CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 97’ncisini İstanbul’un Pendik ilçesi Sahil Tören Alanı’nda gerçekleştirdi.
Özel, şunları kaydetti:
“Bu soğukta on binleriz ama bir yanımız yine eksik. Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’e, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı’ya, belediye meclis üyelerimize, bürokratlarımıza, emekçi arkadaşlarımıza bir selam yolluyoruz buradan. Pendik’te 35 yıldır seçimleri kazanamadık ama Pendik’e küsmedik, kusuru kendimizde aradık. Eksik yanlarımızı aradık, bu seçimlerde yine kazanamadık ama büyük bir başarı yakaladık. Küçük bir farkla Pendik’i kaybettik.”
‘HEPSİNİN HESABI SORULACAK’
Özel, 2024 seçimlerinde partinin Pendik adayı Tarık Balyalı’nın “Hesap” isimli bir kitap yazdığını, bu kitabın tüm gelirlerinin Aile Dayanışma Ağı’na aktarılacağını ifade ederek, “Kitabı sizlere emanet ediyorum. Bugün Ekrem Başkanımızı ve arkadaşlarımızı sözde yargılayanların ellerinde tek bir delil yokken, Tarık Balyalı’nın kitabında somut deliller var, her sayfası ibretlik, her sayfası skandal. Rastgele bir tanesini söyleyeyim. Yıl 2018, selatin camilerinin temizlenmesi ihalesi açılıyor. 100 milyon TL’ye bir şirket kazanıyor. 2019’da biz geliyoruz, aynı ihaleyi bir daha açıyoruz, 35 milyona dünya kadar teklif geliyor. Bundan yedi sene öncenin parasıyla 65 milyon TL, dolar bazında bakarsan yarım milyar TL bir yolsuzluk var cami temizliğinde. Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar. Güya muhafazakarlar, ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyar TL yolsuzluk yapmışlar. Bunun hesabı sorulsun diye dosyalar hazırlandı. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti, dosyayı aldı, üstüne oturdu. O günden beri bu dosyada bir adım atılmadı. Bir yanda iftirayla dünyanın en namuslu bürokratlarını içeri koyanlar, bir yanda cami temizliğinde yolsuzluk yapan birileri ve onları savunan Süleyman Soylu denilen kişi. Hırsıza hırsız olduğunu hatırlatmazsan sana ahlak dersi verirmiş. Tam bu durumla karşı karşıyayız. And olsun ki o dosyalar açılacak, o hesaplar sorulacak. Tüm kanıtlarıyla bunlardan hepsinin hesabı sorulacak” dedi.

‘EN BÜYÜK VEFASIZLIK EMEKLİYE YAPILMIŞTIR’
Özel, şunları söyledi:
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekilimiz Pendik’te Elmalılı Hamdi Yazır adına cami yaptırdı, cuma günü namazla birlikte açılıyor. Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Adalet olmazsa refah da olmaz. AK Parti’nin kara düzeni ülkeyi fakirleştirmeye devam ediyor. Bugün açlık sınırı 32 bin TL, yoksulluk sınırı 105 bin TL. Asgari ücret 28 bin, en düşük emekli maaşı 20 bin TL. Beş emekli bir araya gelse, bir zengin etmiyor, yoksulluktan kurtulamıyor. Böyle bir gelir adaletsizliği görülmemiştir. Üçlü koalisyon hükümetinin verdiği en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, bugün 20 bin TL, 1,5 çeyrek altın alamıyor. Emekliye geçen 24 yılın sonunda yoksulluğu kanıksattılar. Biz, bugünkü 28 bin TL’lik asgari ücreti katiyen kabul etmiyoruz, 39 bin TL asgari ücret taahhüt etmiştik. Emekli dünya tarihinin en büyük haksızlığına uğramıştır. AK Parti’nin kara düzeni herkesin belini bükmüş, emeklinin belini kırmıştır. AK Parti’nin kara düzeninde en büyük vefasızlık emekliye yapılmıştır.
‘EMEKÇİ MERKEZLİ SİYASET YAP, ONDAN SONRA…’
Bu insafsızlığın, bu haksızlığın mimarı, yoksulluğun Türkiye’deki banisi Tayyip Erdoğan, bugün çıkmış ‘Emeklilere bir müjdem var’ diyor. 2018’de ilk verdiklerinde 24 kilo dana kuşbaşı alan emekli ikramiyesi, bugün dört kilo dana kuşbaşı alıyor. Bu dört lirayı beş yapacaklardı, onu bile vermediler. Bugün müjde diye ne söylüyor beyefendi? 4 bin TL’yi bayramdan önce verecekmiş, müjde diye bunu söylüyor. Yazıklar olsun böyle müjdeye. Tayyip Erdoğan sen önce insan merkezli siyaset yap, emekli merkezli, emekçi merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık. 20 yıldır otobüslerin üstündeyim, görmedim böyle öfke. Günü geldiğinde Tayyip Erdoğan’dan hesap soracak mısınız? O sizin canınıza okudu, onu siyasette emekli edecek misiniz? Hakkınızı yiyenin hakkından gelecek misiniz? İşte bu coşku, bu inanç, bu kararlılık, gözlerdeki bu ateş ateş öfke… Tayyip Erdoğan, istediğini yap, seni götürüyor bu öfke.
Özgür Özel’den Erdoğan’ın ’emeklilere müjde’ sözlerine tepki:
“Olmaz olsun öyle müjde, olmaz olsun öyle ikramiye”https://t.co/URoju8VclG pic.twitter.com/L7ySG9fvwb
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) March 11, 2026
‘KENDİNE GÜVENEN…’
Ey Erdoğan, bak, siyaset milletle, halkla yapılır. Kimin üstün olduğuna millet karar verir, bu siyasette sen birine hırsız dersin, o hırsızsa insan içine çıkamaz ama değilse o iftirayı atan insan içine çıkamaz. Ben, 97’nci kez milletin içindeyim, bugün Pendik’in bağrındayım. Meydanlardayım. Sen neredesin Erdoğan? Kendine güvenen meydana çıkar. Haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur da göreyim bakayım. Hodri meydan. Korkaklar başaramaz, korkmayacaksın. Bu kadar laf ettin cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın. 25 milyon kişi imza attı. Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir, adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Hodri meydan. Biz buradayız, cesaretin varsa erken seçim sandığıyla, cesaretin varsa bu milletin karşısına çıkarak artık bu tartışmayı bitirelim. Bir yanda ezilen millet, sefalet çeken emekliler, bir yanda sırf iktidara tutunacağım diye darbeye kalkışan, arkadaşlarımızı içeri atan sen. Bedeli millet ödüyor. Bu bedel 19 Mart darbesinden sonra enflasyonu, fiyatları, faizleri yükselterek milletin sırtına biniyor. Bugünkü yoksulluğun sebebi dünyada olan enflasyon değil. Türkiye’de bir aylık enflasyon, dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. AK Parti’nin kara düzeni faiz düzenidir. Bu sene tarihin en yüksek faizini ödüyoruz. 2,7 trilyon TL. Sadece ocak ve şubat ayında 637 milyon TL faize para ödendi. Buradan ilan ediyorum ki, bu para geçen seneki darbeden sonra yükselen faizlerin yarattığı maliyet… Bu para millete dağıtabilseydi bütün emeklilere bu bayramda 28 bin TL verebilirdik. Tayyip Erdoğan bu parayı emekliye vermek yerine darbeye harcıyor.
Özgür Özel: Kendine güvenen meydana çıkar. Hadi haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur. Doldur da göreyim, hodri meydanhttps://t.co/URoju8VclG pic.twitter.com/LXdXUt4M1K
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) March 11, 2026
‘İKTİDAR DEĞİŞİMİ ARTIK ZAMANLAMA MESELESİDİR’
Peki bu kara düzenin içinde biz ne yapacağız. Bugün karşı karşıya olduğumuz süreç şundan ibarettir. Millet kimi göndereceğine, kimi getireceğine karar vermiştir. İktidar değişimi artık zamanlama meselesidir. Tayyip Erdoğan, iktidarda kaldığı her gün dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır. Bu iktidar değişecek. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacaktır. Bugün çalışanlar aldıkları 12 maaşın üçünü vergiye vermektedir. Biz gelmezsek, bu düzen sürerse en düşük emekli maaşı 0,6 asgari ücrettir. CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkacaktır. Emeklilere Kurban’da ve Ramazan Bayramı’nda birer asgari ücreti bizim iktidarımız verecektir. Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. Çiftçi borçlarının faizlerini silecek, anaparayı beş yıla böleceğiz. Çiftçinin aldığı mazottan ÖTV’yi, KDV’yi kaldıracağız. Bir kilogram sütün, 1,6 kilogram yem alabileceği pariteyi sağlayacak, süt üreticisini destekleyecek, dışarıdan hayvan alımını yasaklatacak, eti, sütü ucuzlatacağız. İlk 100 gününde iktidarımızın eğer iş bulamıyorsak, iş bulamadığımız vatandaşa onuruyla yaşayacağı bir temel vatandaşlık geliri vereceğiz. Hiç kimse bu ülkede yaşarken işsizlikle sürünmek, yoksul kalmak, sokakta kalmak, eşine çocuğuna mahcup olmak, manava taksidini borcunu ödeyememek ve ailesini geçindirememek gibi bir şeyle karşılaşmayacak. Bunu Almanya başarıyorsa, Danimarka başarıyorsa, Fransa, İspanya başarıyorsa, bu güçlü ülke, bu zengin ülke başaracak. Halkın iktidarında başaracak, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha başaracak.
‘EKREM BAŞKAN ÇIKACAK CUMHURBAŞKANI OLACAK’
Soruyorum size bir devri kapatmaya, yeni bir devri başlatmaya hazır mısınız? Bir devir kapanıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor. Kamuda mülakatı kaldırıp, liyakatı getireceğiz. 100 bin öğretmeni atayıp, kapanmış okulları, kapanmış hastaneleri tekrar harekete geçireceğiz. Herkesin yüzünü güldüreceğiz, söz veriyoruz. Darbeyi yapmışlar, arkadaşları hapislere atmışlar, her türlü zulüm sürüyor ve bekliyorlar ki CHP dağılacak, karışacak, meşgul edilecek ve iktidar yürüyüşü engellenecek. And olsun ki söylüyorum, o Silivri’nin kapıları açılacak, arkadaşlarımız çıkacak, Ekrem Başkan çıkacak, cumhurbaşkanı olacak.
Bunların hiçbirisi ülkenin ekonomisinin kaldırmayacağı yükler değil. Türkiye tarihinin, dünya siyasi tarihinin en güçlü, en uzun ve en kalabalık seçim kampanyasına hazırlanıyoruz. Onu millete tanıtıyoruz. Sizinle birlikte başaracağız, hep birlikte tarihe geçeceğiz.
‘TUTUKSUZ YARGILAMA’ ÇAĞRISI
Hem dünya hem bölgemiz kritik bir eşikten geçiyor. Türkiye’nin tüm tehditlere karşı bir, bütün, güçlü olması lazım. Güya ülkeyi yönetmeye vazifeli iktidar partisi, ülkeyi bölmeye, milleti kutuplaştırmaya devam ediyor. 19 Mart darbesinin üzerinden 357 gün geçti. Türkiye’de iç cepheyi zayıflatan da dışarıda ateş çemberi varken, içeride tartışmalarla enerjimizi sömüren de bu iktidardan başkası değildir. İç cephenin tahkim edilmesi, Türkiye’nin bir ve beraber olmasının birinci düşmanı AK Parti’nin kara düzenidir. Erdoğan bana bir çağrı yapmış, ben de kendisine sesleniyorum. Biz bu ülkenin birliği için beraberiliği için her şeyi yapmaya hazırız. Ancak bu kadar zulüm, bu kadar haksızlık, bu kadar eşitsizlik olmaz. Emeklinin elinden tutan, asgari ücretliyi gören, asgari ücret artışını işverenin sırtına yüklemeyen, çiftçisine sahip çıkan, öğrencisinin geleceğini karartmayan politikalara hep birlikte sahip çıkabiliriz. Tutuksuz yargılama bu ülkede tansiyonu düşürür. Arkadaşlarımızın uğradığı iftiralar var. Kendimize, partimize, arkadaşlarımıza, cumhurbaşkanı adayımıza güveniyoruz. Kendine güveneni, kanun teklifimize destek vermeye, davaları televizyondan canlı yayınlamaya, iddiaları da cevapları da milletten saklamamaya, TRT’den canlı yayınlamaya davet ediyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, Erdoğan da güveniyorsa karşımıza çıksın. Yalandan bezdik. Aynı kişiye 18 yaşında sahtecilik yaptın diyenler, diplomasını iptal edenler, aynı kişiye aynı anda hem casus diyenler, hem seçimde hile yaptın diyenler, hırsızlık yolsuzluk yapan diyenler, olmadık uçaklarda terbiyesizlik yaptın diyenler bütün bu yalanlarının altında kaldılar. Erdoğan’a sesleniyorum, diploma varsa, diplomayı sun mahkemeyi kazan. Diploma yoksa, sus, olmayan diplomayla diploması olana kumpas kurma.

‘ERDOĞAN’I, HAKAN FİDAN’I UYARIYORUM…’
Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki, istedikleri her ülkeye saldırabilsinler. İstiyorlar ki, istedikleri yeri işgal etsinler. İstiyorlar ki, kimi istiyorlarsa o ülkenin başına onu getirsinler. Bunun için gecenin bir yarısı devlet başkanlarını yatak odalarından alıp New York’ta kafesle gezdiriyorlar, bir başka yere füzeyle saldırıyorlar. İsrail ve ABD son saldırılarda 160 küçücük kız öğrenciyi, masum sivil insanları öldürdü. Bu düzenin adı Trump ve Netanyahu’nun yeni dünya düzeni değildir. Düzen böyle bir düzen değildir, dünya böyle bir dünya değildir. Bu ikisine sessiz kalan, bundan meşruiyet arayan, milletin desteğini kaybedince desteği Trump’tan arayan bizden değildir. Bizim kabul edeceğimiz birisi değildir. Bunun için Oval Ofis merkezli siyaset yapanları, Anadolu merkezli, Filistin merkezli, vicdan ve ahlak merkezli siyaset yapmaya davet ediyorum. Trump’a susmak, sessiz kalmak olmaz. Onun kurduğu masaya, Avrupa’nın dünyanın tutarlı liderleri, örneğin kardeşim Pedro Sanchez oturmamıştır. ‘Filistin, Filistinlilerindir’ demiştir. Ama Filistin’in olmadığı masaya Netanyahu’yla birlikte oturanları, Erdoğan’ı, Hakan Fidan’ı uyarıyorum. Biz durduğumuz yerdeyiz. Biz 3’üncü Genel Başkanımız Karaoğlan Ecevit’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne Yaser Arafat’a sahip çıktığı yerdeyiz, sen neredesin? Biz Deniz Gezmiş ve arkadaşları 6’ncı Filo’yu denize döktüğü yerdeyiz, sen neredesin? Biz ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi, yaşasın halkların kardeşliği’ diyen Denizlerin durduğu yerdeyiz, sen neredesin?
‘MEŞRUİYET TRUMP’TAN ALINMAZ’
Doğruları söyleyince alınıyorlar. ‘Dostum Trump’ diyorsun, F-35’i alamıyorsun, F-16’na modernizasyon yaptıramıyorsun, 15 yıldır tek bir uçak alamıyorsun. Rus uçağını düşürdün, efelendin, boyunun ölçüsünü aldılar, gittin affettirmek için S-400 aldın. Bu sefer ABD’yi kızdırdın, CAATSA’dan yaptırım aldın. S-400 geldi hangarda, füzeler uçuyor tepemizde. Hani nerede S-400’ler? Neden kurmadın, neden kuramadın? Bu kadar kişiliksiz, özgüveni yoksun bir dış politika olmaz. Trump’tan korkarak, Netanyahu’ya susarak Türkiye’nin hakkını, menfaatini kollamayarak, Filistin’i yalnız bırakarak, Irak Savaşı’nda olduğu gibi ABD’nin planının parçası olarak, 1 Mart tezkeresini dayatarak, İran’da olana bitene susarak yapılacak dış politikadan memlekete fayda yok. Trump’tan gelen meşruiyetin Allah cezasını versin. Meşruiyet, Trump’tan alınmaz, emperyalist Amerika’dan alınmaz. Meydandan alınır, Pendik’ten alınır, sokaktan alınır, sandıktan alınır.
‘ZİYARETE DAVET EDİYORUM’
Bunun için kimse enseyi karartmasın. Bu düzen değişecek, artık düşmanlıklar, husumetler bitecek. MHP’nin yaptığını savunamayan ülkücüler de, AK Parti’ye katlanamayan muhafazakarlar da bugünkü süreçte Kürtler de Türkler de Aleviler de Sünniler de birlik ve beraberlik halindedir. Bunun adı Türkiye İttifakı’dır. Sandığa sahip çıkanlara, sandığı kaptırmayanlara, otokrasi peşinde koşan otokratlara, tek adamlara karşı kardeşliği savunanlara selam olsun. Artık düşmanlıklar, ayrılıklar bir tarafta kalmıştır. Huzura ve barışa omuz omuza, el ele yürüyoruz. O yüzden sesime kulak veren herkese, kendini Türkiye’nin ortak geleceğinde gören tüm demokratlara sesleniyorum. Önümüzdeki bayramda ve devam eden tüm günlerde tüm demokratları, geçmişte AK Parti’ye MHP’ye oy veren komşularını ziyarete davet ediyorum.”