1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den Yozgat’ta Erdoğan’a ‘KKTC’ sorusu: Nasıl bir pazarlıkla vazgeçiyorsun?

Özgür Özel’den Yozgat’ta Erdoğan’a ‘KKTC’ sorusu: Nasıl bir pazarlıkla vazgeçiyorsun?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Nasıl bir pazarlıkla Ege'deki haklarımızdan vazgeçiyorsun? Kıbrıs'tan vazgeçiyorsun, Filistin'den vazgeçiyorsun? Trump'a ne yapıyorsun da bu ülkenin menfaatlerini haksızca satıyorsun? Yazıklar olsun" diye seslendi. 

featured

CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Yozgat’ta ”Millet İradesine Sahip Çıkıyor” sloganıyla miting düzenledi.

ANKA’nın haberine göre; CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Yozgat Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek miting öncesinde yüzlerce çiftçi traktörleriyle konvoy oluşturdu. Çiftçiler, Özel’i traktörle karşıladı. Özel, mitingin gerçekleştirileceği meydana traktör kullanarak gitti.

Burada konuşan Özel; Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) art arda büyükelçi ataması yapması hakkında “Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının iflasıdır” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel; “Nasıl bir pazarlıkla Ege’deki haklarımızdan vazgeçiyorsun? Kıbrıs’tan vazgeçiyorsun, Filistin’den vazgeçiyorsun? Trump’a ne yapıyorsun da bu ülkenin menfaatlerini haksızca satıyorsun? Yazıklar olsun” dedi.

‘BU DARBE İÇİN TRUMP’TAN İCAZET ALDILAR’

Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Tam bir ay önce, 19 Mart günü bir sivil darbe girişimi yaşadık. Ülkemiz adına üzülerek söylüyorum ki, bu darbe için okyanus ötesinden, bu darbe için Amerika Birleşik Devletleri’nde, bu darbe için Trump’tan izin aldılar, icazet aldılar.

Daha önce Ekrem Başkan’ın İstanbul’un helal oylarıyla kazandığı seçimin mazbatasını bir iftar sofrasında iptal etmişlerdi. Onun üzerine Ekrem Başkanımız kolları sıvamış, ilk seçimde aldığı 13 bin oyun üzerine, 806 bin oy farkla İstanbul’u tekrar seçimde yeniden kazanmıştı. O gün haksızlığı yapanlar bugün de, bu sefer de yine bir Ramazan gününde, ben Ankara’da şehit ailelerimizle iftardayken, Ekrem Başkan İstanbul’da bir yoksul ailenin evinde iftar sofrasındayken, iftar vakti karar verip Ekrem Başkan’ın diplomasını iptal ettirdiler.

Aslında 35 yıl önce ilanla öğrencileri çağıran ve ardından 31 yıl önce diploma veren üniversite, diplomayı iptal etsin diye fakülteye, esas diplomayı düzelten, düzenleyen İşletme Fakültesi’ne yolladı. Onlar bu diplomayı iptal edemeyeceklerini söylediler. Dekan istifa etti, onurunu korudu ama bu yanlışa girmedi. Zorladılar, 7 kişiden dördünün kararı gerekiyordu. İkisini zorla ikna ettiler, gerisi ‘olmaz’ dedi. Çarşamba günü bu toplantı yapılacak, yani salı akşamı iftar saatinde apar topar ilgisiz bir yönetim kurulunu toplayıp diplomayı başka yerden iptal ettirdiler.

ERDOĞAN’A SESLENDİ: ONLARCA KEZ YARGILANDIN, BİR KEZ EVİNE POLİS GELDİ Mİ?

Biz bu haksızlığa, bu adaletsizliğe isyan ederken, bu sefer aynı gecenin sahurunda binlerce polis otomobili, polis otobüsüyle yolları kesip Ekrem Başkan’ın evine gidip onu evinden gözaltına alıp Vatan Emniyet’e götürdüler. Buradan Sayın Erdoğan’a bir kez daha hatırlatıyorum: Yozgat Meydanı’ndan, sen de İBB Başkanıyken çeşit çeşit suçlamalarla yargılandın, defalarca ifadene başvuruldu. Ne rüşvet kaldı, ne intikam, ne ihaleye fesat karıştırma kaldı, ne terör örgütlerine destek.

O günlerde bile biz bu yapılanları yanlış buluyorken, bugün kendisine o gün yapılanları teker teker Ekrem Başkan’a yaptırtan Erdoğan’a sesleniyorum: Sen görevin boyunca onlarca kez yargılandın. Peki, bir kez sabah evine polis geldi mi? Sabaha karşı şafak vakti kapını sarıp da seni, eşinin çocuklarının önünde alıp da koluna girip de Emniyet’e götürdüler mi? Sen yargılandın, ceza aldın ama kimse seni görevinin başından, cezan Yargıtay’da onaylanana kadar, ellemedi.

O gün bile cezanı çekmeye Saraçhane’de miting yaparak, böyle bir otobüsün üstünden konuşma yaparak, davulla zurnayla uğurlandın. Üç ay yattın, çıktın, partini kurdun. Millet, sana yapılanları bile haksızlık ve mağduriyet gördü, seni iktidara getirdi. Bugün sen, sana yapılanların bin katını yapıyorsun.

‘BU YAPTIĞIN KORKAKLIKTIR’

İstinafı bırak, Yargıtay’da onaylanma. Hepsi sende beklendi, daha iddianame yokken tutuklanma. Kayyum atama yerine seçilmemiş birini getirmeye çalışıyorsun. Sen geçmişin mağdurusun, bugünün zalimisin Erdoğan. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, gözünün içine baka baka söylüyorum. Bu yaptığın yiğitlik değildir. Bu yaptığın mertlik değildir. Bu yaptığın korkaklıktır.

AK Parti’nin içerisinde de bu tutuklamanın partiyi erittiğini, bu tutuklamanın milletin takdirini değil, tepkisini topladığını, bu tutuklamanın Türkiye’ye hiçbir faydası olmadığını, ekonomiyi de bozduğunu, Türkiye’yi de çok daha kötü günlere götüreceğini söyleyen aklıselim insanlar var. Ümit ederim onların sesi duyulur, ümit ederim onların aklı egemen olur. Yoksa bugün yapılanlar, Türkiye’yi bir felakete götürmekle karşı karşıyadır. Bu yüzden bu meydan kıymetlidir.

Bu yüzden 31 Mart seçimlerinde Erdoğan’ı uyarmış, Yozgat’ın 19 Mart darbesine direnmesi kıymetlidir. Bu darbeyi milletimiz meydanlarda püskürtmüştür. Milletin vicdanı bu yapılanlara razı gelmemiştir, gelmeyecektir. Şimdi karşımızda başarısız darbe girişiminin geriye bıraktığı bir cunta vardır. Birlik ve beraberliğimizi hedef alan, huzurumuzu kaçırmaya çalışan bu anlayışa karşı hep birlikte en sert cevabı vermeliyiz.

O DÜZENİN TEKERİNE ÇOMAK SOKACAĞIZ’

Ekonomimize kurşun sıkıp milletin lokmasına göz dikiyorlar. Emekliyi, çiftçiyi, işçiyi, memuru zor durumda bırakıp gençlerimizin gelecek kaygısını daha da artırıyorlar. Bize de diyorlar ki: ‘Biz bir düzen kurduk, düzen gidiyor, bu düzenin tekerine çomak sokmayın’ diyorlar.

Sizin düzeninizde adaletsizlik varsa, sizin düzeninizde haksızlık varsa, yolsuzluk varsa, iktidardan gitmemek için her şeyi göze almak varsa, o düzenin tekerine vallahi de billahi de çomak sokacağız.

‘CHP İKTİDARINDA SERMAYE DAHA ÇOK KAZANACAK’

Buradan sesleniyorum, bu ülkenin iş adamlarına, zenginlerine, sermayedarlarına sesleniyorum. Asla ve asla şöyle düşünmeyin; ‘Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, CHP işçinin dostudur, CHP emeklinin dostudur, CHP zenginin, sermayenin düşmanıdır.’ İşçi dostu olduğumuz doğrudur, emekli dostu olduğumuz doğrudur, garibandan, yoksuldan yana olduğumuz, çiftçiyi milletin efendisi gördüğümüz doğrudur. Ancak bu iktidar gibi hukuku ayaklar altına almayıp baş tacı edeceğimiz için kuvvetler ayrılığını yeniden tesis edeceğimiz için Atatürk’ün gösterdiği yolda Avrupa Birliği’ne doğru yürüyüp Türkiye’yi gerçek bir demokrasiyle buluşturacağımız için, bugün kaçan sermaye de gelecek, gelmeyen yatırımlar da gelecek. Türkiye’nin risk birimi bugünkü gibi 300’lerde, 400’lerde değil, olması gerektiği gibi 50’lerin altına inecek. Borç alırken de ortak bulurken de sıkıntı çekmeyeceksin. Ve CHP iktidarında sermaye daha çok kazanacak, üretim daha fazla olacak, şirketler daha çok kazanacak.

‘ADELETLİ BİR VERGİ SİSTEMİYLE KAZANILAN PARA BÖLÜŞTÜRÜLECEK’

Ama bugünden farkı, adaletli bir vergi sistemi ile kazanılan para bölüştürülecek. Yoksulluk bitecek, işçinin de patronun da aynı anda yüzü gülecek. Avrupa’da hukukun üstün olduğu dünya ülkelerinde yoksul işçi yoktur. Açlık sınırının altında olmayı bırak, bugün açlık sınırı 25, asgari ücret 22. Aksine, yoksulluk sınırının altında asgari ücret yoktur. Bugün yoksulluk sınırı 70 bin lira. O yüzden hem iş adamının kazanacağı, hem asgari ücretlinin kazanacağı, yüzünün güleceği, hem de emeklinin en az bir asgari ücret kadar emekli maaşı alacağı yarınlar iktidarımızdadır. O günler çok yakında.

’30 MİLYARA YAKIN REZERV SATMAK ZORUNDA KALDILAR’

Bu darbeciler, zaten zorda olan ekonomimizin belini kırdılar. Merkez Bankası’ndan bir günde tam 30 milyara yakın rezerv satmak zorunda kaldılar. Bugüne kadar yakılan toplam rezerv 50 milyar dolar ve borsayı 31,5 milyar değer kaybettirdiler. Yabancı yatırımcı kaçtı, Türkiye’nin risk birimi 371’e kadar yükseldi ve dün aslında işler normal gitse 2,5 baz puan düşmesi beklenen faiz, bırakın düşürülmeyi, üç buçuk puan artırılmak zorunda bırakıldı. Yani öyle bir iş oldu ki Ekrem İmamoğlu’na yaptıklarının karşılığı 6 puan faiz artışı oldu.

Dünyada ekonomiler A’dan Z’ye sıralanıyor; en zengin ülkeleri, en müreffeh ülkeleri biliyoruz. İskandinav ülkelerini, Avrupa Birliği ülkelerini, Amerika’yı, Kanada’yı biliyoruz. A’dan Z’ye dizilince en sonda Zimbabve ve Venezuela var. Dünden itibaren dünyanın en yüksek faizi. Hani Erdoğan faize karşı ya, hani faiz sonuç değil sebep ya, hani ‘nas’ var ya. Erdoğan’ın Türkiye’si, Türkiye’yi yüzde 46 faize getirdi ve alfabenin son 3 harfi: V, Y, Z.

Maalesef en yüksek faizde Venezuela, Yozgat ve Zimbabve var. Yozgat’ı Venezuela ve Zimbabve’nin arasına sokanlara yazıklar olsun.

‘HER BİRİMİZİN CEBİNDEN 24 BİN LİRA ÇALDILAR’

Son 10 yılın en yüksek işsizlik verisi geldi. Geniş tabanlı işsizlik büyüklerde yüzde 30, gençlerde yüzde 40. Merkez Bankası’ndan satılan 50 milyar dolar, yani 1.9 trilyon lira. Tam Yozgat Belediyesi’nin 2025 bütçesinin 680 katı. Yozgatlılar, bu belediyenin 365 gün size yaptığı bütün hizmetleri toplayın, bütün yaptığı işleri toplayın. 680 katını, Ekrem Başkanı içeri attıkları için Hazine’den yaktılar. Yaktıkları paranın bir diğer karşılığı şu. Değil Yozgat, 81 vilayet… Elektrik yakıyoruz ya; bir gece değil, bir hafta değil, bir ay değil, bir yıl değil…

Tüm Türkiye’nin 7 yılda yaktığı toplam elektriğin parasını bir günde yaktılar bunlar. Bir yanlış kararla yaktılar. Emekliler, size 14 bin 500 lira emekli maaşı veriyor ya. Biz de bunu asgari ücrete çıkar diyoruz ya. Asgari ücrete emekli maaşını çıkarmanın bedeli 100 milyar lira dediler ve ‘Biz bu parayı veremeyiz’ dediler. Ekrem Başkan’a yaptıkları işin yarattığı toplam tutar, emekliye verilecek paranın, asgari ücret verilse verilecek olan paranın tam 19 katı.

Yani emekliye 100 milyarı bulamayanlar, Ekrem Başkanı içeri atmak ve bunun yarattığı hasarı telafi etmek için bu paranın 19 katını, 1.9 trilyon lirayı bulmuş. Bu paranın nasıl bir para olduğu için… Biz hepimiz 86 milyon kişiyiz ya. Bu parayı 86 milyona bölsen, çıksan teker teker dağıtsan, şu Ziraat Bankası’ndan, Halk Bankası’ndan, Vakıfbank’tan herkese dağıtsan, kişi başına 24 bin lira para yapıyor. Her birinizin cebine 24 bin lira girebilirdi. Bir başka deyişle bu operasyonla her birimizin cebinden 24 bin lira aldılar. Çaldılar. Yazıklar olsun bunlara.

TRT’YE BİR KEZ DAHA ÇAĞRI YAPTI

Bugün, bugün en büyük sıkıntı çiftçilerin değil mi? Tarımla uğraşanların değil mi? Türkiye’deki meydandaki çiftçiler bir elini kaldırsın, göreyim. Çiftçilerin, Türkiye’deki bütün çiftçilerin bankalara olan bütün borcu faiziyle birlikte yarın sabah gidip kapatsan, 1 trilyon lira.

Ve bugün çiftçilere 1 trilyon lira versen, yakılan paranın yarısı bile değil. Yani, bütün çiftçilerin bütün borçlarını 1 trilyonla kapatıp kalan parayı bölüştürsen, her çiftçiye 412 bin lira para veriyorsun. Çiftçilerin tamamının borcunu bitirip, üstüne 400 bin lira verebilecek kadar parayı, sırf rakibini elemek için, rakibini karalamak için, Ekrem İmamoğlu’ndan kurtulmak için harcadı. Bugüne kadar olan bu. Bundan sonrasında da Allah memleketi korusun.

Bir kez daha sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın. Ekrem Başkanı, arkadaşlarımızı bırakın. Tutuksuz yargılama yapın. Yargılamayı da TRT’den canlı yayınlayın. Bunu niye istiyorum? Bunu Ekrem Başkan niye istiyor? Şunun için. Yozgatlı abim, Yozgatlı annem, şöyle düşün. ‘Eşine iftira atmışlar, evladına iftira atmışlar, senin kendine, namusuna iftira atmışlar.’ Ve etrafta bir laf dolanıyor. Sen sesini duyurabildiğini duyurabiliyorsun, o yalanı TRT’den anlatıyor. O yalanı Anadolu Ajansı’ndan servis ettiriyor, iftirayı bütün yandaş kanallarına konuşturuyor.

Bunun için, Ekrem Başkandan, bütün belediye başkanlarımız da, bütün tutuklu arkadaşlarımız da diyorlar ki ‘Yalan bunlar. İftira bunlar. Cevabı burada. Namusum burada. Namusumu temizlemek, iftirayı püskürtmek, kendimi aklamak istiyorum.’ Yalanı da televizyonda sorsunlar, cevabı da TRT’den alsınlar. Kendimize güveniyoruz. Ekrem Başkanın namusuna, kendi namusumuz kadar kefiliz.

‘BU CUNTANIN KARARGAHI SARAY’DIR’

Açık ve net her darbenin bir cuntası olur bu darbenin de bir cuntası var. Her cuntanın bir karargahı olur, bu cuntanın karargahı da Beştepe’deki Saray’dır. Her cuntanı silahları vardır bunun silahı yandaşlaştırdığı yargıdır. Her silahın bir mühimmatı vardır. Bu yargının mühimmatı ise yalandır, iftiradır. Namuslu hakimlere, savcılara bütün saygımızla birlikte bu iftiracılara, yalancılara asla teslim olmayacağız.

Yozgat’ta çiftçilerimizle birlikteyiz. Yozgatlı çiftçi geçtiğimiz günlerde donda elinde kirazını, kayısısını, şeker pancarını kaybetti. Bu don felaketinde yurdun dört bir yanında cevizinden üzümüne, elmasından pancarına, fındığından çayına zeytin ve narenciyesine kadar tüm ürünleri zarar gördü.

Çiftçiler bir ses, destek bekledi ama maalesef devletin şefkatli elini görmek yerine Erdoğan, ‘Birkaç bölgede bazı yerlerde sıkıntı görülüyor, korku salmak için manipülasyon yapıyorlar’ dedi. Afet bölgesi ilanına zararların karşılanması talebine asla ve asla ses çıkarmadılar.

Tarım Sigortaları Havuzu’na (TARSİM) hedef gösterdiler ancak ve ancak beş tarladan biri TARSİM’li dördü değil. Maalesef Tayyip Erdoğan bunları duymuyor. Maalesef don sadece havada değil, Tayyip Erdoğan’ın vicdanı da, kalbi de donmuştur. Biz çiftçimizi kaderine terk etmeyeceğiz. Tespitlerin yapılmasını TARSİM’li olanın TARSİM’den, olmayanın hazineden zararların karşılanmasını, çiftçilerimize devletin sahip çıkmasını istiyoruz ve bundan sonrası için de aynı beklentiyi ifade ediyoruz.

‘KANAL İSTANBUL PROJESİNE GİRİŞTİLER’

”İstanbullular kanalı değil, İstanbul’un geleceği için Ekrem Başkan’ı tercih etmişlerdi”

Ekrem Başkan’ın içeride olmasından istifadeyle bir kez daha Katarlılara verdiği sözü tutmak için seçimden önce sorulduğunda ‘Kanal İstanbul gibi bir şeyimiz yok’ diyen yani İstanbullu’nun kanal istemediğini bilip yalan söyleyenler hızla Kanal İstanbul projesine giriştiler. İstanbul’un su içtiği Sazlıdere’yi su kaynağı olmaktan çıkardılar, çevresini imara açtılar.

Onlarca müteahhit firmayı davet edip 24 bin konutun inşaatına telaşla başladılar. İstanbul’u kazanırken Ekrem Başkan ne demişti, ‘Ya kanal ya İstanbul’. İstanbullular kanalı değil, İstanbul’un geleceği için Ekrem Başkan’ı tercih etmişlerdi. İstanbul’un muhafızı şu anda Silivri’de yatsa da İstanbul’u korumaya İstanbul’a sahip çıkmaya devam ediyor. Buradan biz de Ekrem Başkan’ımızla birlikte diyoruz ki ‘İstanbullu’nun istemediği yaptırmayacağız, İstanbul’a hançer vurdurmayacağız.’

‘SÖZDE FİLİSTİN’E SAHİP ÇIKACAK OLAN ERDOĞAN SUSPUS OTURMAKTADIR’

Bir yandan Gazze’de büyük bir yıkım var, biz Bülent Ecevit ile Yaser Arafat’ın dostluğundan Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının Filistin’le yaptığı dayanışmadan bugün de Filistin’in yanındayız, İsrail’in karşısındayız. Ömrü boyunca Filistin davasını istismar eden Erdoğan şimdi Trump’ın karşısında suspus olmuştur. O Trump Gazze’yi boşaltmayı oraya oteller, kumarhaneler yapmayı denizdeki hidrokarbon doğalgazı yataklarına çökmeyi planlamaktadır.

Erdoğan’ın gözünün içine baka baka Filistinlileri diğer Arap ülkelerine ve Türkiye’ye yollamaktan oraya tehcir uygulamaktan, Gazze’ye çökmekten bahsetmektedir. Sözde Filistin’e sahip çıkacak olan Erdoğan suspus durmaktadır. Buradan biz şunu söyleyelim, Yeniden Refah’ın çizgisini de Saadet Partisi’nin çizgisini de diğer muhalefet partilerinin çizgisini de tebrik ediyor, Erdoğan’ın çizgisini lanetliyorum.

‘GÜNEY KIBRIS’TAKİ BÜYÜKELÇİLİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DIŞ POLİTİKASININ İFLASIDIR’

Bir diğer husus bu iktidarın dış politikası çökmüştür. Maalesef etle tırnak olduğumuz can Azerbaycanımız ve Türkiye Cumhuriyetlerimiz var ama bu iktidar oralarla da ilişkileri sağlıklı götürememiştir. 4 Nisan’da AB ülkeleri Türk cumhuriyetleriyle Semerkant’ta bir araya gelmişler. Güney Kıbrıs’ı tanımışlar, Kuzey Kıbrıs’ın varlığını reddetmişlerdir. Kazakistan’ın, Kırgızistan’ın, Türkmenistan’ın, Özbekistan’ın Güney Kıbrıs’ta büyükelçilik açması Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının iflasıdır. İktidarın hamasetle yürüttüğü dış politikası içinde bulunduğumuz dönemde iflas etmiştir.

Soruyorum işleri bu noktaya nasıl getirdiniz? Siz bu Türk devletleri teşkilatını kurduğunuzda yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyacaklar diye beklediklerimiz nasıl oluyor da Güney Kıbrıs’ı tanıyorlar? Biz bu büyük felakete asla sessiz kalmayacağız. Erdoğan’a soruyorum, nasıl bir pazarlıkla Ege’deki haklarımızdan vazgeçiyorsun? Kıbrıs’tan vazgeçiyorsun, Filistin’den vazgeçiyorsun? Trump’a ne yapıyorsun da bu ülkenin menfaatlerini haksızca satıyorsun? Yazıklar olsun.

‘BU HAKSIZLIĞA SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ’

Size buradan son sözüm şudur. AK Partililer ve MHP’lilerin vicdanlarına sesleniyorum. Örneğin bir futbol maçında rakibinizin haksız yere kırmızı kart görmesi sizi sevindirir mi yoksa iyi olmadı mı dersiniz. Hakemin sizin takımınızın formasıyla çıkıp rakibin aleyhinde düdük çalmasına iyi oldu mu dersiniz yoksa eşit bir mücadele mi istersiniz? O yüzden şöyle düşünün, bugün Erdoğan’ın görevlendirdiği hakem AK Parti’nin formasını giymiştir. Rakibine haksız kırmızı kart göstermiştir. Biz buradan bu haksızlığa sonuna kadar direneceğimize ifade ediyoruz.

AK Parti’nin, MHP’nin vicdanlı insanlarına da sesleniyoruz, bu haksızlık yapanları, kul hakkı yiyenlere, bu iftira atanları daha fazla sırtınızda taşımayın. Devletin kapısını millete kapatanlara, adalet kapısını millete kapatanlara, gelir kapısını millete kapatanlara artık milletin de kapıyı kapatması; onları dışarıda bırakması ve kendisini kim düşünüyorsa onlara sahip çıkması gerekmektedir. Biz Yozgat’ın çiftçisinin de emeklisinin de sonuna kadar arkasındayız. Onların da Yozgat’taki bütün sosyal demokratların yanı sıra muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların Türkiye’nin geleceği için omuz omuza vermesi gerektiğini savunuyoruz.

‘SİZ KAZANACAKSINIZ ACİL BİR VERGİYLE EŞİTÇE BÖLÜŞECEĞİZ’

Yozgat beni duyuyor mu? Türkiye Yozgat’ı duysun Ekrem Başkan’a sonuna kadar sahip çıkmaya var mıyız? Traktörlerin sesi dünyaya duyurmuştu hepimizin sesini bu meydanın sesi de emin olun hem Silivri’ye kadar gidiyor Ekrem Başkan’ın gözleri doluyor, arkadaşlarımızın gözleri doluyor hem de bu sesler Beştepe’ye kadar gidiyor. Bu zülmün sonuç vermediğini herkes görüyor.

Dünyanın en büyük imza kampanyası ile Türkiye’deki seçmenlerin yarısından bir fazlasının imzasını alarak o imzaların notere tespit ettirerek dünyaya ilan edecek Erdoğan’a güvensizlik oyu verecek ve şöyle sesleneceğiz, ‘adayı yanımda sandığı önümde istiyorum.’ Sandığı önünüze istiyor musunuz, o zaman hep birlikte kampanya sarılmaya devam edeceğiz. Son sözüm sizi korkutuyorlar ki ‘CHP gelirse çok kötü olur.’ Aksine iyi olur siz kazanacaksınız acil bir vergiyle eşitçe bölüşeceğiz.

‘TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ 100 YIL SONRA BİR KEZ DAHA AYAĞA KALDIRACAĞIZ’

Aynı şekilde Yozgat’taki Yozgat üzerinden tüm Türkiye’deki geçmişte CHP’ye hiç oy vermeyen muhafazakar seçmenlere, muhafazakar seçmenlerin ailelerine ve buradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak açıkça ifade ediyorum ki sizi kaygılara sevk ederek yaşam biçiminize müdahale ederler diye yalan ve iftira atarak aslında açlıktan, yoksulluktan, düşük emekli maaşından, düşük asgari ücretten, çocuğunun aldığı eğitimden şikayetçi milyonları zorla yanlarında tutmaya çalışıyorlar.

Namusumuz ve şerefimiz üzerine ant içeriz ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı demokrasiyi getirecek özgürlükleri getirecek kimsenin ne yaşam biçimine müdahale edecek ne de kimsenin geleceğinde endişeleneceği hiçbir kısıtlama olmayacak. Zaten bu iktidar bu yalanla, iftirayla sizi yoksulluğa, işsizliğe mahkum ederek ve katlanıp yine de bunlara oy vermeye uğraşıyor. Ama CHP iktidarında Avrupa Birliği’ne girilince Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin hangisinde açlık sınırının altında asgari ücretli var, sen de olmayacaksın. Hangisinin açlık sınırının yarısına en düşük emekli maaşı var, sende olmayacaksın. Avrupa Birliği’ndeki zenginlikle özgürlüklerde bizimle birlikte olacak.

Kimsenin ne inancına ne yaşam biçimine kimseye ilişmeyecek. Partinin başında üniversitede arkadaşları başörtülü diye sınıfa sokulmadığında onlarla birlikte eylem yapan Özgür Özel var. Kimsenin endişesi olmasın. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle bu ülkenin tüm renkleri bu ülkenin gücüdür. Atatürk bu renkleri, bu güzel mozaiği çok güçlü bir harçla birbirine tutturmuştur. Biz birbirini seven birbirine güvenen birbirine inanan insanlar olarak Türkiye Cumhuriyetini 100 yıl sonra bir kez daha ayağa kaldıracağız. Size söz veriyorum biz haklıyız, biz başaracağız, hep birlikte biz kazanacağız.

‘TÜRKİYE’DEKİ TÜM SİYASİ TUTSAKLARA SELAM OLSUN’

Buradan Silivri zindanında yatan başta Ekrem Başkan, tüm arkadaşlarımıza ve Türkiye’deki tüm siyasi tutsaklara selam olsun. Haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan içlerinden atılanlara, mahkemeyi kazanıp da geri dönemeyen mazlumlara, KHK mağdurlarına selam olsun.

Bundan sonra atanamayan bir milyon öğretmenden 15 binini atayanlara yazıklar olsun. Gelecek güzel günler için tüm öğretmenlere, gençlere selam olsun. Beni buraya çağıran köylülere sözüm olsun ki, biz bu son cumhurbaşkanı gibi sıkışınca size ‘al ananı da git’ diyenlerden değil, ilk cumhurbaşkanı gibi ‘köylü milletin efendisidir’ diyenlerdeniz.

Hepinizi çok seviyorum bu çetin şartlara bu rüzgara bu yağmura rağmen buradasınız. Bundan sonra Yozgat bizim uzak duracağımız değil, sık sık uğrayacağımız ve sahip çıkacağımız bir kenttir. Yozgat’ı seviyoruz, Türkiye’yi seviyoruz, ülkemizi seviyoruz. Biz birbirimizi seviyoruz hep birlikte tüm kötülükleri yeniyoruz yolumuz açık olsun. Tüm siyasi partilere, burada bizimle birlikte olan tüm sendikalara, derneklere selam olsun. Yozgat’a selam olsun, Yozgat’ın bütün demokratlarına selam olsun. Yozgat tarihe geçmiştir, tarih yazmıştır. En büyük alkışlar Yozgat’a gelsin.”

EKREM İMAMOĞLU’NDAN MESAJ

Öte yandan Yozgat’taki mitingde Ekrem İmamoğlu’nun mesajı da okundu.

İmamoğlu, mesajında, “1 aydır hep birlikte bir büyük mücadelenin içindeyiz. Anadolu’nun dört bir yanında milyonlarca vatandaşımız iktidarı uyarıyor, Doğru yola davet ediyor, zengini de, yoksulu da, sağcısı, solcusu, orta yolcusu da iktidardan aynı şeyi istiyor. Milleti dinle, millete saygı gösterdi, demokrasi dışına çıkma. Devlete ve hukuka güveni zedeleme. Milletin talebi budur” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şöyle devam etti:

“İktidarın yanlış ve kötü niyetli ekonomi politikaları nedeniyle dar gelirlinin hali yıllardır perişandır. Ama iktidar hiç umursamadı. Yozgat’ın traktörleri yıllardır dert ekiyor, borç biçiyordu. Ama iktidar hiç duymadı. Milletimiz yaşadığı onca sıkıntıya rağmen sabırla sandığın önüne gelmesini bekliyordu. Ama iktidar 19 Mart’ta birkaç saat içinde devlete ve hukuka güveni yerle bir etti. İktidar birkaç saat içerisinde demokrasiye, milletin iradesine büyük bir darbe vurdu.

Akşam benim 30 yıllık diplomamı yetkisiz bir kuruma iptal ettirdiler. Sabah da beni, arkadaşlarımı gözaltına alıp tutukladılar. İspatsız, delilsiz, gizli tanıkların yalan, yanlış beyanlarıyla hazırlanmış tamamen siyasi maksatlı bir davayla beni zindana atıp önümüzdeki seçimi garantiye alacaklarını zannettiler. Milletin önünde benimle mertçe yargının arkasına sığınıp yalancı pehlivanlık yapmaya çalıştılar. Çeyrek asırlık iktidarlarının sonunda artık millete değer vermez, saygı duymaz hale geldikleri için kimse sesini çıkarmaz diye hesapladılar. Ama millet ayağa kalktı ve onların bütün hesaplarını bozdu.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. nasıl ayaga kaldıracaksın, o kadar bu soruyu soruyoruz hıc bırınızden bır yanıt alamadık. sadece şakıyorsun

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!