1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den İran hakkında ilk yorum… Ekrem İmamoğlu’na açılan yeni davayı duyurdu

Özgür Özel’den İran hakkında ilk yorum… Ekrem İmamoğlu’na açılan yeni davayı duyurdu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları hakkında yaptığı ilk açıklamada "İran'daki kadınları kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür. İran'ın kararını İran halkı verecektir" ifadelerini kullandı. Özel, ayrıca Ekrem İmamoğlu'na açılan yeni davayı duyurdu.

featured

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” miting serisinin Burdur’da gerçekleştirilen 93’üncüsünde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları hakkında mesajlar veren Özel, “İran konusunda Türkiye’nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran’da istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye’nin takip etmesi gerekmektedir. İran’daki kadınları kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu’ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir” ifadelerini kullandı.

Özel, açıklamasına şöyle başladı:

“Korona’da 104 gün yoğun bakımda entübe yatan, mucize eseri Allah’ın bize bağışladığı, Antalya siyasi tarihinde ilk kez bir partinin iki kez üst üste Antalya’yı kazanma başarısını gösteren tek büyükşehir belediye başkanı, önce Antalya’ya, daha belde belediye başkanlıklarından başlayarak Antalya’ya hizmetle geçen, sadece kendi bağışladığı 500 milyon değerinde arsayı da Antalya’nın en önemli Anadolu Lisesi olan, Antalya’nın en hayırsever ailelerinden biri, en bonkör, en cömert, tek kuruşa yan gözle bakmayan Muhittin Böcek’imizi bir kumpasla, algı operasyonuyla bizden aldılar. Aldıkları gün dört çeşit hastalık, 11 tane ilaç içiyordu. Bugün yeni yeni hastalıklar, 24 tane ilaç içiyor. Bu sabah dedi ki, ‘Şöyle avucuma bakıyorum, bunu direkt bu kadar zehire nasıl dayansın? Bir gün de diyorum’ dedi. 16’sında mahkemesi var. Bugüne kadar tutuksuz olmalıydı. Ev hapsi olup hiç olmazsa sağlığıyla oynanmamalıydı. Ama 16’sında Muhittin Böcek’in hakim karşısında adalet bulmasını ümit ediyorum. Onun şahsında zindanlarda siyasi maksatlarla, siyasi kumpaslarla tutulan tüm arkadaşlarımıza Burdur’dan kocaman bir selam gönderiyorum.”

‘BEN MEYDANDAYIM, AK PARTİLİLERİ HATIR SORARKEN GÖRÜYOR MUSUNUZ?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Göreceksiniz, bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözüne bakamayacaklar” şeklindeki sözlerini hatırlatan Özel, şöyle konuştu:

“O lafı dedikten sonra bırakın bir ayı, 11 ay geçti. Bugün ben Burdur’da meydandayım, her gün bir başka meydanda, sokakta, tarlada, çarşıda, kahvede, iş yerlerinde, işçi servislerini uğurlarken ya da ev hanımlarının evinde ziyarette CHP’liler meydanda. Siz hiç AK Partiliyi çarşıda görüyor musunuz, pazara çıkabiliyorlar mı, hatır sorabiliyorlar mı? Çünkü artık onlar siyaseti bıraktılar, kadın kollarına güvenmiyorlar, gençlik kollarına güvenmiyorlar, ana kademeye güvenmiyorlar. Varsa yoksa yargı kolları, varsa yoksa siyasi davalar, iftiralar, hakaretler, tutuklamalar ve bu şekilde bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar. Ancak bir yanda ağır ithamlar var. Birbirine diyor ki ‘sen hırsızsın, sen yolsuzsun ya da sen ajansın, sen muhbirsin, sen teröristsin, sen her türlü kötülüğün içindesin.’ Biri birine bu lafı dediğinde ikisinden biri sokağa çıkamaz. İddialar doğruysa söylenen çıkamaz, iddialar yalansa öbürü çıkamaz. Bugün CHP sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır. Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır, iftiracılardır”

‘ARKADAŞLARIMIZIN KÖR KURUŞA TENEZZÜL ETMEDİĞİNİ BİLİYORUZ’

“Beni görüyor musunuz, yüzüme bakıyor musunuz, bana, partimize inanıyor musunuz? Ben de size inanıyorum. Çünkü haklılar kendinden emin olur, çünkü karanlık kaybeder, aydınlık kazanır, tembeller kaybeder, çalışan kazanır, iftiracı kaybeder, masumlar kazanır ve kötülük kaybeder, iyilik kazanır, iyiler kazanır” diye seslenen Özel, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın gözaltına alınmasına ilişkin ise şunları kaydetti:

“Bu sabah Bolu’dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’a, jandarma tarafından çağırılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu’nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı. Amaç küçük düşürmek. Bolu’ya siyasi arkadaşlarımıza, avukatlarımızı yönlendirdik. Dedik ki neymiş, ne soruyorlarmış? Cevap geldi. Suçlandığı husus şu. Bir vakıf var, bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu’da Boluluların ve Türkiye’de okuyan çocuklara ya da yoksul ailelerin Bolu’ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar. Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki ‘bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapın.’ Bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem ama eğer iş adamına iş yapıyorsun, ‘şunun yüzde 20’si bizim, onun bizim, üst tarafın, yukarıların’ diyen bir anlayış var mı? Var, biz onu çok iyi tanıyoruz. Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başkasına para istememişse, devletin kontrolündeki ‘bir şey verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun’ demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim. Biz kimlerin lakabının yüzde 10 olduğunu, kimlerin tarifeyi yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkardığını, ‘benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin’ diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz, bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için kent için fakirin fukaranın kursağından geçmesi için yaptığını biliyoruz. Hepsinden de gurur duyuyoruz.”

‘İRAN’DAKİ KADINLARI KURTARMAK NE TRUMP’A NE ELİ KANLI NETANYAHU’YA DÜŞMÜŞTÜR’

Özel, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin olarak ise şunları kaydetti:

“İran’da olanları gördük. Malum, İran’da bizim destekleyemeyeceğimiz yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz, bilhassa kadın hakları konusunda son derece sorunlu bir yönetim var. İran’ın kendi geleceğini tayin etmesi, demokratik bir cumhuriyete evrilmesi en büyük temennimiz ama şimdi oradaki o durumdan istifade Trump ile Netanyahu İran’a füzeler yollamaya, bombardıman yapmaya, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldırıya girişmeye kalkıştılar. Bu açıdan İran konusunda Türkiye’nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran’da istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye’nin takip etmesi gerekmektedir. İran’daki kadınları kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu’ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir.”

‘BİRİSİ PARTİSİNDE KENDİSİNDEN BAŞKASI ALKIŞ ALMAYA BAŞLAYINCA DİK DİK BAKIYORMUŞ’

Burdur ilinin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu, grup başkanvekili iken en fazla geldiği illerden biri olduğunu hatırlatan Özel, şunları kaydetti:

“Üç dönemdir bu şehri benim canım kardeşim Ali Orkun Ercengiz’e emanet ediyorsunuz. Ali Orkun’a tezahürat ederseniz ben başkası gibi değilim, memnun olurum, gurur duyarım. Birisi partisinde kendisinden başkası alkış almaya başlayınca dik dik bakıyormuş. Hatta bir tek ben diyorum sanıyordum Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, o da ‘TikTokçu Hakan ne yapmış bizimki TikTokçu Hakan’ diye soruyormuş çünkü cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlandığını düşünüp ona birazcık hasetleniyormuş. Ali Orkun Ercengiz 2014’ten bu yana emanetinize gözü gibi bakıyor. Son yerel seçimlerde Burdur’da daha önce sadece merkez ve Yeşilova’mız vardı. Son yerel seçimlerde belediye sayımızı dörde çıkardık. Şimdi Ali Orkun Ercengiz’in yanına Bucak’ta sevgili Hülya Gümüş, 27 yaşında Çavdır’da Ali Okan Yücel ve Yeşilova’da Okan Kurt başkanlarım var. Ben onlara verdiğiniz destek için öncelikle tüm Burdur’a teşekkür ediyorum. Kazanamadığımız ilçelere, beldelere söyleyecek hiç sözüm yok, kusur bizdedir. Daha çok çalışacağız, oralara da en iyi hizmeti götürmek için en iyi adayları belirleyeceğiz.

‘2014’TEN KALAN 25 MİLYON DOLAR BORÇ BİTMİŞ’

2014’ten kalan 25 milyon dolar borç bitmiş. Yanlış duymadınız, çekim hatası değil, dil sürçmesi değil. 25 milyon dolar, bugünkü parayla 1 milyardan fazla borçla aldık biz Burdur’u. Şimdi borç var mı başkanım? Şu anda Burdur’un o 1 milyara karşılık gelen borcu bitmiş durumda. Ayrıca iki tane Kent Lokantası açılmış, Halk Ekmek, Halk Market açılmış, iki kreş açılmış, üçüncüsü yolda. Rehabilitasyon merkezi ile engellilerin hizmetine çok önemli bir merkez sunulmuş. Engelsiz Kafe hizmete girmiş. İki bin ihtiyaç sahibi sosyal yardımları alıyor. Okula başlayan öğrencilere kırtasiye desteği yapılıyor. Cumhuriyet Meydanı Burdurluların oylarıyla yapılan referandumla projeye karar verilerek yenilenmiş. Kapalı pazar yeri, 400 araçlık otopark, marka caddeler, yürüyüş ve bisiklet yolları ve yıllardır beklenen içme suyu projesi hayata geçirilmiş. Bu kadar marifet iltifata tabidir, alkışlarınıza tabidir.

‘BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARIMIZDAN MEMNUNUZ’

Bütün belediye başkanlarımızdan memnunuz. Mitingin yapıldığı ilçedeki hizmetler sayılıyor ama diğer üç başkanımız da kısıtlı imkanlarına rağmen çok önemli gayretler gösteriyorlar ilçelerinde. Yaptığımız memnuniyet anketleri geçen sefer çok iyiydi. Bu sene de Mart ayının 15’inde başlayarak bir ay içerisinde bütün Türkiye ile birlikte bu memnuniyetleri ölçeceğiz. Ancak şu kadarını söyleyeyim, CHP’nin tüm belediyeleri, teker teker yapılan bütün ölçümlerde çok ufak tefek istisnalar hariç seçildiklerinden çok daha iyi bir noktadalar. Memnuniyetin en temeline gittiğinizde eskiden yapılan borçların eridiğini görüyorsunuz, aynen Burdur’da olduğu gibi. Bizim İller Bankası paylarımız yüzde 40 kesiliyor ama yeni aldığımız belediyelerde yine de borçlarımız eriyor. Ayrıca CHP seçim kazanmadan önce özellikle küçük ilçelerde ya da nüfusun daha az olduğu illerde ‘CHP gelirse sosyal yardımları keser’ yalanının çöktüğünü, en az artan yerde üç kat arttığını, ortalama sosyal yardımların belediyelerimizde beş kat arttığını, küçük çocuklara özellikle hoş geldin bebek paketleri ile çocuklara, yeni doğum annelere hizmetlerin, kreşlerin, okul çağındaki çocuklara yapılan desteklerin büyük bir karşılık gördüğünü görüyoruz.

‘CHP GÖZLE GÖRÜLÜR, EVDE HİSSEDİLİR, SIMSICACIK BİR BELEDİYECİLİK YAPIYOR’

Buradan bütün Türkiye’ye büyük bir mutlulukla, umutla söylemek isteriz ki şu anda ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni silkeleyin’ diyorlar, bütün maddi imkansızlıklara rağmen gözle görülür, evde hissedilir, sımsıcacık bir belediyecilik yapıyor. Elini arkanızdan çekmiyor. Şunu herkes bilsin ki siyaset öncelik belirleme işidir. Nasıl bir evde para her şeye yeter ama hepsine birden yetmez, öyle olunca evi geçindiren anne baba nasıl önceliği evladına veriyorsa, evladının boğazına, giyimine, kuşamına veriyorsa, onun eğitimine veriyorsa sonra diğer öncelikler geliyorsa Türkiye’de iktidarın Türkiye’nin var olan kaynaklarını hangi öncelikle harcadığına bakmak lazım. Bugünkü iktidar maalesef zengini seven, fakiri görmeyen, emekliye selam vermeyen, emekçinin sesini duymayan, çiftçinin derdi ile dertlenmeyen, süt üreticisinin derdini tasasını duymayan, varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. O yüzden Türkiye’nin kaynak sorunu yoktur, Türkiye’nin öncelik belirleme sorunu vardır ve Şubat’ın 28’inde Burdur’un meydanından andolsun ki CHP gelecektir, halkın partisi gelecektir, önceliği emekliye, önceliği çalışana, işçiye, emekçiye, çiftçiye, hayvancıya, arıcıya, esnafa, millete verecektir.

28 ŞUBAT MESAJI

“Değerli Burdurlular, bugün 28 Şubat. Tarihe postmodern darbe diye geçen bir darbenin yıldönümü. Biz bu meydanları dolduranlar, bu otobüsün üstünde duranlar, bu partide siyaset yapanlar, Türkiye İttifakı’nın bütün demokrat bileşenleri demokrasi fikrinin insanlarıyız. Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz. 15 Temmuz akşamı darbeye kalkıştılar. Tayyip Bey’in ne istediyse zamanında verdikleri, bir dediğini iki etmedikleri, altına F-16 verdikleri geldi meclisi vurdu. Altına tank çektikleri gitti milleti ezdi.

Biz o sırada bütün darbeler iktidara yapılır ama dünya döner muhalefete şöyle bir bakar, ana muhalefetin gözünün içine bakar. Biz o gün anında önce Ankara’daki arkadaşları topladık. Meclis Başkanı’nı, başkanvekillerini, diğer partileri aradık. Bilhassa AK Parti’ye ‘Gün demokrasinin yanında durma günüdür’ dedik. ‘Meclisi açın, birlikte direneli’ dedik. Tayyip Bey’in yaptığı bütün kötülüklere, AK Parti ile bütün rekabetimize rağmen darbe gecesi milletin seçtiğinin, milletin tercihlerinin arkasında durduk.

28 Şubat’ta büyük haksızlıkların ve 28 Şubat’ta özellikle şimdi bu Ramazan mübarek günde Tayyip Bey’in oynattığı videolarla gösterdiği başörtüsü konusunda yaşanan sıkıntıları hatırlatıp sanki bunları CHP yapmış gibi gösteren bir anlayışa sahip. Haşa sümme haşa! Orada o yanlışın içinde olan CHP’li varsa kişisel olarak oradadır ama CHP başta inanç özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün, isteyenin istediği gibi yaşamasının, her türlü yasağın ve her türlü baskının karşısındadır. Buradan söyleyeyim; Ali Orkun Ercengiz, eczacı. 1992’de birlikte girdik, 96’da birlikte çıkamadık, ben hemen çıktım, bunlar biraz geç geldi, gel. Aşağıda eczacılık fakültesinden arkadaşlarım var burada. Bunların hepsi şahit. Bizim Ege Üniversitesi’nde de başörtüsü yasağı getirmeye kalkıştılar, biz laboratuvarları boşaltıp ‘Arkadaşlarımız girmeden derse girmeyiz’ diyen demokratlarız biz. Tayyip Bey kimseye hikaye anlatmasın.

‘TÜM ÖZGÜRLÜKLERİN TEMİNATI CHP’DİR’

28 Şubat mağduriyeti üzerinden 30 yıl sonra tükenmiş bir siyasetçi eski defterleri açıp hesabı yanlış yere, CHP’ye kesmeye çalışıyor. Herkes şunu bilsin ki; bütün inançlı, bütün kardeşlerim, başını örten bütün kardeşlerim bilsin ki; Genel Başkan olarak Özgür Özel’in geçmişinde de, bugün CHP’de siyaset yapan genç, dinamik, demokrat kadroların geçmişinde de sizi incitecek bir şey olmadığı gibi; yarın sizin inancınızın, ibadetinizin, giyiminizin, kuşamınızın teminatı da, tüm özgürlüklerin teminatı CHP’dir.

Tabii şunu Tayyip Bey’e söylemem lazım; siyaset umudu örgütleme işi, umut verme işi. Korkuyu örgütlemek siyasetçinin işi değil, o mafya işi. Ama Tayyip Bey emekliye, emekçiye, gence, yaşlıya, çiftçiye, esnafa bir umut veremediği için bir korku salmak, onu da bizim üzerimizden yapmaya çalışmanın peşinde. Bu oyuna kimse gelmez. Bu millet samimiyeti görür. Baktığında insanın gözüne kimin ne olduğunu anlar.

Ama bir bakıma baktığınızda da; bir yandan umut vermeyen, ‘Ben bundan sonra düzelteceğim’ diyemeyen, sadece rakiplerine iftira eden birisinin tepeden tırnağa, baştan aşağıya bir 28 Şubat sembolüne dönüştüğünü ve herkese ’28 Şubatçı’ diyenin gerçek anlamda kutuplaştırmadan medet umduğunu; ve bu kutuplaştırmanın üzerine kendisi gidecekmiş gibi yapıp aslında bir yandan Milli Eğitim Bakanı’yla, bir yandan yazarıyla, çizeriyle, bir yandan medya manipülasyonları, sosyal medya oyunlarıyla ne yapmaya çalıştıklarının farkındayız.

Biz her darbenin karşısındayız. Postmodern olsun, gerçek olsun; bu parti darbelerde kapatılmış, genel başkanları hapse atılmış, il başkanları, yöneticileri, üyeleri sokak ortasında faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş; her darbeden zarar görmüş, her darbenin karşısında durmuştur. 15 Temmuz’da nasıl gözümüzü kırpmadan bir darbenin karşısında durduysak, şimdi de Tayyip Erdoğan’ın 19 Mart darbesinin karşısında durmaya; bu darbenin mağduru belediye başkanı arkadaşlarımızın, başta Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları, meclis üyeleri ve tüm bürokratlarımızın arkasında durmaya; gerçek niyetin ne olduğunu görmeye, AK Parti’nin kara düzenine itiraz etmeye, bu kara düzenin karşısında dimdik durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.

28 Şubat’ın hedefinde en çok kadınlar vardı diyorlar. Evet, AK Parti’nin kara düzeninin hedefinde de en çok kadınlar var. AK Parti’nin kara düzeni milleti yoksullaştıran, kadınları fakirleştiren, işsiz bırakan, sosyal hayattan koparan, şiddete karşı, cinayetlere karşı korumayan ve kötü yönetimin sonucunda kadınları da umutsuzluğa sevk eden bir düzendir.

’28 ŞUBAT’IN SÖZDE MAĞDURU, 19 MART’IN ZALİMİDİR’

28 Şubat’ın sözde mağduru, 19 Mart’ın zalimidir. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken rüşvetten, zimmetten, irtikaptan, ihaleye fesat karıştırmaktan, devleti yıkmaya niyetlenmiş terör örgütüne destek çıkmaktan yargılanmıştır. Ancak bir gün —varsa çıksın söylesin— bir gün sabah kapısına polis gitmemiştir. O dönemler, o çok eleştirdiği dönemlerde dahi bir gün gözaltında kalmamıştır. Bir gün tutuklu yargılanmamıştır. Yargılandığı tüm davalarda tutuksuz yargılanmış, cezası birinci kademede verildikten sonra yine tutuklanmamış, cezası Yargıtay’da kesinleşene kadar görevinin başında durmuş. Kesinleşince telefonla çağrılmış, mitingle Saraçhane’den ayrılmış, davulla zurnayla Pınarhisar’a yollanmış, Pınarhisar’da sayısız ve kısıtsız ziyaretçi kabul etmiş ve içeride ses kayıt cihazıyla şiir albümü yapmış birisidir.

Peki şimdi, bugün bu olaylar yaşandıktan 30 yıl sonra, güya daha modern, daha gelişmiş, daha demokratik olması gereken Türkiye’de aynı suçlarla, çok daha azıyla suçlanan bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sabahın 6’sında 5’inde kapısına binlerle polis gidilerek gözaltına alınmış, dört gün Vatan Emniyet’te tutulmuş, ön seçime gireceği gün cumhurbaşkanı adayı olarak ön seçime gireceği gün tutuklanıp Silivri’ye konmuştur. Erdoğan ses kayıt cihazıyla kayıt yaparken kendisine kalem kağıt dışında bir şey verilmediği gibi, eskiden olan sesi metrodaki anonstan kaldırılmış, İstanbul’a asılmış afişleri halen seçilmiş belediye başkanı olmasına rağmen polis tarafından toplatılmış, onun resmiyle mitinge giren gençler bile engellenmeye çalışılmaktadır.

Tayyip Erdoğan görmediğini göstermekte, ona yapılmayan kötü muameleyi yapmakta, kul hakkına girmekte, milletin kararına dikleşmektedir. Buradan kendisini bir kez daha uyarıyorum: 2019’da İstanbul’da 25 yıl sonra millet senin dediğini değil bir başkasını seçti. Olunca milletin tercihine saygısızlık edip, hürmetsizlik edip seçimleri iptal ettin. İptal ettiğin seçimlerde koca İstanbul’da, 16 milyonluk İstanbul’da fark 13 bindi. 45 gün sonra seçim yapıldı, fark 806 bin oldu. Bu nedir? Biz ne yaptık 45 günde 800 bin kişiyi ikna edelim? Hiçbir şey yapmadık. Millet haksızlığa karşı çıktı. Millet ‘Kararı ben veririm, bugüne kadar senin dediklerine verdim, bir kez vermedim karşıma dikildin. Ben böyle hasetlikten hoşlanmam.’ dedi.

ÖZEL, İMAMOĞLU’NA AÇILAN YENİ DAVAYI DUYURDU

Ekrem Başkan’a, bunu benden ilk duyacaksınız, yeni bir dava açmışlar. Dava ne? Makam aracı davası. Suç? Kendi şirketinden belediyeye araç kiralamak. Neymiş? Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olmuş, belediyenin makam aracını beğenmemiş, kendi şirketinden makam aracı vermiş, o aracı belediyeye kiralamış; bundan dolayı dava açmışlar.

Şimdi dava iddiası bu; hepinizin göreceği, mahkemenin de göreceği gerçek şu: Beylikdüzü Belediyesi AK Parti’den alınır, borç buraya kadar. Makam aracı AK Partili bir şirketten fahiş fiyata kiralanmış. Ekrem İmamoğlu der ki: ‘Bu aracı gönderin geri, bu parayı ödeyemeyiz bu lüks makam aracına’. Makam aracı gider. Ekrem Başkan kendi şirketinden bir makam aracı ister. Savcılığa sunulacak ve şu anda resmi kayıtta o günden beri duran belgeye göre Beylikdüzü Belediyesi’nde şu kayıt var: ‘Kendi şirketime ait olan şu şasi, şu plaka numaralı aracı makam aracı kullanmak üzere bilabedel, ücretsiz olarak belediyeye tahsis ediyorum’.

Alçak adamlar! O tarihte Ekrem İmamoğlu kendi arabasına biniyordu diye duymuş, plakaya bakmış şirketin üstündeymiş o tarihte; ‘Kendi şirketinden araba kiraladı’ diyor. AK Partili yandaş şirketten kiralanan pahalı araç yollanıp kendi şirketinden bilabedel araç tahsis etmiş İmamoğlu’na yine davaya kalkıştılar. Ama ne demiştim? Oğlum, oğlum, sert kayaya çarptın sert kayaya! Teslim olmayacağız bu kötülüğe, teslim olmayacağız!

AK Parti’nin, Sayın Erdoğan’ın bu sorunları çözecek ne iradesi, ne becerisi, ne enerjisi kalmamıştır. AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!