CHP, Bolu’da “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi düzenledi.
Mitingde, Silivri’de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun mesajı da okundu.
İmamoğlu’nun mektubunu CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz okudu.
İMAMOĞLU’NDAN TANJU ÖZCAN’A TEŞEKKÜR
İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Sizleri çok özledim. 19 Mart’tan bu yana ülkenize, özgürlüğünüze, hukuka ve demokrasiye sahip çıkıyorsunuz. Meydan meydan çoğalıyor, şehir şehir büyüyorsunuz. Tıpkı milli mücadele yıllarında ayağa kalkan vatanseverler gibi, bugün de ülkemizin geleceği için, seçme ve seçilme hakkımızın güvencesi için, adalet, eşitlik ve özgürlük için ayağa kalkıyorsunuz. Bu meydan, direnişin meydanıdır. Bu meydan, direniş sembolü Köroğlu’nun torunlarının meydanıdır. Bu meydan, milletin meydanıdır. Bu meydanı dolduran Boluluların sevgisini kazanmış, Bolu’ya hizmet için çalışan Bolu Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcan’a ve CHP Bolu İl Başkanı Sayın Tahsin Mert Karagöz’e yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.

‘NE BİZ KABUL EDERİZ NE DE MİLLETİMİZ’
Bizi zindanlarda tutanların, milletimize hizmet etme hevesimizden alıkoyanların derdi milletledir. Devletin tüm imkanlarını kendi koltuğunu korumak için harcayan bu iktidarın derdi milletledir. Bir avuç insan, milletin dediği olmasın, milli irade özgürce tecelli etmesin diye her türlü hukuksuzluğu, her türlü kötülüğü yapıyor. Vatandaşının özgür seçim hakkını gasp ediyor, seçilme hakkından ise alıkoyuyor. Özgür seçim hakkı gasp edilmiş milletler, kendi vatanlarında esir edilmişler demektir. Biz, milletçe böyle bir esarete, böyle bir onursuzluğa asla izin vermeyiz, vermeyeceğiz. Şanlı tarihimizden gelen mücadele ruhumuzla, Cumhuriyet’in kazanımlarına sonuna kadar sahip çıkacağız. Milletimiz de iradesine sahip çıkacak. Çünkü, millet ne derse o olur. Cumhuriyet budur. Cumhuriyeti ve demokrasiyi içine sindiremeyenleri, milletin iradesini kabullenemeyenleri ne biz kabul ederiz ne de milletimiz kabul eder.
Biz, ezelden beri hür yaşamış bir milletiz. Boynumuza zincir takmaya, başımızı eğmeye çalışanlara karşı dimdik, omuz omuza duracağız. Bizim mücadelemiz, her şeyden önce bir adalet ve hürriyet mücadelesidir. Biz, yalnızca kendimiz için değil, herkes için ve her yerde adaleti ve hürriyeti sağlamak için yola koyulduk. Geldiğimiz bu geri dönülemez noktada, ülkemizde kayıtsız şartsız adaleti ve hürriyeti hâkim kılacağız. Vergide, devlet dairelerinde, okullarda, hastanelerde, sokaklarda, meydanlarda, sahillerde, tarlalarda, fabrikalarda adaleti sağlayacağız. Çiftçiler, üreticiler, girişimciler için adaleti sağlayacağız. Emekliler, çalışanlar için adaleti sağlayacağız. Kadınlar, gençler, çocuklar için adaleti sağlayacağız. Temeli adalet üstünde yükselen, vatandaş karşısında haddini ve hududunu bilen bir devlet inşa edeceğiz. Devleti, istisnasız herkesin hak ve hürriyetlerinin güvencesi haline getireceğiz.
Mafyatik siyasete, vesayetçi, çıkarcı, partizan ve milletin iradesini yok sayan bütün örgütlenmelere karşı büyük bir mücadele vereceğiz. Herkes için her yerde adaletin ve hürriyetin hakim olduğu bir ülkenin özgüvenli, birbirine yürekten bağlı vatandaşlarına hiçbir güç diz çöktüremez. Bizim tarihimiz zulme boyun eğmeyenlerin tarihidir. Bu zulümleri bitireceğiz, bu büyük karanlığı dağıtacağız. Türkiye; adaletin, özgürlüğün, refahın, bolluğun, bereketin ülkesi olacak. Türkiye; gelecekten korkmadan yaşayan, geçim derdi nedir bilmeyen, mutlu ve özgür insanların ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

ÖZEL’DEN GAZZE MESAJI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, Kartalkaya’da yangın faciasının yaşandığı gün AKP’nin kongre düzenlemesine tepki gösterdi.
Özel, “36’sı bebek ve çocuk 78 canımızı kaybettik. En çok da Bolu’nun yüreği yandı. O gün biz tüm programlarımızı iptal edip buraya koşarken, birileri Ankara İl Kongresi’nde rozeti takana kadar vefat sayısını gizli tutmaya çalışıyorlardı. Tanju Başkan, gerçek rakamın 60’dan fazla olduğunu söyledi ama onlar güle oynaya rozet taktılar. Baktılar bilirkişi heyeti, il özel idaresi diyor, turizm bakanlığı diyor çalışma bakanlığı diyor. Aldılar bilirkişi raporunu buradan bakanlığı kaldırın dediler. Biz bu tür meselelerin siyaset üstü ele alınmasını isteriz. Ama o gün yaptıkları işle, dışarıdan heyet getirmelerle, Danıştay’da daire başkanının yüreği yanmış, herkesin dudakları titriyor dinlerken. AKP’ye emek vermiş ailelelerin de canı yandı. Ortak talep şu kimseyi korumayın. Hala daha baş sorumlu bakanı koruyorlar, yazıklar olsun! Adalet gelene kadar, Kartalkaya ailelerinin de sizler yanında duruyorsunuz, bizler yanlarında duruyoruz, bundan sonra da yanlarında durmaya devam edeceğiz ve iktidar olduğumuzda, başta Soma davasındaki 301 evladımızın adalet talebi olmak üzere Soma’dan Kartalkaya’ya kadar, Hendek’le, Afyon’uyla, Çorlu’suyla ve daha sayamadığım onlarcasıyla yüreğinde adalet talebi bu yargıya, iktidar tarafından yönlendirilen bu yargıya takılan herkese söylüyorum: Yüreğinizi ferah tutun, gün gelecek, o davalar yeniden görülecek, hak yerini bulacak, adalet yerini bulacak.” dedi.
Özel, mitingdeki konuşmasında şunları söyledi:
“Beyaz Saray, Gazze planını açıkladı. Maalesef günde 100 çocuğun öldüğü yerde bütün dünya da ‘belki kan durur’ diye durdu; bir baktı ve aslında bu adil olmayan, haksız, eşitsiz yaklaşıma hiç olmazsa kan dursun diye bir şans vermeye başladı. Ama daha bunun üzerinden bir gün geçmeden İsrail, Sumud Filosu’na saldırdı.
37 vatandaşımız ve 200 aktivist şu anda İsrail’in elinde. Türkiye’de hukuk devletini işletmeyenler dünyada da vatandaşlarımıza yapılan hukuksuzluklara ses çıkaramıyorlar. 37 tane civcivini alsan İngilizin, Amerikalının, İsraillinin karşına dikilir. 37 tane canımız İsrail’in elinde; bizimkilerin hiçbir şey yaptığı yok. Buradan açıkça söylüyorum: Biz Filistin meselesinde yanarlı dönerli, çıkarlı mıkarlı ilişkilerin içine girmeyiz. Tarihsel bir tutarlılık içindeyiz.
Ağzından ‘günü gelince Filistin’i düşürmeyenler’ böyle bir süreçte Filistin planında Gazze’nin bir yandan boşaltılması, yerine Trump’ın gelmesi, oralara kendince bir takım yatırımlar yapması, önündeki hidrokarbon yataklarına çökmesi gibi Amerika’nın kazançlı çıkacağı bir planı, Filistin lehine çevirebilmek için dünya kamuoyunu harekete geçirmek durumundadır. Ben kendi adıma hem başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal’de hem Avrupa’daki bütün sol-sosyal demokrat partilerin örgütü PES’de bunun için mücadele ediyorum; etmeye de devam edeceğim. Tüm uluslararası temaslarla grubumuz Filistin’in yanındadır. Sonuna kadar arkasındadır.
‘TRUMP’IN SOFRASINA OTURDU’
Malum, 19 Mart darbesinin üzerinden tam 198 gün geçti. İktidar o gün milletin sofrasından kalktı, gitti Trump’ın sofrasına oturdu. 198 gün sonra burada Bolu’dayım ve o günlerde söylediği bir sözü Bolu’ya hatırlatayım: Diyordu ki, ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar.’ Bak, 7 ay sonra otobüsün üstüne çıktım yine. Bolu’nun gözünün içine bakıyorum. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar diyordu; milletin yüzüne bakıyorum, Bolu’nun gözünün içine bakıyorum ve buradan söylüyorum ki sen siyasi mücadeleyi bıraktın. Örneğin Erdoğan, Bolu AK Parti teşkilatına güvenmiyor; Bolu Ak Gençlik’e güvenmiyor, kadın kollarına güvenmiyor. Onun için yeni bir kol kurmuş, bizi yenmek için AK Parti’nin yargı kollarına güveniyor; yargı kolları başkanı Akın Gürlek’e güveniyor. Biz Bolu’da siyaseti, milletvekilimizle, il başkanımızla, belediye başkanımızla birlikte yapıyoruz. Biz sonuna kadar Bolu’ya inanıyoruz, gücümüzü de Bolu’dan alıyoruz; hizmeti de Bolu’ya yapıyoruz.

Oraya bir yargı kolları başkanı koymuş. Bugün Fatih Altaylı’nın duruşması vardı. 104 gündür tutuklu, boş koltuk yayınını milyonlar izliyor adam içerideyken. Tutmuş, çıktı bugün 104 günün sonunda serbest kalması dışında bir seçenek yok, yapılan suçlama ağzınla söylediği lafın başını kırpmış, sonunu kırpmış. Efendim Cumhurbaşkanına tehdit ve hakaretmiş; içinde ne tehdit var, ne hakaret. Bugün tutukluluğun devamına karar verdiler.
AYŞE BARIM MESAJI
Ayşe Hanım 13 yıl önce Gezi Parkı’na gitmiş; buradan duyuralım: Şikayetçi, bunu şikayet eden diyor ki: ‘Ayşe Barım’ı tanımam, sosyal medyadan Gezi’ye gittiğini gördüm, kızdım, şikayet ettim; gözümle görmedim’ diyor. 248 gündür tutuklu. Hakim karşısına çıktı. Gezi’ye onları Ayşe Barım götürdü dedikleri bütün sanatçılar, ‘Ayşe söylemedi’ dediler. Hatta birisi dedi ki ‘Ne Ayşe’si, ya beni Yavuz Bingöl çağırdı’ dedi. Yavuz Bingöl o zaman özgürlükçüydü, bugün darbeci oldu. Erdoğan’ın dizinin dibine oturdu. Eğer şu kadarcık haysiyeti olsa birilerinin bu ifade üzerine giderler; nasıl karga tulumba herkesi alıyorlar öyle de değil. Bir telefon açın ya, bir telefon açın; Yavuz Bingöl’e bir ifadeye çağırın, göreyim. Ama Yavuz Bingöl Gezi’de suç işlemedi. Bugün AK Parti’nin kara düzenine alet olduğu için suç işliyor.
‘FURKAN KARABAY’ TEPKİSİ
Furkan Karabay, Akın Gürlek hakkında haber yaptığı için tutuklandı; 114 gündür hapiste, arkadaşımızı bugün yine hapisten salmadılar. Onun için söylüyorum: Bizim birbirimizle uğraşmaya değil, hep birlikte mücadele etmeye, hep birlikte kazanma ihtiyacımız var. Ne diyoruz: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber.’
Bugün Bolu’da, Bolu tarihinin en önemli akşamlarından birini yaşadık. Dezavantajlı bir zamanda muhteşem bir birlikteliği hep birlikte yaşadık. Karşımızda bundan 23 yıl önce kendi hocasına Erbakan Hoca’ya ‘Yaş yetmiş, iş bitmiş’ diyen biri vardı. Bundan 25 yıl önce rahmetli Ecevit’e, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam’ diyen birisi şimdi o yaşlara geldi. Ben kimseye ne ölümü anarım ne yaşla dalga geçerim; Allah herkese sıhhat, afiyet versin. Güçleri yetiyorsa mücadele etsinler; bizi yensinler. Ama biz, gücünü Amerikalarda arayan, bu milletin gözünden ve gönlünden düşmüş olanlara karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini bir kez daha birinci parti yapmaya ve geçen seçimlerde olduğu gibi ‘Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ dedirtmeye devam edeceğiz.
‘RAKİP KONUSUNDA BİR TERCİHİMİZ YOK’
Biz oğlan mı olsun, damat mı olsun, atanmış bakanlardan TikTok’çu mu olsun; yoksa çıksın Erdoğan mı olsun? Rakip konusunda bir tercihimiz yok. Çünkü biz karşımızda kimin olduğuna değil, kimin gözünün içine baktığımıza bakıyoruz. Biz işçilerin, alın teriyle çalışanların, toprağa alnının terini sürüp oradan bereket fışkırtanların, açtığı dükkanında helal kazanç için siftah bekleyenlerin, geleceği dünyanın öbür ucunda değil hayallerini burada kurmalarını istediğimiz gençlerin partisiyiz. Biz emeklinin de, emekçinin de; yaşlıların da, gençlerin de; çiftçinin de, köylünün de, esnafın da partisiyiz. Biz bu halkın partisiyiz, biz sizin partiniziz. Hep beraber, partimizin yenilediğimiz programıyla, hükümet programımızdaki tüm vaatlerimizde açıklanan her bir vadimizle kimin yarasına merhem süreceğimizi söyleyerek, bu güzel ülkeyi güçlendirerek, kalkındırarak, adaleti, mahkemede de cüzdanda da sağlayacağız.
VERGİ HESABI
100 liralık verginin 89 lirasının milletten, 11 lirasının şirketten alındığı değil… Bugün yüzde 68 vergi dolaylı vergi. Çerezci dükkanına girince, ayakkabı alırken, elektrik faturasında, su faturasında, benzinde, telefonda fabrikatör ile kapısındaki bekçi aynı vergiyi ödüyor. Maaşlardan kesilen vergi ise yüzde 21. Etti 89. Yüzde 11 kurumlar vergisi. Biz bunu tam tersine çevireceğiz. Çok kazanan çok vergi verecek, az kazanan az verecek, kazanmayan vergi falan vermeyecek. Söz veriyoruz.
‘HER GÜN KALKARKEN ŞUNU DÜŞÜNÜN’
Her gün, sabah güneş doğduğunda yatağınızdan kalkarken şunu düşünün: İktidara dünden bir gün daha yaklaştık. İstedikleri kadar kaçsınlar, o sandığı kaçırsınlar; eninde sonunda o sandığı da getireceğiz, bu iktidarı da değiştireceğiz. Ve en sonunda, hep beraber Türkiye’yi kurtarmanın, demokrasiyi yeniden kurmanın ve bu ülkeyi hepimizin ülkesi yapmanın azmindeyiz, kararlılığındayız. Bunun için bir tek şeye ihtiyaç var: O da sizin inancınızı kaybetmemenizdir, gösterdiğiniz cesareti sürdürmenizdir. Bu meydanlara sığmayan mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeliyiz. Biz kazanacağız.”