MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bölücü elebaşı Abdullah Öcalan’ı Meclis’e çağırması Türkiye’nin gündemine oturmuş, Bahçeli’ye toplumun her kesiminden tepkiler yükselmişti.
Bahçeli’ye tepki gösteren isimlerden biri de emekli Albay Orkun Özeller’di.
BAHÇELİ’YE ‘ÖCALAN’ TEPKİSİ
Özeller, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Terörist sevici Bahçeli, sen kimden icazet aldın da benim arkadaşlarımın katilini affederek onu Meclis’e davet ediyorsun? O hayaline vatansever ülkücüler bile müsaade etmeyecektir. Namusun üzerine yemin ederim ki o terörist başının Meclis’e geldiği gün ben de Meclis’te olacağım, ya öldüreceğim ya da öleceğim” ifadelerini kullanmıştı.
Söz konusu paylaşımın ardından hakkında resen soruşturma başlatılan Özeller, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla 2 ay tutuklu kalmıştı.
BERAAT KARARI
Özeller, söz konusu davada beraat ettiğini duyurdu.
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda beraat kararının üst mahkeme tarafından da onandığını ve dosyanın kapandığını belirten Özeller, şu ifadeleri kullandı:
“Tutuklanmama neden olan iddia yani halkta kin ve düşmanlık yaratma ile açılan davadan beraat etmiştim. Karar üst mahkeme tarafından da onaylandı. Dosya kapandı. Adalet nihayetinde tecelli etti. Haksız bir şekilde iki ay tutuklu kaldığım ortaya çıktı. Diğer taraftan Bahçeliye terörist sevici demiş olmaktan ceza almıştım. İtirazlarımızı yaptık ve yargı süreci devam ediyor. Bu arada hala hukuken terörist olarak kabul edilen ABDula öcalan için statü verilerek bir nevi af edilmesi için çırpınmayı nasıl değerlendirmek gerekir?”
KAMUOYUNUN BİLGİSİNE
Tutuklanmama neden olan iddia yani halkta kin ve düşmanlık yaratma ile açılan davadan beraat etmiştim. Karar üst mahkeme tarafından da onaylandı. Dosya kapandı. Adalet nihayetinde tecelli etti. Haksız bir şekilde iki ay tutuklu kaldığım ortaya çıktı.
Diğer…— Orkun Özeller (@OrkunOzeller) August 23, 2026
Hakkında başlatılan soruşturma sonrası Özeller, Veryansın Tv’ye şu açıklamayı yapmıştı:
Özeller şu ifadeleri kullandı:
“Kosova’da Alman askerleriyle üniformama leke sürdürmemek için kavga ettim.
2013 yılında Uludere olayının emrini kimin verdiğini söyleyecek şerefli bir Türk subayı yok mu diyen Hasip Kaplan’a Türk subayını aşağılama kastıyla dava açtım.
Terörle mücadelede girmediğim çatışma şekli kalmadı, kucağımda arkadaşlarım şehit olurken elbisem kan kırmızısı olmuştu.
İncirlik’te ABD’nin verdiği madalyayı, benim düşmanıma yardım eden bir ülkenin verdiği madalyayı onurum kabul etmez diyerek geri verdim.
Sığınmacı sorununa dikkat çekmek için yandaş olmayan basında programlara çıktım.
Sonra neler oldu?
Kaçak girişlere dikkat çekmek için İran sınırına gitmiş olmam bahane gösterilerek, hakkımda orduevlerine giriş yasağı geldi.
Şimdi de ‘Öcalan Meclis’e gelsin’ diye teklif getirenlere yönelik ifade özgürlüğüm suç sayılmaya çalışılıyor.
Kime karşı bir suç? Ya Devlet Bahçeli ya da Abdullah Öcalan…
Şu ana kadar ikisinden de hakkımda bir şikayet dilekçesi yok. Bekliyorum, Bahçeli mi yoksa Öcalan mı şikayetçi olacak? Belki ikisi birlikte şikayetçi olur.
Bunca yaşanmışlıklarım karşısında ‘Öcalan Meclis’e gelsin’ teklifine ben nasıl kayıtsız kalayım?
Güvenimin ve inancımın kalmadığı bir Genel Başkan’ın yaptığı teklif, kutsallarıma sövmek gibidir. Bu teklifi yaparken, ya bu şehit ailelerini, gazileri, terörle mücadele eden güvenlik görevlilerini hiç düşündüler mi?
Bizlerin ne tepki vereceğini akıllarından geçirmediler mi ? Söyleniyorsak bir sebebi var. Söyleyene değil söyletene baksınlar.
Tüm bu söylediklerimden daha elim ve vahim olan bir şey var. O da teğmenlerimizin kurban edilmesidir. TSK’ya yazık edilmesidir.
Komutanlarına güvenini yitiren asker savaşamaz, savaşırsa da başarılı olamaz. Komutanlar teğmenler ile tekrar güven kazanabilirler.
Türkiye’nin gündemi Orkun’un mağduriyetleri değildir. Mevzu vatandır gerisi teferruattır.”

