1. Haberler
  2. Siyaset
  3. DEM’den ‘umut hakkı’ ve ‘Hakan Fidan’ çıkışı

DEM’den ‘umut hakkı’ ve ‘Hakan Fidan’ çıkışı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, "Umut hakkı, Sayın Abdullah Öcalan dâhil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmadan hukuki zemin eksik kalır. Barış sürecinin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir" görüşünü savundu. Hatimoğulları, toplantı sonrasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Irak konusundaki, "Suriye'ye bakıp ders çıkarmalılar. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı da var" şeklindeki sözlerini değerlendirdi. "Sayın Hakan Fidan'ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz" diyen Hatimoğulları, "Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretilebilir diye bakılıyor. Yaptığı bu açıklamayı bu sürecin ruhuna uygun olarak görmüyoruz" ifadelerini kullandı.

featured

Meclis’teki grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, açılım sürecine dair mesajlar verdi.

Sürecin uzun süredir Suriye ve sınır ötesi gelişmelere bağlandığını söyleyen Hatimoğulları, “Türkiye’de barışı başka dosyaların rehinesi hâline getirmeyin” sözleriyle iktidara seslendi.

‘UMUT HAKKI ÖCALAN DAHİL…’

Sürecin demokratikleşme, hukuk ve özgürlükler boyutunda ilerlemesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir zeminde “barış” söyleminin inandırıcılığını yitireceğini, infaz rejimi ve TMK başta olmak üzere kapsamlı değişiklikler gerektiğini savundu. Hatimoğulları, “Umut hakkı, Sayın Abdullah Öcalan dâhil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmadan hukuki zemin eksik kalır. Barış sürecinin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir” ifadelerini kullandı.

 

HAKAN FİDAN’A: BU AÇIKLAMA SÜRECİN RUHUNA UYGUN DEĞİL

Grup toplantısının ardından da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Irak konusunda yaptığı açıklamada, “Suriye’ye bakıp ders çıkarmalılar. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı da var” şeklindeki açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Tabii bu sürecin ilerlemesinde sıklıkla başta Hakan Fidan olmak üzere hükümet yetkililerinden yapılan açıklamalarda sürekli Suriye’nin beklendiği ifade edildi. Biraz önce grupta da ifade ettiğimiz gibi Suriye’de atılan adımlar ve 30 Ocak Mutabakatı’nın hayata geçmesiyle beraber süreç çok ciddi bir biçimde hafifledi. Biz hafiflemiş olan bu süreçte yol alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu haftadan itibaren Türkiye’nin temel gündemi ve temel konusunun komisyonun çalışmaları ve yeni atılacak somut adımların olmasını beklerken Sayın Hakan Fidan’ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz. Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretilebilir diye bakılıyor. Yaptığı bu açıklamayı bu sürecin ruhuna uygun olarak görmüyoruz. Biz bölgesel düzeyde barışın ilerlemesi için daha yapıcı adımların atılmasını beklemekteyiz.”

DEM PARTİ ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEK Mİ?

“DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek için randevu talebinde bulunuldu mu? Netleşen bir tarih var mı?” sorusuna Hatimoğulları, “Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüşme var fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça Heyetimiz ve parti sözcülerimiz bunları sizlerle paylaşacaklar. Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Basın da bunu defalarca yazdı. Bu gerçekleştiği zaman sizlerle tarihini paylaşacağız” yanıtın verdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın grup toplantısında açılım sürecine ilişkin açıklamaları şöyle:

“Türkiye’deki barış ihtiyacı uzun bir süredir Suriye’ye, Rojava’ya ve sınır ötesi gelişmelere bağlandı. Her defasında “önce orası” denildi. Barış sürecinde somut adımlar atılmadı. Biz DEM Parti olarak defalarca söyledik: Türkiye’de barışı başka dosyaların rehinesi hâline getirmeyin, dedik.

’30 OCAK MUTABAKATI SABOTE EDİLMEMELİ, TÜRKİYE HAYATA GEÇMESİ İÇİN KATKI SUNMALI’

Bugün gelinen noktada SDG ve Şam yönetimi arasında 30 Ocak Mutabakatı imzalandı. Pratikte de bu mutabakatın gereklilikleri üzerine çalışmalar yürüyor. Uluslararası topluma düşen görev, Suriye’de tarafların sağladığı uzlaşıya destek vermektir. Türkiye’ye bu konuda daha büyük görev ve sorumluluk düşüyor. 30 Ocak Mutabakatı sabote edilmemeli; komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için katkı sunulmalı. Bu, hem Suriye’nin hem de Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir.

‘KOMİSYONUN ORTAK RAPORU TEMENNİLERİN ÖTESİNE GEÇMELİ’

Gelelim Türkiye’deki sürece: 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor. Artık Türkiye’deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı. Şimdi süreci hızlandırmalı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor, temennilerin ötesine geçmeli; barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koymalıdır. Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir.

‘DAĞDA OLANLARIN DEMOKRATİK YAŞAMA KATILIMINI SAĞLAYACAK BİR SÜREÇ’

Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz. Birincisi demokratikleşmedir: Barış, demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir; demokrasiyle eşzamanlı yürümek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyım uygulamalarının kaldırılmasıdır. Seçilmişler makamlarına, kayyımlar kendi görevlerine dönmelidir. Komisyon raporu, barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. Barış; dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılmışların demokratik yaşama onurlu biçimde katılımını sağlayacak bir süreçtir.

‘ANAYASAL VATANDAŞLIK VE EŞİT YURTTAŞLIK’ VURGUSU

Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğe kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Anadilde eğitim lütuf değil haktır; kültürel inkâr sürdükçe barış kök salamaz. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır.

‘UMUT HAKKI ÖCALAN’A DAHİL TANINMADAN HUKUKİ ZEMİN EKSİK KALIR’

İkincisi hukuktur: Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitirir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, tüm Kobane davası tutsakları; Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve bütün siyasi mahpuslar içerideyken barış sağlam zemine oturamaz. Kent Uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar, bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalı. Komisyon raporu; TCK, TMK ve infaz hukukunda kapsamlı değişiklik önerileri içermelidir. TMK demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı; infaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmelidir. Umut hakkı, Sayın Abdullah Öcalan dâhil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmadan hukuki zemin eksik kalır. Barış sürecinin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir.

Üçüncüsü özgürlüklerdir: Barış, toplumun nefes almasıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olmaz. İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalı; Aleviler başta olmak üzere bütün farklı halklar ve inançlar özgürce yaşayabilmeli. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel sosyal haklar üzerinde çalışılmalı. Kadınların ve çocukların yaşam hakkı korunmalı; şiddet ve istismara karşı etkin mücadele yürütülmeli. Zira Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun geçen hafta açıkladığı rapora göre ocak ayında 22 kadın cinayeti, 14 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş. Bugün yol alınacaksa demokrasi, hukuk, özgürlükler ertelenmemelidir.

Biz DEM Parti olarak çok netiz: Barış, iktidarın ya da bir başkasının kullanacağı bir aparat olamaz. Barış; demokrasiyle birlikte yürüyen, hukukla güvence altına alınan, özgürlüklerle güçlenen bir halk iradesidir. Gerçek ve onurlu bir barış hakiki güvenliğin ta kendisidir. Eğer gerçekten bu sürece dinamizm kazandırılmak isteniyorsa adres bellidir: Demokrasi, hukuk ve özgürlükler. Bunun dışındaki her söz, barışı ertelemenin başka bir adıdır.”

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!