1. Haberler
  2. Gündem
  3. Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası

Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası

YouTube kanalındaki programında söylediği sözleri gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına tehdit” suçlamasıyla 158 gündür tutuklu bulunan Fatih Altaylı 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılarak hükmen tutuklanmasına karar verildi.

featured

YouTube kanalındaki programında söylediği bazı sözleri gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına tehdit” suçlamasıyla 22 Haziran’da tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda ikinci duruşmada hakim karşısına çıktı. Celal Şengör, İlber Ortaylı, Murat Bardakçı, Galatasaray Lisesi’nden arkadaşları, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, Fatih Altaylı’ya destek için adliyeye geldi.

Savcılık, celse arasında sunduğu esas hakkında mütalaasını tekrar ederek Fatih Altaylı’nın “Cumhurbaşkanına tehdit” suçundan 5 yıldan az olmamak kaydıyla hapisle cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti.

Anka’nın aktardığına göre, esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yapan Altaylı, şunları söyledi:

“Gazeteci arkadaşlarımdan rica ettim; ‘Benim yayınımdan sonra Sayın Cumhurbaşkanı’nın programında en ufak bir değişiklik olmuş mu? Tedirginlik, korku, program iptali gibi bir durum yaşanmış mı?’ diye sordum. Avukatlarım aracılığıyla bana tüm bilgileri gönderdiler. Haziran’dan Temmuz ve Ağustos aylarına kadar Cumhurbaşkanı’nın programlarında hiçbir değişiklik olmadığı görülüyor.

‘HEM BANA HEM DE CUMHURBAŞKANINA HAKSIZLIK’

Zaten ben bir örgüt mensubu değilim, şiddet geçmişim yok, bir tehdide işaret eden çevrem ya da etkim yok. Karşınızda duran sıradan bir vatandaşım. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın benim tarihsel bir örnek üzerinden yaptığım değerlendirmelerden korkması, tedirgin olması veya bir saldırı tehdidi altında olduğunu düşünmesi mümkün değildir.

Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanı’nı tanıyan herkes şunu bilir: İsrail’le, Mossad’la restleşmiş, darbe girişiminde Marmaris’ten Yunanistan’a gitmek yerine İstanbul’a gelmiş bir kişiden bahsediyoruz. Cumhurbaşkanı korkan birisi değildir; tarihi bir örnekten de niye korksun?

Bu nedenle hem bana hem de Sayın Cumhurbaşkanı’na bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

‘FİKRİ OLARAK HAKSIZLIĞA UĞRADIM’

Aslında iddia makamı da mütalaanın sonunda zımnen benim Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmediğimi kabul ediyor. Benim bahsettiğim şey geçmiş yıllarda yaşanmış olaylardır. Ben demokrasinin erdeminden, sandığın öneminden ve tarihsel bir örnekten söz ediyorum. İddia makamı bile benim şahsen böyle bir girişimde bulunacağıma ilişkin tek kelime dahi söyleyememektedir.

Cezaevinde olduğum için değil ama fikri olarak haksızılığa uğradığımı söylemek istiyorum. Şu an karşınızda olmaktan utanç duyuyorum demeyeyim ama çok gereksiz buluyorum. Heyetinizden beraatımı talep ediyorum.”

ALTAYLI’NIN AVUKATLARI SAVUNMA YAPTI

Altaylı’nın sözlerinin ardından avukatlarının savunmalarına geçildi.

Avukat Ömer Teker savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Müvekkilim 158 gündür tutuklu bulunuyor. Bugüne kadar geldiğimiz noktada mevcut delilin dışında başka bir delil dosyaya sunulmadı. Zaten dosyada da tek bir delil mevcut. Ortada maddi unsurları oluşmuş bir suç da yok. Müvekkilimin programında sarf ettiği sözlerden Cumhurbaşkanı’nın korkmuş olabileceği abesle iştigal. Müvekkilimin beraatını talep ediyorum.”

Aradan önce savunmalarda son sözü alan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, avukat Erinç Sağkan, “Sayın Altaylı’nın söylemlerinin tehdit niteliğinde olmadığını meslektaşlarımız anlattı. İlk günden itibaren sağından solundan kopartılarak bazı cümlelerin bir araya getirilmesiyle karşı karşıyayız. Bu mütalaa başında itibaren devam eden hukuka aykırılıkların aynası olmuştur. Velev ki iddia makamının dediği gibi bir anlam olsun, burada mutlak imkansızlık söz konusudur. Suç tipi bakımından suçun hem maddi hem manevi unsurları oluşmamıştır. Sayın Altaylı’nın kaçma şüphesi yoktur, kaçma şüphesi somut olguyla ortaya konulamamış. Tutukluluk tamamen hukuka aykırı, basın özgürlüğü anlamında da tüm basına gözdağı. Bu tutukluluk artık bir cezalandırmaya dönüştü” dedi.

Tüm avukatların savunmaları yapıldıktan sonra son sözü sorulan Altaylı “Avukatlarımın görüşlerine aynen katılıyorum. Beraatımı talep ediyorum.” dedi.

KARARIN ARDINDAN FATİH ALTAYLI ELİNDEKİ KAĞITLARI FIRLATTI

Yaklaşık bir saat aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Altaylı’nın üzerine atılı suçtan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Hükümle birlikte “adli kontrollerin yetersizliği ve kaçma şüphesi” gerekçe gösterilerek Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Altaylı hükmün açıklanmasının ardından elindeki kağıtları havaya fırlattı. Karar izleyiciler tarafından yuhalandı.

İZLEYİCİDEN MURAT BARDAKÇI’YA TEPKİ: ‘SİZİNKİLER KAZANDI MURAT BEY’

Altaylı’nın Galatasaray Lisesi’ndeki bir alt döneminden arkadaşı ise Murat Bardakçı’ya dönerek “Sizinkiler kazandı Murat Bey, biz Atatürkçü bir Türkiye için uğraşıyorduk” diyerek tepki gösterdi.

TBB BAŞKANI SAĞKAN’DAN AÇIKLAMA

Duruşmanın ardından Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Altaylı’nın avukatı Erinç Sağkan karara ilişkin açıklama yaptı. Sağkan, açıklamasında şunları kaydetti:

“Mahkeme heyeti bugün yaptığı değerlendirmede tehdit suçunun unsurlarının oluştuğu yönünde bir kanaat oluşturdu. Ancak daha da dikkat çekici olan, bunu bir “fiilî saldırı” olarak nitelendirdi. Yani bir YouTube yayınında sözle ifade edilen unsurların fiilî saldırı kapsamına sokulduğunu bugün bir mahkeme kararıyla görmüş olduk. Ve alt sınırı 5 yıl olduğu için, TCK 62. madde kapsamında iyi hâl indirimi uygulanarak 4 yıl 2 aylık bir hüküm tesis edildi.

Bence daha da ağır olan konu ise, kaçma şüphesi gerekçesiyle Fatih Altaylı hakkında hükmen tutuklama kararı verilmesidir. Bugüne kadar defalarca mahkemeler tarafından çağrıldığında giden, yurt dışında olduğu zamanlarda bile çıkıp gelen bir kişi hakkında kaçma şüphesine dair somut hiçbir olgu ortaya konulmadan verilen bu karar tamamen hukuka aykırıdır. Açıkçası bu kararı şöyle okumak gerekiyor: Fatih Altaylı üzerinden, bu dosya üzerinden tüm basına bir gözdağıdır. Bunun başka bir açıklaması yok. Artık bunu hukuken gerekçelendirebilmem ve yorumlayabilmem mümkün değil.

‘BU ÇOK NET BASININ TAMAMINA VERİLMİŞ BİR GÖZDAĞIDIR’

158 gündür bir kişinin tutukluluğu devam ediyor. Kaçma şüphesine ilişkin hiçbir olgu olmadığı hâlde bir mahkeme tarafından derhal serbest bırakılması gerekirken tutukluluğun devam ettirilmesi, Türkiye’de artık sadece bireysel bir mağduriyet olarak okunmamalıdır. Bu çok net şekilde basının tamamına verilmiş bir gözdağıdır. Muhalif tüm sesler üzerinde bir baskı aracıdır. Tamamen uzak hissetmelerinin nelere sebep olabileceğinin en somut örneklerinden birini bugün yaşamış bulunuyoruz.

‘TÜRKİYE HUKUK DEVLETİ ÇİZGİSİNDEN TAMAMEN UZAKLAŞMIŞTIR’

Türkiye, üzülerek net bir şekilde ifade etmek istiyorum ki hukuk devleti çizgisinden tamamen uzaklaşmıştır. Türkiye’de tutuklamalar artık bir cezalandırma ve korkutma aracı olarak kullanılmaktadır. Eğer Hakimler ve Savcılar Kurulu bu duruma etkili bir şekilde müdahale etmezse; hem bu dosya özelinde müfettiş görevlendirilerek gerekli değerlendirmenin yapılması hem de Türkiye’de artık mecrasından tamamen çıkartılarak uygulanan tutuklama ve adli kontrol süreçlerinin yeniden ele alınması zorunludur. Aksi takdirde Türkiye’nin hâlâ bir hukuk devleti çizgisinde olduğunu vatandaşlara anlatma imkânımız kalmayacaktır.

Türkiye’de yurttaşlarımızın çok büyük bir kısmı artık kendilerini hukuki güvenlik içinde hissetmemektedir. Bunu yeniden hissettirebilmenin tek yolu, hukuk devleti çizgisinden çıktığımızı kabul etmek ve geçtiğimiz günlerde Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından verilen kararda olduğu gibi, haksız tutuklamalardan doğan tazminatlarda sorumluluğu bulunanlara rücu sisteminin etkin biçimde işletilmesini sağlamaktır. Bu denetimsizlikle, kendini hiçbir sınırlamaya tabi görmeyen bu hukuk tanımazlıkla başka türlü mücadele edebilme imkânı yoktur kanaatindeyim.”

‘TUTUKLULUK ARTIK CEZALANDIRMANIN ÖTESİNE GEÇMİŞTİR’

Sağkan, Altaylı’nın daha ne kadar içeride tutulabileceğine ilişkin soru üzerine de “Türkiye’de infaz sistemi o kadar sık değiştiriliyor ki, biz avukatlar için bile takip edilmesi son derece zor bir alan haline geldi. Adeta kısmi af niteliğinde sayılabilecek uygulamalar infaz rejimi üzerinden hayata geçiriliyor. Neredeyse başlı başına ayrı bir hukuk dalı haline geldi infaz sistemi.

Bu ceza bakımından koşullu salıverilmesine kadar geçecek sürede 1/2 infaz oranı uygulanacaktır. Ayrıca son bir yılın denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirilmesi de hesaba katılmalıdır. Dolayısıyla Altaylı’nın aldığı ceza ve bugün itibarıyla yaklaşık 5 ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğu gözetildiğinde, bu tutukluluk tamamen infaza dönüşmüştür. Yani bu tutukluluk artık cezalandırmanın ötesine geçmiştir ve gerekçesi de tamamen hukuka aykırıdır.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!