AA'da 'Montrö' hareketliliği

Anadolu Ajansı’nın “ABD şimdi de Montrö’yü zorluyor” başlığıyla 5 Mart 2018 tarihinde Fatih Erbaş imzasıyla yayımladığı analiz yazısını sildiği ortaya çıktı.

AA'da 'Montrö' hareketliliği

ABD’nin hedef aldığı Montrö anlaşmasının önemini dile getiren emekli Amiraller özellikle hükümet medyası tarafından ‘darbecilikle’ suçlanırken, AKP kanadı Türkiye’de Montrö tartışması olmadığı iddia edilmişti.

Ancak “tartışması yapılmayan” Montrö anlaşmasının önemini anlatan ve ABD’nin söz konusu anlaşmayı neden hedef aldığını değerlendirilen Fatih Erbaş analiz Anadolu Ajansı’nın sitesinden silindi...

Haberin neden silindiğine ilişkin Anadolu Ajansı’ndan bir açıklama yapılmazken, sosyal medya paylaşımlarının ise kaldırılmadığı görüldü.

5 Mart 2018 tarihli Fatih Erbaş imzalı analizde özellikle “Son dönemde güney sınırımızda terör gruplarını açıkça silahlandırmaktan çekinmeyen ve bu konuda Türkiye'nin delillerle desteklenmiş itirazlarını ve taleplerini göz ardı eden Amerika Birleşik Devletleri (ABD), henüz bu sorunlar devam ederken, arada bir yaptığı gibi yine Karadeniz'de askeri varlık göstermek suretiyle Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni esnetmeye veya zorlamaya yönelik alışıldık tavırlarını sürdürüyor.” ifadeleri dikkat çekiyor. 

İşte o analiz:

Son dönemde güney sınırımızda terör gruplarını açıkça silahlandırmaktan çekinmeyen ve bu konuda Türkiye'nin delillerle desteklenmiş itirazlarını ve taleplerini göz ardı eden Amerika Birleşik Devletleri (ABD), henüz bu sorunlar devam ederken, arada bir yaptığı gibi yine Karadeniz'de askeri varlık göstermek suretiyle Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni esnetmeye veya zorlamaya yönelik alışıldık tavırlarını sürdürüyor.

ABD'nin Akdeniz'de görevli 6. filosunun web sitesinde duyurulduğuna göre, önce 16 Şubat 2018 tarihinde ABD donanmasına ait Arleigh Burke sınıfı USS Ross (DDG 71) muhribi, bilahare yine Arleigh Burke sınıfı USS Carney (DDG 64) Karadeniz'e girdi.

İki geminin de giriş amacı ABD donanması tarafından aynı şekilde ifade edildi: "ABD'nin bölgede operasyonel varlığını sürdürmek, deniz güvenlik harekatı icra etmek, bölgesel deniz istikrarını artırmak ve NATO müttefikleri ve ortakları arasındaki operasyonel hazırlık kapasitesini güçlendirmek."

ABD'nin bu faaliyeti karşısında Rusya'nın hamlesi gecikmedi: Rusya bir firkateyn ve iki devriye botunu Karadeniz'e çıkardı.
Karadeniz deniz alanında dengeler 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanıyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi harp ve ticaret gemilerinin Türk boğazlarından geçişini ve Karadeniz'de kalışını düzenliyor. Bu düzenlemenin kapsamına, Karadeniz'e kıyıdaş olan ve olmayan devletler dahil.

Soğuk Savaş döneminde Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye ve Batı dünyası açısından Sovyetler Birliği'nin aşındırıcı gayretlerine karşı korunan bir sözleşme hüviyetindeydi. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin anlamı ve önemi farklılaştı. Sovyetler Birliği'nin dağılıp Rusya kontrolündeki devletlerin birer birer Batı güdümüne girmesiyle birlikte Karadeniz'deki dengeler de değişti.

Bu defa ABD başta olmak üzere Batılı devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin sınırlarını zorlamaya başladılar. Öyle ki, Türkiye'de 1999 Ağustos'unda meydana gelen deprem nedeniyle Marmara denizine hastane gemisi gönderen ABD, bu gemiyi Karadeniz'e çıkarmak niyetini ortaya koyarak o kötü durumda dahi Montrö Sözleşmesi'ni esnetmeye gayret etmişti. ABD'nin bu manevrası Türkiye tarafından tespit edilerek hastane gemisinin Karadeniz'e çıkışı engellenmişti.

Doğal sürece ilave olarak, bölgedeki renkli devrimler, Ukrayna ve Gürcistan'da meydana gelen olaylar, Bulgaristan ve Romanya'nın Avrupa Birliği ve NATO üyesi olmaları, Karadeniz'in yapısını derinden etkiledi.

Bunların sonucu olarak, ABD Karadeniz'de gemi bulundurmaya, bulundurduğu gemilerini yasal süresi içinde Karadeniz'den çıkarmamaya, sözleşmenin gerektirdiğinden fazla tonajda gemiyi Karadeniz'e çıkarmaya gayret etti. ABD'nin bu gayretleri her seferinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından engellendi. Her seferinde ABD'ye uluslararası hukuk hatırlatıldı. Ancak ABD bulduğu her fırsatta Karadeniz'deki dengeleri kendi lehine değiştirmek adına gayretlerinden vazgeçmedi.

ABD'nin Karadeniz'de bulunma amacı "bölgede deniz güvenliğini sağlamak" olarak ilan edilirken, Türkiye ve Karadeniz kıyıdaşı ülkeler Karadeniz'de güvenliğin kendileri tarafından sağlandığını delilleriyle birlikte Batılı "dostlarına" gösterdiler. Buna ilave olarak, Karadeniz'e kıyıdaş devletler Türkiye'nin öncülüğünde Karadeniz'de önce kriz yönetimi ve insani yardım için "Blackseafor" Harekatını ve bilahare deniz güvenliğini temin için "Karadeniz Uyumu Harekatı"nı başlattılar."