Mustafa Özgür Sancar yazdı…
ABD tehditlerle yandaş yaratma çabasının finalini Riyad Zirvesi ile yaptı. Zirveyle aynı adı taşıyan Bildiri, aslında bir Amerikan bildirisi… Dünya ölçeğinde Aislado (izole edilmiş) olmaya koşar adımlarla giden Trump yönetimi kendince bir idari önlem aldı.
ENERJİNİN SAKINIM YASASI; DİSFONKSİYONEL BİLDİRİ
Enerjinin sakınım (korunum) yasasına göre toplam enerji kaybolmaz, sadece şekil değiştirir. Kapalı sistemlerde toplam enerjiyi muhafaza edebilirsiniz, enerjinin miktarı zamanla değişmez sabit kalır. Siyaset biliminde de bu temel fizik yasası geçerlidir. Dünya ölçeğindeki ABD karşıtlığı toplam bir enerjiye dönüştü. Özelde Trump yönetimine tepki şeklinde kendini gösteriyor; fakat Riyad Bildirisi türünden ”disfonksiyonel (işlevsiz)” kararlarla engellenemeyecek ölçüde bir Amerikan karşıtlığında genelleşiyor.
Trump, 150 dolar bandına ilerleyen ham petrol satışlarında kaynaklanan küresel hiperenflasyonu önlemek için ”İran Cumhurbaşkanı ile belli konularda saldırıları durdurmak konusunda görüştük” dedi. Borsaları manipüle etmek amacı taşıyan bu yalan, ”İran’ın dolaylı, dolaysız ya da resmî, gayrî resmî görüşme olmamıştır” karşı açıklamasıyla tüm dünya tarafından öğrenildi; fiyatların yukarıya doğru hızlı ilerleyişi devam etti.
İran çok net ve her zamankinden daha özgüvenli; bu nedenle ”artık savunmadan saldırıya” geçiyoruz dedi.
ABD ve İsrail kaybediyor; ama yanında başka kaybedenler de yaratmak istiyor. Riyad ya da Washington Bildirisi bu amaca hizmet ediyor. Yenilgiye ortak bulmak ve küresel yalıtılmışlığı engellemek…
Maalesef ortak yenilgi manifestosuna imza atanlar arasında Akp hükümeti yer alıyor.
HEGEMONYA, MUHAKEME VE YALITILMIŞLIK
Türkiye’nin yanısıra bildiriye Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) imza attı.
Bildiride, komik biçimde, İran’ı kınıyorlar, ”saldırılarını durdur” diyolar. Oysa İran saldıran değil, saldırıya uğrayan taraf. Üstelik Körfez ülkelerindeki ABD üst ve ABD askerlerinin kaldığı yerleri hedef alıyor; yani kendisine saldırıların yapıldığı noktaları hedef alıyor. İran’a füzeler Washington’dan atılmadı ki, oraya hedef alsın, bu ülkelerdeki ABD üslerinden saldırı yapılıyor.
Bildiri mantık akışını durduracak denli muhakeme yeteneğinden uzak. Bağdat yönetimi meşru müdafa yapıyor. ABD/İsrail’in saldırısı savaşın nedeni, İran’ın füzeler ise sonuçtur.
Beyaz Saray, BAE, Kuveyt ve Ürdün’e 16 milyar dolarlık silah satışına onay verdi. Trajikomik bir durum; ABD bu ülkelerden İran’a saldırıyor; sonra kendinizi koruyun diyerek yine bu ülkelere silah satıyor; hibe etmiyor, satıyor. Katmerli bir hegemonya…
Körfez ülkeleri tıpkı İspanya’nın tıpkı İsviçre’nin yaptığı gibi üstlerini ABD’ye kapatarak, İran’ı saldırıyı engellemeleri gerekirken, saldırgandan silah satın alıyor, saldırıya yataklık yapıyor ve bir ”Bildiri” marifetiyle saldırıya uğrayanı kınıyor.
Bu bir utançtır. 20. yüzyılı şekillendiren iki büyük devrimden bir tanesinin sahibi olan ve emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları çağını başlatan Türkiye bu utanca ortak olamaz. Bu konuda dâhli olanların tarihte iyi anılmayacakları su götürmez bir gerçek…
NATO, ABD’NİN TURNUSOL KAĞIDI… İKİSİ DE KAĞITTAN KAPLAN
Bugün Trump tarafından NATO’nun durumunu tanımlamak için kullanılan ”Kağıttan Kaplan” sözü bir popüler kültür nesnesi değil; doğruluğu tarihle ispatlanmış bir emperyalizm tespitidir. 1949’da gerçekleştirilen Çin Sosyalist Devrimi’ne liderlik eden Mao Zedong, ABD emperyalizminin yenilmezlik imajının altı boş bir düşünceden ibaret olduğunu ispatlamak için söylemişti. Önemli bir siyasi kavramlaştırma olarak günümüze ışık tutuyor.
Donald Trump, ”ABD olmadan NATO bir kağıttan kaplan” diyor. Daha önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ”NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” demişti.
NATO bitiyor; çünkü bu örgüt bir savunma değil, saldırı organizasyonu ve bu organizasyonun başında ABD var. Amerika NATO’nun birinci ülkesi ve örgütün asıl sahibi… bugün durum değişmiş değil. İşte tam bu yüzden Trump bir kez daha saçma bir açıklama ile herşeyi eline yüzüne bulaştırdı. ”ABD yoksa NATO kağıttan kaplandır” diyerek ülkesinin dünya ölçeğindeki güç kaybını itiraf etti. Emperyalist bir saldırı örgütünün tüm dünyayı karşısına alarak ayakta kalması mümkün değil. NATO bitiyor; çünkü Amerikan hegemonyası ve emperyalizm geriliyor.
TÜRKİYE VE KÜBA İNSANLIĞIN DEVRİME BAKAN YÜZÜ
NATO ve ABD geriliyor, Küba gibi insanlığın ufkunu açan onurlu ülkeler ilerliyor.
İran’ın onurlu direnişi çok kutuplu dünya fotoğrafını netleştiriyor; Türkiye’nin, Küba’nın, ezilen tüm ülkelerin devrime bakan yüzü aydınlanıyor.
ABD, Küba’ya insanlık dışı bir abluka uyguluyor. Fakat Küba’yı teslim almaları mümkün değil. Kübalılar sosyalizmin yaratıcı olanaklarını tümüyle kullanıyorlar. Enerji matrisinin dönüşümüne yönelik ulusal program kapsamında, Santiago de Cuba’nın radyo sistemi, güneydoğu bölgesindeki 11 istasyona kurulan güneş panellerinden faydalanıyor. Böylece ABD propagandasına karşı halkın gerçekleri öğrenmesi sağlanıyor.
Ulusal elektrik sisteminde geçen cumartesi yaşanan ülke genelindeki kesinti, çeşitli yerlerde kurulan güneş enerjisi parkları yoluyla sorun olmaktan çıkartıldı.
KÜBA’YI YAŞATMAK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR
Ülkenin en batısındaki Pinar del Rio şehrinden en doğusundaki Guantanamo’ya kadar tüm şehirlerde devreye alınan güneş enerjisine dayalı hibrid mikro sistemler sayesinde hastanelerin önemli bir kısmında hizmet veriliyor.
Granma’daki güneş enerjisi parkları, cumartesi günü devreye alınan hibrid mikro sisteme 50 megavat (MW) katkıda bulundu. Gün boyu açık seyreden gökyüzü sayesinde güneş enerjisi santrallerinde istikrarlı üretim oldu, hibrid sistemlerinde tam verim alındı.
Küba’da güneş enerjisi, hastanelere elektrik sağlayan devreleri beslemek için kullanılıyor; mikro sistemin kendisinin arızalanmasına neden olacak beklenmedik bir durum yaşanmadığı sürece, hastanelerin elektrik tedariki garanti altına alınıyor.
Küba insanlık dışı ambargo ve ablukaya karşın direnmeye, bağımsızlığını korumaya devam ediyor. İnsanlıktan yana herkes onurlu Küba’nın yanında olmalı. Küba’yı yaşatmak bir insanlık görevi…