerle yönetilemez. Devlet, partizanlaştıkça riske girer. Ne kadar zor ve çetrefilli dönemlerden geçersek geçelim, tüm tedbirler veya çarelerin, ister uzun ister kısa vadeli stratejilerin başarıya ulaşmasının özü budur. Türkiye’nin ihtiyacı; akla, liyakate, devlet terbiyesine ve kurumsal hafızaya dayanan bir dış politikadır” dedi.
Dervişoğlu, “Türkiye’de yaklaşık bir buçuk yıldır İsrail ve İran sopası gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışılan ‘ihanet sürecinin’ de dış bahanelerinin sonu olacaktır. Orta Doğu krizlerini sömürerek, iktidar hesabı yapan tüm aktörlerin hesapları da suya düşecektir. Bizim İYİ Parti olarak Orta Doğu politikamız bellidir. Bu ülkenin vatandaşlarının huzurunu, güvenliğini ve refahını her şeyin üzerinde tutarız. Başka milletlere karşı insani ve vicdani sorumluluklarımızı inkâr etmeyiz. Ama siyasi çerçevemizin ilk prensibi şudur: Önce Türkiye. Önce Türk milleti. Önce Türkiye Cumhuriyeti. Çünkü biz her şeyden önce Türk milletiyiz her şeyden sonra da Türk milletiyiz” diye ekledi.
‘SADECE DERT YANMADIK ÇÖZÜM REÇETESİNİ DE HAZIRLADIK’
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i anan Dervişoğlu, 13-14 Haziran günlerinde düzenledikleri Türk Hukuk Çalıştayı’na ilişkin ilişkin şunları kaydetti:
“13- 14 Haziran tarihlerinde, Ankara’da düzenlemiş olduğumuz Türk Hukuk Çalıştayımızda bu soruyu hep birlikte sormak adına bir araya geldik. Türkiye’nin hukuk dünyası, siyaseti, uzmanı, akademisyeni, ilk kez bu kadar kapsamlı biçimde aynı masaya oturdu. İki gün boyunca tartıştı, itiraz etti, fikir üretti. Ve sonunda ortak bir ses yükseldi. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza huzurlarınızda bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Çalıştayımızın sonunda ‘İYİ Parti Hukuk Vizyon Belgesi’nin temelini oluşturacak olan Çalıştay Raporu’nu milletimizin takdirine sunduk. Sadece dert yanmadık, şikâyet etmedik. Memleketin üzerine çöken bu ağır yükü, nasıl kaldıracağımızın reçetesini de tek tek yazdık. Reçetede, milletin meclisini hiçe sayan bu tekçi sistemi tarihin çöplüğüne atıp, kuvvetler ayrılığıyla parlamenter sistemle milletin iradesini yeniden şaha kaldırmak var. Reçetede, yandaş müteahhitleri zengin eden, rantı paylaştıran o ihale soygunlarına son verip, tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak var. Bizim devlet felsefemizde, kapalı kapılar ardında hesap yapanların değil her vatandaşına eşit mesafede duran, eşit imkanlar sunan, şeffaf, hesap verebilir, adil bir devletin inşası vardır. Bizim devlet felsefemizde, bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Hukuku olmayan devletler de yok olur. Bizde, Türk devletinin yok edilmesine göz yummak yoktur. İtiraz vardır, iddia vardır, çözüm vardır.
‘BELKİ KELİMESİ HUKUK DEVLETİNDE BİR YANIT OLAMAZ’
Türkiye’de bugün bir vatandaş mahkemede hakkını arayabiliyor mu? Belki. Adaleti bulabiliyor mu? Belki. Ne zaman? Belki 1 sene, belki 5 sene sonra ‘belki’ kelimesi, hukuk devletinde bir yanıt olamaz. Hukuk devletinde cevap tektir, bellidir. Hakkın çiğnendiyse, telafi edilir. Haksızlığa uğradıysan, eşitlik sağlanır. Muamele adaletsizse, derhal tanzim edilir. İşte biz, bunu inşa etmek için çalışıyoruz. Bu çalıştay, o inşaatın temel atma töreniydi. Vizyon Belgesi, o inşaatın projesidir. İktidarımızsa o yapının açılış töreni olacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ‘Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz’. Bizler, devletimizi Cumhuriyetimizin kuruluş amacına, hukukun mutlak üstünlüğüne muhakkak döndüreceğiz. Milletimize buradan, açık bir söz veriyorum: İYİ Parti iktidarında hukuk ve adalet, sarayların vesayetinden kurtulup, asıl sahibi olan yüce Türk milletine ve onun sinesinden çıkmış Cumhuriyetin savcı ve hakimlerine dönecektir. Her daim ifade ettiğim gibi, ‘Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’. Haksızlık eden, yetim hakkı yiyen, gök kubbenin üzerine yıkılacağını bilsin. İnancımız tamdır. İrademiz çeliktendir.
‘HUKUK DEMEK EKMEK DEMEKTİR’
Serbestlik, hürriyet, istiklal ancak refahla mümkündür. Bunun yolu da köprüsü de kavşağı da adalettir. Bu yüzden hukuk demek, ekmek demektir. Bir memlekette, adalet yerini bulmuyorsa, orada refah da ekmek de mutluluk da üretilmez, paylaşılamaz. Bir memlekette adaletin bedeli ne kadar yüksekse, bilin ki orada, ekmeğin fiyatı da o kadar yüksek, hayatların değeri bir o kadar ucuzdur. Bugün düşünce iklimimiz, gelir adaletimiz, kültür dünyamız, yeşermek yerine bozkırlaşmış ise sebep bellidir. Atalarımızdan miras kalan vatanımız, dünyanın en bereketli coğrafyalarından biridir. Ancak bu coğrafyada insanca yaşamanın ve hakça paylaşmanın yolu, bozkırla yeşilin kavgasını sürekli olarak vermekten geçer. Unutturulmak istenen hafızamız burada gizlidir. Anadolu ve Trakya’da, nüfusumuzun 5-6 mislini rahat rahat besleyebilecek topraklarımız var. Güneşin eksilmediği ve suların kesilmediği dengeli bir iklimimiz var. Ziraat yalnızca ekmek kavgası değil, aynı zamanda kimliğimizin bir parçasıdır. Bu kimlik, Toros’un yörüklerinden, Balıkesir’in çiftçilerine, Çukurova’nın bereketinden, Karadeniz’in fındığına, Menderes ovalarından, Iğdır’a uzanır. Bizim için ziraat, toprağa bağlanmaktır. Toprak bize kim olduğumuzu hatırlatır. Vatan sevgimizi toprağa verdiğimiz emekle her bahar yeniden eker, her yıl yeniden biçeriz.”
‘TAŞIMA MEŞRUYETLE DEVLET ÇARKI DÖNMEZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’
İktidarın ekonomi ve tarım politikalarını eleştiren Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, şunları kaydetti:
“Zaman hükmünü veriyor. Göremediğin gerçek şu: Bugün siyasi oyunlara, yargı operasyonlarına muhtaçsan, trol ağlarıyla algı üretimi peşindeysen sebebi budur. Yurtdışında itibar, diplomasi masalarında meşruiyet arıyorsan sebebi budur. Taşıma suyla değirmen, taşıma meşruiyetle devlet çarkı dönmez Recep Tayyip Erdoğan. Bak arkadaş sana milletin mesajını vereyim, yaz, masanın üzerine koy: Füze yapmak için, Anayasa’yı çiğnemek zorunda değilsin. Ev yapmak için, tarlaları yok etmek zorunda değilsin. Enerji üretmek için, dereleri kurutmak zorunda değilsin. Barış ve huzur için, teröristle kucaklaşmak zorunda değilsin. Bu millet de senin iktidarını taşımak için çile çekmek zorunda değil, aç kalmak zorunda değil, el açmak zorunda değil Recep Tayyip Erdoğan. Sen bu memleketin bir evladısın. Sen, bu memlekete muhtaçsın ama bu memleket sana asla ve kata muhtaç değil. Kendinden, iktidarından başkasını düşünmeyeni bu millet de düşünmek zorunda değil.”
‘HER KAYYIMI ATADINIZ SIRADA DENETİM KAYYUMU MU KALDI’
13 beyaz et üreticisi firmaya kayyım atanmasını eleştiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Şimdi soruyorum tavuklara operasyon nedir arkadaş? Kim veriyor size bu akılları, kim? Her kuşu avladınız, bir tavuk mu kaldı. Her kayyımı atadınız, sırada denetim kayyımı atamak mı kaldı. Fiyatlara bakıyorsun, kırmızı et kıyasında hayli geride. Maliyetlere ve satış fiyatına bakıyorsun, zarar edenler bile var. Kendi savurganlığınızı, kendi saltanatınızı gizlemek için illa milletin önüne birilerini atmak mecburiyetinde hissediyorsunuz kendinizi. Ne yapacaksınız şimdi? Milletin önüne tavukları, civcivleri mi atacaksınız? Horozları FETÖ’cülükle, ajanlıkla, kümeslerinden çıkmadıkları halde dış mihrakların maşası olmakla mı suçlayacaksınız? Denetim kayyımı imiş! Yahu, bu memleketin bakanlıkları var, Rekabet Kurumu var. Maliyesi var, müfettişleri var. Yetmiyor mu bütün bunlar da savcılar eliyle milletin işletmesine, çiftliğine operasyon yapıyorsun, tavuğa kayyım atıyorsun?
Müsavat Dervişoğlu:
“Horozları FETÖ’cülükle, ajanlıkla, kümeslerinden çıkmadıkları halde dış mihrakların maşası olmakla mı suçlayacaksınız? Bu memleketin bakanları var, maliyesi var, müfettişleri var. Yetmiyor mu bütün bunlar da savcılar eliyle milletin işletmesine, çiftliğine… pic.twitter.com/JLJvJal2m3
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 17, 2026
‘ŞİMDİ YOLCULUK BAŞLADI, TREN HAYDARPAŞADAN KALKIYOR ERDOĞAN’
Sorarım size, mülkiyet hakkının olmadığı bir ülkeye kim gelir? Mala çökmenin, iktidar politikasına dönüştüğü ülkeye kim gelir? Bin 200’den fazla şirketin, TMSF’ye devredildiği bir ülkeye kim gelir? Beton ve faizden başka para kazanılamayan bir ülkede kim, hangi fabrikayı açar? Hangi yatırımı yapar? Siz Türk milleti gibi mi zannediyorsunuz Türkiye’ye yatırım yapacak yatırımcıları. bu millet size tam çeyrek asırdır size müsemma gösterdi. Şimdi yolculuk başladı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Tren artık Haydarpaşa’dan kalkıyor. Yumurta mı tavuktan? Tavuk mu yumurtadan diye aramaya gerek yok. Her şeyin sebebi belli. Sebep kayyım iktidarıdır, kayyım cumhuriyetidir. Cumhur ittifakıdır, cumhur devletidir. Herkes tarafları ilan ediyor, bugün kim neyin tarafındadır? İktidarla muhalefet mi? AK Parti’yle CHP mi? Türk’le, Kürt, Aleviyle Sünni mi? Hayır, kardeşlerim, hayır. Biz bu yapay gündemleri kökünden reddediyor ve hayır diyoruz.”
‘ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK İSTEYEN MİTİNG DEĞİL REFERANDUM YAPSIN’
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a özgürlük mitingi yapılmasına tepki gösteren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Birileri, hiç utanmadan, bıkılmadan, iktidarın yol vermesiyle, göz yummasıyla, Öcalan denilen caniye özgürlük diyerek, ‘Öcalan’a Özgürlük’ diyerek ihanet mitingleri düzenleme cüretini gösteriyor. Milletin gözünün önünde terör örgütüne ve teröristlere özgürlük istemek, suçu ve suçluyu övmektir. Bu, Meclis’e taşınmak istenen ihanet yasalarına meşru zemin oluşturmaya kalkışma cüretidir. Plan çok açık, oynanan oyun çok nettir.
Onlar, Kürt kardeşlerimi İmralı’daki o terör hükümlüsüne, o bebek katiline tebaa yapmak istiyorlar. Ben bu en çok Kürt’e hakarettir diyorum. İlk günden beri bu tuzağa dikkat çekiyorum. Vatandaşın kimliğine kayyım atıyor, milli devlete butlan istiyorlar. Ellerine geçirdikleri kanun yapmaya elverişli Meclis çoğunluğuyla, milletin hukukunu çiğnemeye çalışacaklarından zerrece şüphem yoktur.
Ama buradan söylüyorum: Meclis’te yasa çıkarak çoğunluğa sahipsiniz. Abdullah Öcalan gibi caniye özgürlük vermek miting meydanlarında ya da Meclis’te elde edilmiş çoğunlukla olacak bir iş değildir. Öcalan’ın serbest kalmasını bu büyük millet istiyor mu, istemiyor mu sormak lazımdır. Buna özgürlük isteyen sağda solda miting yapacağına hiç zaman kaybetmeden referandum yapsın.
‘HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE BAYRAK AÇIYORUM’
Çok istiyorlar ama başaramayacaklar. Çünkü biz varız. Biz bu kutsal birliğin neferiyiz. Biz, Türk milletinin sahipsiz olmadığını haykıranlarız. Biz, bu vatanın birliğine, dirliğine inanlarız. Biz, kula kulluk edilmesin diye mücadele edenleriz. Biz, her bir insanımızın, Türkiye Cumhuriyeti’nin başı dik, eşit, onurlu ve hür vatandaşları olmasını isteyenleriz. İşte bu yüzden Türk milleti adına baş kaldırıyorum, başkaldırıyorum. Ve bayrak açıyorum. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe bayrak açıyorum.
Üniter yapımıza, kardeşliğimize, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize saldıranlara bayrak açıyorum. Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı savaş ilan edenlere bayrak açıyorum. Terörü, teröristleri, vatan hainlerini kutsamak isteyenlere bayrak açıyorum. Şehit ailelerinin bitmeyen acılarım ve dinmeyen gözyaşları için bayrak açıyorum. İntihar eden polislerimiz için, açlık grevindeki öğretmenlerimiz için bayrak açıyorum.
Emeğinin karşılığını alamayanlar, haber yaptığı için gözaltına alınan gazeteciler için bayrak açıyorum. Siyaset yaptığı için içeri atılan, siyasi hakları ve hürriyetler gasp edilenler için bayrak açıyorum. Ben, konuşamayanlar duyulmayanlar, görülmeyenler için bayrak açıyorum. Eşitlik için, hürriyet için, demokrasi için bayrak açıyorum. Harun gibi gelip, Karunlaşanlara bayrak açıyorum.
Müsavat Dervişoğlu:
“Milletin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı savaş ilan edenlere bayrak açıyorum. Al bayrağı namusu ve şerefi bilen, cumhuriyet sevdalısı her vatandaşımı Tandoğan Meydanı’na bayrak açmaya davet ediyorum”https://t.co/rRe0eOQd1F pic.twitter.com/uE7KRwoeAs
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 17, 2026
‘HER VATANDAŞIMI TANDOĞAN MEYDANINA DAVET EDİYORUM’
Adaletsizliğe karşı adalet için, saltanata karşı cumhuriyet için, kayyımlara karşı demokrasi için, butlanlara karşı milli egemenlik için, çözülmeye karşı bütünlük için bayrak açıyorum. Sadece ben değil, bu büyük millet de elden ele, gönülden gönüle, yürekten yüreğe bayrak açıyor. Mavi gök kubbenin en güzel süsü, alnımızın akı, şehidimin son örtüsünü en yukarı taşımak için bayrak açıyoruz. 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan’da olacağız. Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı namusu ve şerefi bilen, cumhuriyet sevdalısı her vatandaşımı Tandoğan Meydanı’na davet ediyorum. Bu büyük buluşma inanıyorum ki, Türk milletinin yeniden doğuşu olacaktır. Ve hep birlikte haykıracağız: Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın millet!”
UÇUM’A SEÇİM YANITI: MİLLET RIZA GÖSTERMEYECEK’
Dervişoğlu, TBMM’deki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmesi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu konudaki “Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır” açıklamasının hatırlatılması üzerine Dervişoğlu, şunları söyledi:
“‘Seçim zamanında’ demedi Sayın Bahçeli; Mehmet Uçum’un belirlediği tarihle seçimin yapılacağı tarihin arasında saat farkı bile olmadığını ifade etti. Ben de katılıyorum. Böyle, seçimden 10 gün, 20 gün önce yapılacak seçime erken seçim diyerek milleti kandırmaya çalışacak bir algı operasyonuna bu milletin rıza göstermeyeceği kanaatindeyim. Yine bir satranç oynanıyor.”
‘O SENARYOYU BOZACAĞIZ’
Açılım konusunda Meclis tatile girmeden bir çerçeve yasa gelmesinin beklendiği ifade edilerek, “Siz 27 Haziran’da bir miting yapacağınızı söylediniz ama onun dışında bir adımınız olacak mı” sorusuna Dervişoğlu, “Ben neye bayrak açacağımı içerde söyledim. Salt o değil, bu yasa teklifinin meydanlarda altyapısını oluşturmak ve o teklife meşruiyet kazandırmak için kurgulanmış bir senaryo var. O senaryoyu bozacağız. Cesaretleri varsa millete sorsunlar” yanıtını verdi.
Müsavat Dervişoğlu:
“Seçimden 10-20 gün önce yapılacak seçime erken seçim diyerek milleti kandırmaya çalışacak bir algı operasyonuna bu milletin rıza göstermeyeceği kanaatini taşıyorum”https://t.co/rRe0eOQd1F pic.twitter.com/szkZ7Qvjlx
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 17, 2026
