Acıgöl'ü kaybediyoruz!

ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü'nden Dr. Mustafa Korkmaz, Afyonkarahisar ve Burdur sınırlarında yer alan, 200'e yakın kuş türünün yanı sıra endemik bitki ve hayvan türlerinin olduğu, tektonik kökenli Acıgöl'de karşılaştıkları tablonun vahim olduğunu söyledi. Korkmaz, "Gölün ortalarına kadar yaklaşık 2 kilometre araçlarımızla ilerleyebildik. Büyük ölçüde kurumuş halde. Bu göl 1980'li yıllarda, 160 kilometrekare alana sahipti. Şu an bu rakam 50 kilometrekareye kadar düştü. 40 yıl önce 8 metre olan su seviyesi 1 metreye düşmüş. Tuzluluğun artması, iklim değişikliği buradaki birçok canlının yok olmasına yol açtı. Göl kuruduğu için flamingolar da buraya uğramıyor. Bu habitatları maalesef kaybediyoruz" dedi.

Acıgöl'ü kaybediyoruz!

'TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı' kapsamında, dünya genelinde ortalama sıcaklıklardaki artışın, göllere ve göl ekosistemlerine etkilerini incelemek amacıyla geçen yıl 'İklim değişikliği ve tuzlu göller ekolojisinin etkisi' projesine başlandı. Proje yürütücülüğünün Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Erik Jeppesen'in üstlendiği, ODTÜ'lü akademisyenlerin yer aldığı çalışmalar kapsamında, 16 gölde küresel ısınmanın ve tuzlanmanın göl ekosistemleri ile canlılara yaptığı etkiler incelendi. Projede görev yapan bilim insanları, Denizli Afyonkarahisar ve Burdur sınırlarında yer alan, flamingo, angıt, kılıçgaga gibi 200'e yakın kuş türünün yanı sıra endemik bitki ve hayvan türlerinin olduğu tektonik kökenli Acıgöl'de de inceleme yaptı. Göldeki sudan, çevresindeki balçıklardan incelenmek üzere örnekler alındı. ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü'nden Dr. Mustafa Korkmaz, inceleme yaptıkları alanlarda karşılaştıkları tablonun vahim olduğunu belirtti. Türkiye'deki son 50 yılda 40'a yakın gölün kuruduğunu belirten Korkmaz, kuraklık sorununa çözüm bulmak için önlem alınması gerektiğini dile getirdi.

'BÜYÜK ÖLÇÜDE KURUMUŞ'

Burdur Havzası'ndaki göller için tehlike çanlarının çaldığını dile getiren Dr. Mustafa Korkmaz, "Burdur Gölü aşırı çekilmiş, Yarışlı Gölü ve Akgöl tamamen kurumuş durumda. Tuzlulaşma nedeniyle bu göllerde yaşayan canlı sayısı düşük seviyede. Acıgöl'de de maalesef aynı tabloyla karşı karşıyayız. Gölün ortalarına kadar yaklaşık 2 kilometre araçlarımızla ilerleyebildik. Büyük ölçüde kurumuş halde. Bu göl 1980'li yıllarda, 160 kilometrekare alana sahip bir alana sahipti. Şu an bu rakam 50 kilometrekareye kadar düştü. 40 yıl önce 8 metre derinliğe sahip olan Acıgöl'de bu rakam 1 metrenin altına kadar düştü. Tuzluluğun artması, iklim değişikliği buradaki birçok canlının yok olmasına yol açtı. Burada üreyen ve konaklayan yaklaşık 200 çeşit kuş türü vardı. Bunların birçoğuna artık burada rastlayamıyoruz. Göl kuruduğu için flamingolar da buraya uğramıyor. Bu habitatları maalesef kaybediyoruz" dedi.

'ÖNLEM' ÇAĞRISI

İnceleme yaptıkları 16 gölün 6'sının tamamen kuruduğunu aktaran Dr. Korkmaz, "Kuraklığın temel nedenlerinden birisi iklim değişikliği. Ülkemizde tarımsal sulama vahşi boyutta. Daha çok su isteyen ürünlerin ekimi yapılıyor. Farklı ürün desenlerine yönelmeliyiz. Sulamayı kontrollü yapmalıyız. Acıgöl'de artık suyun büyük ölçüde çekildiği bir bölge. Bu kuraklık artarak devam edecek. Meke, Bolluk, Tersakan gölleri gibi bu gölümüzü de kaybetmek üzereyiz. Eğer biz bu göllerimizi korumazsak tarım politikalarımızı değiştirmezsek ürün desenlerimizi değiştirmezsek maalesef bu göllerimizi kaybedeceğiz. Eğer kontrolsüz harcamalarla su kaynaklarımızı bitirirsek ileride su da bulamayacağız. Bu nedenle bir an önce önlem almamız gerekiyor" diye konuştu.