1. Haberler
  2. Gündem
  3. Erdoğan’dan kadına şiddet mesajı: Avrupa ülkelerine göre biz çok ilerideyiz

Erdoğan’dan kadına şiddet mesajı: Avrupa ülkelerine göre biz çok ilerideyiz

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" kapsamında yaptığı açıklamada "Kadına ve çocuğa şiddet sorununu rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum. Bunun sebebi, Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine, Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz" görüşünü savundu.

featured

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” dolayısıyla düzenlenen programda konuştu.

7 Mart 2011′deki “Kadına şiddet abartılıyor” çıkışıyla hatırlanan Erdoğan şimdi de “Kadına ve çocuğa şiddet sorununu rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum. Bunun sebebi, Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine, Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz” görüşünü savundu.

‘ŞİDDETE UĞRAMIŞ HANIM KARDEŞLERİME GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİ İLETİYORUM’

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün burada, şiddet sebebiyle hayat yolculukları kesintiye uğramış, zorluklarla karşılaşmış, çoğu zaman gözyaşını içine akıtmış, derdini içine atmak zorunda kalmış tüm kadınlarla güçlü dayanışmamızı göstermek amacıyla bir aradayız.

Öncelikle kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Aynı şekilde şiddete uğramış, yaşadığı travmalar sebebiyle sıkıntı çekmiş, kadınlık onuru incinmiş tüm hanım kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Konuşmamın hemen başında bir noktanın altını önemle çiziyorum: Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, gerekse iki kız evladı babası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim.

‘AVRUPA ÜLKELERİNE GÖRE BİZ ÇOK ÇOK İLERİDEYİZ’

Eşref-i mahlûkat olan insana, hele hele kadına ve çocuğa karşı şiddet bir insanlık suçudur, insanlığa ihanettir. Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez.

“Önce insan” diyen, devlet felsefesinin temeline insanı yerleştiren, özellikle de cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın mensupları olarak böylesi bir tavır zaten bize yakışmaz. Bu konuda siyasi hayatım boyunca büyük bir hassasiyet ve kararlılık içinde oldum. İnşallah bundan geri adım atmayacağız.

Kadınların da kendi meselelerine daha fazla sahip çıktığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Her türlü şiddetin mağduru olan kadınlar itirazlarını yükselttikçe, inşallah değişim çok daha hızlı gerçekleşecektir. Sizler bu şekilde sağlam ve dirayetli durdukça, biz de sizden aldığımız güç, cesaret ve ilhamla çok daha ileri adımlar atmayı sürdüreceğiz.

Değerli hanımefendiler, çok değerli kardeşlerim; açıkça söylemek gerekirse, kadına ve çocuğa şiddet sorununu rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum. Bunun sebebi, Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine, Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz.

‘TEK BİR KAYIP BİLE ÇOKTUR’

Bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin yapmadığı, yapamadığı önleyici ve koruyucu düzenlemeleri hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Kadınlarla birlikte verdiğimiz mücadele sayesinde bu alanda büyük bir paradigma değişimine imza attık. Birazdan hukuki, idari ve iş hayatında yaptığımız düzenlemeleri sizlerle kısaca paylaşacağım. Burada mesele asla istatistikler veya istatistiki oranlar değildir. Burada esas mesele candır; yaradılmışların en şereflisi olan insandır. Merhum Neşet Ertaş’ın ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ dediği o yüce ruhtur.

Bir defa şunun anlaşılmasını isterim: Tek bir hanım kardeşimiz bile şiddete uğruyor, şiddet kurbanı oluyorsa bu, bizim için küçük kıyametin koptuğunun habercisidir. Gazetelerde okuduğumuz haberlerde, seyrettiğimiz her bir şiddet olayının aslında yarım kalmış bir insan hikâyesine, öksüz kalmış bir çocuğa, evlat acısı hiç dinmeyen anne babaya, sönüp giden hayallere tekabül ettiğini aklımızdan bir an olsun çıkaramayız. Tek bir kayıp bile çoktur.

‘GAZZELİ KADINLARA YÖNELİK BARBARLIK HAK ETTİĞİ TEPKİYİ GÖRMEDİ’

Adına hüzün vericidir; istatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir. Biz meseleye bu zaviyeden, yani tamamen insan merkezli bakıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede elde ettiğimiz tüm başarılara rağmen, şiddeti sıfırlayamamanın üzüntüsünü her müessif olayda hissediyoruz.

Kıymetli misafirlerimiz, elbette bunları açık yüreklilikle ifade ederken şu gerçeğin de farkındayız: Dünyada her gün binlerce insan, bilhassa kadın ve çocuklar, farklı sebeplerle fiziki ya da psikolojik şiddete uğruyor.

Örneğin Avrupa’da her yıl 2.300 kadın, eşleri veya eski eşleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Keza çatışma ve savaşların yükünü de en fazla kadın ve çocuklar çekiyor. İsrail’in son iki yılda Gazze’de katlettiği çocukların sayısı 20 binin üzerinde. Gazze soykırımında şehit olan 70.000 Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bunlar, vicdan sahipleri için son derece ürkütücü rakamlardır. İnsanlıktan nasibini almış bir kimse bu trajedilere kayıtsız kalamaz.

Hal böyleyken uzun süredir üzüntü ve utanç verici bir çifte standartla karşı karşıyayız. Gazzeli kadınlara yönelik barbarlık, son iki yılda şahit olduğumuz üzere hak ettiği tepkiyi görmedi. Failin ve mağdurun kimliği, verilecek tepkinin dozunu burada da belirledi. İsrail’in işlediği cinayetlerin vehametiyle orantılı bir baskı ne yazık ki kurulmadı. Bunun vicdanlarda açtığı yarayı en iyi, şu an bu salonda bulunan Gazzeli kardeşlerimiz biliyor.

‘TEPKİLERİN ÖLÇÜSÜNÜ FAİLLERİN KİMLİĞİNE GÖRE AYARLAYANLAR ZULME ORTAK OLMUŞTUR’

Burada çok açık ve net söylüyorum: Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar, o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Kadına ve çocuğa şiddeti belli bir bölgeye, ülkeye veya topluma mal eden yaklaşımlar, sorunun çözümüne değil, kronikleşmesine sebep oluyor.

Aynı çevreler, Gazzeli kadınları görmedikleri gibi bugün popüler kültürün mağdur ettiği kadınları, kapitalist sistemin vahşi dişlileri arasında ezilen kadınları, moda sektörünün metalaştırdığı kadınları da görmezden geliyor.

Oysa kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı; aması, fakatsızı olmadan karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir. Bunlarla mücadele etmek de insan olarak birbirimize karşı görevimizdir. Kadına şiddet gibi özünde insani bir meselenin ideolojik kavgalara meze yapılmasını, mevzi savaşlarına alet edilmesini bizler tasvip etmiyoruz.

Gazze soykırımının bu konuda küresel düzeyde bir öz eleştiriye vesile olmasını diliyorum. Biz Türkiye olarak ülkemizde olduğu gibi dünyada da kalıpları zorlamaya ezberleri değiştirmeye konformistlerin rahatını bozmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim, unutmayın: Zalimin de mazlumun da kimliğine bakmadan hakkı savunacak, hakikatleri her platformda gür bir seda ile haykıracağız. Bir kardeşiniz olarak sizlere sesleniyorum; Türkiye bugüne kadar hep yanınızda oldu, inşallah hep yanınızda olacağız.

Buradaki kardeşlerimin şahsında Gazze’nin cefakâr, fedakâr ve her biri direniş abidesi olan cesur kadınlarını bir kez daha saygıyla selamlıyor, şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum.

‘ŞEHİR HAYATINDA AİLENİN YÜKÜ ARTMAKTA’

Değerli dostlarım, çok değerli kardeşlerim; toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın kilit taşı kadındır. Eğer kadın mutluysa aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet, en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir.

Şurası bir gerçektir ki bizim kültürümüzde aile, mahremiyeti olan bir yapıdır. İşte bu yıl ilan ettiğimiz gibi “Aile Yılı” olarak ilan ettik. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi, kişinin mahremi olarak görülür. Ama zulüm varsa, haksızlık varsa, şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet, kişiyle sınırlı bir hadise değildir. Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir.

Müdahale edilmeyen her şiddet olayı toplumda mayalanıyor, zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar, daha sonradan meselelerini şiddetle çözmeye meyil ediyor.

Bu tür sorunları engellemenin yolu; sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi, başta çocuklar olmak üzere herkesin yuvası hâline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale güvenle taşıyabiliriz.

Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mani olamayız. Bakınız, bunu özellikle şunun için söylüyorum: Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yük de artmaktadır.

‘KADIN İLE ERKEK ARASINDAKİ ROL DAĞILIMININ ADALETLİ YAPILMASI ŞARTTIR’

Kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda, eski alışkanlıkların ve eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez.

Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde, annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Herhalde babalar alınmıyor, değil mi? Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken, çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil, babaların da birinci görevidir.

Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum: Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. Evlat sahibi tüm babalarımızdan; eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyoruz.”

AKP İKTİDARININ KADINA BAKIŞI

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin sayısı her geçen gün artarken AKP’li isimler de kadına yönelik cinsiyetçi söylemleriyle tepki çekti.

12 Aralık 2018’de  Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde bugün “Şehir ve Medya” başlıklı panele konuşmacı olarak katılan eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek,  ODTÜ Mezuniyet Töreni’ndeki bir pankarta ilişkin yaptığı paylaşımla ilgili soruyu yanıtlamıştı.

Gökçek, “Mini etek giyiyorum evet. Gece dışarı da çıkıyorum. Bunu neden siz böyle attınız?” diye soran kız öğrenciye “Yapıyorsan da o zaman neticesine katlanırsın, o zaman diyorum.” diyerek yanıt vermişti.

28 Temmuz 2014’te dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa Valiliğin tarafından düzenlenen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada “Erkek zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise, iffetli olacak. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak” demişti.

2 Haziran 2012’de kürtajla ilgili soruyu yanıtlayan Melih Gökçek, “Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor. Anası kendisini öldürsün” ifadelerini kullanmıştı.

2013 yılının Kasım ayında AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, sunucu Gözde Kansu’nun kıyafetini eleştirerek, “Bir hanım, aşırı dekolte ile bir yere giderse kabul edilebilir mi? Bir sunucu öyle bir kıyafet giymiş ki olmaz böyle kardeşim.” demişti.

AKP’li Ayhan Sefer Üstün de, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olduğu dönemde “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum. Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı. Bosna’da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular.” demişti.

Erdoğan’ın “Mehmet Şimşek’in koordinasyonundaki ekip bu doğrultuda hazırlıklar yapıyor” diyerek Türkiye’nin ekonomisini yeniden emanet edeceğini açıkladığı eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise işsizlik oranının yükselmesini şu sözlerle açıklamıştı: “Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.”

7 Mart 2011′de konuşan Başbakan Erdoğan, “Kadına şiddet abartılıyor” derken, AKP’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ise “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik.” demişti.

Erkek arkadaşı tarafından başı kesilerek katledilen Münevver Karabulut için İstanbul Eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah “Kızlarına sahip çıksalarmış..” derken, Erdoğan “Çocuğumuz öyle nereye giderse gitsin olmaz. Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya..” ifadelerini kullanmıştı.

24 Kasım 2014’te Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) düzenlediği I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kadın ile erkeğin fıtratlarının farklı olduğunu ve eşit tutulamayacaklarını söylemişti. Kadın kadına ve erkek erkeğe eşitliğin doğru olduğu görüşünü savunan Erdoğan, “Kadınların ihtiyacı olan, eşitlikten ziyade eş değer olabilmektir” demişti.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 25 Kasım 2025, 16:24

    Tıpkı faiz sebep enflasyon sonuçtur mantığı gibi. Nasılsa bol bol şakşakçı var.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!