1. Haberler
  2. Analiz
  3. Elli bin liralık ders

Elli bin liralık ders

featured

Ömer Kırlı yazdı…

Bize hep “Muğla” dediklerinde masmavi koyları, tatil beldelerini anlattılar. Oysa bu toprakların altında yatan asıl zenginlik, ne denizi ne de güneşidir. Muğla’nın asıl zenginliği; her bir zerresine sinmiş olan Cumhuriyet ruhu ve o ruhu canı pahasına koruyan vatanseverlerin mirasıdır. Bu gerçekleri anlamak için sadece haritaya bakmak yetmez; o haritanın altına imzasını atanların ruhuna inmek gerekir.

Gerçek devrimciliği görmek istiyorsanız, Muğla’nın geçmişine bakın. Orada Hafız Sabri Aksoy’u göreceksiniz. Bir yanda Milli Mücadele’nin barut kokan siperlerinde “Serdengeçti” olan, diğer yanda Muğla’nın sessiz sokaklarını keman sesiyle tanıştıran o muazzam ruhu…

Sabri Bey, bir elinde vatanın namusu olan silahı, diğer elinde Cumhuriyet’in aydınlık yüzü olan keman yayını tutuyordu. İşte gerçek Türk aydını budur: Hem mazisine sahip çıkmak hem de karanlığa sanatla, fenle meydan okumak!

​Ancak bu ruhun en büyük dersi, 1935’in bir Şubat akşamında Fethiye açıklarında verildi. Ege Vapuru’nun güvertesinde, o mavi gözlü dev, halkın coşkusunu izlerken bir emir verdi. Donanma bir torpil patlatacak, şanına yaraşır bir şenlik olacaktı. Ancak torpilin bedeli “elli bin lira” olarak telaffuz edildiği an, o emir bir şimşek gibi geri çekildi: “Vazgeçin! Bu millet o kadar zengin değildir.

“Biz bu tarihi gerçekleri; bugün arşivlerin tozuna talip olan akademisyenlerimizin (Örn: Doç.Dr. B. Akça) titiz araştırmaları sayesinde öğreniyoruz. Onlar yazmasa; biz Atatürk’ün o geceki vakur kederini, Cavit Aker’lerin direnişini, Ünal Türkeş’lerin vefasını nereden bilecektik?

​Muğla artık sadece bir coğrafya değil, bir duruşun adı olacak. Bu anlamlı yolculukta bize omuz veren, Muğla’nın bu eşsiz tarihini tüm Türkiye ile buluşturma imkânı sağlayan Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Genel Başkanı Sayın Serkan Öz’e en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.

‘ELLİ BİN LİRALIK HAYSİYET’

​Atatürk’ün o gece Fethiye’de verdiği ders, bugün her mecliste, her makam odasında ders olarak okutulmalıdır. O, gösterişin büyüsüne kapılmadı; alkışın şehvetine düşmedi.

Devletin parasını, milletin alın terini “şahsi şerefi” uğruna çarçur etmedi. Bir torpilin patlamasıyla gökyüzü belki birkaç saniye aydınlanacaktı ama o torpili patlatmayarak Türk devlet geleneğinin namusunu sonsuza dek aydınlattı.

İşte budur Atatürkçülük! Budur vatanseverlik! Halkı yoksullukla boğuşurken saltanat sürmek değil, o yoksul milletin tek bir kuruşunu bile namusu bilmektir.

Bu hikâye sadece Muğla’nın değil, tam bağımsız ve onurlu Türkiye’nin manifestosudur. Muğla’nın sessiz çığlığı artık Veryansın Tv’de yankılanacak. Yalanların ve unutturulmaya çalışılan hatıraların üzerine kalemimizle yürüyeceğiz. Sağ olsunlar, var olsunlar…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!