Şükrü Göksoy yazdı…
”Halk sel gibi, durduramam” diyen Özgür Özel ve ekibi aslında ne demek istiyor?
Kısacası, “Biz üzerimize düşen görevi yapıyoruz, siz de artık oyalanmayın, bitirin şu işi” babından bir söz söylüyorlar. İktidara yürüyen bir lider bu cümleyi kurar mı? Kurar. Görevli insanlar bunu hep yaptılar ve yapmaya da devam ederler.
”YCHP 2.0″ versiyonuna geçilmesine neden olan o kirli kaset darbesinin öncesinde Deniz Baykal ne yapmıştı? Baykal’ın “CHP 1.0″ı, demokratik bir romantizmle bir çıkış yapmıştı. O çıkış, bugünkü düzenin yolunu açan meşhur Siirt çıkışıydı. O seçimden sonra her şey çok çabuk ilerledi. Partiye monte edilen Kemal Kılıçdaroğlu ve paralelleri, yavaş yavaş yapıya nüfuz etti. Önce ön seçimleri sabote ederek kendi yancılarını partinin birçok kademesine yerleştirdiler; akabinde ise Kılıçdaroğlu’nun normalde asla yapamayacağı çıkışları yapmasını sağlayarak, onu genel başkanlığa taşıyan tezgahı kurdular.
Bu tezgah; TESEV, TÜSEV ya da her neyse, Soros ve FETÖ okullarında turuncu taktiklerle nakış nakış işlenerek hazırlanmıştı. Artık iş, darbenin Baykal’ın uçkurunu çözmesine kalmıştı. Kasetler ve kameralar hazırdı; nitekim Baykal o uçkuru çözdü. Büyük bir patırtı koptu. Öyle ya, ortalıkta Kılıçdaroğlu gibi “temiz” isimler varken, Baykal gibi bir başkan CHP’yi yönetebilir miydi? Yönetemezdi. Tertemiz, pürüpak bir turuncu Truva atı olarak Kılıçdaroğlu kapıda bekliyordu. Yılların Önder Sav’ı, örgütü ilmek ilmek dokuyan o en deneyimli isim bile teslim olmuştu.
Böylece “YCHP 2.0″a geçildi. Kürtçüler, Sorosçular, FETÖ yancıları, “Yetmez ama evet”çiler, Kürtçü siyasal hareketten yüz bulamayanlar, AKP tedrisatından geçmiş ve oradan kovulmuş olanlar… Hepsi YCHP’de kendine yer buldu. CHP öylesine bir parti haline geldi ki, gerçek CHP’liler bile partiyi tanıyamaz oldu. Bu parti artık “anam babam partisi” değildi; resmen “YCHP” (Yeni CHP) olmuştu. Kısacası, 2.0 iş başındaydı.
CHP’nin devlet kuran parti olması sebebiyle, bu yapıya gönül veren devletçi, laik ve seküler insanlar eli mahkum bu YCHP’den umut beklemek zorunda bırakıldılar. Ve ardından gelsin açık hava YCHP tiyatrosu… Kimler, kaç seçimler, kaç adaylar geldi geçti ama hiçbir seçim kazanılamadı. “CHP 1.0″a oy veren o %25’lik sempatizanlar, partililer, mecburiyetten umudunu tüketmek istemeyenler ve körü körüne CHP’li olanların hepsi aldatıldı. O eski CHP artık YCHP olmuştu ve insanların umdukları, bekledikleri karşılık bulmamıştı.
Kılıçdaroğlu neler yapmadı ki? Ekmeleddin’den masallar, Sadullah Ergin’den salvolar, Sezgin Tanrıkulu’ndan vatan aşkı, İnce’den “adam kazandı” teslimiyetleri, 6’lı masadan haberler ve siyasal İslam’a hediye edilen 50’den fazla milletvekili… Üstelik “Ben başkan olacağım” diye yola çıkarken bile utanmayan bir Kılıçdaroğlu vardı. Ancak Kılıçdaroğlu öylesine bir yol döşemişti ki, o yolun sonu doğrudan cehenneme —pardon, Özgür Özel, İmamoğlu ve ekibine— çıkıyordu. Yani bu yol artık, 2.0 YCHP’nin yetmediği yerde, “YCHP 3.0” olan Özgür Özel-İmamoğlu ekibinin YCHP’sine evriliyordu.
Özgür Özel ve İmamoğlu ekibi YCHP’yi öyle ya da böyle teslim aldı. Halk yılgın, bitkin, bitap ve kaygı içindeydi. 2023 seçimleri sonrasında bu 3.0 revizyonu başarıya ulaştı. 2024 belediye seçimlerinde Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin ince eleyip sık dokuduğu belediye başkan adayları tek tek seçildi, onaylandı ve seçime gidildi. Büyük bir galibiyet ve başarı kazanıldı. “YCHP 3.0″da gözler gülüyor gibiydi.
Ancak cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın asıl adayı Mansur Yavaş gibi görünüyordu. Anadolu’da büyük karşılığı olan bu adayın yolu, İmamoğlu’nun marifetiyle kesildi ve cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu oldu. Bu durum tabii ki planlara uymadı. İmamoğlu ekibinin ve Özgür Özel’in yanlışları da buna eklenince; İmamoğlu’nun hapse (Silivri’ye) gönderilme tehdidiyle başlayan çözülme sürecinde, ilmek ilmek, tek tek aday yapılan birçok YCHP’li başkan ya AKP’ye geçti ya da hapse atıldı.
Halk tepkiliydi, yükselen bir halk muhalefeti vardı. Şehir şehir Anadolu’yu gezen, mitingler zinciri yapan YCHP ve Özgür Özel, bir kez bile “Türk” demezken “Kürt” demeyi ihmal etmedi. Cumhurbaşkanına doğrudan muhalefet etmek yerine, çevresinde dolanmayı seçti. 3.0’a geçildiğinde cumhurbaşkanıyla “yumuşama” süreci yaşayan, ona mesir macunu götüren Özgür Özel; ağır ekonomik ve sosyal şartlarda birinci parti olmalarının sonucu olarak iktidarı sallaması gereken yerde, kendisi sallanmaya başladı. Türk milletinin ağır ekonomik ve sosyal şartlarını göremedi.
Bütün bu “gaz çıkarma” mitinglerinin sonunda, bıçak kemiğe dayanıp kapısına gelince, elinde halkı ve muhalefeti yönlendirecek güçlü argümanlar varken yine “Türk” diyemedi ve en sonunda “Halk sel gibi, önünde ben bile duramam” dedi.
Demek ki “YCHP 3.0”, görevini ifa ederken zorlanıyor. Yükselen halk muhalefetini istediği gibi manipüle edip yönetemiyor. NATO toplantısı, Barack Obama’nın teokrasi çıkışları, S-400 konusu,İsraille ticaret, Palantir mevzusu, “2. Açılım” söylentileri, Milli Eğitim’deki ucubelikler, ağır ekonomik ve sosyal koşullar… Demek ki tüm bu hayati olaylar ve konular dillendirilmiyor. Halkın talepleri, öylesine başka “tavşana bak” olaylarıyla manipüle edilmek isteniyor ki, artık başarılamıyor. Çünkü halkın talepleri artık manipüle edilemez durumda ve Özgür Özel-İmamoğlu’nun “YCHP 3.0″ı halkın önünde duramıyor; Özgür Özel bu yükle zorlanıyor.
Bu halka artık bir “CHP 4.0” gerekir. Ve o parti bu YCHP olmayacak; yepyeni, bambaşka bir CHP olacak. Kim bilir?










