İstanbul’da üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın ölümüne ilişkin tutuklanan Cemil Koç’un, 24 Temmuz 2023’te Diyarbakır’da birlikte yaşadığı Türkmenistan uyruklu Ejegul Ovezova’yı (29) öldürdüğü iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davada yargılanmasına devam edildi.
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık Cemil Koç (38) katılmadı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Komisyonu avukatlarının ise hazır bulunduğu duruşmada, olay günü ihbarın ardından bölgeye sevk edilen 112 Acil Sağlık ekibinde görevli E.D. tanık olarak dinlendi.

DAVA DOSYASINA BİLİRKİŞİ RAPORU EKLENDİ
Mahkemenin talebi üzerine, olay yeri inceleme raporları, kriminal raporlar, adli tıp raporları ve olay yeri inceleme fotoğrafları ışığında olayın teknik olarak aydınlatılması yönünde hazırlanan 11 sayfalık bilirkişi raporu dava dosyasına eklendi.
Raporda, evde birçok noktada kan lekeleri bulunduğunun tespit edildiği belirtildi.
Sanık Cemil Koç’un olaydan sonra alınan doktor raporunda yüzünde bulunan çiziklerin sebebini kedi tırmığı olarak beyan ettiği ifade edilen raporda, maktul Ovezova’ya ait sol el tırnak örneklerinden alınan sürüntü örneğinde ise maktul ve sanık Koç’tan alınan kan örneklerinden elde edilen genotiplerin karışık olarak bulunduğunun daha önce belirlendiği yer aldı.
‘CEMİL KOÇ’UN BEYANLARININ GERÇEKLİK PAYI DÜŞÜK’
Raporda, şu tespitlere yer verildi:
“İkamet içerisinde birçok noktada kan lekelerinin tespiti üzerine sanığın ‘Evcil hayvan için tartıştık, fiziki darp olmadı, kedi tırmığından kaynaklı beni pansuman etti.’ şeklindeki beyanlarının gerçeklik ihtimalinin oldukça düşük olduğu görüldü. Kedi tırmıklarından bu kadar kan damlasının düşmesi mümkün görünmemektedir. Sehpada, yorganda, yatak kenarında tespit edilen kan lekesinin Ejegul Ovezova’ya ait olduğu tespit edilmişti. İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun mütalaasında kişinin ölümünün; genel beden travmasına bağlı kafatası, yüz, çok sayıda köprücük kemiği kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ yırtılmasına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmişti. Yüzdeki kırıkların darp neticesinde oluşabildiği, yani maktulün yere düşmeden önce de darbedildiğinin ihtimaller dahilinde olduğu, ölü muayene raporunda maktulün vücudunda kesi izinin olmadığı belirtilmiş ise de maktulün yüzünde derin kanama ve kırıkların olması sebebi ile bu bölge kastedilmediği, diğer yerleri baz alınarak belirtildiği anlaşılmıştır. Tanık olarak ifade veren gece bekçisi de olay gecesi sitede bir kadının çığlık sesini duyduğunu, aile meselesi olduğunu düşünerek kulübeye doğru yöneldiği esnada bir ses geldiğini ve yerde yatan birini gördüğünü belirtmiştir. Çığlık sesi intihar anında maktul atladıktan sonra çıkacağı gibi birinin attığı sırada da maktulün bu sesi çıkaracağı ihtimaller dahilindedir. Mevcut uzmanlık raporları ve olay yeri inceleme fotoğrafları ışığında sanık Cemil Koç’un beyanlarının gerçeklik payının düşük bir ihtimal olduğu anlaşılmıştır.”
‘CEMİL’İN FİRARİ OLDUĞUNU GÖRDÜM’
DHA’nın haberine göre, duruşmada, dosyası asliye ceza mahkemesinden birleştirilen tutuksuz sanık Z.B., savunma yaptı.
Z.B., “Cemil Koç’u tanımıyordum. N.Ç. isimli sanık sayesinde tanıdım. 15 Temmuz öncesinde adli mukayyet büro personeli olarak çalışıyorum. Malatya Emniyet Müdürlüğü’ndeydim. 12 Temmuz günü N.Ç., bana bir şahısla ilgili çalışma yaptıklarını ve sistemden sorgulamamı istedi. Talep edilen bilgiyi sorgulamam için bana Cemil Koç’un kimlik numarasını WhatsApp üzerinden iletildi. Ben de mesaj yoluyla şahsın son karışmış olduğu olay özetini gönderdim. Ekranda Cemil Koç’un 11 Temmuz günü bir olaya karıştığı ve bu konuda firari olduğunu gördüm. Suç, asayişe müessir bir olaydı. Olay özetinin tamamına bakmadım. Emniyet ifademde bakmamak için ısrar ettiğimi söylesem de, orada ki amacım çıkış saatim olduğu için ekrana bakamayacak olmamı belirtmiş olmamdı” dedi.
‘YAPTIĞIM ŞEYİN YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNEMEDİM’
Dosyası birleşen bir diğer tutuklu sanık N.Ç. savunmasında, “Birleştirme kararını kabul etmiyorum. Birleştiğimiz dosya, bir cinayet davası. Yaptığım şeyin yanlış olabileceğini düşünmedim. Cemil Koç ifadeden hemen sonra Esra’yı aradı ve elimde dedi” diye konuştu.
DURUŞMADA GERGİNLİK
Bu sırada müşteki Esra Tokyaz, “Suç olduğunu bile bile mi yaptın terbiyesiz” dedi. Bunun üzerine mahkeme Başkanı Tokyaz’ın salondan çıkarılmasını istedi. Polisler Esra Tokyaz’ı salondan çıkardığı sırada Tokyaz polislere bağırdı.
‘AYŞE’Yİ EJEGÜL SANDIM’
Gerginliğin sona ermesinin ardından savunmasına devam eden sanık N.Ç., “Bu olayla ilgili haberleri sosyal medyada gördüm. Ekrandaki bilgileri Cemil Koç’a attım. Cemil’in sonradan firari olduğunu öğrendim. Arayıp, karakola ifade vermesini istedim. Cemil’in cezaevinde yattığını, uyuşturucu kullandığını biliyordum. Başka suçu var mı bilmiyordum. Beni arayınca suç mu işledi diye düşündüm. Bu konuyla ilgili sanık Z.B.’yi aradım. Bir sanık bana bavul verdi. İçerisinde önemli bir şey olduğundan bahsetti. Cemil bana, Ayşe ile 3 aydır nişanlı olduğundan bahsediyordu. Cemil bana Ejegül isminde nişanlısından bahsetmişti. Bir gün havalimanından Ayşe ile geldiklerinde, ben Ayşe’yi Ejegül sandım. Sonrasında Cemil bana Ejegül ile alakalı bir şeyler söyledi. Bende araştırma yapınca kadının Özbek olduğunu ve öldüğünü duydum. Ölüm haberlerini duyunca Cemil’den şüphelendim. Başka bir kişinin bilgisiyle Polnet’e girmedim. Asliye Ceza Mahkemesi’nde verdiğim ifadem yanlıştır. Cemil Koç’un bana Polnet sorgusu yaptırıp, yaptırmadığını tam net hatırlamıyorum. Sadece Cemil Koç’u tanıyorum. Diğer sanıkları tanımıyorum. Zaten Cemal Arslan isimli şahıs, yardım etmek için Cemil’in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal’in varlığından haberdar olsaydım, Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım” dedi.
ARA VERİLDİ
Duruşma sonunda Esra Tokyaz, sanık Cemal Arslan’a saldırmak istedi. Araya müşteki avukatları girdi. Bunun üzerine sanık Arslan, “Ambulans çağırın darp raporu alacağım” dedi. İzleyiciler ve taraflar salondan çıkarıldı, duruşmaya ara verildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ovezova’yı öldürdüğü iddiasıyla Koç hakkında “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.
DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMALAR
Öte yandan, CHP İstanbul Kadın Kolları İl Başkanı Hatice Selli Dursun, Kadın ve Demokrasi Vakfı Avukatı Sinem Ermiş, Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu ve Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz duruşma öncesi açıklama yaptı.
Anka’nın aktardığına göre davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade eden Ermiş, şunları söyledi:
“Bugün burada 22 yaşındaki Ayşe Tokyaz için adalet talebinde bulunmak üzere toplandık. Ayşe Tokyaz’ın işkence edilmiş cansız bedeni 13 Temmuz’da Eyüp Sultan’da yol kenarına bırakılmış bir valizin içinde bulundu. Yapılan soruşturma Ayşe’nin meslekten ihraç edilmiş polis Cemil Koç tarafından planlı biçimde eziyet edilerek öldürüldüğünü ortaya koydu. Bu cinayet kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahşeti tüm çıplaklığıyla göstermektedir. Bu dava yalnızca Ayşe Tokyaz’ın davası değildir, kadınların yaşam hakkına ilişkin bir adalet sınavıdır.
‘HUKUK ÖNÜNDE EN AĞIR ŞEKİLDE HESAP VERMESİNİ TALEP EDİYORUZ’
Kadınlar tehdit edilerek, baskı altına alınarak, özgürlükleri gasbedilerek susturulamaz. Kadına yönelik şiddet münferit değildir. Cezasız bırakıldıkça büyüyen yeni suçlara zemin hazırlayan ağır bir toplumsal sorundur. Failin ve bu suça iştirak eden herkesin hukuk önünde en ağır şekilde hesap vermesini talep ediyoruz. Çünkü kadınlar için adalet, toplum için güvendir.”
‘UMARIM SEGBİS KAYDI AÇILIR…’
Esra Tokyaz, Cemil Koç’un üstlerine yürüyüp kendilerine küfür ederken SEGBİS kaydının açılmadığını ifade ederek, “Cemil gücünü toplayıp öyle karşımıza çıkmak istiyordu. Daha sevindireceğini söylüyordu. Henüz sevindiremedi, gücünü de toparlayamamış ki karşımıza bugün çıkamayacak. Oğuz yine aynı tehditlere devam etsin. Hatta bazı sanıkların avukatları kendi müvekkilleri dışında tüm sanıkları savunmaya da devam etsin. Ya da onun mesleği dışında kapya biberle mikrodalgada omlet yapmaya da devam etsin. Biz hepimiz diğer duruşmada şahit olduk, hepimiz de tanığız. Umarım bu mahkemede SEGBİS kaydı açılır ve her şey, bizim yaptıklarımız değil de onun yaptıkları zapta geçilir” dedi.
CHP’li Dursun ise konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugüne kadar erkek şiddetiyle yaşamdan koparılan cezasızlıkla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle son bulmayan erkek şiddetiyle yaşamdan koparılan tüm kadınlar için buradayız. Adalet için buradayız. Esra’nın yanında, Esra ile dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. İlk duruşmada yaşananlardan biraz bahsetmek istiyorum. İlk duruşmada failin, fütursuz, pervasız, saldırgan, provokatif tavrı tüm duruşma salonunu rahatsız etti. Aileye yönelik son derece saldırgan üslubu ne yazık ki hukuk mücadelesinde çırpınan Esra’yı ve ailesini zor durumda bıraktı. Ama biz onları asla yalnız bırakmayacağız.
‘ŞİDDETİ DURDURMAK YASALARI UYGULAMAKLA MÜMKÜN’
Biliyoruz ki bu fail daha önce 2023 yılında Diyarbakır’da Ecegül Özoman’ın da fail olduğu bir dosyadan sorumluydu. Ve o dosya ne yazık ki zamanında değerlendirilmiş, o cinayet zamanında aydınlatılmış olsaydı bugün Ayşe yanımızda olurdu. Oysa o dosya Ayşe Tokyaz dosyasından sonra kabul edildi. O iddianame Ayşe Tokyaz iddianamesinden sonra kabul edildi. Cezasızlık işte tam olarak budur. Cezasızlığın bedeli işte bu davada açıkça görülmektedir. Sadece kadınların yaşamlarına değil onların onurlarına da saldırgan bir üslupla saldırmaya devam edenler bu cüreti cezasızlıktan, hukuksuzluktan şiddet politikalarını besleyenlerden almaktadır. Sorumluların sorumsuzluğundan almaktadır. Şiddeti durdurmak mümkün. Şiddeti durdurmak politik tercihlerle mümkün. Şiddeti durdurmak yasaları uygulamakla mümkün. Şiddeti durdurmak sözleşmeleri uygulamakla mümkün. Şiddeti durdurmak anayasayı uygulamakla mümkün.
Ama bugün bu tükenmiş iktidar ne yazık ki ne yasayı, ne sözleşmeyi, ne de anayasayı uygulamaktadır. Ve yarattığı cezasızlık iklimi her gün bir kız kardeşimizi daha yaşamdan koparmaktadır. Hesap soracağız. Kadınların, katillerinin suç ortağı, onları cezasızlıkla cüretlendiren, şiddeti besleyen politikalara sahip çıkanlardır. Bu politikaları yürütenlerdir. Bugün hukuk mücadelesinde sevgili Esra’nın, sevgili Tokyaz ailesinin yanındayız. Dün olduğu gibi bugün de buradayız, yarın da onlarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
‘YARGI HABERİ YAPAN GAZETECİLERİ TUTUKLUYOR’
Peki hukuk ne yapıyor, yargı ne yapıyor? Yargı ne yapıyor biliyor musunuz? Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın haberini yapan gazetecileri tutukluyor. Yargı ne yapıyor biliyor musunuz? Silivri’de şu anda halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını yargılıyor. Yargı ne yapıyor biliyor musunuz? Sündürdüğü, uzattığı ve kamuoyunun gözünden bir şekilde saklamaya çalıştığı yenidoğan çetesi davasıyla, Dilovası’ndaki katliamın davasını, Ayşe Tokyaz davasını aynı güne sevk ediyor, aynı güne veriyor. Biz hem bu düzenin karşısında yer almaya, hem hukuk mücadelesi veren hiçbir kadını, hiçbir aileyi yalnız bırakmamaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların hayatlarına, çocukların hayatlarına, basın özgürlüğüne, seçme ve seçilme hakkına yönelen bu hukuksuz düzeni, bu kara düzeni değiştirebiliriz. Kadınlarla değiştireceğiz. Kadınların kararlılığıyla değiştireceğiz. Biz bunun için her an, her koşulda tüm ailelerin yanında dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
Sevgili Esra’yla dün el eleydik, bundan sonra da el ele olmaya devam edeceğiz. Davayı hukukçularımızla takip ediyoruz. Tüm hukuki süreçlerin takipçisiyiz. Ayşe Tokyaz davası da hukuk sistemimize ne yazık ki bir kara leke olarak geçmiştir. Bunu şu yüzden söylüyorum: 2023’te Ecegül Özova’nın dosyasının aydınlatılmamış olması sebebiyle tekrar etmek isterim ki, Ayşe Tokyaz dosyası için biz bugün Küçükçekmece’deyiz. Fail o gün cezalandırılsaydı Ayşe bugün aramızda olurdu. ‘Kadın cinayetleri politiktir’ demeye devam edeceğiz.”
‘ERKEKLİK, SUÇTA ORGANİZE OLABİLİYOR’
Yalıncakoğlu ise şu açıklamalarda bulundu:
“Erkeklik, suçta organize olabiliyor, kendine yine suçlu kişilerle birlikte ittifak kurup bu suçun örtbas edilmesi için birlikte organize olabiliyorlar. O zaman biz ne yapmalıyız? Biz kadınlar olarak da kendi haklarımız ve hayatlarımız için organize olmalıyız, örgütlenmeliyiz. Son zamanlarda bu şekilde erkek dayanışmasıyla birçok kadının öldürüldüğünü, bedenini yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bunun ana nedenlerinden biri, kurumların görevini yapmayışı, bu konuya dair herhangi bir önlem almayışı, bir günde 6 kadının öldürülmesi, cezaevinden tahliye olan, kadına karşı şiddet uygulayan erkeklerin çıktıkları anda şiddet uyguladıkları kadınları öldürmesi tamamen sistemin ürünüdür. Bu bayramda 8 kadın öldürüldü. Bu faillerin intihar süsü vermeye çalıştığını görüyoruz.
3 Mart’ta Zeytinburnu sahilinde Hifa ve Fatmanur Çelik’in bedenleri ölü bulundu. Fatmanur Çelik bir ay boyunca Anadolu Adliyesi’nde adalet nöbeti tuttu. ‘Eğer bir gün öldüğümü duyarsanız öldürülmüşümdür, intihar etmemişimdir’ dedi. Bu haberi yapan gazeteci İsmail Arı tutuklu, istismar faili serbest dolaşıyor. Türkiye’nin bu hukuksuz, bu adaletsiz, kadınları korumayan, kadınları şiddetle baş başa bırakan bu sistemle kavgalıyız.”
NE OLMUŞTU?
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 24 Temmuz 2023’te merkez Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde Ejegul Ovezova’nın ikamet ettiği binada 8. katındaki evinin salon penceresinden düşerek ölmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, Ovezova’nın Diyarbakır’da birlikte yaşadığı eski polis memuru Cemil Koç hakkında hazırlanan iddianame, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmış, 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın 13 Temmuz’da yol kenarında bir valiz içerisinde cesedinin bulunmasıyla ilgili “tasarlayarak öldürme” suçundan tutuklanan Koç, bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine ifade vermişti.
Mahkeme, isnat edilen suçlamaya ilişkin savunma yapan Koç’un, “kasten öldürme” suçundan tutuklanmasını kararlaştırmıştı.
Cemil Koç’un, ruhsatsız silah bulundurduğu gerekçesiyle 2024 yılında polislik mesleğinden ihraç edildiği, hakkında “görevi yaptırmamak için direnme”, “tehdit”, “hakaret”, “kasten yaralama” ve “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak veya kullandırmak” suçlarından kaydı olduğu belirlenmişti.