Ankara’ya temaslarda bulunmak üzere gelen ABD Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Victoria Nuland, temasların ardından açıklama yaptı.
Dışişleri Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile görüşmelerde bulunan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından da kabul edilen Nuland, Türkiye’deki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hürriyet’ten Serkan Demirtaş’a konuşan Nuland’ın açıklamaları şöyle:
MONTRÖ’NÜN UYGULANMASI
“Türkiye, kesinlikle merkezi bir rol oynuyor. Başından bu yana Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin çok sıkı bir savunucusu oldu. Türkiye, tüm BM formatlarında yapılan toplantılarda bu kanlı saldırıya açık ve güçlü bir şekilde karşı çıktı. Türkiye hem insani yardım hem de güvenlik desteği açısından Ukrayna’nın güçlü bir dostu oldu. Montrö Sözleşmesi’ni yaşama geçirmesi de Karadeniz’in bu savaşta kullanılmaması açısından kesinlikle çok önemliydi.
ATEŞKES İÇİN ARABULUCULUK
Görüşmelere ev sahipliği konusuna gelince, hem Ukraynalıların hem de Rusların kendilerini eşit şekilde rahat hissettikleri çok az yer var. Bu açıdan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşmelerin ev sahipliğini yapma konusundaki girişimleri olumlu. Genellikle, barış görüşmeleri ateşkes sağlandıktan sonra yapılır. Ancak Rusya’nın ateşkes konusunda istekli olmaması bir sonuca ve çözüme ulaşılmasını güçlendiriyor. Tarafların masaya oturarak hangi konularda uzlaşıp, hangi konularda uzlaşamadıkları hakkında bir açıklığa varmaları çabalarını iyi bir şey olarak görüyoruz. Ancak şu anda tarafların görüşlerinde büyük uzaklık var. Hepimizin şu anda görmek istediği – Türkiye de bunu yüksek sesle dile getiriyor- ateşkesin sağlanması.

ANKARA TEMASLARI: İYİ GÖRÜŞMELER YAPTIK
Bugün bu konuda ve yaptırımların arkasındaki mantıkla ilgili olarak (Türk heyetiyle) iyi görüşmeler yaptık. Putin’in savaş makinesini körükleyen para akışını kesmemiz gerektiğini ve bu savaşta yaptıklarını ağır bir şekilde ödemesi gerektiğini Türkiye’nin tamamen anladığını düşünüyorum.
‘YAPTIRIMLARA KATILMASA BİLE…’
Yaptırımlara katılamasa bile topraklarının yaptırımlardan kurtulmak için ve oligarkların kirli paralarının havuzuna dönüşmemesi için Türkiye’nin çok dikkatli olmasının çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bu riskler konusunda hükümette iyi bir anlayış olduğunu görüyorum.
STRATEJİK MEKANİZMA: BÜTÜN KONULAR TEK FORMATTA
Bu yeni mekanizmanın en güzel özelliği, bütün konuları tek bir formatta ele alma olanağını sağlaması. İkili ilişkileri ister ticaret olsun, ister insan hakları ve sivil toplum konuları olsun konuşabiliriz. Aynı zamanda Dağlık Karabağ, Suriye ve Ukrayna gibi bölgesel konuları da konuşabiliriz. Demokrasilerin de nasıl otokratik yönetimler birlikte hareket ediyorsa birlikte hareket etmeleri gerçeğinde olduğundan hareketle küresel meseleleri de bu formatta ele alabiliriz.
‘S-400’ MESAJI: TÜRKİYE RUS SİLAHLARINI ÖN SIRADAN İZLEDİ
Bu yeni Stratejik Mekanizma ikili ilişkilerimiz kapsamında birlikte iyi çalıştığımız konuları ve sorunları ele almamıza yardımcı olacak. Bu konuyu çok uzun süredir konuşuyoruz. Bu savaş bağlamında ilginç noktalardan biri de Türkiye’nin Rus silahlarının performansını en ön sıradan izleyebilmesi oldu. Ve savaş alanında çok da iyi bir iş yapamadıkları ortaya çıktı, öyle değil mi? Ayrıca yaptırımlar nedeniyle Rusya’nın yakın gelecekte kendi gereksinimlerini bile tedarik etme zorunda kalacağından bahsetmiyorum bile.
‘NATO BİRLİKTE GÜÇLÜ’
Tüm bunlar uzun süredir altını çizdiğimiz düşünceyi güçlendiriyor: NATO ülkeleri birlikte çalıştığında, sistemleri uyumlu olduğunda daha da güçlü olurlar ve Rusya gibi ülkelere bağımlı olmazlar. Rus silahlarının ahlaki olmayan kullanımı ile ilgili raporlardan haberdarız. Bu (S-400) konuda birlikte çalışacağımızdan ümitliyim. Biliyorsunuz, Türkiye’nin F-16 satın alma isteği de var ve bunu da konuşuyoruz. Ama çok daha önemlisi güvenlik konularında dört bir yandan çalışmaya devam ediyor olmamız.”
‘TÜRKİYE-İSRAİL NORMALLEŞMESİ BİZİM DE ÇIKARIMIZA’
ABD Dışişleri Müsteşarı Nuland, Türkiye-İsrail yakınlaşmasıyla ilgili şu açıklamada bulundu:
“Bu bizim de çıkarımıza. Türkiye ve İsrail’in güçlü ilişkiler içinde olması, ticaret ve enerji ilişkisinde olmasının bizim de çıkarımıza olduğundan eminiz. Bu savaşın ortaya çıkardığı durumlardan biri de yüksek oranda Rus doğalgazı ithal eden birçok ülkenin kaynaklarını çeşitlendirmek ve bunu da süratli bir şekilde yapmak zorunda olmaları. Yani, Doğu Akdeniz’de bazıları yakın komşularınızı da kapsayacak şekilde ve yeni gaz keşifleri ve yeni boru hatlarını gerektirecek farklı birçok fırsat var. Bu konularda çalışmak ve özellikle Türkiye’nin Rus doğalgazına karşı kaynak çeşitlendirme amacında yardımcı olmayı istiyoruz.”
Ne demiş bizimkiler o zaman.
Sen kimsin, nasıl boyle bize ayar verirsin , hadi oradan mi demis,
Yoksa ey amerika, sen kim oluyorsun, senin mustesarin nasil boyle konusur mu demis,
Ama duymadik bunlari, sanirim hicbirsey diyememisler.
Boylece ayari alkislar ki, F,16 ya tav gelmisler…
Nuland, kendi ülkesi için de bir çok ülkede yaptıkları işgaller için aynı şeyleri düşünüyor mu?
‘Putin’in savaş makinesini körükleyen para akışını kesmemiz gerektiğini ve bu savaşta yaptıklarını ağır bir şekilde ödemesi gerektiğini Türkiye’nin tamamen anladığını düşünüyorum.’
Yeni Halkbank davaları gelir 3-5 seneye. Abramovic çoktan göztepeyi satın aldı.
Türkiye ve komşularında Kürdistan kurmak için PKK’yı silahlandırarak müttefikini sırtından bıçaklayan ABD’ye bir çağrın var mı Victoria?
Sırrını açık mı ettik!
Millet İttifakı içinde cumhurbaşkanlık için adı geçen adaylar arasında Mansur Yavaş dışında milli bir aday yok. Eğer diğer gayri-milli adaylardan biri cumhurbaşkanı olursa, o kişi ABD ne derse onu yapacak ve Türkiye iç savaş ve bölünme dönemine girecektir. Bence Mansur Yavaş ülkesini ve milletini gerçekten seviyorsa, Zafer Partisi’nin teklifini kabul etmelidir.
Türkiye tarafsızlığını korumalı. Dostlarımızın (!) müsteşarları bize ayar verememeli.
Iktidar ettiğiniz akp sizi dinlemeyecekte kimi dinleyecek.